All Posts By

engelsizseyyah

Bir Engellinin Araba Alma Çilesi

By Engelli Seyyah’dan

Normal bir insansanız, bir aracı beğenir, ikinci el araçsa fiyatta anlaşır ve notere gidersiniz bir imza atıp aracınızı kullanmaya başlarsınız. Sonra en yakın Trafik şubesine gidip ruhsatınızı alırsınız. Tabi bu işin vekalet verip bir 3.şahsı yetkilendirebilir bu zahmetlerden de kurtulabilirsiniz. Hele benim gibi sıfır araba alırsanız tüm zahmetiniz bir vekalet verene kadardır.Bir engelli iseniz ise neler yaşayacağınızı ben size birinci elden anlatacağım. Burada anlattıklarım bire bir yaşananları anlatmaktadır ve hiçbir şekilde abartma yapılmamış, aksine fazla uzatmamak için bazı olumsuzluklara ya hiç değinilmemiş ya da çok kısa değinilmiştir. Bu sene arabamı yenilemeye karar verdim. Öncelikle bütçemize uygun bir araba aradık ve ilk şoku orada yaşadık. Gittiğimiz araba bayisinin satış elemanın ilk sözü “biz engelliye araç satmıyoruz” oldu. “Nasıl olur, neden” dedik. Satış elemanı kem küm etti, sorun yaşadık falan dedi ama sonunda firma sahibi ile bir temasımızı olduğunu öğrenince ve benim tepkimi de görünce, amirleri ile birkaç görüşme yaptı. Neyse sorun giderildi ve araç siparişi verdik. İki aya yakın bekleme süreci içinde satıcı elemanı arayarak engelli araç işlemleri konusunda uyarıda bulunduysam da. Eleman “hallederiz” dedi.Araç teslim zamanı geldi. Elimde bulunan raporları da (engelli olduğumu gösteren değişik hastanelerden alınan engelli olduğumu gösteren ve sürekli engel durumunu gösteren raporlar) alıp firmaya gittik. Eleman bunları trafik işlemlerini yapan firmaya gönderdi. İlk sorunda o zaman cıktı. İlgili kişi 2005 yılından evvel alınan raporların vergi dairesince (ÖTV muafiyeti için) kabul edilmediğini söyledi. Bende en son 2010 yılında araç aldığımı, bu araç için gerek vergi dairesinin tutanaklarını ibraz ettiysem de nafile. Vergi dairesinin (Ümraniye de bulunan vergi dairesi) bunu da geçerli saymadığını bildirdiler. Tutanakta işlem için 2006 tarihinde alınan rapor üzerine işlem yaptıklarını gördüm. Bu rapor çalıştığım iş yerinin isteği ile İşkur’a verilmek üzere aldığım rapordu. Yani bu rapor ÖTV ile ilgili değildi ama o tarihte kabul edilmişti. Tutanakta alınan hastanenin adı ve raporun tarihinin bulunduğunu görünce doğruca o hastaneye gittim. Bu raporun bir örneğinin verilmesini dilekçe ile başvurdum. “Mevzuat değişti, bu raporun bir örneğini size veremeyiz” yanıtı aldım.  Bu yanıt beni tatmin etmedi. Zira benim bildiğim bunların 10 sene saklanması gerekiyordu. Bir kanaldan Baş Hekimliğe ulaştım. Ama nafile oradan da ayni yanıtı aldım. Çaresiz yeni bir rapor almamız gerektiği gerçeğini kabul etmekten başka çaremiz olmadığını anladım. Heyet sekretaryasına başvurdum. Randevunun internet acılığı ile almamız gerektiğini gece saat tam 00.00 da siteye girmemiz söylendir. Ama heyhat 3-4 gece uğraştım. Açar açmaz “dolu” mesajı görülüyordu. 3-4 gece uğraştım, tarayıcımı değiştirdim, hatta kızımı aradım onunda girmesini istedim. Yok mümkün değil. Mecburen tekrar hastaneye gittim. (Bu arada hemen belirteyim, hastane her gün ana baba günü. Vatandaşlar sağlık derdine sabahın erken saatlerinde dolduruyor her yeri. Aracınızı engelli oto parklara koymanız imkansız. Zira korumasız olduğundan buralar diğer sağlam insanların araçları tarafından sürekli işgal altında. Mecburen uzak bir yere park edip, uğraşlar verip sandalye ile hastaneye ulaşmaya çalışıyoruz.  Ama hakkını yemeyim bir kaç defa oradaki görevlilerin yardımı ile otoparka park edebildim. Bu konuda yardımcı olan görevlilere candan teşekkür ediyorum buradan. 5. Katta bulunan Baş hekimlige ulaşmak için kullanacağımız engelli asansörünün arızalı olduğu günlere denk geldik. Asansöre binmek için 10 dakika beklediğimiz oldu. Sorduk “arızalı” dediler. Nedense engelli asansörleri arızalanıyor. Kabahat bizde sanırım galiba hor kullanıyoruz. Herhalde bizim şansımızdan hep bana denk gelir bu arızalı asansörler.Neyse nerde kalmıştık. Tekrar sekretaryaya başvurduk. Durumu anlattık. Ama nafile başka yolu yok dediler. Mecburen bir tanıdık aramaya koyulduk. Bir şekilde bir hafta sonrasına gün alabildik.O gün geldi ve bir defa daha hastaneye gittik. Konumuz ÖTV muafiyeti olduğundan raporu alınma nedenine bu hususu yazdık. (Burada sadece bir doktor benim omurilik felçlisi olmam konusunda tereddüt yaşadı. 25 senedir bu halde olduğumuzu elimizdeki raporlarla ispat etmeye uğraştık ama başarılı olamadık.-Çoğul yazıyorum zira bu mücadeleleri eşimle beraber verdik.- Peki 25 yıldır bu sandalyede yaşadığımızı nasıl ispat edeceğiz. “Tomografi çektirin, görüpte ikna olayım” dedi. “Sabır Levent “dedim. Tüm hekimleri gezdikten sonra belki insafa gelir diye tekrar ayni hekime gittik. “Tomografi için birkaç ay süre veriyorlar, yokmu başka yolu “dedik. Neyse insafa geldi de “bunu gösteren eski tomografiyi getirin” dedi. Aracımıza binip 20 -25 km yapıp eve gidip yıllardık sakladığım (neyse ki) tomografi görüntülerini alıp bir koşu doktora gittik. Filmlerde tarih ve isim bulunmaktaydı. Yani başkasına ait olması mümkün değil. Ama Doktor hanım “olmaz” dedi. Niye, dedik. Bunların raporu yok dedi. Bunu diyen uzman doktor. Kaynar sular başımızdan dökülüyor. Ama yapacak bir şey yok. Tekrar eve döndük. Ne kadar eski evrak varsa elden geçirdik. Neyse raporu da bulduk. Eski evrakları saklamanın bir faydasını görmüş olduk. Tekrar hastaneye döndük ve imzayı aldık. Saat 14.de heyete girdik, saat 16.30’da raporu elimize aldık.Raporu alıp tekrar bayi’e gidip raporu elden teslim ettik. Oh dedik ama acele ettik galiba. Aparatı takacak firma ve işlemleri takip eden muameleci hep bir ağızdan “bu rapor ile aparat takamayız, işlem yapamayız” demezlermi. “Nedir sorun” dedik. Meğer rapor oranı % 93 muş ve bu raporla benim bu aracı kullanmam mümkün değilmiş. Yapmayın dedim ben 25 yıldır araç kullanıyorum. Ellerim sağlam elimle ve aparatla araç kullanıyorum dediysem de gene nafile. İkisi de bir genelgeyi yanlış yorumluyorlardı ama ne fayda . Bize tekrar hastane yolları