All Posts By

engelsizseyyah

Engelliler için Midilli Adası

By Yurt Dışı Seyahatler

Günübirlik gittiğim Midilli adasına ait notlarımı sizinle paylaşmak istedim. Ayvalıktan kalkan feribot ile Adaya ulaşmak için bir gün önceden biletimizi aldık. Öncelikle size feribottan bahsetmek isterim. Sanırım birkaç firma var. Biz biletimizi Jale Tur firmasından aldık. Pasaport kontrolünden (bizi fark eden görevli hemen öne aldı, bu nedenle bu gibi yerlerde öne gidip kendinizi göstermenizde yarar var.) sonra rahatça feribota bindik. Ancak feribotun içine girmek mümkün değil. Bu soğuk ve yağışlı havalarda sorun olur. Nedense bu tip gemilerde bu sorun hep yaşanıyor. Kapı eşiği bayağı yüksek.

Hatta araçların bulunduğu yerden yan tarafa geçiş bile tek başına mümkün değil. Mutlaka yardım almanız gerekiyor.

Neyse hava güzeldi de bu konuda bir sorun yaşamadım. Ancak tek başına olmak ve yanından insanların geçerken zorlanmaları hoş değildi.

Kısa bir yolculuktan sonra adaya ulaştık. Burada da Yunan görevliler öncelik tanıdılar. Gezimiz zaman darlığı nedeniyle sadece feribot iskelesinin bulunduğu bölgeyi gezmekten ibaret kaldı. Vakit olsa araba kiralayıp adayı gezmeniz mümkün. Engelliye uygun oteller olduğunu öğrendim. Gelecek sene için aklımızın bir köşesine not aldık.

Sahil boyu tekerlekli sandalyeye uygun kaldırımlarda rahatça gezilebiliniyor. Sahilde bulunan kefelerde uygun fiyatlarla kahve içmeniz mümkün. Sularda bedava.

Yollar ve kaldırımlar genellikle sandalye için uygun. Zaman zaman daralan kaldırımlar sorun yaratıyor.

Öğle yemeğimizi tavsiye üzerine gittiğimiz sokak arasındaki deniz ürünleri yapan bir lokantada yedik. Fiyatlar çok ucuz olmasa da ülkemize göre nispeten uygundu.

Gene önceden belirlediğimiz yerlerden alış veriş yaptık. Ancak burada kredi kartına pek ilgi yok. Çoğu yerde geçmiyor. Döviz kurlarıda yüksek. Bu nedenle yeteri kadar nakit Euro ile gitmenizi tavsiye ederim.Akşam üstü gene geldiğimiz feribotla ve ayni sorunları yaşayarak Ayvalığa döndük.

Engelliler için Roma

By Yurt Dışı Seyahatler

ULAŞIMTHY’nin uçağı ile geldiğimiz Roma havaalanından şehre ulaşım trenlerle sağlanmakta. Yardıma gelen görevliye trenle şehre ulaşacağınızı söylerseniz sizi uygun yere ulaştırıyorlar. Her hava alanında olduğu gibi burada da görevliler bahşişe hayır demiyorlar. Burada Roma şehrinin en önemli istasyonu olan Termini’ye ulaşıyorsunuz. Tren engelliye uygun. Bilet alırken engelli olduğunuzu belirtmeniz lazım. Zaten sizi görüyorlarsa size uygun bilet veriyorlar. Engelliye ayrılan koltukların yanında engelliye uygun tuvalet bulunmaktadır.

Termini istasyonu Romanın en önemli ulaşım merkezi. Biz bu nedenle ve buradan Floransa’ya da trenle gitmeyi planladığımızdan otelimizi bu bölgeden seçmiştik. İstasyonun önünde şehrin her yönüne giden otobüs durakları ve metro durağı bulunmaktadır. Bu istasyonda bulunan ve engellilere bilet ve trenlere ulaşmada yardımcı olan Sala Blu adında hizmet veren bir büro bulunmaktadır. 5.Terminal yakınında bulunan bu büroya bilet alırken ve trene binmeden önce mutlaka uğrayın.

GENEL OLARAK ROMARoma şehri bilhassa gezilecek yerleri itibariyle tarihi bir bölgede olması ve tarihi dokunun olabildiğince korunması nedeniyle (orta cağdan kalma sokakları ile)  tekerlekli sandalye için fazlasıyla yorucu. Deniş taşlarla döşeli yollar ve kaldırımlarda hareket oldukça zorlaşıyor. Tekerlekli sandalyenizin sağlam olması ve bu şartlara dayanması gerekmektedir. Ben zaman zaman sandalyenin bir yerinin kırılacağı korkusu yaşadım. Ama neyse ki böyle bir olumsuzlukla karşılaşmadım. Ama bu düşünce ile bazı güzergâhları kullanamadık. Sonuç olarak mutlaka Roma görülmesi gereken bir yer ama sadece bir kere. Bu nedenle gittiğiniz zaman her yeri görmeye çalışın.Bu arada en yakın bir turizm bürosundan Roma haritası edinmeyi ihmal etmeyin.Diğer şehir içi yollarda fazla geniş olmadığından biraz dikkatli olmakta yarar var.

Trafiği yoğun olan Roma da bazı meydanlarda Trafik polislerinin trafiği düzenlemesini görmek beni geçmişe götürdü.

Bu genel bilgiden sonra  şehrin önemli yerlerini gezmeye başlayabiliriz. Gezimize Otelimizin bulunduğu Termini bölgesinden başladık. Gezimizi genel olarak yürüyerek yapmayı planladığımızdan günlük veya 3 günlük bilet almayı düşünmedik. Gerekli olduğu yerde bilet aldık. Otobüs duraklarından gideceğimiz bölgeden geçen hatların numaralarını öğrendik. Engelliye uygun olup olmadığını araştırdık. Zaten otobüslerin önünde bulunan işaretlerden bunu anlamanız kolay oluyor. Ender de olsa bazı otobüsler dolu idi ve şoförler bize maalesef anlamında işaret yaptılar. Ama önemli değil fazla zaman geçmeden ikinci bir otobüs geliyordu. Şoförler gerekenleri yapıyorlar, hemen inip tekerlekli sandalye için konulan rampaları açıp bizim otobüse binmemizi ve varsa engelliye ait yerdeki yolcuları ikaz ederek bizim yerleşmemizi sağlıyorlardı. Otobüs bulamasak taksiye bineriz düşüncesindeydik. Size de bunu önerebilirim. Dönüşleri genellikle bu yolla yaptık. Bazen metroyu da düşündükse de açıkça başarılı olamadık. Giriş çıkış yerleri ve asansörleri bulmakta sıkıntılar yaşadık. Böyle durumlarda taksileri tercih ettik.İlk hedefimiz Kolezyum. Kollezyuma yürüyerek gitmeyi uygun bulduk. Güzergahın yokuş aşağı olması da bizim bu kararımızda etkili oldu.
SANTA MARİA MAGGİOREYolumuzun üzerinde bulunan bu kiliseyi uzaktan seyretmekle ve önünde resimler çekmeyle yetindik. Zaten önünde bulunan merdivenler bize fazla davetkâr gelmedi.

DOMUS AUREA (Altın Ev)
MS 64 yılında büyük yangının ardından Neron tarafından inşa ettirilmiştir. Altın Ev, İmparator Neron,imparatorluğun dört bir yanından toplattığı altınları erittirerek evine kaplatmış, günümüzde evden geriye kalanları Kolezyum yanında Esquilinus tepesinde görebilirsiniz. Bizde yakından geçerken ve kolezyumdan bu kalıntıları seyrettik.
KOLEZYUM (COLOSSEO)
Roma başta olmak üzere dünyanın en ünlü turistik yapılarından biridir. Yapımına M.S 72 yılında, İmparator Vespasian’ın başladığı amfitiyatro, sekiz yıl sonra Titus tarafından açılmıştır. İnanışa göre bu ünlü yapı adını İmparator Nero’nun Colossus Neronis adı verilen 30 m yüksekliğindeki devasa heykelinden alır.Roma Forumu’nun hemen doğusunda inşa edilen Kolezyum, 55.000 izleyicinin giriş yapabileceği 80 arklık girişlere sahiptir. Tiyatro amacı ile kullanıldığı zamanlarda bu izleyiciler yerlerine sınıf farklarına göre oturtuluyorlardı. 188 metre uzunluğu, 156 metre genişliği ile devasa bir yapı olan Kolezyum, sadece tiyatro oyunları için değil, hayvan dövüşleri, idamlar ve gladyatör mücadeleleri için de kullanılmıştır. Gladyatör mücadeleleri o günlerde çok popüler olan bir aktivitedir. Genellikle kölelerden, mahkumlardan ve suçlulardan oluşan gladyatörler arasında birkaç kadın gladyatör de vardı. Zengin fakir herkesin izlediği bu mücadeleler kimi zaman imparator tarafından da takip edilmekteydi. Kolezyum’um görkemli törenlere sahne olan açılışında bile 5000’den fazla hayvan, bir o kadar da insan öldürülmüştür. Afrika’dan getirilen yabani filler, aslanlar ve aç bırakılıp insanlara salınan ayılar oyunlar boyunca ilgi çekiyordu.450 yıldan daha uzun süre gladyatör dövüşleri, vahşi hayvan avları ve idamlardan sonra Kolezyum’un kemer altları; ağıllar, ahırlar ve kaleler ile doldurulmuş ve taşları yağmalanmıştır. Kolezyum’dan sökülen taşlar farklı yerlerde kullanılmıştır. İlgisizlik ve yağma ile tahrip olsa da yapı halen Roma başta olmak üzere İtalya’nın en ünlü ve önemli gezi noktalarından biridir. Kolezyum’un hemen etrafında ufak bir ücret karşılığında eğlenceli fotoğraflar çektirebileceğiniz gladyatör kostümlü Romalılar yer alıyor.Roma Forumu’nun doğusunda yer alan Kolezyum’un etrafında bir çok önemli yapı yer almaktadır. Arco di Costantino (Konstantin Takı), Arco di Tito (Titus Zafer Takı), Domus Aurea, Circo Massimo, Traianus Sütunu ve Traianus Pazarları çevrede bulunan en önemli gezi noktaları arasında yer alırBu tarihsel bilgilerin ardından gezimize başlayalım. Tarihi ve çok eski bir yapı olması nedeniyle  genellikle engelliye uygun olmadığı düşülse de  (ki ben böyle düşünüyordum) gerçekte böyle değil. Bazı zorlanmalar olsada tekerlekli sandalye ile burayı gezmek mümkün. Yapıyı gördüğümüz yerden itibaren fotoğraflar çekerek yapıya doğru ilerlemeye başladık. Romanın ve dünyamızın bu önemli yapısından etkilenmemek mümkün değil.

Bayağı meyilli girişleri kullanmak tehlikeli geldiğinden daha uzun ancak daha az meyilli yollardan yapıya yaklaştık. Etrafında biraz dolaştıktan sonra giriş kapısına ulaştık. Önündeki kuyruğa girmeden giriş kapısına ulaştık. Oradaki görevlilerin bizi fark etmesini sağladık. Görevli kapıyı bize açarak bilet gişelerine yöneltti. Benden ve eşimden ücret almadan biletlerimizi aldık. Yapının içindeki koridorlarda gezinmeye başladık. Nispeten yollar tekerlekli sandalye ye uygundu. (girişteki bir iki basamağı saymasak)

Biraz ilerledikten sonra bir geçitten kolezyumun içine girdik. Genellikle uygun olan bu bölgeden yapıyı zemin bölgesinden izledik. Tarih bilgimizden, seyrettiğimiz filmlerden ve okuduklarımızdan yola çıkarak burada yaşananları hayal etmeye başladık. 

Buradan yeteri kadar durduktan sonra tekrar koridora geri döndük. Biraz daha ilerledikten sonra yukarı kata çıkmak için yapılan asansöre ulaştık.

 Asansör ile yukarı kata rahatça ulaştık. Üst katta bulunan koridorlardan seyir yerlerinin olduğu koridora geçtik. Her yönü ile tekerlekli sandalyeye uygun (arada bir karşınıza çıkan basamakları varsa da) olan bu gezinti yollarından dolaşarak kolezyumu her açıdan izlemek mümkün. Ulaşılabilirliğine 10 üzerinden 8 verebilirim.

Üst katta bulunan dışarıya açılan seyir alanından çevreyi izlemek mümkün. Burada bulunan mağazadan hatıra eşyası alabilirsiniz. Buralara giriş çıkışta oldukça rahat.

Doya doya bu gezintiyi yaptıktan sonra ayni asansörle aşağıya indik. Burada engellilere uygun tuvalet bulunmaktadır. Kolezyumdan çıkış yaptık ve yapının etrafında turlamaya başladık. Bu defa yukarıdan gördüğümüz yapıları yakından izleme imkanı bulduk. Yukarıda da belirdiğim gibi bazı yerlerde tekerlekli sandalye ile epey zorlandık.
Arch of Constantine
İlk Hıristiyan İmparator Konstantin’in zaferini anmak amacıyla 4. yüzyılda dikilen,Kolezyum’un yanında,palatino tepesi ile kolezyum arasında yer alan 25 metre yüksekliğindeki tak’tır. Hemen kolezyumun yanında yer almakta ve ulaşımı rahat bir yerdedir.

Circus Maximus:
Halk oyunları ve eğlenceler,tekerlekli araba yarışları için inşa edilmiş antik bir hipodrom.Sezar tarafından yaptırılan en eski ve büyük stadyum Circus Maximus’tur.İki kez yandığı için geriye çok fazla bir şey kalmasa da  görülmeye değer.Kolezyuma çok yakın,bir durak mesafede ancak ulaşımı biraz zor.Uzaktan seyretmekle yetindik.