göründü. Sekreter bizi heyet başkanına gönderdi. Muayene sırasında yanlışlıkla içeride hasta varken girdiğimiz için bize zaten kızan doktordu heyet başkanı. Bizim fazla konuşmamızı sevmeyen doktor (sanırım yorulmuştur) bunun için bir şey yapamayacağını, 6 aydan önce yeni rapor verilemeyeceğini, tek çözümün İl Sağlık Müdürlüğüne itiraz etmemiz gerektiğini Söyleyerek sohbetimizi bitirdi. Araştırdık bu itirazın sonuçlanması birkaç ayı alıyordu. Sonucu da ne olacak bilinmezdi. Bu durumda iş başa düştü diyerek  TSE ile ve gerekse birkaç kurumla görüştük. Sonuçta genelgenin yanlış yorumlandığını anladık. Ama bunu aparatçıya anlatmam mümkün değildi. Çaresiz ta Konya’dan bir usta bulduk. O mevzuatı bildiğinden “sorun olamaz ağbi “dedi. Mecburen bu ustayı yol parasını vererek İstanbul’a getirttik. Muameleyiciyi de ikna edemediğimizden çaresiz işlemleri kendimiz yapmaya karar verdik. Gene de içimiz rahat etmediğinden işlemlere başlamadan önce doğru Bakırköy İlçe Emniyet Müdürlüğüne gittik. Yanlış bir işlem yapmayalım düşüncesiyle. Bu işlemleri yapan memurla görüştük. Raporu inceledi, “elinizde kapı gibi rapor var hiçbir sorun olmaz” dedi. “Emin misin bir sorun yaşamayalım” dedikse de “hiç merak etmeyin”. Bizde içimiz rahatlayarak aparatçıyı çağırıp araca aparatı taktırdık.Bayiinin düzenlediği dosya ile tekrar emniyete gittik. İlgili memur evrakları tek tek inceledi ve “Raporu noterden tasdik ettirin bazı evraklarında fotokopilerini çektirin gelin” dedi. Dediklerini yaptık ve tekrar evrakları inceledi, harcımızı yatırttı ve plaka numaramızı bile söyledi. Yarın gelin ruhsatı alın dedi.Sizde bizim gibi çok uğraştı ama nihayet halloldu dediğinizi duyar gibiyim. Ama bu güzel Duygularımız akşamüzeri çalan bir telefon ile son buldu.Telefondaki kişi Emniyet Müdürlüğündeki ilgili memurdu. Bana “raporunuzda aparatlı araba kullanır ifadesi yok bu nedenle ruhsatınızı veremeyiz” dedi. Kaynar sular bir defa daha başımdan aşağıya döküldü. Ne moral kaldı ne maneviyat. Hepsi sıfıra indi. Doğru emniyet Müdürlüğüne. Önce ilgili memur, sonra direk Müdüriyet makamı. Tanıdık telefonları falan derken sonuç olumsuz. İtirazlar nafile. “Niye bunu daha önce söylemediniz” dediysem de, sadece “atlamışız” türünden bir yanıt aldım.Onlar için sadece “atlama” benim için çaresizlik.Müdürlük özel kalemi ( Bu şahsa olumlu yaklaşımları için teşekkür ederim) aracı telefonlarından sonra yanıma gelerek,”yeniden rapora gerek yok, hastaneye gidersen büyük olasılıkla bu notu rapora ilave ederler” dedi.Sabah çaresiz olarak tekrar hastaneye gittik. Heyet başkanı doktor “bu benim sorunum değil, yeniden rapor alın” türünden olumsuz bir yaklaşımda bulundu. Heyet sekretaryasına durumu anlattık. Neyse onlar da bu duruma isyan ettiler (tüm sekretarya elemanlarına teşekkürler, gerçekten çok yardımcı oldular her aşamada) .Onlar bir yolunu bulup o günkü heyete tekrar girmemi sağladılar. Saat 14 de tekrar heyete girdim. Doktorlar beni dinlediler ve dışarıda beklememi söylerdiler. Saat 16’ya kadar bekledik. Bir memur yanımıza gelerek “ rapor noter onaylı olduğundan ilave yapılamıyor” dedi. Orada tekrar emniyetteki memurun ikinci bir hatasının (raporu incelemeden notere gönderdiği için) bize nelere mal olduğunu anladık. Çaresiz asansöre yöneldik. Yaşadığım stresi tarif etmem mümkün değil. Heyetten gün almanın ne kadar güç olduğunu, kaç güne mal olacağını yukarıda izah etmiştim. Tam asansöre bineceğimiz sırada orada bulunan güvenlik elemanı yanımız geldi ve “Perşembe günü gelin sizi heyete sokacağız” dedi. Yani bir sonraki heyete. Bu bize verilecek en iyi haberdi ve ayağa kalkamadığım için ilgiliyi sarılıp öpemedim. Gene heyet sekretaryasının gayreti ve yardımı ile bu olay gerçekleşmişti. Onlara candan teşekkürler.Perşembe günü tekrar heyete girdik. Bu arada Emniyetten de hastaneye görüş isteyen bir yazı geldiğini öğrendim. Tek tek doktorları dolaştık ve saat iki de heyete girmek üzere oradan ayrıldık. İkide tekrar geldik ve heyete girdik. Saat 16.30 da tekrar geldik ve nihayet raporumuzu aldık. Geç olduğundan Emniyete raporu ulaştıramadık.Bir gün sonra raporu ulaştırdık. İlgili memur raporu gördü ve beni tebrik etti(!) Uzatmayalım akşamüzeri gidip ruhsatımız aldık. Bitti. Yaklaşık 20 günlük uğraşı sonucunda, sayısını unuttuğum hastane ve emniyet gidiş gelişleri sonrasında bitti. Biten sadece işlemler değildi biten bu mücadeleyi vermek zorunda olan ben ve eşim yani bizlerdik. Bu yaşımda ve yıllardır engelli olarak yaşayan bir insan olarak bu süreçte hiçbir hatam olmamasına karşın, psikolojik çöküntü, depresyon halinde ve ruhsal durumum bozulmuş olarak elimdeki ruhsata bakıyordum.Sonuç olarak şunları belirtmeyi uygun bulmaktayım. Konunun bu şekilde uzamasının nedeni bilgisizlikti. Bir sebebi de elde yeterli ve açık bir mevzuatın bulunmamasıydı. Kimse konuyu tam olarak bilmiyor, kimse mevzuatı yorumlayamıyordu. Satıcı firma, aparatı takacak firma, muameleci firma, emniyetteki görevli memur hiçbirisi konuyu tam bilmiyorlardı. Şahıs olarak bazı hatalar oldu, bazı şahısların ilgisiz ve olumsuz yaklaşımları oldu ama sorun şahıslardan daha çok çok bu konuda derli toplu bir mevzuatın olmamasından kaynaklanıyordu.Şimdi ben bu konuda yaşadıklarımın ışığı altında bu konuda girişimlerde bulunmayı ve bir daha hiçbir engellinin benim yaşadıklarımı yaşamaması için derli toplu bir mevzuat için uğraşmayı düşünüyorum. Allah bana kolaylık versin.
Not : Bu uğraşı sırasında olumlu yaklaşımlarını ve yardımlarını gördüğüm Bakırköy Sadi Konuk Hastanesi Engelli Heyet çalışanlarına, Emniyet Müdürlüğündeki Tescil dairesi Komiserine, Emniyet Müdür’ünün özel kalemindeki çalışana, TOFD Başkanı Ramazan Baş’a  ,engellilerin hastane sorunlarında yardımcı olan Aydın  beye teşekkür etmeyi borç bilirim. Olumlu ve Olumsuz davranışlarda bulunan Resmi görevlilerin ismini yazmamayı daha uygun buldum. Olumlu davranışta bulunan kişililere her aşamada yüzlerine karşı teşekkür etmekle birlikte, onlar için ayrıca ilgili kurumları nezdinde teşekkür edeceğim.