ROMA FORUMU (FORO ROMANO)

 

Roma Forumu, Antik Roma’nın siyaset, ticaret ve hukuk yaşamının merkeziydi. Forumda yer alan en büyük yapılar, resmi davaların görüldüğü bazilikalardı. MÖ 5. yüzyıldan MS 5. yüzyıla kadar en önemli anıtlar buraya inşa edilmiştir.Günümüzde yabani otların sardığı ve geniş bir yıkıntı görünümündeki bölge, eski Roma’da 1000 yıl boyunca şehrin en önemli bölgelerinden biri olmuştur. Kolezyuma yakın olan bu bölgeye ulaşmak bayağı zor. Resimlerden de görüleceği gibi tarihi yol tekerlekli sandalye için zor ve hatta tehlikeli. O zamanlarda tekerlekli sandalye varmıydı bilemiyorum ama yolları yaparken bizleri düşünmedikleri kesin.

Zor şartlarda ve eşimin olağanüstü gayretleri ile formu yukarıdan gören bir yere ulaştık. Giriş kapısından ücret ödemeden geçtik. Buradan kalıntıları genel olarak görmek mümkün. Aşağıda yollar vardı ama oraya gidecek halimiz kalmamıştı Ayrıca yolun sonu görünmüyordu. İleride çıkış yoksa ve aşırı meyil olması düşüncesiyle, yorucuda olsa geldiğimiz yoldan dönmeyi tercih ettik.Geldiğimiz teras gibi yerden forma inmek için bir asansör bulunmaktaydı. Çalışıyor mu diye baktım, çalışmıyordu. Belki bir görevli bulsak bunu çalıştırabilirdi ama gerek yakında bir görevli olmaması ve niyetimizinde olmaması nedeni ile bu yönde çabamız olmadı.Aslında ilginç bir gezinti olabilecektiama eşimin de pili bitmişti. Yanınızda güçlü birisi varsa mutlaka burayı gezin. Benim aklım kaldı. Size bir ipucu da vereyim. Kollezyumdan buraya girmeyin. Kollezyum çıkışı imperial caddesinden uygun bir giriş olduğunu sonradan öğrendim. Formun içinde engelliye uygun tuvalet bulunuyor. Bir daha gidersem mutlaka Roma formunu gezeceğimi söyleyebilirim. Bu nedenle siz mutlaka girmeyi deneyin. Ulaşılabilirliği 10 üzerinden 6.

Kolezyum çıkışında Vittorio Emanuele II abidesine giderken da yol boyunca formu izlemeniz mümkün. 

.Arch of Titus:
Roma Forum’unun güneydoğusunda yer alır,MS 82 yılında Roma İmparatoru Dominitian tarafından ölen kardeşi Titus’u ve zaferlerini anmak amacıyla yapılmıştır. Kolezyum’dan Roma formuna giderken yol üzerinde bulunan yapı yakından görmek mümkün.

  PİAZZA VENEZİA (VENEZİA MEYDANI) – VİTTORİO EMANUELE II ABİDESİ  

 

Roma’nın ünlü anıtlarından olan Vittorio Emanuele II Abidesi, şehrin hareketli meydanlarından Piazza Venezia’da (Venedik Meydanı) yer alır. Altare della Patria olarak da bilinen anıt, Giuseppe Sacconi tarafından Birleşmiş İtalya Krallığı’nın ilk kralı II. Vittorio Emanuele’yi onurlandırmak için 1885-1911 yılları arasında yapılmıştır.Meydan tekerleki sandalye için uygun olup, meydanı ve meydandaki eşsiz mimarisi ile dikkat çeken  abideyi seyretmeniz mümkün.

Panaromik asansörü ile tepesine çıkarak Roma’yı geniş bir açıdan görmeniz mümkün ama biz vakit nedeniyle asansöre binemedik. Buraya kolezyumdan yaya olarak ulaşılabilir.

SANTA MARİA DEGLİ BAZİLİKASI

 

 

Büyük Roma bazilikalarından biri olan Santa Maria Maggiore, farklı mimari tarzların bir arada kullanımı konusundaki en başarılı örneklerden biridir. Orijinal kilise efsaneye göre M.S 356 yılında, Esquiline Tepesi’ne yağan kardan sonra, bu tepenin doruğuna yapılmıştır.  Efsaneye göre bir gece Bakire Meryem papanın rüyasına girer ve ona yeni bir kilise inşa etmesini, yeni kilisenin inşa edileceği yeri ise yarın karla işaretleyeceğini söyler. Gerçekten de yaz günü olmasına karşın Esquiline Tepesi’ne kar yağar ve bunun üzerine papa da bu bölgeye kiliseyi yaptırır.

Günümüzdeki kilisenin nefi ve nef mozaikleri 5. yüzyıl tarihli orijinalleridir; Cosmati işçiliği, apsis mozaikleri ve Romanesk çan kulesi Ortaçağ’dan kalmadır. Santa Maria Maggiore Kilisesi Ortaçağ boyunca kapsamlı yenilemelerden geçirilmiştir. Kilisenin tavanı İspanya Kraliçesi Isabella’nın papaya hediye ettiği Yeni Dünya’dan getirilmiş altın yaldız ile kaplanmıştır.

Bazilikaya giriş ve içerisi tekerlekli sandalyeye uygun. Mutlaka görülmesi gereken muhteşem bir yapıt.

NAVONA MEYDANI VE DÖRT NEHİR ÇEŞMESİ  

Navona Meydanı (Piazza Navona), Roma’nın en güzel ve hareketli meydanlarından. Şehrin kalbinde yer alan meydan gece gündüz devamlı hareketli. Elips biçimindeki meydanın bulunduğu alanda İmparator Domitian tarafından M.S 1. yüzyılda yaptırılan bir stadyum yer almaktaydı. 30.000 kişi kapasiteli olan stadyumun yıllar içinde yıkılması ile ve Papa X. Innocent (1644-1655) bölgenin yeniden düzenlenmesini istemesinin ardından Navona Meydanı hayat bulmuşturBugün yayalara ayrılmış olan meydan, kafeleri, seyyar satıcıları ve sokak göstericileri ile gün boyu hareketli. Meydanda yer alan 3 çeşmenin en ünlüsü ise Bernini tarafından tasarlanan Dört Nehir Çeşmesi. Çeşmenin tasarımı bir yarışma sonucunda belirlenmiş olup ismi dört kıtadaki dört nehrin dört tanrısından gelir. Bu nehirler şunlardır: Afrika’daki Nil, Asya’daki Ganj, Avrupa’daki Tuna ve Amerika’daki Plata’dır. Çeşmenin ortasında yer alan dikilitaş Roma döneminden kalmadır. Üzerinde İmparator Vespasianus, Titus ve Domitian’ın adlarının hiyeroglifleri bulunur.Çeşmenin hemen arkasında Sant Agnese in Agone Kilisesi yer alıyor. Roma’nın en ünlü kiliselerinden olan San Luigi dei Francesi ise hemen binaların arkasında yer alıyor. Navona Meydanı’nın etrafında yer alan binaların çoğu ise 16 ve 17. yüzyıllardan kalmadır.Şehrin merkezinde yürürken birden karşınıza çıkıverir veya sorarak ta bulabilirsiniz, yakınlarında bir metro durağı yok ,yürüyerek gitmek istemez iseniz otobüs ile gidebilirsiniz.Meydan her yönü ile tekerlekli sandalyeye uygun. Gerek çeşmeyi ve gerekse çevresinde yer alan tarihi binaları ve meydanda gösteri yapan insanları saatlerce izleyebilirsiniz. Uzun zaman ayrılması gereken bir meydan. Engelli tuvaleti mevcut, parada almıyorlar. Biz buraya iki defa geldik. Mutlaka burayı gezin, görülmesi gereken bir yer.

.PANTHEON (ROMA) 

Pantheon, Antik Roma döneminden kalan ve en iyi şekilde korunmuş olan bir tapınaktır. Günümüzdeki Pantheon aynı yerde yapılan üçüncü yapıdır. Önceki iki yapı yangınlarda tahrip olmuştur. Buraya yaya olarak ulaşabilirsiniz.Yukarıda da belirttiğim gibi bir plan dahilinde Roma’yı yaya gezebilirsiniz.(Bknz.Yazının son kısmı) Dönüşünüzü ise bir ulaşım aracı ile rahatça yapabilirsiniz. Burada bulunan bir dondurmacıdan lezzetli bir dondurma yedikten sonra Pantheon’a girdik. Meydan parke taşları ile kaplı olduğundan gezmek biraz zor. Ancak girişte gerekli önlemler alınmış ve tekerlekli sandalye için rampalar konulmuş. Sizi gören görevliler sizi rampaya yönlendiriyorlar. Giriş ücretsiz. Etrafta tuvalet göremedim.

Pantheon’u bu kadar etkileyici kılan en önemli özellik hiç şüphesiz ki eşsiz mimarisidir. Arklar sekiz kısımda biter, kubbe ise farklı arklar tarafından desteklenmektedir. Binanın ağırlığını kaldırmak için bu arklardan faydalanılmıştır. Romalılar mimaride kullanılan malzemelerin ağır olduğunun farkındaydı; bu nedenle kubbede daha hafif malzeme kullanmışlardır. En ağır inşa malzemesi ile taban için kullanılmıştır. Kubbenin ortasında Oculus adında bir delik bulunur. 8 metre genişliğindeki bu delik içeriye ışık girmesini sağlayan tek noktadır.

Girişin iki kısmında Augustus ve Agrippa’nın heykelleri bulunmaktadır. Yapının iç dizaynı ise gelenek ile yeniliği birleştirmiştir. Binanın mimarisi ve içi etkileyici. Mutlaka gezin, ihmal etmeyin.

Pantheon aynı zamanda krallar, ressamlar ve mimarların mezarlarının bulunduğu bir yerdir. Mihrabın solundaki şapelde Rönesans ustası Raffaello bir Roma lahdinde gömülüdür. Binanı bulunduğu meydan çok hareketli ve kalabalık. Zaman zaman bu insanlarıda seyretmekte ilginç olabiliyor.

CAMPO DE FİORİ   

      

Tiber Nehri ile Navona Meydanı arasında yer alan Campo dei Fiori’nin adı efsaneye göre Pompeo’nun sevdiği kadın Flora’dan almıştır. “Fiori” İtalyancada “çiçek” anlamına gelir.Meydanın ortasında, Roma Engizisyon (Katolik Kilisesi’ne bağlı bir mahkeme sistemi), 1600 yılında fikirleri nedeniyle yakılan Filozof Giordano Bruno’nun bronz heykelini yer alır. 1888 yılında yapılan bu heykel, bir anlamda, geçmişte burada düzenlenen infazların acı verici anısını yansıtır.   

 Meydanın bu kadar hareketli ve ünlü olmasının nedenlerinden biri de gündüzleri burada kurulan sokak pazarıdır. Sokak pazarını, pazar günleri hariç sabahtan öğlen vaktine kadar ziyaret edebilirsiniz. Pazarda günlük taze meyve sebzeler alabilir, Romalıların pazar alışveriş kültürünü gözlemleyebilirsiniz. Alan tekerlekli sandalye ile gezmeye uygun. Yolunuzun üstünde ise gezin. Mutlaka görülmesi gereken bir yer değil. Bu bölümü burada heykeli bulunan Giordano Bruno’nun öenli bir sözü ile bitirelim.”Tanrı, iradesini hakim kılmak için yeryüzündeki iyi insanları kullanır; yeryüzündeki kötü insanlar ise kendi iradelerini hakim kılmak için Tanrı’yı kullanırlar.”  

TREVİ ÇEŞMESİ (ROMA AŞK ÇEŞMESİ)     

 

 

 

 

Trevi Çeşmesi (Fontana di Trevi) ya da bilinen adıyla Aşk Çeşmesi Roma’nın en ünlü yapılarından biridir. Çeşme, Papa XII. Clement tarafından Heykeltıraş Nicola Salvi’ye yaptırılmıştır. Trevi İtalyanca “üç yol” anlamına geliyor. Bu ismin çeşmenin olduğu meydana çıkan 3 yoldan dolayı verildiği düşünülüyor. Günümüzde çeşmenin etrafı özellikle gece saatlerinde çok hareketlidir.Roma’nın en ünlü simgelerinden olan Trevi Çeşmesi üzerinde birçok heykel görebilirsiniz. Çeşmenin orta kısmında 2 Triton’un (deniz ulakları) çevrelediği bir Neptün figürü bulunur. Tritonlardan biri huysuz bir denizaltını dizginlerken diğeri ise daha sakin olan hayvanı sürmektedir. Bunlar denizin 2 zıt halini simgeler. Çeşmenin sağındaki rölyefte Acqua Vergine su kemerini yaptırarak suyunu kente getirdiği kaynağı keşfeden bakire betimlenmiştir.

Trevi Çeşmesi her ne kadar muhteşem bir görünüme sahip olsa da çeşmenin bu kadar ünlü olmasının bir nedeni de çeşmeye dilek dileyip bozuk para atılmasıdır. İnanışa göre kim dilek diler ve sağ eli ile sol omzunun üzerinden çeşmeye bozuk para atarsa o kişinin dileği gerçekleşir ve Roma’ya tekrar gelirmiş. Trevi Çeşmesi’nin havuzunda her hafta binlerce Euro toplanır ve hayır kurumu olan Caritas’a verilerek yoksullara yiyecek ve içecek yardımı yapılır.Havuzun etrafı iki kademelidir.

Havuz seviyesinde olan alt kısma tekerlekli sandalye ile inmek mümkünse de zordur. Yani havuza para atma şansınız olmamakta. Bu nedenle dilekte bulunma şansımız olamadı. Bu arada belirttiğim gibi Roma’ya bir daha gelme düşüncem olmadığından para atmadığıma pek üzülmedim. Ancak yanlış bir düşünceye yol açmayayım. Mutlaka gelinmesi ve görünmesi gereken bir şehir. Mutlaka gelin. Ama belirttiğim zorlukları nedeniyle bir daha gelmek istemem. Ol seviyesinden çeşmeyi ve etrafındaki insanları ilgi ile seyredebilirsiniz.

İspanyol Merdivenleri ve Piazza Spagna

İspanyol Merdivenleri ve merdivenlerin bulunduğu Piazza di Spagna (İspanyol Meydanı), Roma’nın en hareketli bölümlerinden biridir. Adını bölgede yer alan İspanyol Elçiliği’nden alan meydan, gece gündüz hem Romalıların hem de turistlerin en sevdiği yerlerden biridir. Meydanının bu kadar popüler olmasının nedeni meydanda yer alan şehrin ünlü merdivenleridir.  Aslında günü her saatinde basamaklarına oturan insanlarla dolu olan merdivenler bizim gittiğimiz dönemde bakımda olduğundan bomboştu. Aslında burayı böyle boş görme ihtimali dolu görme ihtimaline karşı çok az olduğu düşünülürse biz bu şansa sahip olduk diyebiliriz. Merdivenlerde bir özellik olmasa da önünde yer alan havuz biraz daha ilgi çekebilir. İspanyol Merdivenleri’nin alt kısmına Roma’nın ünlü çeşmelerinden olan kayık şeklindeki Fontana della Barcaccia yer alır Çeşmeyi besleyen su kanallarındaki basıncın düşük olmasından dolayı çeşmede fıskiyeler yerine su sızdıran bir tekne tasarımı kullanılmıştır Rahatça ulaşılabilen meydan tekerlekli sandalyeye uygun. Tabi merdivenlere oturma şansımız yok.

Piazza del Popolo: 

Avrupa’nın en güzel meydanlarından olduğu söylenmektedir.Roma’daki en büyük meydandır.Konserlere ev sahipliği yapar.Via Del Corso caddesinin sonunda yer almaktadır. Bu önemli alış veriş caddesini yaya olarak kat ettikten sonra bu meydana ulaşabilirsiniz. Cevresinde yer alan eserleri ve parkları seyredip bol bol resim çekebilirsiniz.

Parke taşları biraz zorlasa da genelde rahat gezilebilecek bir meydan.Metdanda gösteri yapan satıcıları izlemekte ayrı bir meşgale olabilir.

Castel Sant’Angelo:(Melekler Kilisesi)

Roma’da görmek istediğim yerlerin başında gelen (sebebi “Melekler ve Şeytanlar” romanı olsa gerek) bu tarihi yapıya Vatikan dönüşü yaya olarak ulaşılabilir. Daha önce de Roma’ya giden eşim buraya tekerlekli sandalye ile çıkılamayacağını, sadece dışarıdan görebileceğimi söylediğinden moralim biraz bozuktu. Bu düşünce ile binaya doğru ilerledik. Binadan içeri girince görevlinin beni takip edin işaretini görünce ümitlendim. Gene bir bedel ödemeden girdiğimiz binada görevli bizi bir asansör kapısına getirince keyfim yerine geldi. Diğer ziyaretçilere kapalı olan asansörü görevli açtı ve biz asansöre girdik. Bu nedenle de dönüşte inmek için o görevliyi bayağı aradık.Asansörle yukarı çıktık. Daire şeklinde olan binanın seyir yerleride dairesel şekilde. Her açıdan Roma’yı görmek mümkün. Burada yer alan kafe’de oturup kahve içmek mümkün.

Terrazzo dell’Angelo’da (Melek Terası) büyük, bronz St. Michael heykelinin bakışları altında Aziz Petrus Bazilikası ve Tiber Nehri’nin panoramik manzarasını seyredebilirsiniz. Bu bölümde yer alan Bronz Melek Heykeli, 18. yüzyıl Flaman heykeltıraşı olan Pieter Verschaffelt’e aittir.

Castel Sant Angelo, Roma’nın en önemli tarihi yapılarından biridir. Görkemli bir kale olan yapı, adını, Papa Büyük Gregorius’un burada Melek Mikail’i gördüğü dinsel deneyimden alır. Kale, M.S 139 yılında Hadrianus ve ailesinin mozolesi olarak yapılmış, daha sonra İmparator Aurelianus’un yaptırdığı kent duvarlarına dâhil edilmiş, Ortaçağ’da kaleye dönüştürülmüş ve siyasi karmaşa dönemlerinde papaların ikametgâhı olmuştur. Fatih Sultan Mehmet’in oğlu Cem Sultan burada esir tutulanlar arasında yer almıştır.Kale ile Vatikan arasında yer alan gizli geçiş ile papaların güvenliği sağlanmıştır. Vatikan Koridoru adı verilen bölüm Vatikan Sarayı’ndan Castel Sant Angelo’ya dek uzanıyormuş..1227 yılında, papanın tehlike anında kaçış güzergâhı olarak inşa edilmiştir.Castel Sant Angelo günümüzde Museo Nazionale di Castel Sant’Angelo’ya (Sant’ Angelo Kalesi Ulusal Müzesi) ev sahipliği yapmaktadır. Ancak buraya tekerlekli Sandalye ile çıkmak pek mümkün değil. Eşimin çektiği fotoğraflarla yetindim

Kalenin önünde Ponte Sant Angelo (Hadrian Köprüsü) yer alıyor. Hadrian Köprüsü, Roma’da bulunan en güzel köprüler arasında yer alır. Köprünün yan yüzeyleri travertendir. Tiber Nehri’ni 3 kemer ile geçen köprü Castel Sant Angelo ile seyre değer bir manzara oluşturur.

Kaleyi dolaştıktan sonra Hadrian köprüsüne geldik. Burada herkesin yaptığı gibi kaleyi arkamıza alıp bol bol resim çektirdik.

Gerek bina içibe ve gerekse çevresine sandalye ile pek zorluk yaşamadık. Kalede tuvalet imkanı yok.

GEZİ PLANI ÖNERİSİ

Roma şehri görülecek yerler, alış veriş caddeleri  ve yemek yerleri iç içe olan bir şehir. Açıktığınız bie yerde karnınızı doyurun, yorulduğunuz yerde bir kahve veya bira için)1.Gün (Gidiş yaya-dönüş Vasıta)Termini – Cavour caddesi – Santa Maria Maggiore – Domus Aurea – Collesyum – Roma Formu – Arco di costantino – Arco di Tito (eğer vaktiniz kaldıysa) Circo massimo – Santi Giovanni e paolo
2.Gün (Gidiş Yaya – Dönüş Vasıta)Termini – Piazza Venezia ( Foro Traiano – Mercati tralenei) – Vittorio emanuele caddesi – Campo de Fiori – Pizza Navona – Via del Corso – Fontana di Trevi – Trinita del Monti – Villa Medici3.Gün (Gidiş Vasıta – Dönüş Vasıta)Termini – Vatikan – Castel Sant Angelo4. Gün (Varsa) (Gidiş Vasıta – Dönüş Vasıta)Termini – Piazza Venezia – Via del Corso – Piazza del Popolo – (Vaktiniz ve güçünüz kaldıysa) Villa Borghese 

Engelliler için Floransa

By Yurt Dışı Seyahatler

İtalya gezisi içinde Floransa’ya bir günlük gezi yaptık. Sabah Roma’dan hızlı trenle yaklaşık 1,5 saatte ulaştığımız bu şehirden akşam gene ayni trenle dönüş yaptık. Bu bir günlük gezi bence yeterli oldu. Çok detaylı gezmek istemeseniz sizlere de ayni süreyi önerebilirim.

ULAŞIM

Floransa için tren biletlerini Roma’ya geldiğimiz gün yani Floransa’ya gitmeden 3 gün önceden aldım. Hava alanından Roma’ya geldiğimiz Termini tren istasyonu ayni zamanda Floransa trenlerinin kalktığı istasyon. O nedenle buraya gelir gelmez biletlerimiz (gidiş dönüş) aldık. Önce biletlerin satıldığı gişelere gittik. Kalabalık olduğundan sıra no.su alınıyor. Ancak fazla bekleyeceğim belli olunca aradan gişeye ulaştım. Gişe yetkilisi hanım beni görünce sorun yapmadı ve hemen çağırdı. Bana 1. Peronda bulunan Sala Blu’ya  gitmemi söyledi. Konuyu bilmediğimden anlaşmakta epey zorlandım. Ama sonra anladım ki İtalyan tren işletmesi engellilere hizmet için bu büroyu kurmuş. Adı Sala Blu Sizde bilet almak için Termini istasyonuna geldiğinizde, hiç gişelere gitmeden doğruca 1. Peronda bulunan bu büroya gidin.

Buradaki yetkililere talebimi ilettim. Zar zor olsa da anlaştık.(İngilizce bilen eleman var ama benim İngilizcem çok iyi düzeyde değil) bizim gidiş dönüş tarihlerimizi ve saatlerimizi belirten bir belge düzenlediler ve hareket saatinden önce büroda olmam gerektiğini söylediler. Ayni durumun Floransa’da da geçerli olduğunu orada da SalaBlu bürosuna yarım saat önce başvurmamı söylediler. Aldığım bu belgeyle tekrar gişelere yöneldim. Gene sıra beklemeden ayni hanıma gittim. Elimdeki belgeyi uzattım. O da hemen biletlerimizi düzenledi. Gidiş ve dönüş biletlerinin ücretleri 10 euro farklıydı. Sebebini sormadan ödememi yaptım. Bürodaki elemanda ayni konuda açıklama yaptı. Sanırım bir indirim yaptılar ama ne kadar yaptılar anlamadım. Bu arada iki şehir arasında hızlı olmayan ve yaklaşık 3,5saat süren normal trenlerde mevcut ve ücretleri daha düşük. Tercih sizin.Hareket günü sabah söylendiği gibi yarım saat önce Sala Blu bürosuna geldik. Biletimiz gösterdik. Bilgisayara bakıp, bana ismimle hitap edip beklememi söylediler.

Biraz sonra bir eleman geldi ve beni alıp resimde görülen araca yöneltti. O araca binip trene yöneldik ve kolayca trede transfer olduk. Engellilere ait koltuklara oturduk. Zaten bu koltuklar girişin hemen yanında ve engellilere uygun olarak düzenlenen tuvaletlerin hemen yanında.

Rahat bir yolculuktan sonra Floransa’ya ulaştık. Orada da hemen kapımızın önünde bekleyen ayni araçla trenden rahatça indik. Önce Sala Blu bürosuna giderek akşam dönüş için bilgilendirdik. Orada da bilgisayarlarda kaydımız teyit ettiler ve yarım saat önce burada olmamı söylediler. Bu arada Sala Blu saat 21.30 da kapandığından seferinin saatini buna göre ayarlıyorlar. Dönüşte de ayni yöntemle hareket ettik. Yani yarım saat önce Sala Blu bürosundaydık. (Burada 5. Peronda)
GENEL
Kültürü ve mimarisiyle dünyanın en önemli turizm merkezlerinden olan Floransa, Kuzey İtalya’daki Toskana bölgesinin başkenti. Rönesans’ın doğum yeri olarak da bilinen şehirde Leonardo da Vinci ve Michelangelo dünyaca ünlü sanatçılar yetişmiş. MÖ 6. yüzyılda Sezar döneminde kurulduğu düşünülen Floransa yüzyıllar boyunca bir çok önemli tarihi olaya ev sahipliği yapmıştır. Floransa tarihi Orta Çağ’da ticaretin önem kazandığı bir döneme şahit olmuştur. Rönesans döneminden sonra Medici Ailesi’nin yükseliş dönemi başlamıştır. Floransa’nın lideri olarak bu ailenin hükümdarlığı yaklaşık 300 yıl sürmüştür. 19. yüzyılda Floransa nüfusu ikiye katlanmıştır. 20. yüzyılla birlikteyse nüfus daha da artmıştır. Şehir günümüzde Avrupa’nın en turistik şehirlerinden biridir.Roma şehrinde olduğu gibi burası da yollar ve kaldırımlar yönünden tekerlekli sandalye için fazla uygun değil. Taşlı yollar ve dar kaldırımlar maalesef bu durum sanırım tüm tarihi kentlerde bizleri bekliyor. Bu nedenle refakatçi olmadan bu şehirde gezmek epeyce zor ve tehlikeli. Ancak genelde Roma’ya göre şehir düz bir satıhta olduğundan bu yönde sıkıntı çekmedik.Gene Roma’ya göre daha ucuz.

Gezeceğimi yerleri önceden saptadığımızdan ve gezeceğimiz yerler itibariyle zamanımız olduğundan bu nispeten küçük şehirde ulaşım içim araç kullanmadık. Ama gördüğüm kadarı ile şehir içi otobüsler engelliler için uygun ve gün içinde fazla yoğun değil. Ancak otobüs rampalarının bazen çalışmadığı ve kaldırımlarında rampalar için her zaman uygun olmadığı konusunda bilgiler aldım. Bu arada önceden yapığımız planda şehri Hop on hop out otobüsleri ile gezme düşüncemiz bulunmaktaydı. Ancak ücretini biraz yüksek olması ve görülecek yerlerin birbirine yakın olması düşüncesi ile bundan vaz geçtik. Başka bir nedense inip binme formalitesinin fazla olmasıydı. Ancak yolların ve kaldırımların durumu düşünüldüğünde bu otobüslerin tercih edilmesi yerinde bir seçenek olabilir. Karar sizin. (harita aşağıdadır.İnceleyip karar verebilirsiniz) Bu otobüslerin kalkış yeri ve bürosu hemen istasyonun yanında.

İstasyonda trenden indikten sonra ilk hedefimiz olan Dumo meydanına yöneldik. Bu gezimizde hem caddeleri görmüş olduk hem de önemli yerleri bir bir ziyaret ettik. Gezi planımızda Duma’dan sonra Signoria meydanı,Palazzo Vecchio, Santa Croce bazilikası, Ponto Vecchio köprüsü, Pitti Palaz, Uffizi galerisi ve dönüş yolunda Novella meydanı ve Maria Novella Bazilikası.