Engelliler için Dolmabahçe Sarayı

By Kısa Kısa İstanbul

İstanbul’un en önemli sarayı olan Dolmabahçe Sarayına gitmeden önce buranın erişilebilirliğini araştırmak için İstanbul Belediyesinin “Erişilebilir Turizm Engelsiz İstanbul” broşürünü inceledim. Milli Saraylar bölümünde Dolmabahçe Sarayının erişilebilir olduğunu öğrenerek gönül rahatlığı ile yola çıktık.

Karaköy yönünden Saraya gelmeden hemen önce sarayın yanında bulunan Otoparka aracımızı park ettik.(Aracımız için otopark ücreti almadılar). Düz bir girişle sorun yaşamadan, sarayın kapısına ulaştık. Girişte benden ve refakatçimden ücret almadılar.

Sarayın kapısına geldik bizi hiçte şaşırtmayan ama bayağı sinirlendiren bir sürprizle karşılaştık. Saraya giriş için yapılan lift asansöre bindik ama çalışmadı. Yukarıdan bir yetkili biz asansör bozuk dedi. O kadar. Biz sinirle asansörden indik. Söylenirken bir başka yetkili bizi gördü ve 4 kişinin ellerinde sarayın merdivenlerini çıktık. Bunu anlatmamın sebebi, gitmeden önce mutlaka telefon açın “asansörler çalışıyor mu?” diye mutlaka sorun.

Saraya insanları gruplar halinde ve bir rehber refakatinde içeri alıyorlar. Bu belli periyotlara oluyor. Yabancılar için İngilizce, bizler için Türkçe rehberlik hizmeti veriliyor. Neyse içeri girdik ve bir iki salonu gezdik ve önümüze muhteşem bir merdiven çıktı. Rehber merdivenleri çıktı. Arkasından “ ben ne olacağım” diye umutsuzca bir soru sordum. Rehber hanım siz bekleyin bir görevli gelecek” dedi. Bende herhalde bu görevli beni asansöre götürecek diyerek huzur içinde beklemeye başladım. Eh nasıl olsa erişilebilir denen bir saray. Ama hayallerim görevlinin gelmesi ile sona erdi. Yukarı çıkmamım mümkün olmadığı gerçeği ile yüzleştim. Beni aldı ve turun bittiği “muayide salonuna götürdü. Burada bekle grup buraya gelecek dedi.Yaklaşık yarım saat tek başıma bu muhteşem salonda bekledim. Bu salonda yaşanan olayları hayal ettim. Resimler çektim. Bu arada bu salonda Atatürk’ün kalafatının konulduğunu, İstanbulluların ona bu salonda veda ettiğini hatırladım. Sonradan öğrendim ki Atamızın cenaze namazı bu salonda kılınmış.

Yarım saat sonra bizim grup üst kattaki gezintisini bitirip turu son durağı olan bu salona ulaştı. Herkes bu salondan dışarı çıkış yaparken ben gezi rehberimle beraber giriş kapısına yöneldim. Sebebi çıkışta bulunan asansörün de arızalı olmasıydı. Rehber bunu söyleyince bende ona “merak etme öndeki asansörde arızalı” dedim. Hayret etti. Gene 3-4 yetkili eşliğinde merdivenlerden aşağıya indik.Bundan sora Atatürk’ün vefatının yaşandığı bölüme doğru hareket ettik. Bu bölümün kapısına geldiğimizde, oraya da çıkmamım imkansız olduğunu önümüze çıkan merdiveni görünce anladık. Bu müzenin  görmeyi en çok arzu ettiğim yerine de ulaşılamıyordu. Ben bu üzüntüyü yaşarken elimdeki broşürde bu müze ve saray için engelliye uygun yazısına gözüm takıldı. Bence buraya “kısmen engelliye uygun” ifadesinin konulması daha doğru olurdu. Hiç olmasa bu hayal kırıklıklarını yaşamamış olurduk.