PİAZZA DEL DUOMO



Piazza del Duomo, Floransa’nın en büyük ve en ünlü meydanı. Meydandaki en ünlü yapı ise şehrin sembollerinden biri olan Duomo Katedrali’dir. Ortaçağ havasını yansıtan bu alan, labirente benzer sokakları ve birçok görkemli yapısı ile ziyaretçilerin uğrak noktası. Piazza del Duomo’da görebileceğiniz yerler arasında Duomo Katedrali, Giotto’nun Çan Kulesi, Aziz Giovanni Vaftizhanesi, Kubbe, Museo dell’Opera del Duomo, Palazzo Nonfinito Müzesi, Pegna Marketi, Palazzo Salviati, Bargello, Badia Fiorentina, Casa di Dante ve Loggia del Bigallo bulunmaktadır.Geniş taşlardan oluşan bu meydanda tekerlekli sandalye nispeten kolay hareket etmektedir. Zaten fazla büyük olmayan meydanda birçok önemli yerler birbirine komşu. Öncelikle meydanda durup bu eserleri tek tek seyrettik.

Meydanda ücretli bir tuvalet bulunmaktadır. İçinde oldukça temiz engelli tuvaleti bulunmakta olup, bizden herhangi bir ücret talep etmediler.

FLORANSA KATEDRALİ (DUOMO)

Girişi ve içerisi tekerlekli sandalye için uygun olan kadetrali rahatça gezebilirsiniz. Duomo’nun iç kısmında yer alan Santa Reperata Merdivenleri, 13. yüzyılda yapılmıştır ve  alt kısmında eski kilisenin temelleri vardır Ancak bodrum katına inmeniz mümkün değil. İnşasına 13. yüzyılda Arnolfo di Cambio tarafından başlanan Duomo Katedrali şehrin en güzel ve en önemli yapısı. Katedral meydanın ortasında tüm heybeti ile yükseliyor. Buradaki dev katedrali görmeden Floransa’dan ayrılmanız zaten çok zor. Bu heybetli yapı şehirde sokak aralarından da devamlı görünüyor

Katedralin kubbesi oldukça önemlidir. 1296 – 1436 yılları arasında inşa edilen bu kubbeye katedralin dışından girilir. Şehir manzarasının izlenebileceği kubbe kısmına çok sayıdaki merdiven tırmanılarak çıkılır. Bu nedenle tabi olarak tekerlekli sandalye ile çıkmanız ve manzarayı seyretmeniz mümkün değil. Kubbenin içinde cehennem ve kıyamet gününe ait resimler bulunmaktadır

GİOTTO’NUN ÇAN KULESİ

Duomo Katedrali’inin hemen yanında yer alan Giotto’nun Çan Kulesi şehrin eşsiz manzarasını seyredebileceğiniz en güzel yerlerden. Yaklaşık 85 metre yükseklikteki kulenin en üstünde yer alan seyir noktasından şehri seyredilebilir.Tabi bu normal insanlar için geçerli. Tekerlekli sandalyeli olarak sadece dışarıdan seyretmekle yetinebilirsiniz.Katedral yanındaki 14. yüzyıldan kalma Giotto’nun Çan Kulesi, Pisano ve Francesco Talenti tarafından yapılmıştır. Kubbeye çıkmakla karşılaştırıldığında bu bölüme çıkmak daha kolaydır ve buradan da şehir manzarası izlenebilir..
AZİZ GİOVANNİ VAFTİZHANESİ

Meydanın bir diğer önemli yapısı olan Aziz Giovanni Baptisteri şehrin ünlü vaftizhanesi. Bronz kapıları ile bilinen vaftizhanenin iç dizaynında 13. yüzyıldan kalma Orta Çağ mozaikleri kullanılmıştır.Duomo Meydanı’ndaki bu vaftizhane Floransa gezilecek yerler içinde ve önemli yapıların da başında geliyor. İçeriye girmek ve düz bir yapı olan mekanı gezmek mümkündür. Bizden herhangi bir ücret talep edilmedi.

Bronz kapılarıyla ünlü bu yapının en eski kısmı güney kapılarıdır. Pisano’nun eseri olan bu kapılar dışında diğer kapılar bir yarışma sonunda yapılmıştır ve yarışmayı Ghiberti kazanmıştır. İncil’den çeşitli sahnelerin betimlendiği kapılar bu şekilde yapılmıştır. Bu kapılar “Cennet Kapıları” olarak biliniyor.

Birçok ünlü İtalya’nın vaftiz edildiği bu vaftizhanenin tavanında “Son Yargı”yı betimleyen mozaikler ilgi uyandırıyor.

SİGNORİA MEYDANI (PİAZZA DELLA SİGNORİA)

Signoria Meydanı Floransa Centro Storico’da bulunan ikinci büyük meydanı. Siyasi ve sosyal yaşamın canlı olduğu bu meydan, bir açık hava müzesini andırmakta.Resimlerden de görüleceği gibi zeminde yer alan taşlar sandalye ile gezmeyi zorlaştırmaktadır.Meydanda görebileceğiniz yapı ve eserler arasında meclis salonu Salone dei Cinquecento, Neptün Çeşmesi, Giambologna’nın atlı Grandük I. Cosimo heykeli ve mermerden oyulma Sabin Kadınların Kaçırılması heykeli, etrafı su perileri ile çevrili Ammannati’nin Neptün Çeşmesi, Cellini’den Perseus,. Meydanda dolaşırken bunları görmek ve bol bol resim çekmeniz mümkün. Michelangelo’nun günümüzde Accademia’da bulunan dünyaca ünlü “Davud” heykeli bu meydandan alınmıştır. Signoria Meydanı’nda heykelin bir replikası bulunmaktadır.
Burada bulunan Vecchio Sarayı 14. yüzyılda Floransa’da inşa edilmiş. Arnolfo de Cambio tarafından tasarlanan bu yapı bugünkü görünümünü daha çok 16. yüzyılda geçirdiği yenileme çalışmasına borçludur. Yapının dikkat çekici başka bir özelliği şehrin en yüksek noktası olan 94 metrelik çan kulesine sahip olmasıdır. Vecchio Sarayı, rehberli turlar eşliğinde yaklaşık 1.5 saatte gezilebilir. Ancak bizim bir günlük gezi planında burayı gezmemiz mümkün olmadı. Dışarıdan seyretmekle yetindik.

SANTA CROCE BAZİLİKASI

Santa Croce Bazilikası Floransa’da bulunan ünlü ve önemli bazilikalardan biridir. Floransa gezilecek yerlerlistemizdeki önemli dini yapılardan olan yapıda Galileo, Michelangelo, Dante, Machiavelli gibi birçok önemli kişinin anıt mezarının bulunur ve 13. yüzyılda Arnolfo di Cambio tarafından inşa edilmiştir.Bazilikanın görkemli dış kısmı 19. yüzyılda İngiliz hayırsever Francis Sloane tarafından mermer işlemeler ile yaptırılmıştırBu basilicayı da vakit darlığı nedeniyle dışarıdan görmekle yetindik.

PONTO VECCHİO



Ponte Vecchio ya da namı diğer Eski Köprü Floransa’da bulunan en eski ve en ünlü köprüdür. Floransa’da bulunan altı köprüden biri olan Ponte Vecchio Uffizi ve Medici Sarayı’nı birbirine bağlar. 1345 yılında inşa edilen köprü, II. Dünya Savaşı sırasında şehrin yıkılmadan ayakta kalan tek köprüsü olma özelliğine de sahiptir.. Eski Köprü birçok farklı yapısı ile  görülmeye değer bir yerdir. Alt kısmında üç kemerli Ortaçağ Köprüsü bulunmaktadır. Bu yapı üzerinde ayrıca Ortaçağ döneminden kalma Mannelli Kulesi bulunmaktadırFloransa gezilecek yerler denildiğinde akla ilk gelen ve şehrin sembollerinden olan Ponte Vecchio üzerinde yapıldığından günümüze her zaman dükkanlar bulunmuştur..

Gün içinde daha hareketli olan köprü üstündeki dükkanları ( genel olarak mücevherat dükkanları bulunmaktadır) gezmek ve buralardan alışveriş yapmak mümkündür. Gene yol koşullarının zorluğu ve yüksek kaldırımlar biz epey zorladı. Köprü üzerine kah mağazalara bakarak kah fotoğraf çekerek nehrin karşısına geçtik. Dar olan köprü üzerinde oldukça kalabalık turist toplulukları bulunmaktaydı.

Dükkanların arasında şehrin panoramik olarak izlenebileceği noktalar var. 1900 yılında Floransalı ünlü kuyumcu Cellini’nin büstü köprü üstüne yerleştirilmiştir. Köprü üstünde yer alan kuyumculardan alışveriş yapmayacak bile olsanız bu muhteşem köprüyü gezmenizi tavsiye ederiz. Üstünden geçerek şehrin diğer tarafına geçtiğinizde birçok şarap dükkanı göreceksiniz. Toscana bölgesinin başkenti Floransa’dan birkaç Toscana şarabı almak fena fikir değil.

PİTTİ PALAZ



Ponte Vecchio’dan geçtikten sora gezimizin son durağı olan Pitti Palaz’a doğru hareket ettik.Pitti Sarayı Floransa’nın en büyük mimari yapısı olan bir sarayı. 1457 yılında. Bir dönem Medici Ailesi’ne de ev sahipliği yapan bu sarayda onlar ait eşya ve eserleri görmek mümkündür.

Ancak buraya gelirken yokuş ve olumsuz yol koşulları nedeniyle epey yorulduk. Bu nedenle sarayın önündeki yokuşu da görünce burayı gezmekten vazgeçtik. Önünde biraz dinlenip, etrafı seyredip, resimler çekerek dönüşe geçtik.

UFFİZİ GALERRY


Uffizi Galerisi Floransa’da yer alan dünyaca ünlü bir galeridir. Yapı 1560 – 1580 yılları arasında Dük I. Cosimo’nun çalışma ofisi olarak inşa edilmiştir. Mimar Vasari tarafından yapılan bina, sonrasında galeriye dönüştürülmüştür.Floransa listemizin en üst sıralarında yer alan galeride dünyanın en nadide sanat eserleri sergilenmektedir. Medici Ailesine ait kişisel sanat koleksiyonları oldukça değerlidir. Ana holde gezerken, yukarıdaki portrelerde Osmanlı Padişahlarını görmek de size ilginç gelebilir.

Müze çok büyük olduğundan, gezmesi, gezme hızınıza bağlı olarak, 3 gün bile sürebilir. Giriş engelli ve refakatçi  için ücretsiz. Bir sanat uzmanı olmadığımız için, eserleri biraz daha hızlı gezerek ve fotoğraf çekerek yaklaşık 2 saatimizi burada geçirdik. Engelliler için mevcut asansörler ile her yerine ulaşmak mümkün. Fazla büyük ve birazda karışık olduğundan çıkışı ve asansörü bulmak bayağı güç oldu.

SANTA MARİA  NOVELLA BAZİLİKASI



Santa Maria Novella Bazilikası Floransa’da bulunan ünlü bazilikalardan biridir. 13. yüzyılda Dominikliler tarafından yapılan bazilikanın dış kısmı 15. yüzyılda yenilenmiştir.. Floransa gezilecek yerler listemizdeki en güzel dini yapılardan olan yapı sahip olduğu süsleme ve dekorasyon çalışmaları ile dikkat çekiyor.

Dönüş yolumuzun son durağı olan bu Bazilikayı dışarıdan seyretmekle yetinerek önünde yer alan meydanda bulunan lokantaların birinde pizzamızı yiyerek

Roma’ya dönmek için yakınında bulunan istasyona yöneldik. Gene sala blu yardımı ile rahatça trene transfer olduk.

Engelliler için Mavi Bayraklı Plajlar

By Engelli Seyyah’dan

Yazıma başlamadan önce ülkemizde Mavi Bayrak kampanyasını başarı ile yürüten TÜRÇEV çalışanlarına konuya gösterdikleri yakın ilgi için tüm engelliler adına teşekkür etmeyi bir borç biliyorum. Ülkemizde diğer kurumlardan bu kadar ilgi göremiyoruz maalesef. Bilhassa turizm ve seyahat şirketleri çok duyarsızlar. Bir ikisi hariç bilgi için gönderdiğimiz yazılara yanıt bile vermediler.TÜRÇEV ise yazışmalarımız esnasında hemen sitelerinde engelliler için bir bölüm oluşturdular.

http://www.mavibayrak.org.tr/tr/icerikDetay.aspx?icerik_refno=52

Mutlaka inceleyin, çok yararlı olacaktır.Gene bu arada sırf engelliler için detaylı bir liste hazırladılar. Yazımızın sonunda görebilirsiniz.

Mavi Bayrak fikri AB‘ye üye ülkelerde, yüzme amacı ile kullanılacak göl ve deniz suları için gerekli su kalitelerini belirleyen mikrobiyolojik parametrelerin, yol gösterici ve uyulması zorunlu hükümler haline getirilmesiyle ortaya çıktı.

Bu yönde yapılan etkinlikler 1987 yılında Avrupa Çevre Eğitim Vakfı (FEEE) tarafından yürütülen Mavi Bayrak Kampanyası adı altında birleştirildi. Önce 11 Avrupa Ekonomik Topluluğu (AET) ülkesinde, daha sonra da 22 ülkede başarı ile uygulandı. 2001 yılında ise Avrupa dışındaki ülkelerin talepleri üzerine kampanyanın kapsamı genişletildi ve Avrupa Çevre Eğitim Vakfı’nın adı Çevre Eğitim Vakfı olarak değiştirildi.

Avrupa Çevre Eğitim Vakfı’na 1991 yılında ilk kez Avrupa Topluluğu dışından Finlandiya kabul edildikten sonra, Türkiye’de de Mavi Bayrak Kampanyasına yönelik çalışmalar başlamış, Sağlık Bakanlığı ve Turizm Bakanlığı öncülüğünde 1993 yılında Türkiye Çevre Eğitim Vakfı (TÜRÇEV) kurulmuştur. http://www.mavibayrak.org.tr/tr/Default.aspx

Mavi Bayrak Kampanyasına gönüllü olarak katılmak esastır. Katılmak isteyenler öncelikle kendi ülkeleri içindeki ulusal jüriye gerekli belgelerle başvurur. Ulusal jürileri uygun gördüğü plaj ve marinalar ise Uluslararası Çevre Eğitim Vakfı‘na (FEE) gönderilir. FEE, uluslararası jüriyi toplar ve çeşitli ülkelerden gelen başvuruları değerlendirerek karar verir. Uluslararası jüride, FEE, UNEP, EU, EUCC (kıyı ile ilgili sivil toplum örgütü) yer alır.