Sarayın etrafını gezerken tanıtıcı levhada engelliye uygun olarak gösterilen kafenin yakınındaki tuvaletlerin engelliye uygun olmadığını gördük. Ama girişteki tuvalet engelliye uygun ve temizdi.  Gene saray etrafındaki turumuzda asansörlerin başında tamirat işlerinin başladığını gördük. 

Söylenmelerimiz sonuç vermiş ve bakım ekipleri çağırılmıştı. Keşke bu bakım arıza olduğu zaman yapılsaydı diye düşünmeden edemedik. Sarayın etrafı düz olduğundan rahatça gezilebilir. Ancak toprak ve çakıllı yüzey tekerlekli sandalyeyi biraz zorlayabiliyor.

Engelliler için Lizbon

By Yurt Dışı Seyahatler

Lizbon şehri tejo nehrinin iki yakası üzerine kurulmuş, inişi çıkışı bol olan bir şehir. Burada tekerlekli sandalye ile gezmek zor. Yokuş aşağı bir güzergah saptamanızda yarar var. Burada da gezimizi tur otobüsleri ile yaptık. Porto gezimizde olduğu gibi gezi tercihimiz bu yönde oldu. Ancak burada da otobüs şoförlerinde pek memnun kalmadım. Hizmet veriyorlar ama suratları verdikleri hizmetten fazla zevk almadıklarını gösteriyordu.

Bu arada hemen yazayım. Bu işi yapan birkaç firma var. Hatta bazılarının renkleri dahi ayni. Siz siz olun kırmızı otobüslerden üzerinde “Gray Line” yazanı kesinlikle tercih etmeyin. Adamlar engelli bölümüne katlanır 4 adet koltuk koymuşlar. Buraya normal yolcular haklı olarak oturduklarından, otobüs şoförü sizi araca almıyor. Söylediğinizde ise “yetkililere şikayet edin” diyorlar. Bizim bilgisizliğimize geldi, sıkıntı yaşadık. Sarı ve mavi renklilerde var ama onları incelemedim. Mutlaka engelli yerlerine bakmadan bilet almayın. Katlanır koltuk varsa o şirketten uzak durun. “engelliyle uygun” denilen ve üzerinde engelli işareti bulunan otobüslerin bu uygulaması yanlış. Engelli insanları resmen kandırıyorlar. Ama gene de gezmek için en iyi alternatif bu otobüsler. Kırmızı ve mavi hat olmak üzere iki ayrı rotayı izliyorlar. İki günlük bilet alıp Lizbon’un  görülmesi gereken yerlerini rahatça gezebilirsiniz.

Bunun dışında taksiyi de kullanabilirsiniz. Taksi ücretleri makul. Şoförleri de anlayışlı. Sorun yaratmıyorlar. 


Bunun yanında burada gördüğüm bir uygulamadan bahsetmek istiyorum. Evlerin yoğun olduğu bölgelerde yol kenarlarında engelli park işaretinin altında araç plakası da yazıyor. Böylece başka araçların park etmesi daha zor hale geliyor. Bence güzel bir uygulama. Bilhassa araç parkının yoğun olduğu ara sokaklarda oturan engelliler için iyi bir çözüm olabilir.Şimdi Lizbon şehrinin önemli yerlerini tekerlekli sandalyemiz ile gezmeye başlayalım.
BELEM BÖLGESİ
Tur otobüslerinin (hop on hop off) kırmızı turuyla gidebilirsiniz.Giderken ve gelirken ünlü 25 Nisan köprüsünün altından geçiyorsunuz. Böylece köprüyü de yakından görebiliyorsunuz. İsterseniz yakın bir durakta inip köprüyü daha detaylı izleyebilirsiniz. Ayrıca buradan uzaktan da olsa İsa heykelini görebiliyorsunuz. Yakından göreyim derseniz Belem’den bir taksi tutup gidebilirsiniz. Şehrin güzel bir bölgesi Burada yer alan önemli mekanları aşağıda tek tek gezeceğiz. Otobüsün indirdiği yerde yer alan büyük bir meydanda gezinerek başlayalım gezimize. Meydanda sandalye ile rahatça gezebilirsiniz. Parke taşları ile, fıskiyeli havuzu ile ilgi çeken bir alan. Burada bulunan limandan demir alan Portekizli denizciler. Atlas Okyanusu’na açılan ilk Avrupalılar. Ekvatoru geçen, Ümit Burnunu dolanan, Hindistan’a deniz yoluyla Batı’dan ilk ulaşanlar da onlar. Çin’le ticaret yapan ilk Batılılar ve Kaptan Cook’tan iki yüzyıl önce Avustralya’yı ilk görenler yine Portekizli denizciler. Yine Güney Amerika kıt’asına ilk ayak basan Batılılar Portekizliler. Brezilyayı da onlar keşfetmiş.

BELEM KULESİ
Şansımıza Belem’de geçirdiğimiz gün bol yağmurlu rüzgarlı bir güne denk geldi. Bu nedenle bayağı sıkıntı çektik. Tekerlekli sandalyede yağmur yemek ayrıca bir sıkıntı. Her ne kadar yağmurlukları mızı üzerimize geçirdikse de dizlerimiz ve ayakkabılarımız sırılsıklam oldu. Kral I. Manuel tarafından ünlü kaşif Vasco da Gama anısına yaptırılan Belem Kulesi Tajo Nehri’ni Atlas Okyanusa döküldüğü noktada yer almaktadır.


Belem kulesi denizin içinde yer almakta, tahta bir köprü ile kuleye ulaşılmaktadır. Rüzgarın şiddeti ile azgınlaşan dalgalar bu köprünün üzerinden geçiyor. Buraya kadar geldik, buraya görmeden dönmek olmaz dedik ve dua ederek köprünün üzerine çıktık. Yağmurdan ıslandığımız yetmemiş gibi birde bu dalgaların sayesinde ekstra ıslandık. Kulenin iç kısmı her ne kadar düz olsa da yerdeki taş döşemelerde sandalye zorlanıyor.


Ama mekan küçük olduğundan fazla zorlanmadım. Üst kattaki terasa merdivenle çıkıldığından o seyir zevkinden faydalanamadım. Çıkışta gene dalgaların içinden geçerek karaya ulaştım. Girişte sıra olduğundan direk çıkış yolundan giriş yaptık. Bizden bilet istemediler. Sanırım engellilerden ücret almıyorlar. İçeride tuvalet yok. Bir sorunda meydandan sahil tarafında bulunan kuleye ulaşım. Yolun yanında tren yolu bulunuyor.Bunun altından geçen ve yayalar için yapılan alt geçitte bizleri düşünmemişler. Bu bana çok garip geldi. Bu nedenle tekrar otobüse binip bir durak sonra inmeniz gerekiyor. Bu da otobüs şoförünün pek hoşuna gitmedi.
KEŞİFLER ANITI
Aynı bölgede bulunan yelkenli bir gemi şeklindeki bu anıtta elinde küçük bir yelkenliyi tutan gemici Henrique teknenin en ucunda yerini almış. Gözlerini okyanusun uzaklarına dikmiş. Padrao dos Descobrimentos (keşifler anıtı), 15 ve 16 yüzyıllarda dünyayı keşfetmek amacıyla bilinmezlere yelken açan cesur denizciler ve bu denizcilerin arasında bulunan Prens Henry’in anısına, ölümünün 500. yılında yapılmış.Bu devasa Anıtında heybetini yakından izlemek uğruna gene yağmur altında devam ettik. Bunun terasına ulaşmamız mümkün olamadı, zira sanırım engelliye uygun değildi. Önünde bayağı merdiven vardı. Bu konuda kesin bir şey söyleyemeyeceğim, zira anıtın her tarafını dolaşamadık. Malum yağmur ve sert rüzgar buna engel oldu. Terasa çıkabilseydik bu terastan üzerinde minicik meraklı insanlar ve mozaikle bir tablo gibi süslenmiş geniş zemin haritayı görebilecektik. Anıtın yerden yüksekliği yaklaşık 60 metre. Terasından iç açıcı Lizbon manzarasını, okyanusu, onlarca yelkenlinin nehirde süzülüşünü, uzaktan görünen Brezilya’daki koruyucu İsa heykelinin bir benzeri, biraz küçüğü olan heykeli, 25 Nisan Köprüsünü, Avrupa’nın en uzun köprüsü Vasco da Gama’nın enfes görüntülerini görebilecektik.. Kısmet değilmiş. Anıtın etrafı düz ve sandalyeye çok uygun.

JERONİMOS MANASTIRI
1983 de UNESCO Dünya Miras Listesine alınan, görülmesi gereken bir mekan. Giriş ücretli ama tekerlekli sandalyeli den ve refakatçisinden ücret alınmıyor. Lizbon’da görebileceğiniz en etkileyici yapılardan olan manastırın içinde ve salonlarında rahatça gezebilirsiniz. Üst kata çıkmak mümkün değil. Geme ortada bulunan avluya da inmek için birkaç basamağı göze almak gerekiyor.Dışı da içi de övgüye değer. Manastırın içinde engelli tuvaleti var. Kapısı kilitli olduğundan görevlilerden yardım almanız gerekiyor. Tarihi mekanda yer bulunup engelli tuvaleti yapılması taktire şayan bir düşünce. 


Hemen yanında yer alan Santa Maria kilisesine de  girmek için gene basamakları göze almanız lazım. Biz sadece dışarıdan baktık. Gene burada bulunan Coleçao Berardo müzesi bulunmakta. Yağmurun verdiği moralsizlikle orayı gezemedik.  Modern sanata meraklıysanız mutlaka gezin. Giriş ücretsiz. Pazartesi günü kapalıymış.

PASTEİS DE BELEM (BELEM PASTAHANESİ)
Manastırın yakınında yer alan bu pastahaneyi  önündeki kalabalıktan hemen bulabilirsiniz. Zaten neresi meşhur olmuşsa önünde mutlaka kalabalık ve sıra oluşuyor.  Burayı meşhur eden Nata adı verilen tatlısı. . Bir rivayete göre Jeronimos Manastırının rahipleri tarafından bu tatlının yapımına başlanmış ve bu ünlü tartın tarifini sadece 3 kişi biliyormuş. Bu 3 kişi aynı anda başlarına bir şey gelebilir diye birlikte seyahate bile çıkmazlarmış. Tatlı oldukça lezizdi. Altı milföy hamuru, üstü fırından yeni çıkmış muhallebi gibiydi. Tatlıyla birlikte tarçın ve pudra şekeri de getiriyorlar. Üstüne serpip afiyetle yiyin. Ama mutlaka yiyin. Sayısını kendinize göre ayarlayın. Bu tatlı Lisbon’da da satılıyor ama bunun tadı çok farklı. Biz sıra beklemeden içeri girdik. Şansımıza bir masa boşaldı hemen oturduk ve hemen birer kahve ve nefis tatlıyı ısmarladık. Pastahanenin içi oldukça geniş ama bölüm bölüm. Engelli tuvaleti kadınlara ait tuvalette bulunuyor. Bu durumu Avrupa’da başka yerlerde de yaşadım. Tuvalette  sıra olduğundan bir erkek olarak kadınlarla birlikte sıraya girmeyi  göze alamadım.

GÜLBEKYAN MÜZESİ

 Eski yıllarda belleğimde yer eden bu ismin Üsküdar doğumlu bir ermeni olduğunu  öğrendim. Petrol Mühendisliği eğitimi alıyor ve Osmanlının belli bölgelerinde petrol yataklarını bulan kişi. Aynı zamanda BP’nin kurucusu. Kendisi doğduğu yerleri çok özlüyor ve malum o zaman Ermenilere yapılanlardan dolayı, Lizbon’a yerleşiyor ve kendisinin adını taşıyan Gulbenkian Vakfını kuruyor. Gulbenkian’ın koleksiyonunu sergilediği müzesinin de burada oluşturuyor.. Bir başka ilginç detay ise Gulbenkian’ın Lizbon’a yerleşmesinin bir başka nedeni, buranın İstanbul’a çok benzeyen bir şehir olması. Gulbenkian burada yaşıyor ve ölüyor. Mezarı da Lizbon’da bulunuyor Gulbenkian, kazandığı servetini koleksiyonlar için harcıyor. Özellikle İznik Çinilerini topluyor. Türkiye’den sonra dünyadaki en büyük Osmanlı Dönemine ait İznik Çini koleksiyonu Lizbon’daki Gulbenkian Vakfında bulunuyor.