Plaj ve marinalar için belirlenen kriterler birbirlerinden farklı olmasına rağmen, hepsini aşağıdaki 4 ana grupta toplamak mümkündür.

1. Yüzme amacıyla kullanılan suyun niteliği.
2. Çevresel eğitim ve bilgilendirme çalışmalarının yönlendirilmesi.
3. Plaj düzeni ve emniyetinin sağlanması.
4. Çevre Yönetimi

Mavi Bayraklı plaj ve marinalar Uluslararası Çevre Eğitim Vakfı tarafından internet ortamında yayınlanarak tüm dünyaya duyurulmaktadır

Mavi Bayrak Ödülü bir yıl için verilir ve ödülü alan plaj ve marinalar, sezon içinde denetlenir. Bu denetlemeler sırasında uygunsuz bir durum olduğunun belirlenmesi durumunda, sorun çözülünceye dek Mavi Bayrak indirilir.

2015 yılı itibariyle Türkiye, Mavi Bayrak sayılarına göre İspanya’dan sonra ikincidir.

  • İspanya’da 578 plaj,
  • Türkiye’de 436 plaj,
  • Yunanistan’da 395 plaj,
  • Fransa’da 379 plaj
  • Portekiz‘de 299 plaj
  • İtalya‘da 283 plaj
  • Danimarka’da ise 250 plaj mavi bayrak sahibidir.

Kıyıların korunması, çevre bilincinin gelişmesinde ve turizm pazarlanmasında Mavi Bayrak Projesinin önemli bir yeri bulunmaktadır. Esasen bir çevre ödülü olmakla birlikte, uluslararası standart özelliği taşıması ve uygulama alanının kıyılar olması nedeni ile turizm sektörü açısından büyük bir öneme sahiptir.

image2-2

Mavi Bayrak ile ilgili bu genel bilgilerden sonra engelliler ile ilgili düzenlemelere bakmak istiyoruz. Öncelikle şunu belirtmek isterimki Mavi Bayrak kriterlerinin içinde engelliler ile ilgili düzenlemelerin varlığı olumlu olmakla birlikte, yeterli düzeyde olmadığıdır. Gönül isterki bu kriterler içinde engellilere dönük daha fazla kriter bulunsun. Öncelikle mevcut kriterlere bakalım. Mavi Bayrak kriterleri görüldüğü kadar 33 maddeden oluşmaktadır. Buraya hepsini burada sıralayamadık. Merak edenler Türçev’in linkinden bunlara ulaşabilirler.

http://www.mavibayrak.org.tr/tr/icerikDetay.aspx?icerik_refno=14

image3-2

Bizim için düzenlemelerin bulunduğu iki kriter’e değinmek istiyoruz. Bu kriterler şunlardır.

Kriter no:31 Plaj kullanıcılarının güvenliği için gerekli önlemler alınmalı (z) ◦ Otel müşterisi olmadan da plaja erişebilme (makul bir ücret uygulanabilir) ◦ Yürüyüş yolları, merdivenler ve basamaklar tam güvenli olmalı ◦ Coğrafi olarak riskli bölgelerde tutamaklar ve uyarı işaretleri ◦ Yaya geçitleri ◦ Engelliler için ayrı otopark alanı ve işaretlenmesi ◦ Bisiklet yolları ◦ Gerekli olan yerlerde plaj güvenlik elemanlar

Kriter no:33 Beldede en az 1 Mavi Bayraklı plajda engelliler için tuvalet ve erişim rampası (z) ◦ Her bir plajda olması tavsiye ediliyor ◦ Plaj ana girişten tuvaletlere, tuvaletlerden plaja ve denize kadar rampa ve engelli araç geçişine elverişli yol ◦ Denize giriş aparatı, şezlong ve şemsiye ayrılması tavsiye ediliyor ◦ Tesiste ayrı oda bulunsa bile plaj ünitelerinde ayrı bir tuvalet bulunmalı

Görüldüğü gibi 31.kriter genel manada Güvenlik tedbirlerine değinmekte, engellilerle ilgili olarak “Engelliler için ayrı otopark alanı ve işaretlenmesi” ifadesi yer almaktadır. 33.kriter ise engelliler ile ilgili hükümleri kapsamaktadır. Burada Beldede en az bir mavi bayrak ödüllü plajda engelliler için olanakların bulunması gerekmektedir.” Dolayısıyla her mavi bayrak ödüllü plajda engelliler için olanakların bulunması gibi bir kriter mevcut  değildir. Ancak TURÇEV özellikle tavsiye niteliğinde bütün plajlarda engelliler için olanakların bulundurulmasını istemektedir..(Şezlong,wc,rampa,otopark vb.) Bu isteğin yerinde olduğunu ve bizce de  plajlarda engelliler için söz konusu olanakların bulunmasını hatta bunun kriter kapsamında olmasını temenni ediyoruz.

image4

Sitemizi takip eden takipçilerimiz için bilgilerine başvurduğumuz TURÇEV çalışanları bizlere kısa sürede dönerek yönelttiğimiz sorulara yanıtlar vermiştir. Kendilerine teşekkür ediyoruz. Yanıtların yanında bizlere genel olarak faaliyetleri konusunda bilgi vermişlerdir. İlgililere yazdığımız ve sorular yönelttiğimiz yazıyı ve bize gelen yazıları sizlerle paylaşmak istiyoruz.

TURÇEV’ gönderdiğimiz yazı

Sayın yetkili,

Biz tekerlekli sandalyede yaşayan engellilerin tatil yapmaları ve tatilde bilhassa denizden istifade edebilmesi(doğal nedenlerle) maalesef fazla olası değildir. Engellilerin maddi durumları yeterli olmadığından bilhassa yüksek fiyatlı tesislerde tatil yapmalarıda mümkün olamamaktadır. Zira listede de görüleceği gibi (otellerde bulunan) Mavi Bayraklı plaj sadece 5 yıldızlı otellerde yer almaktadır. Gelir durumu nedeniyle engellilerin gidebileceği oteller ise bırakın mavi bayraklı plajı, engellilere uygun oda ve alt yapıya sahip değildirler. Otellerin dışındaki halk plajları da genellikle mavi bayraklı değildirler. Olsalar da tekerlekli sandalyeye uygun değildirler. (birkaç istisna hariç)Neyse bu konularla vaktinizi almak istemem.

Şimdi biz bilhassa tekerlekli sandalyede yaşayan engelliler olarak yaptığınız  listelerde yer almasını istediğimiz hususları tek tek belirteceğim.

– Tüm mavi bayraklı plajlar tekerlekli sandalyeye uygunmudur ?

– Plajın otoparkı mevcutmudur. Varsa bu otoparkta engelli araçlar için yer ayrılmaktamıdır?

 -Plajda denize kadar ulaşan ve tekerlekli sandalyenin sığabileceği büyüklükte rampa bulunmaktamıdır? Zira tekerlekli sandalyenin kumda hareket etmesi           mümkün değildir.

-Plajda yüzer sandalye olarak adlandırdığınız sandalyeler mevcutmudur?. Bunlarla denize girmemiz ve denizden çıkmamız oldukça kolaylaşmaktadır.

-Plajda engelliler için ayrılmış şemsiye, şezlong varmıdır. Engelliye uygun duş bulunmaktamıdır?

 -Tüm bu sistemlerle ilgilenen, yardımcı olacak eleman bulunmakta mıdır?

Listelerinizde bu hususlara mümkün olduğunca yer verirseniz bizlere yeterince yardımcı olursunuz. Sizlerin verdiği bilgilerin güvenilir olacağından şüphemiz olmamakla birlikte maalesef ülkemizde (hatta birçok ileri ülkelerde) “engelliye uygun” denilen tesislerin aslında hiçte uygun olmadığına birçok defa şahit olmuşuzdur. Bu nedenle tesislerin sürekli denetlenmesi gereklidir. Gittiğimiz plajda belirtilen hususların bulunmaması veya istenen düzeyde olmaması halinde nereye nasıl şikâyet edebileceğimizi ne gibi yaptırımların uygulanacağını da bilmek isteriz.

Bu yıl gittiğim Bitez plajı bizim yönümüzden gerçekten harikaydı. Umudumuz bu gibi yerlerin sayısının artmasıdır.

Tekrar ilginize teşekkür eder, verdiğiniz bilgi ve listeleri gerek “engelsizseyyah” sitemizde ve gerekse diğer engelli sitelerinde yayınlayacağımızı ve bunları sizlerle ve diğer engelli insanlarla paylaşacağımız bildirmek isterim.

İyi çalışmalar.

Levent Karagöz

Engelsizseyyah.com 

Bu yazımız üzerine bize gelen yazılar aşağıdadır.

Sayın Levent KARAGÖZ;

Bilindiği üzere mavi bayrak ödülü; uluslar arası standartları taşıyan nitelikli, temiz,çevreye duyarlı bir yönetim içeren plaj ve marinalara verilen uluslar arası bir eko etikettir.FEE(Uluslar arası Çevre Eğitim Vakfı)ye  bağlı olarak Türkiye’de de Kültür ve Turizm Bakanlığı,Sağlık Bakanlığı,Çevre ve Şehircilik Bakanlığı katkılarıyla  birlikte mavi bayrak programı Türkiye Çevre Eğitim Vakfı tarafından yürütülmektedir.

Mavi bayrak kriterleri uluslar arası anlamda standart olup ödüllü plaj ve marinalar bu kriterleri sağladıktan sonra mavi bayrak ödülünü almaya hak kazanırlar.Mavi bayrak kriterleri 33.kriter : ‘‘Beldede en az bir mavi bayrak ödüllü plajda engelliler için olanakların bulunması gerekmektedir.’’  der.

Dolayısıyla her mavi bayrak ödüllü plajda engelliler için olanakların bulunması gibi bir kriter mevcut  değildir ancak biz özellikle tavsiye niteliğinde bütün plajlarda engelliler için olanakların bulundurulmasını istiyoruz.(Şezlong,wc,rampa,otopark vb.)

Özellikle otel plajları içerisinde büyük çoğunlukla bu bütünlüğü sağlamış bulunmaktayız ve engelli olanaklarının büyük bir kısmı otel plajlarında sağlanmaktadır. Ancak halk plajlarında bu konuda oldukça zorlanmaktayız.Muğla ili genelinde 100 mavi bayrak ödüllü plaj,7 adet mavi bayrak ödüllü marina bulunmaktadır.Bu ödüllü plajların ve marinaların web sayfasındaki bilgilerini girip inceleyebilirsiniz.

(http://www.mavibayrak.org.tr/tr/plajListesi.aspx?il_refno=48)

Bitez Özgür plaj mavi bayrak ödüllü bir plaj ve Bodrum Belediyesi ve Bodrum Eğitim Vakfı ile birlikte işletilmekte ve engelliler için de hizmet vermektedir.( http://www.mavibayrak.org.tr/tr/plajDetay.aspx?plaj_refno=1221) Mavi bayrak kriterleri kapsamında plaj ücretleri konusunda herhangi bir belirleyici unsur yoktur.Ancak sahiller kamu malı olduğundan dolayı ancak buradaki hizmetlerden faydalandığınız taktirde sizden ücret talep edilebilir bu ücret de makul sınırlar içerisinde olmalıdır.Bitez Özgür Plajı da yönetimsel anlamda oldukça duyarlı bir tutum sergilemektedir.Plajın açılış ve hizmet amacı da sadece fiziksel engellilerin değil,zihinsel engelliler ve görme engellilerinde plajı kullanabilmesidir.

Bu yılın başlarından itibaren Muğla Büyükşehir Belediyesi Sağlık ve Sosyal Hizmetler Daire Başkanlığı plajlardaki engelleri kaldırıp ENGELSİZ PLAJ parolasıyla bir takım çalışmalar yapmaktadır.Bu kapsamda  özellikle mavi bayrak ödüllü halk  plajlarda engelli insanların denize girebilmesi için bir takım çalışmalar yapmaktadır.Bu çalışmaların en güzel örneklerinden birisi de Akyaka Halk Plajıdır.

(http://www.engelsizplaj.com/sayfa/14/referanslarimiz)

Mavi bayrak hakkında tüm detaylı bilgiler için  web sayfamızı inceleyebilir ,fotoğraf arşivimizden de faydalanabilirsiniz.

http://www.mavibayrak.org.tr/tr/icerikDetay.aspx?icerik_refno=39

Levent Bey Merhaba

Mavi Bayraklı tüm plajlarda çeşitli nedenlerle  (coğrafik konum, tesis konsepti, kayalık alanların bulunması gibi) engelli olanakları bulunmamaktadır. Engelli olanaklarının bulunduğu plaj listesini  ekte gönderiyoruz.

Denize girmek için olanakların bulunduğu bazı plajlarda yüzer şezlong adını verdiğimiz sandalyeler mevcuttur. Bu sandalyelerden herhangi bir ücret talep edilmemekte cankurtaranlardan yardım talep edilmesi halinde kişilerin denize girmesinde yardımcı olabilmektedirler.

Kriterlerimiz gereği engellilere uygun olan plajlarda engelli tuvaletlerinin ve rampaların bulunması yeterlidir. Bu konuyla ilgili detaylı bilgiyi ekteki sunumdan bulabilirsiniz. Ekteki sunumu web sayfamızda yönlendirme yapmak adına hazırladık ancak ekteki doküman ilerleyen günlerde revize edilerek web sayfamıza konulacaktır. Web sayfamıza koyacağımız bu dokümana sizin de  tavsiyeleriniz olursa çok memnun oluruz.

İyi günler dileğiyle,

Levent bey merhaba;

Asıl biz teşekkür ederiz duyarlılığınız için.

Amacımız bütün mavi bayraklı plajlarda engelliler için tüm olanakların bulunmasıdır.Bunun için bugüne kadar elimizden geleni yaptık bundan sonra da gerekli çalışmaları yapacağımızdan kuşkunuz olmasın.Bu çalışmalar esnasında da sizin istek ve önerilerinizi de dikkate alacağız.

Mavi bayrak programı ile ilgili  her yıl mavi bayrak yerel sorumluları ve temsilcileri eğitimleri olmaktadır. Her yıl yapılmakta olan bu eğitimlerin amacı yerel yönetimlerde yer alan ve mavi bayrak sorumlusu olarak görevlendirilen kişilerin ve plaj mavi bayrak sorumlularının mavi bayrak kriterleri konusunda bilgilendirilmesini sağlamak ve sadece mavi bayrak değil çevre konusunda duyarlılıklarını artırmaktır.

Bundan sonraki eğitim seminerlerinde program dahilinde mümkün olursa engelli olanakları,görüş ve talepleriniz,önerileriniz doğrultusunda bu seminer ve eğitimlerimize katılabilirsiniz.Konuyla ilgili web sayfamızı takip etmeniz yeterli olacaktır.

Bunun dışında web sayfası ile ilgili önerileriniz dikkate alınacak olup ,duyarlılığınız için tekrar teşekkür ederim.

Saygılarımla…

Levent Bey Merhaba

Öncelikle geri dönüşünüz ve ilginiz için teşekkür ederiz.

Daha önce size göndermiş olduğumuz liste aslında sizin de maddeler halinde bahsetmiş olduğunuz olanakları içeren plajların listesiydi.

Bununla beraber ülkemizde farklı şehirlerde bir çok beldede, engelli tuvaletlerinin, şezlong- şemsiyelerle denizle ve engelli tuvaletleri ile bağlantılı olan rampaların bulunduğu Mavi Bayraklı halk plajlarımız da vardır.

 Bu plajların listesini bölge ofislerimizdeki arkadaşlardan rica ettik ve web sitenizde paylaşmak üzere size yeni bir liste göndereceğiz.

 İyi günler dileğiyle,

Biz engelli insanların denizden yerliderecede faydalanmalarını sağlamak için engelli konularına bu kadar duyarlı bu insanlarla irtibatımız sürecektir. Umudumuz tüm yerel belediyelerin Mavi Bayrak projesine katkıda bulunmalarıdır. Bizler bu yönden yöremizdeki yetkili makamlara sürekli baş vurarak bu konuda duyarlı olmalarını sağlamalıyız. Tüm okuyucularımızdan bu yönden destek bekliyoruz. 

Ayrıca sahil şeridine sahip tüm belediyelerden ve işletme sahiplerinden de bu projeye destek olmalarını istiyoruz. Bunları “birkaç engelli gelecek de ne olacak” diye değerlendirmemelerini, bunu sosyal sorumluluklarının yanında, konuyu, yurt içinde ve dışında önemli bir potansiyel olduğunu göz önünde tutarak değerlendirmelerini bekliyoruz. Engelli insanlar tatil planlamalarında bu plajların olduğu yerleri tercih edecek ve bundan orada bulunan otel ve diğer işletmeler karlı çıkacaktır.

image5

(Sitedeki resimler Bodrum Bitez Mavi Bayraklı plajında çekilmiştir.)

2016 YILI ENGELLİLER İÇİN DENİZE GİRME OLANAKLARI BULUNAN PLAJ LİSTESİ 

İLİLÇETESİS / PLAJ ADI
AntalyaManavgatAlibey Club Manavgat
Alibey Resort Sorgun
Commodore Elite Hotel
Mira Mare Hotels
SerikGüral Premier Belek
Calista Luxury Hotel
Limak Atlantis
Papillon Zeugma
Maxx Royal Belek
Club Megasaray
BüyükşehirBüyükşehir Bld Konyaaltı Mavi Bayrak Plajı 1
Büyükşehir Bld Konyaaltı Mavi Bayrak Plajı 3
Büyükşehir Bld Konyaaltı Mavi Bayrak Plajı 5
MuğlaFethiyeKumburnu Tabiat Parkı
Ortacaİberotel Sarıgerme Park
TT Hotels Sarıgerme Imperial
BodrumJumeirah Bodrum Palace
Vera Aegean Dream Resort
La Blanche Resort & Spa
Vogue Bodrum
DüzceAkçakocaKale Plajı
AydınDidimHoliday Resort Otel
Caprice Thermal Resort Hotel
Venosa Bach Resort
Oteller Önü Halk Plajı
KuşadasıPalm Wings Kuşadası
Pinebay Otel
İzmirMenderesLokea Maxima Bay
Paloma Pasha
ÇeşmeAlaçatı Beach Resort
Altınyunus Otel
Sheraton Otel
FoçaNeilson Clup Phokaia
BalıkesirGömeçArtur Güvercin Koyu
Artur Martı Koyu
Artur Gemiyatağı Koyu
ÇanakkaleMerkezBarış Plajı
KırklareliDemirciliİğneada Resort Otel

Mavi Bayraklı plajlarda olması istenen engelli olanakları ile ilgili sunum için tıklayınız.

Engelliler için Beşiktaş Vodafone Arena Stadı

By Kısa Kısa İstanbul

Dünyanın en güzel yerinde yer alan stat son teknoloji ile donatılmış harika bir mimari ile inşa edilmiş. Bunu sporumuza katan her kademede çalışanlara teşekkür edilmesi, gayretleri nedeniyle kutlanması gerekir. Biz de yazımıza bunları ifade ederek başlamak istiyoruz.

image1
image2

Stada nispeten kalabalık olmayan bir maç ortamına gittik. Aslında daha önce stada gidip bu yazıyı hazırlamak isterdik ama maalesef kulüp bu konuda yaptığımız girişimlerimize karşın bize bu imkanı tanımamıştır. Halbuki tekerlekli sandalyede yaşayan bir insan olarak engelli gözü ile görerek izlenimlerimizi ve taleplerimizi paylaşarak bu konuda yardımcı olmayı istedik.

image3

Stada girme konusunda yaşadığımız olumsuzlukları sona bırakarak stat ile ilgili izlenimlerimiz paylaşalım.

Öncelikle kulübün sitesinden http://www.bjk.com.tr/tr/  VODAFONE ARENA yazan bölümü tıklıyoruz. Buradan açılan seçeneklerden  “Engelli tribünü bilet talep formu” nu seçip ilgili kısımları dolduruyorsunuz. Refakatçi ile gelecekseniz bunu işaretleyip bilgilerini girmelisiniz. Telefon ile bilgi alırken refakatçi için Passolig kartı gerekmediği söylendi. Gönder kısmına tıklatıp formu gönderiyorsunuz. Burada sorun yanıtını hemen alamıyorsunuz. Halbuki normal bir insan hemen neticesini alabiliyor. Bende bir yanıt gelir diye bekledim ama böyle bir yanıt gelmedi. Bir gün kala acaba sitede mi ilan ediliyor diye araştırmaya başladım. Sonra biraz uğraştıktan sonra Passoligin web sayfasından sonucu öğrenebildik. Tabi öncelikle Passolig kartınızın olması ve ilgili sayfadan buraya üye olmanız gerekir. Buradan yerimizin ayrıldığını öğrendik. Ayrıca maç günü sabahı passolig sitesinden mesaj da geldi. Bu sürecin mutlaka halledilmesi gerekir. Bilhassa diğer şehirlerden gelecek engelli insanlar için bunun kısa sürede açıklanması gereklidir.

image4

Engelli tribünü kuzey kale arkasında yer almaktadır. Zemin altında yer alan bu tribününe ulaşmak için yapılan asansör ile otopark katından tribüne rahatça ulaşılabiliyor. Ancak bu asansörü de epey aradık. Zira görevlilerden bunu yerini bilene rastlamadık. Bilet gişelerine sorarak öğrenebildik. Bu konuda görevlilerin eğitilmesi ve belli yerlere yönlendirici levhalar konulması gereklidir.

Girişe Passolig kartınızı cihaza okutarak tribüne ulaşıyorsunuz. Refakatçimden Passolig kartı sorulduysa da (Passolig kartı yoktu) içeri girmesinde sorun yaratmadılar. Tribün gayet ferah ve yeterli. Konumu da oldukça iyi . Yalnız tribünde bol miktarda engelsiz insanın bulunması dikkatimizi çekti. Sanırım zamanla daha titiz kontroller yapılır. Zaten öndeki tribünle geçiş serbest olduğundan orada bulunan kişilerin buraya gelmesi mümkün. Bunun bir şekilde önlenmesi gerekir.

image5

Sonuç olarak güzel bir stat da,  maç izlemeye uygun rahat bir ortamda bir maç izledik. Tabi lig maçlarında ve bilhassa derbi maçlarda yani stadın tam dolması durumunda öneki seyircilerin ayağa kalkması durumunda tekerlekli sandalye oturanların maçı izlemesi olanaksız hale gelir. Zira bizde insanlar nedense oturarak maç seyretmezler. Bu nedenle tekerlekli sandalye yerlerinin altına mutlaka ve kesinlikle 40 cm yüksekliğinde platform yapılması gereklidir. Aslında bu denli modern bir stat yapılırken buna niye dikkat edilmez anlamıyorum. Bu nedenle projeyi yapan Mimar’ın kulaklarını çınlatmak istiyorum. Bu arada bol miktarda engelli tuvaleti bulunmaktadır. Ancak kullandığım tuvaletin na-tamam olduğunu gördüm. Stat açılalı 5 ay olduğu halde bunun tamamlanmamış olmasına üzüldüm. Zira diğer tuvaletlerde böyle bir eksiklik olmadığını öğrendim.

image6
image7

Şimdi yukarıda belirttiğimiz maça girerken yaşadığımız böyle bir stada yakışmayan durumdan kısaca bahsetmek istiyorum. Aslında ülkemizde sürekli yaşadığımız cinsten bir olay. Gene ayırımcı gene üzücü bir uygulama.

Maça engelli plakalı araçımızla gittik. Önceden bize otoparkta engelli park yerlerinin olduğu belirtilmişti. Zaten yasal bir zorunluluk olan bu durumun aksini düşünemezdik. Neyse Araççımızla otoparkın giriş kısmına geldik. Görevliye durumumuzu anlattık. Ancak görevli bize “engelli araçların alınmaması yönünde emir aldıklarını, bu yüzden araçımızı içeri alamayacaklarını” söyledi. Sebebini sorduğumuzda bu sefer “otoparka bu gün hiçbir aracı almadıklarını” söyledi. Hayretler içinde kaldıysak ta genel bir uygulamadır diye fazla itiraz etmedik.

image8

Neyse eşim (neyse ehliyeti vardı) beni orada indirerek araç için park yeri aramaya gitti. Güneşin altında yarım saat beklemek zorunda kaldım. Ancak bu arada baktım garaja araç alıyorlardı. Hemen itiraz ettim. Niye yalan söylediklerini sordum. Ama tatmin edici yanıt alamadım.  Engelli bir insana eziyet eden bu uygulamayı içime sindiremedim. Bu arada 5-6 araç daha garaja alındı.

image10
image9

Başta Başkan olmak üzere ilgili Yönetim Kurulu üyesine ve bu işlere bakan kulüp yetkilisine durumu anlatan bir mail çektim. Sonucunu bekliyorum. Gelirse sizlerle paylaşacağım. Tatmin edici bir açıklama alamasam, yaşanan olayı tüm ilgili makamlara ileteceğim.

Bunu tüm kulüp yöneticilerine mal etmek haksızlık olur. Ama engelliye saygısız bir stat müdürünün bu yakışıksız uygulamasına tepki göstermelerini ve bir daha böyle bir olay yaşamak istemediğimizi altını çizerek belirtmek isteriz.

Son olarak engelli bir insanlar olarak stattan beklentilerimizi kısa maddeler halinde tekrar yazmak istiyorum.

1. Bilet okeylerinin en kısa sürede verilmesi,

2.Engelli ve refakatçilerin dışında tribüne normal insanların girişinin engellenmesi,

3.Loca yanındaki yerlerden maç izlemek camdaki yansıma nedeniyle maç izlenememektedir. Bu     

   camların yansıma yapmayan camlarla değiştirilmesi,

4.Tekerlekli sandalyelerin bulunduğu yere en az 40 cm. yükseklikte platform yapılması,

5.Stat çevresine engellilerin girişlerini gösteren levhalar konulması,

6.Stat otoparkına engelli araçların (engelli plakalı araçlar) girmesinin engellenmemesi, otopark sayısal açıdan  yetersizse bilet tahsis  anında araç içinde tahsis yapılması, yani bilet alımı sırasında araç sorgulaması yapılıp,uygun olup olmadığının bildirilmesi, engelli taraftarın buna göre gelişini (araçlı-araçsız) planlaması.

http://www.vodafonearena.com.tr/

Engelliler için Vatikan / Roma

By Yurt Dışı Seyahatler

Roma şehrinin içinde yer alan Vatikan gezimize bir gün ayırdık. Bu bir günde bilhassa Müzenin tamamıyla gezilmesi pek mümkün olmasa da müzenin önemli yerlerinin görülmesi bizce yeterli oldu. Vatikan’a Roma’dan çeşitli yollardan ulaşmak mümkün. Roma’da kaldığınız otelin konumu uygunsa buraya yürüyerekte ulaşmanız mümkün. Biz Termini meydanından tekerlekli sandalyeye uygun olan otobüsle ulaşmayı uygun bulduk. Metro ile de ulaşımın olduğunu öğrendik. Genelde vakit sorunumuz olmadığından gezilerimizde yer üstünü tercih etmekteyiz. Böylece etrafı da görme imkanı olduğundan metro yerine otobüsleri tercih etmekteyiz. Yaklaşık 40 dakikalık yolculuktan sonra Vatikan’a ulaştık. Eğer özel bir vasıta ile geliyorsanız (taksi gibi) gezinize Müzeden başlamanızı öneririm. Zira Müzeden  başlayıp St Peder bazilikasına ve meydana inmek yokuş aşağı olması nedeniyle daha uygun ve az yorucu. Biz otobüs meydana yakın indirdiğinden Müzeye ulaşmak için yaklaşık 1 km. yokuş tırmanmak zorunda kaldık. Yani biraz güçlük yaşadık. Vatikan ziyareti iki bölümden oluşmakta. Müze ( Sistine şapeli ) ve bazilika bölgesi. Genelde Roma’ya göre kaldırımlar ve yollar daha uygun. Bizi fazla zorlamadı.