Gulbenkian, önemli bir koleksiyoner. Müzeyi gezdiğinizde bunu görebiliyorsunuz. Müzede Rönesans dönemine ait tablolardan tutun da İran halılarına, mobilyalara, Uzak doğu eserlerine kadar pek çok obje sergileniyor. Gulbenkian Müzesi, Lizbon’a gelindiğinde mutlaka gezilmesi gereken yerlerden. Müzeye giriş ücretli ama bizden ücret almadılar. Müzeyi rahatça gezebilirsiniz. Gezilmesi gerekli bir müze. İçindeki eserlerin birçoğunun bizden olması burayı daha da ilginç kılıyor. Müzede engelli tuvaleti var. Ulaşmak için size bir görevli yardım ediyor. Zira tuvalet alt katta ama asansör bayağı uzakta. Bine belikli bayağı büyük. Sadece müze ile sınırlı değil.

LİZBON KALESİ – ALFAMALisbon’un her yerinden görülen kaleye  daha önceki tecrübelerimiz doğrultusunda bir engelli olarak gitmeyi göze alamadık. Sadece uzaktan seyretmekle yetindik. Geçe ışıklandırılması da çok güzel.  İsterseniz bir taksi tutup gidebilir kaleyi daha yakından seyredebilirsiniz. Kaleye gitme imkanımız olmadığından kalenin etrafındaki tarihi Alfama mahallesinde görme şansımız olmadı. Tabi bir şanssızlığımız da burada da bulunan ve kaleye ulaşan sarı tramvayında tekerlekli sandalyeye uygun olmamasıydı. Binme imkanımız olsaydı Alfama’yı yakından görebilecektik.

CAFE  BRASİLEİRALizbonda ulaşmak için en çok zorlandığımız mekan burası oldu. Bayağı iddialı birbirini kesen iki caddeden çıkılarak bu kafeye ulaşılıyor. Rua Garrett Lizbon un önemli caddelerinden birisi . Önemli bir alışveriş merkezi de burada yer alıyor. Çıkarken bir Amerikalı halimize acıdı da yardım etti. Bu Amerikan yardımı doğrusu çok makbule geçti. Onun yardımı ile Cafe Brasileria ya ulaştık. Burası Lizbon’un en eski cafelerinden biriymiş. Burayı bu denli ünlü yapanda Ünlü Portekizli yazar Fernande Pessoa’nın buraya sık sık gelip burada kahve içmesiymiş. Onun anısına masalardan birinde ünlü yazarın kahve içerken ki heykelini yapmışlar. Bizde her gelenin yaptığı gibi onun heykeli ile bir hatıra fotoğrafı çektirmeyi ihmal etmedik.Burdada onu iki satırı ile bizde analım.”sevmek bu ezeli masumiyettir/ve tek masumiyet düşünmemek”Buraya gelmeyi düşünürseniz mutlaka bir taksi ile gelin. Zira zor bir yokuş ve her zaman yardımsever bir Amerikalı bulamasınız. Dönüşü yayan yapabilirsiniz. Nede olsa yokuş aşağıya inmek daha kolay.


POMPAİ MEYDANI – EDUARDO PARKI – LİBARDADE CADDESİPompai meydanı şehrin önemli meydanlarından biri. Ortasında meydana adını veren Pompal’ın heykeli bulunmakta. Şehrin kalbi gibi olan olan bu meydanın tüm yolların kavuşma noktası. Otel seçerken bu bölgeyi tercih etmenizi öneririm. Zaten bölgede bir çok otel bulunmakta. Bizde otelimizi bu bölgeden seçtik. Otelin önündeki Lift biz tekerlekli sandalyeliler için yapılmış. Burayı sizlerede tavsiye ederim. Fiyatları da oldukça makul.


 “Hop on hop off ” Otobüslerinin kalkış durakları da burada yer alıyor. Gezinize başlamak için iyi bir nokta. Buraya bir şekilde ulaşın ve burada tatlı bir meyille inerek Tejo nehrine kadar rahatça ulaşabilirsiniz.


Meydanın hemen üst tarafında Eduarda parkı bulunmaktadır. Meydandan yola çıkarak ünlü Libardade (Özgürlük)caddesini boydan boya gezebilirsiniz. Lizbon’u en güzel bulvarı olan Avenida da Liberdade, bu meydandan başlayarak Restauradores Square kadar uzanıyor. 1764 yılında yapılan, 1830′ lu yıllarda yenilenen bulvar, 1100 metre uzunluğunda, 90 metre eninde; yan yolları ile birlikte 10 şeritli… Bulvarın her iki yanı ulu ağaçlarla bezenmiş. Bir hayli geniş tutulmuş olan yaya kaldırımları, her bir kenarı 5-6 cm olan beyazımsı kare mozaik taşlarla kaplanmış. Mozaiklerin arasına serpiştirilen siyah mozaikler ile yapılmış desenler ise kaldırma ayrı bir güzellik katmış

Sol taraftan inerseniz ünlü markaların mağazalarını görebilirsiniz. Kaldırımlar parke olmasına karşın sandalyeyi  fazla zorlamıyor.Kaldırımlar kesinlikle yüksek değil.Tola iniş çıkışlarda meyiller bulunmaktadır. Caddenin sonlarına doğru kafe ve lokantalar bulunmakta.


RESTAURADORES MEYDANILibardate caddesi Restauradores meydanına kadar uzamaktadır. Lizbon’da meydanlarda, şehrin ruhuna ve tarihine uygun çok güzel özgün heykeller var. Sokakları, meydanları, kaldırımları, desenlerle bezenmiş. Siyah bazalt ve sarı traverten taşları ile döşenmiş zeminin her biri, adeta bir sanat eseri. Mozaik tablo gibi olan bu düzenleme Lizbon’a ayrı bir kimlik katmış.  Bu meydanda bu taşların döşenme desenlerine hayran olacaksınız. Düz bir zemini engebeli olarak yansıtan desenler hayli ilginç. . Meydanın ortasında  Portekizlilerin İspanya’dan özgürlüklerini kazanması anısına dikilmiş bir sütun var. Meydanın etrafında kafe ve lokantalar bulunmaktadır. Meydan az bir meyle sahip olsa da tekerlekli sandalye ile gezmek için uygun. Tek başına rahatça gezebilirsiniz.

ROSSİ MEYDANI – ROSSİ TREN GARIRestauradores meydanındanında birkaç dakika ileride Rossi meydanı yer almaktadır. Meydanın etrafı tarihi binalarla çevrelenmiş. Bunların en ünlüsü ise Teatro Nacional de Maria II ( ulusal tiyatro-1846  Meydanın ortasında Kral IV. Pedro’nun bir sütun üzerine konmuş bir heykeli ve heykelin her iki yanın da da 2 süs havuzu var. Bu meydan orta çağdan beri  bir çok gösterilere, infazlara tanıklık etmiş. Şimdi ise gözde bir turistik mekan. Burada özellikle hafta sonları geleneksel yiyecek ve içeceklerin sergilendiği, hediyelik eşyaların satıldığı küçük bir pazar kuruluyor. Burada da lokanta ve kafeler bulunmaktadır. Ayrıca Seaside mağazası burada. Her zaman dolu olan ve fiyatlarının uygun olduğu söylenen bu mağazadan alış veriş yapabilirsiniz.

Rossi meydanında yer alan Rossi tren garı binası da çok güzel bir bina. Bilhassa geçe ışıklandırması harika. Binanın girişinde bulunan Starbucks ta mola verip kahvenizi yudumlayabilirsiniz. Bu gardan Sintra trenleri kalkmaktadır. (Bakınız: egeliler için Sintra)

BAXİAKentin kalbiolarak nitelenen Baxia.Gerçekten de burası Lizbon’un özeti gibi. Anıtlar, tarihsel yapılar, ülkemizde pek rastlayamayacağınız güzellikte heykellerle süslü meydanlar, alış veriş yapabileceğiniz dükkanlar, restoranlar ve kafelerle dolu bir bölgeLiberdade’nin bitiminde başlayan ve sizi Praça do Comercio‘ya ulaştıran, bir birine koşut 8 cadde bulunmaktadır. Bu bölgeyide rahatça gezebilirsiniz.

SANTA JUSTA ASANSÖRÜBaixa’da dolaşırken, Liberdade’nin hemen bitiminde başlayan Rua do Ouro’nun kaldırımına taşmış, uzunluğu zaman zaman 15-20 metreye ulaşan insan kuyruğu göreceksiniz. Kuyruğun başlangıcına doğru ilerlediğinizde, yapımına 1900 yılında başlamış ve 1902 yılında tamamlanmış, Lizbon’a gelen her turistin mutlaka bindiği Elevador de Santa Justa (asansör) karşınıza çıkar. Asansörün yapılış nedeni Baixa ile Barrio Alto arasındaki ulaşımı kolaylaştırmakmış. Asansör şimdilerde sadece 5 euro ödeyen turistler tarafından kullanılıyor. Kuyruğun uzunluğuna bakmadan inenlere ayrılan yerden devam edin.Tekerlekli sandalyelilere her yerde olduğu gibi burada da öncelik tanınıyor.Zaten bu avantajı her zaman kullanmanızı öneririm.Bu kadar ayrıcalığımız da olsun zaten. Asansörle yukarı çıkınca bir seyir terasına ulaşıyorsunuz. Biz gece çıkmayı tercih ettik . Buradan başta kale olmak üzere Lizbon’dan güzel görüntüler alabilirsiniz. Asansörü Barrio Alto‘ya bağlayan geçit  küçük bir meydana çıkarıyor. Ama bizler için uygun değil. O nedenle gene asansörle aşağıya inmemiz gerekiyor.

COMERCİO MEYDANIPraça do Comercio, Portekiz dilinde ticaret meydanı demekmiş. Yaklaşık 38 dönümlük bir alana kurulmuş olan ve ucu denize dönük ”U” şeklindeki meydan, adından anlaşılacağı gibi eskiden limanın, gümrüklerin, tersanelerin ve bazı kamu binalarının yer aldığı, Portekiz’in sömürgelerine ve dünyaya açılan bir kapısıymış.


Meydan, Augusto Caddesine çok güzel bir kemerle (Arço de Rua Augusto)  bağlanıyor. Başlangıçta çan kulesi olarak tasarlanmış bu kemer, yapılan değişiklerle zamanla zafer takına dönüşmüş .Meydan, Augusto Caddesine çok güzel  kemerle bağlanıyor.  Burada en çok yenen balık olan morina balığından yapılan bacalhau da denemeye değer. En güzel Bacalhau’ burada adıla ünlenen yerde yemenizi öneririm.


Praça do Comercio’nun tam ortasında ise; Kral l. Jose’nin,, yılanları(kötülüğü) ezen bir atın üstündeki muhteşem bir heykeli var. Meydan tekerlekli sandalye ile gezmek içinuygun. Düz bir alanda bulunmaktadır. Hem gündüz hemde geçe mutlaka buraya gidin. Tejo nehrinini kıyısındabulunan meydandan tejo nehrini ve uzaktan 25 nisan köprüsünü ve İsa heykelinide görebilirsinizçBurayı mutlaka ziyaret edin; çünkü burayı görmeden Lizbon’u görmüş sayılmazsınız.


RAMİRO LOKANTASIEşimin Türkiyede not aldığı ve mutlaka gitmemizi istediği , deniz ürünleri ile ünlü olan bir lokanta.  Bu nedenle geldiğimiz ilk akşam buraya gitmemiz farz oldu. Rossi meydanına yakın bir cadde üzerinde bulunan lokantaya yaya olarak gitmeyi planladık. (Siz bize uymayın bir taksi ile gitmeyi tercih edin) Cadde biraz meyilli ve ilerledikçe sakinleşen ve birazda ıssızlaşan bir bölge. Etraftaki levhalardan Çin mahallesi olduğu anlaşılıyor. İnatla ilerlemeye devam ettik. Vedat Milör’ün tavsiye etiği ve belirttiğim gibi eşimin tercih listesinin başında bulunan bu mekana giderken bayağı zorlandık. Vedat Milör’ün kulağını epey çınlattığım kesin. Neyse sora sora mekana yaklaştık ve o sırada kalabalık şekilde uzanan bir kuyruğu görünce mekana geldiğimizi anladık. O kuyruğu görünce ben hemen geri dönmeyi önerdim. Zira bu bir yemek kuyruğu idi ve çok zor ilerliyordu.Ama bu teklifim hemen reddedildi. Burada tekerlekli sandalyeye öncelik tanınmayacağı kesindi. Mecburen bekledik. Bir saat sonra kapıya yaklaştık. Ben bu arada vitrindeki akvaryumda  bulunan ve sayıları devamlı azalan ve muhtemelen sabahı göremeyecek olan  ıstakozları hüzünlü gözlerle seyrettim. 