Roma’nın içinde, yüksek duvarların arkasında kurulu  ve dünyanın en küçük ülkesi olan Vatikan toplamda 50 hektarlık bir alana yayılı olsa da içinde görülmeye değer birçok önemli yapı bulundurmaktadır. Roma ve Vatikan’ın en önemli dini yapısı olan Aziz Petrus Bazilikası, muhteşem sanat eserleriyle bürünen Sistine Şapeli’nin de yer aldığı ve toplamda 10 müzeden oluşan Vatikan Müzeleri, bazilikanın önünde yer alan ünlü Aziz Petrus Meydanı Vatikan’da görülmesi gereken en önemli yerlerdir

Ülke, İsviçre askerleri tarafından korunmaktadır. 1506’da Papa I. Julius yiğitlik ve bağlılıkları ile bilinen İsviçre askerlerinin Vatikan’ı korumasını istemiştir. Papalık hizmetindeki İsviçreli Muhafızlar olarak bilinen bu askerler dünyanın hala aktif hizmet veren en eski ordusudur

Ülkenin surlarla çevrili olmayan tek noktası Aziz Petrus Meydanı’dır (Piazza San Pietro). Eski bir papalık kalesi olan Castel San’t Angelo, Vatikan duvarlarının dışında doğuda yer alır.

Vatikan girişinde sadece küçük el çantanızı yanınıza almanıza müsaade ediyorlar,diğer eşyalarınızı emanet olarak teslim edebiliyorsunuz.

Aziz Petrus Meydanı (Piazza Di Pietro)

image2
image3

Otobüsten iner inmez kaşımıza bu meydan çıkıyor. Aziz Petrus Meydanı, dünyanın en küçük devleti olan Vatikan’ın ünlü meydanıdır. Aziz Petrus Bazilikası’nın önünde yer alan meydan Napolili sanatçı, heykeltıraş ve mimar Gian Lorenzo Bernini tarafından Papa VIII. Alexander için 1656-1667 yılları arasında yaptırılmıştır. Bernini’nin 196 cm Aralıklı 284 adet sütun dizisi buraya gelen ziyaretçileri kucaklamak ister gibi iki yana açılmış.

Meydanın ortasında yer alan ve M.Ö 1. yüzyıldan kalma dikilitaş, İskenderiye’den getirilip 1586 yılında bulunduğu konuma 150 at ve 47 vinç yardımıyla dikilmiştir. Filmlerden ve resimlerden zihnimizde yer alan bu geniş meydan genel olarak parke taşlarından oluşsa da diğer bölgelere göre Tekerlekli sandalye için biraz daha uygun. Çeşitli açılardan meydanı seyredip fotoğraf çekiyoruz. Kalabalığı takip edip ve görevlilerinde yönlendirmesi ile bazilikaya doğru yol alıyoruz.

image5

Aziz Petrus Bazilikası (Basilica Di San Pietro)

Roma Katolik inancının merkezi olan bazilikadır. Ülkenin bu ünlü kilisesi 222 metre uzunluk ve 138 metre yükseklikteki boyutları ile devasadır.

image6

Vatikan’da yer alan Aziz Petrus Bazilikası, Hıristiyan dünyasının en önemli yapılarından biridir. Roma Katoliklerinin hac noktası olan yapı dünyanın en büyük kilisesi olup yapı içine aynı anda 60.000 kişi sığabilir. Vatikan’ın bu ünlü kilisesi 222 metre uzunluk ve 138 metre yükseklikteki boyutları ile devasadır. dünyanın en büyük Katolik kilisesi olma özelliğini taşıyor.

image7

Şu anki bazilikanın yapımına 1506 yılında Papa II. Julius zamanında başlanmıştır. Yapımı 100 yıldan fazla süren bazilika, 1612 yılında, Papa V. Paul’un döneminde bitirilebilmiştir. Meydandaki gezimizden sonra geldiğimiz bazilikada fazla kalabalık olmasa da gene de beklemeden açılan barikatlardan binanın içine giriyoruz. Normal insanlar bina önünden binaya çıkarken biz görevlilerin yönlendirdiği asansöre gidiyoruz. Binanın giriş katı olan zemin bölgesinden bir kat yukarı yani kilisenin bulunduğu kata çıkıyoruz.. Girişte refakatçim ve benden ücret talep edilmedi. Kilisenin çok geniş ve muhteşem salonu bizleri hayran bırakan eserlerle dolu.

image8

Kiliseye girişte sağ tarafta, Michelangelo’nun Hz. İsa çarmığa gerildikten sonra Hz. Meryem’in kollarında cansız olarak tasvir edilen Pieta’sı bulunmakta. Michelangelo’nun mermer ustalığını ve onlara nasıl hayat verdiğini mutlaka görülmelidir. Heykeli izledikten ve fotoğraflar çektikten sonra mekanı gezmeye devam ediyoruz.

image9

Kilisenin en önemli bölümü olarak gösterilen kubbe bölümüne hayran kalmamak mümkün değil. Michelangelo bu bölüm için daha az kuvvet uygulayan bir yapı tasarlamıştır. Bazilikanın muhteşem iç mekânı ile uyumlu olan 136,5 metrelik kubbe Michelangelo’nun ölümünden 26 yıl sonra tamamlanabilmiştir. Kubbeye çıkarak muhteşem manzaranın keyfini çıkartabilirsiniz diyemiyoruz. Zira bu tekerlekli sandalye için mümkün değil. Kubbeye çıkmanız için 330 basamaklık merdiven bunu mümkün kılmıyor. Eşimde bu kadar basamağı göze alamıyor.

image10

Aziz Petrus Heykeli,Heykeltıraş Arnolfo di Cambio tarafından 13. yüzyılda yapılmış bronz heykeldir. Ziyaretçiler genellikle heykelin ayağına dokunmak ve öpmek isterler, bu nedenle bu bölümde genellikle uzun sıralar oluşabilmektedir.Bizim böyle bir düşüncemiz olmadığından uzaktan izlemekle yetiniyoruz.

image11

Son olarak Bazilikanın önünde yer alan balkondan meydanı yukaran bir kez daha seyrederek ve Her yönü tekerlekli sandalyeye uygun olan mekandan gene ayni asansörle ayrılıyoruz.

image12

Vatikan Müzeleri (Musei Varicanı)

image13

Dünyanın en önemli sanat koleksiyonuna ev sahipliği yapan müzelerden oluşan bir komplekstir. Sistina Şapeli ve Raffaello Odaları müzenin en önemli bölümleridir. Vatikan Müzeleri, dünyanın en önemli sanat koleksiyonuna ev sahipliği yapan müzelerden oluşan bir komplekstir..

image14

Vatikan Müzeleri’nde gezmek için özel bir sistem düzenlenmiştir. Müzelerde tek yön sistemi vardır ve müzedeki gezi rotaları dört renk koduyla bölünmüştür, bu renk kodları uzunluğu 90 dakikadan 5 saate kadar farklı gezi seçimlerini gösterir. Dilerseniz bu rotaları takip ederek müzede rahatça gezebilirsiniz. Sadece müzenin önemli bölümlerinden Sistina Şapeli ve Raffaello Odaları’nı gezmek isterseniz girişten yaklaşık yarım saat yürümeniz gerekmektedir.

image15

Yukarıda da belirttiğim gibi meydandan kiliseye ulaşmak için yokuş yukarı tırmanmaya başlıyoruz. Yorucu olan bu yolculuk esnasında ufak bir parkta mola verip etrafımız çeviren güvercinlerle yemeğimizi paylaşarak açlığımızı gideriyoruz. Müzenin giriş kapısı binanın en üst tarafında. Bina girişinden bilet satışı olan bir üst kata çıkıyoruz. Ama oradaki yetkililer bizi tekrar giriş katına yönlendirdiler. Zira engelli biletleri oradaki gişeden yapılıyormuş. Sizde buraya giderseniz hemen giriş katında bulunan gişeden işe başlayın. Buradan bana ve eşime ücretsiz bilet düzenlediler. Bu biletlerle giriş yaptık. Müzede katlar arasında asansörler ve gerekli yerlerde rampalar mevcut. Müze her yönü ile fiziksel engelliler için uygun şekilde düzenlenmiş. İçinde engelli tuvaletleri mevcut.

image16-2

Çok geniş ve büyük müzenin tamamını gezmek mümkün değil. Zaten saatte ilerlediğinden fazla gezme şansımızda kalmamıştı. Birkaç koridoru gezip bu müzenin içinde yer alan Sintine şapeline yöneldik.

image17

Sistine Şapeli (Cappella Sistine)

image18

Vatikan Müzesi turunun son durağı olan Sistine Şapeli baş döndürücü güzellikte,baştan aşağı her nokta ayrı bir sanat eseri ile kaplı,dünyanın en değerli sanat eserlerini burada göreceksiniz.Bu yapı Michelangelo’nun  eseridir Tavanın tam ortasında yer alan “Yaradılış” isimli Adem’in yaratılışı ve Tanrı resmi en çarpıcı çalışması olarak ön plana çıkmakta.

Müzenin en alt bölgesinde yer bu önemli mekanın girişindeki merdivenleri görünce hayal kırıklığına uğramadım dersem yalan olur. Zira görmeyi çok istediğim yerlerin başında geliyordu.Birde merdivenin başındaki görevlinin İtalyanca konuşması ve yüz ifadesindeki olumsuzluk hayal kırıklığını bir kat daha arttırdı. Ama mutlaka bir yolu olmalıydı. Sora sora Bağdat bulunur felsefesiyle araştırmalara başladık. Gerek yetersiz İngilizcemiz ve görevlilerin o kadar bile İngilizce bilmemesi işimizi zorlaştırdı. Zaten bütün yurt dışı gezilerimizde bunun eksikliğini yaşadık. Mutlaka bir yabancı dil tercihen İngilizce öğrenilmesi lazım.Neyse sonunda şapele engellilerin girişi olduğunu öğrendik.

image19-2

Aslında normal ziyaretçilerin çıkış güzergahında bulunan merdivenlere konulan merdiven asansöründen aşağıya inerek mekana ulaştık. Asansörden inince önünüzde dar bir koridor bulunmakta. Tekerlekli sandalye ancak sığabilecek darlıkta.Burada bulunan görevli beklememizi söyledi. Elindeki telsizle bir şeyler konuştu. Bir süre sonunda buradan gelişler kesildi. Görevli devam etmemizi söyledi. Görevli diğer girişteki yetkiliye insan göndermemesini söylemiş olmalı ki orada çıkmak için bekleyen insanlar vardı. 

Girişteki daha doğrusu çıkıştaki yüksekliği koyulan rampa ile aşarak mekana ulaştık. Mekan tıklım tıklım ve tüm duvarlar ve tavan tamamen önemli ressamların yağlı boya resimleri ile dolu.

Papa seçimleri de bu şapelde yapılıyormuş. Kalabalık nedeniyle ses uğultusu fazla olduğundan görevliler sürekli sessiz olunması için ikazlarda bulunuyor. Şapelde fotoğraf ve video çekimi yasak. Ancak biz bundan habersiz birkaç fotoğraf çektik.

Mekana girişler için,bilhassa grupların girişi için içerisinin boşalması bekleniyor. Gerçekten muhteşem bir mekan. Yeterince bakındıktan sonra kalabalığın da verdiği rahatsızlığınında etkisiyle mekandan ayrıldık. Gene girdiğimiz yoldan ve ayni asansörle müzeye döndük

Müzedeki son saatlerimizi önünde bulunan geniş terasında geçirdik. Resimler çekip, orada bulunan çeşmeden suyumuzu içip müze gezimizi sonlandırdık.

Engelliler için Sultanahmet Camii

By Kısa Kısa İstanbul

Tarihi yarımadadaki gezimizin şimdiki durağı Sultanahmet Camii.Sultanahmet Camii Mavi Cami olarakta bilinir. İstanbul’da bugünkü Sultanahmet semtinde Sultan Birinci Ahmet tarafından yaptırılan cami; medrese, darülkurra, sübyan mektebi, türbe, arasta, dükkânlar, hamam, darüşşifa, imaret ve üç sebilden oluşmaktadır. 1609-1620 yılları arasında (Mimar Sinan’ın eseri olarak genelde bilinenin aksine ) Mimar Sedefkâr Mehmet Ağa tarafından yapılmıştır.

 Binanın dış girişinde bulunan rampa yardımı ile camii avlusuna ulaşmak mümkün. Düz olan avludan Cami’ye kolayca ulaşabiliyor.

Cami girişinde camiye ait tekerlekli sandalyeye transfer yapılıyor. Kullanışlı, yeni, bakımlı (Selimiye camiinin aksine)  ve refakatçinin kullandığı bu sandalye ile caminin içine giriyorsunuz.

Muhteşem bir yapı olan camiyi hayranlıkla izleyebilirsiniz. Mutlaka görülmesi gereken bir yapı. Sultanahmet gezinizde (Topkapı Sarayı, Ayasofya, Yerebatan Sarnıcı ve çevredeki müzeleri) burayı da ziyaret ediniz.

Engelliler için Yerebatan Sarnıcı

By Kısa Kısa İstanbul

Tekerlekli sandalye ile yaptığımız İstanbul gezilerinin bu günkü durağı Yerebatan Sarnıcı.(Bazilika Sarnıcı) Eskiden konumunu bildiğimden yer altındaki bu mekana tekerlekli sandalye ile gidebileceğimi hiç düşünmemiştim. Ancak İBB.nin broşürlerinden buranın tekerlekli sandalye ye uygun hale geldiğini görünce hemen gezi planına dahil ettim.(Siz gene de kötü bir sürprizle karşılaşmamak için,gitmeden önce asansörün çalıştığını teyit ettirin.)
Sultanahmet meydanına çok yakın olan mekanın giriş kapısındaki görevliler bize daha aşağı kısımda yer alan çıkış kapısına yönlendirdiler. Benden ve eşimden (refakatçi olarak) ücret alınmadı. Çıkış kapısındaki uzun merdivenlere yapılan merdiven asansöründen aşağıdaki sarnıca ulaştım.

Bizans imparatoru I. Justinianus (527-565) tarafından yaptırılan bu büyük yeraltı sarnıcı, suyun içinden yükselen ve sayısız gibi görülen mermer sütunlar sebebiyle halk arasında “Yerebatan Sarayı” olarak isimlendirilmiştir. Sarnıcın bulunduğu yerde daha önce bir Bazilika bulunduğundan, Bazilika Sarnıcı olarak da anılır. Sarnıç, uzunluğu 140 metre, genişliği 70 metre olan dikdörtgen biçiminde bir alanı kaplayan, dev bir yapıdır. 52 basamaklı taş bir merdivenle inilen bu sarnıcın içerisinde her biri 9 metre yüksekliğinde 336 sütun bulunmaktadır. Toplam 9.800 m2 alanı kaplayan bu sarnıç, yaklaşık 100.000 ton su depolama kapasitesine sahiptir.

Mekan geniş gezinti yolları ile tekerlekli sandalyeye uygun olup rahatça gezilebilmektedir.

Ancak maalesef Mekanda tek ulaşılamayan yer Yerebatan sarnıcının beklide en ilgi çeken bölümü olan Meduza heykellerinin bulunduğu bölüm. Merdiven ile inilen bu bölüme ulaşmamız mümkün değil. Heykellerin yönü itibariyle uzaktan da olsa bunları görmeniz mümkün değil.

  Ancak eşimin çektiği fotoğraflarla   göremediğimiz bu önemli sütün başlarını sizlerle paylaşmak istedim.

Gezintimiz sonunda gene ayni merdiven asansörü ile çıkıp mekandaki gezimizi sonlandırdık.

İstanbul’un önemli eserlerinin bulunduğu Sultanahmet geziniz dahilinde gene ayni bölgede bulunan Yerebatan sarnıcını mutlaka görmenizi öneririm.

Sözcü Seyahat eki ile Röportajım

By Basından

Bir engellinin kalacağı tesisler en az 4 yıldızlı olmak zorunda

Tekerlekli sandalyede yaşamını sürdüren Levent Karagöz açıkladı…1990 yılından beri omurilik felci nedeniyle tekerlekli sandalyede yaşamını sürdüren Levent Karagöz, uzun yıllar boyunca Banka Müfettişliği yapmış. Şu sıralar emeklilik hayatı yaşayan Levent Bey, www.engelsizseyyah.com isimli blogunda yazdığı yazılar ile fiziksel engelliler ile seyahat anılarını paylaşıyor.

– Engelsizseyyah.com’u açmaya nasıl karar verdiniz?

Bir engelli olarak seyahat planlarımı yaparken gideceğim, gezeceğim ve görmeyi düşündüğüm yerlerin fiziksel durumuma uygun olup olmadığını bilemediğim için sıkıntılar yaşadım. Benden sonra seyahat etmek isteyen engellilere yardımcı olmak için “engelsizseyyah.com” sitesini açmaya karar verdim. Aldığım geri dönüşlere bakacak olursam ne kadar gerekli bir iş yaptığımı anlıyorum. Çünkü maalesef ülkemizde bu konuda başka kaynak yok.

– Türkiye’deki engellilerin durumunu genel olarak nasıl görüyorsunuz?

Öncelikle belirtmeliyim ki, insanlarımızın bizlere karşı tutumu olumlu değil. Tabi istisnaları ayrı tutmak isterim. İyi kötü mevzuat var ama bunların uygulamasının denetimi, yaptırımları yeterli değil. Daha doğrusu yaptırım hiç uygulanmıyor. Örneğin engelli otoparkına park eden sürücülere hala yaptırım uygulayacak kurum yok. Bu nedenle yerlerimizi gasp eden insanlarla bizler mücadele etmek zorunda kalıyoruz.

– Sizce engelli dostlarımızın yaşam kalitesini arttırmak için nasıl yollar izlenmeli

Öncelikle onların bir engelinin olduğu gerçeğini kabul etmeliyiz. Onlara yardımcı olmalı, onların önceliklerine saygı göstermeli, haklarını gasp etmemeliyiz. Devlet olarak gerekli yasal düzenlemeleri ileri ülkeler seviyesine getirmeli ve uygulamaları da titizlikle takip etmeliyiz. Sadece yasa çıkarmakla iş bitmiyor. Aksayan yönler tespit edilmeli, yasaya uymayanlara mutlaka yaptırımlar uygulanmalıdır.

– Engelli olmak seyahatlerinizde sorunlar yaşamanıza neden oluyor mu? Oluyorsa ne gibi sorunlar?

Her aşamada bir çok sorun yaşıyoruz. Bilhassa fiziksel engelli olarak şehirler arası otobüslere binemiyoruz. Karayolu ile sadece aracınızla seyahat edebiliyorsunuz. Yollarda da engelliye uygun mekanlar ve özellikle WC bulmakta sorunlar yaşıyoruz. İmkan varsa uçakla gidebiliyoruz ama burada bile hava alanından gideceğimiz mekana ulaşmak için özel araç tutmak zorunda kalıyoruz. Normal transfer araçları tekerlekli sandalyeye uygun değil. Yine otellerde problem yaşıyoruz. Engelliye uygun denilen otelin önünde merdiven oluyor, banyo kapısı dar oluyor gibi pek çok sorunla karşı karşıya kalıyoruz.
Bunun yanında biz engellilerin tatilleri normal insanlardan daha pahalı oluyor. Zira bir engellinin kalacağı tesisler en az 4 yıldızlı olmak zorunda. Bu tesislerde hali ile daha pahalı oluyor.

Barselona’yı tercih ederdim

– Seyahate çıkmadan önce nelere dikkat ediyorsunuz?

Öncelikle gitmeyi düşündüğümüz tesise bilhassa dikkat ediyoruz. Zira bu konuda bir çok sorun yaşamamız olası. Tatil bir ızdıraba dönebilir. Mutlaka oteli arayıp engelliye uygun olup olmadığını, engelli odasını mevzuata uygun olup olmadığını, havuzdan ve denizden istifade edip etmediğimizi teyit etmemiz gerekiyor.
Bunun yanında görmeyi düşündüğünüz yerlerin durumu hakkında bilgi almaya, varsa web sayfalarında engelliler ile ilgili bilgiler olup olmadığına bakıyoruz. Mesela şu an bir Roma gezisi planlıyorum. Bu nedenle günlerdir internet başında belli başlı yerlerin tekerlekli sandalyeye ne derece uygun olup olmadığını öğrenmeye çalışıyorum.

– Bugüne kadar sizi en çok zorlayan ve en rahat ettiğiniz rotalar nereler?

En rahat ettiğim yer Barselona’ydı. Londra, Paris gibi şehirler de engelli için uygun mekanlar. Ama bir Lizbon, bir Porto bizi zorlayan rotalardı. Zira bu şehirlerdeki yükseklik farkları biz çok zorladı.

– Tur acentelerinin engelli seyahat severlerin hayatlarını kolaylaştırmak için yapabileceği şeyler nelerdir?

Bu konuda sitemizde bir araştırma yaptık. Ancak maalesef 1-2 acenta dışında konuya önem veren acente olmadığını gözlemledik. Bir çoğu cevap bile vermedi. Vardığımız sonuç fiziksel engelliye uygun bir tur düzenlemesi bulunmadığı yönünde. Acentelerde bu konuda fazla hassas değiller.

 Başka bir ülkede yaşama fırsatınız olsaydı hangisini seçerdiniz? Neden?

Çok ülke gezme şansım henüz olmadı ama gezdiklerimin içinde sanırım tercihimi Barselona‘dan yana kullanırdım. Zira şehir genelde engellinin yaşaması için uygun alt yapıyı oluşturmuş. Sonra da Londra.

– Seyahate çıkmak isteyen ancak cesaret edemeyen engelli dostlarımıza nasıl bir mesaj vermek istersiniz?

Hiç çekinmesinler. Ancak gezi öncesi sıkı bir araştırma yapsınlar. Bizim gezi notlarını mutlaka incelesinler. Bilhassa Londra, Paris, Barselona gibi şehirlere korkmadan mutlaka gitsinler. Ülkemizde ise maalesef bu kadar kesin konuşamıyorum. Ama çok yavaş olsa da arada iyi örnekler de çıkıyor.
Dileğimiz öncelikle toplumun bu konuda eğitilmesidir. Devletin ve Belediyelerin olumlu girişimleri var. Ama halen azımsanmayacak sayıda vatandaşımız belediyenin yaptığı kaldırım meyilinin önüne ısrarla araç park edebiliyor.
Bu arada engelsizseyyah.com hepimize açık bir sitedir. Sadece bir kişinin gayreti ile yetinmeyelim. Bilhassa gezen, gören engelli veya engelli yakını olan vatandaşlarımız da siteye gezi notlarını gönderebilir ve daha geniş kitlelere ulaşabilir ve faydalı olabiliriz.

http://www.sozcu.com.tr/hayatim/seyahat/bir-engellinin-kalacagi-tesisler-en-az-4-yildizli-olmak-zorunda/

Engelliler için Kariye Kilisesi / Müzesi

By Kısa Kısa İstanbul

Sitemizin takipçileri buraya yaptığımız 2016 yılında ilk gezi notlarımızı bileceklerdir. O Tarihte tadilatta olan ana mekanı görememiştik.Bu yıl  (2019) ikinci defa yaptığımız gezide ise ana mekan tadilatı bitirilmiş ve halka açılmış,bu defa da daha önce gezdiğimiz mekanlar tadilata alınmıştı.

Bu nedenle gezi notları  iki gezi birleştirilerek tekrar düzenlenerek sizlere sunulmaktadır. Bizans dini resim sanatında mozaik ve fresko süsleme teknikleri oldukça yaygın olarak kullanılmıştır. Kariye’de de her iki süsleme tekniğini bir arada görebilmekteyiz. Dış narteks esas olarak İsa’nın yaşamını, mucizelerini, iç narteks ise Meryem’in yaşamını anlatan, mozaik sanatının şaheserlerinden sayılabilecek, birbirlerini takip eden muhteşem sahnelerle bezenmiştir.  Parekklesion bölümünde ise, eski Ahit’ten alınmış dini hikayeler ile mahşer günü, diriliş, son yargı gibi sahneler, fresko olarak işlenmiştir.

Kilisenin camiye dönüştürülmesinden sonra, bütün yazılar, Hıristiyanlık sembolleri, bütün freskolar, mozaik süslemeler, ince bir boya ve kireç badanası yapılarak tahrip edilmeden örtülmüş, bu sayede hasar görmeden günümüze kadar ulaşabilmiştir.

Ayasofya’dan sonra İstanbul’da bulunan en önemli kilisesi olan eser duvarlarında bulunan eserler nedeniyle önem arz etmektedir.

Kariye eski Yunanca kent dışı (kırsal alan) anlamındaki Khora sözcüğünün Türkçeleşmesidir.

Kariye’deki mozaik ve freskler Bizans resim sanatının son dönemine (XIV. y.y.) ait en güzel örneklerdir. Bu mozaik ve fresklerdeki derinlik figürlerin hareket ve plastik değerlerinin verilişi, figürlerdeki uzamalar bu dönemin üslubudur.

Kariye, 1453 yılında İstanbul’un fethinden sonra Kilise olarak kullanılmış, 1511 Vezir Hadım Ali Paşa tarafından camiye çevrilmiştir.1945 yılında müzeye dönüştürülmüş, 1948–1958 yıllarında Amerikan Bizans Enstitüsü’nün yaptığı mozaik ve freskoların üzeri açılarak ortaya çıkarılmıştır.

Bu kısa tarihçenin ardından gezi notlarımıza bakalım. Kilisenin bulunduğu yere aracınızla giderseniz en uygun park yeri Kariye otelinin bulunduğu sokaktır. Diğer girişilerdeki yokuşlar bizleri yorabilir. Kiliseyi ararken doğal olarak resmini gördüğümüz binayı ararsanız bulmanız güçleşir. Zira tadilat nedenliyle üstü tamamen kapatılan binayı tüm heybetiyle görmeniz şu an için (4-5 yıl daha) mümkün değil.

Aracınızdan inip düz bir yolla rahatça kiliseye ulaşabilirsiniz . Giriş siz ve refakatçiniz için ücretsiz. 

Tadilat kısım kısım yapıldığından gittiğiniz zaman her tarafını görme şansınız olmayabilir.Yukarıda da belirttiğim gibi ben üç yıl ara ile gittiğimden ben her tarafını görme şansına sahip oldum.Sanırım birkaç yıl içinde tüm tadilat bitmiş olur. Ama her hali ile görülmesi gereken bir yapı.

.

Binanın içini gezmekte rahat. Her alan düz. Tekerlekli Sandalye ile rahatça gezilebilir.Yukarıda bahsedilen mozaik, mermer ve fresko eserleri hayranlıkla görebilirsiniz.

Kariye müzesinde yer alan eşsiz freskolardan; apiste görülen ve çok az hasarla günümüze ulaşan  Diriliş (Anastasis) sahnesi görülmeye değer.

Etrafta tuvalet göremedim. Ayrıca binanın önünde bulunan kafe ve alış veriş yerlerine ulaşmak için birkaç basamağı göze almalısınız. Nedense buralara meyil yapmak kıllara gelmemiş.

Bu tarihi eseri görmenizi öneririm.