Sıradaki yerimiz kapıya yaklaştığı zaman kapıdaki görevli beni fark etti ve önümüzde birkaç grup olduğu halde bir şekilde bizi içeri aldı. Bizdeki bir esnaf lokantası sadeliğindeki mekanda, çok iştahlı şekilde yemek yiyen insanlarla doluydu. Garson Türk olduğumuzu anlayınca elindeki tabletten Türkçe menüyü bularak bize uzattı. Eşim,Türkçe menüyü Vedat Milör’e borçlu olduğumuzu  belirtti. Zaten lezzetli yemekler nedeniyle Milör hakkındaki görüşlerim değişmişti. Buda ekstra oldu. Esas yemeğimiz jumbo  karides oldu. Gerçekten çok lezzetli bir yemeği çokta pahalı olmayan bir fiyatla yedik. Kesinlikle tavsiye ederim ama mutlaka taksi ile gidin ve kuyruğa aldırış etmeden kapıdaki görevliye şöyle bir görünün derim


LİZBON PORTO TRENİLizbon un önemli alışveriş merkezi olan Vasco da Gama alış veriş merkezinin hemen karşısında bulunan Porto’ya giden Hızlı trenlerin hareket noktası olan Oriente İstasyonundan bilet alıp Porto’ya yaklaşık 2,5 saatte ulaşılabiliyor. Tren her yönü ile engelliye uygun. Hemen engelli tuvaletinin bulunduğu yere yakın koltuktan bilet veriyorlar. (tabi bilet kalmışsa).


Yolculuk esnasında ilginç manzaralar bulunmakta. Portekiz’e gelmişken mutlaka bu iki şehide ziyaret edin. (Bakınız:”Engelliler içim Porto”) Bu istasyona gelmişken yakın cevrede bulunan Vasco da Gama Kulesi’ni görün. Bir kaç 100 metre sonra kuleyi görebilirsiniz. Bu arada istasyonun hemen karşısında ise adı gene Vasco da Gama olan büyük bir alış veriş merkezi var.
TRAMVAYLizbon’da da nostaljik tramvay gezisi önemli bir unsur. Ama maalesef tekerli sandalyeye uygun değil. Benim gibi sadece resimlerini çekmekle yetinebilirsiniz. Refakatçileriniz tramvaya binerken sizde Portekiz’in ünlü tuzlu kestanesini yiyerek, etrafı ve insanları izleyebilirsiniz.

LX FACTORYGezi öncesi notlarımızda bulunduğundan gittiğimiz bu bölgeye tur otobüsünden ulaşmak bizler için zor olduğundan taksi tutarak gittik. Ama bu masrafa değmez. Sokakta gezmek zor, alış veriş yerlerine girmekte zor. Zaten önemli bir yer de değil.(eski eşyalara meraklıysanız belki)  Buradan dönüşte normal otobüse bindik. Engelliye uygun ve şoför  içtenlikle yardımcı oldu.Ama dediğim gibi 3-4 kişi iseniz taksiyi tercih edin. Ücret fark etmiyor

FADOBiz fado gösterisini Porto’da planladığımızdan burada bir kere daha gitmek istemedik. Zaten bir kere izlemek yetiyor. (Bakınız “Engelliler için Porto”) Ama gezi planınızda Porto yoksa burada mutlaka gidin derimYEME İÇMELizbon, yeme ve içme kültürleri bize pek yabancı değil, özellikle Ege ve Akdeniz kıyılarında yaşayanlar için…Sofralarının baş yemeği balık ve öteki deniz ürünleri. Balık olarak en fazla bulunan sardalye ve morina(codfish). Deniz ürünlerinden tatmak istiyorsanız, kesenize uygun bir çok restoran bulabilirsiniz. Baixa’da bu restoranlardaan bolca var. Kişi başı, bira ya da bir bardak şarap dahil 15 euroya çıkarsınız. Barrio Alto’daki restoranlarda ise bu rakam 12 euro civarında. Ancak ben daha lüks restoran, daha kaliteli şarap arıyorum derseniz, Rossio Meydanında ve Augusto Caddesinde aradıklarınızı bulursunuz.Deniz ürünlerinden, ahtapot, karides ve ıstakozu denemenizi öneririm. Özellikle ahtapot güvecini… Burada en çok yenen balık olan morina balığından yapılan bacalhau da denemeye değer.
SONUÇ

Son olarak tekrar belirtmem gerekirse Lizbon konum itibariyle tepeler üzerine kurulduğundan burada tekerlekli sandalye ile gezmek için güzergahları iniş yönüne göre ayarlamanızı öneririm.Yukarıda da belirttiğim gibi Pompal meydanındangez.ye başlamanız en makul olanıdır. Bu güzergahta yorulmadan Eduardo parkını, Pompal meydanını, Libardade caddesini, Santa Justa asansörünü, Restauradores meydanını, Rossi meydanını, Rossi tren garını, ünlü tranvayı, Baxia’yı  gezerek  Comercio meydanından Tejo nehrine ulaşabilirsiniz. Böylece önemli gezme yerlerini ayni güzergahta görmüş  olursunuz.
Bunun dışında Tur otobusleri ile Belem’e gidebilir. Düz bir alanda yer alan bu bölge de  yaya olarak Belem kulesini, keşifler anıtını, belem pastanesini, Jeronimas manasırı ve kilisesini ve yanında bulunan müzeleri rahatça  gezebilirsiniz.
Bunların dışında yer alan Gülbekyan Müzesine Tur otobüsü ile gidebilirsiniz.Ama Brazileria Cafe ye gidecekseniz gidişi mutlaka taksi ile yapın. (Dikkat ettiyseniz ulaşım konusunda hep taksiyi önerdim). Zira 2-3 kişi için taksi fiyatları çok uygun. Dönüşü yayan yapabilirsiniz.

Engelliler için Porto

By Yurt Dışı Seyahatler


Portekiz’in güzel şehri Porto’dayız. İlk olarak şunu söyleyeyim. Burada yaşayan engellilere Allah kolaylık versin. Sahil şeritleri hariç şehirde düz yer yok gibi. Bizde bu nedenle epey zorlandık gezerken. Yanınızdaki refakatçinin güçlü olmasında yarar var. Bu nedenle şehri gezerken en üst noktasından başlayın ve aşağıya doğru inin. Dönüşü ise ulaşım araçları ile yapın.

Metronun belli durakları uygunmuş ama ben genellikle şehrin üst tarafında gezmeyi tercih ettiğimden hiç metro kullanmadım. Otobüslerinde bir kısmı engelliye uygun ve belli saatlerde rahatça binilebilir. Biz 3 kişi olduğumuzdan ve fiyatları da uygun olduğundan taksi kullanmayı tercih ettik. Taksi şoförlerinin önemli kısmı yaşlı insanlar. Asık suratlılar ama ters davranmıyorlar. Hiçbir taksiden olumsuz bir davranış görmedik. Bu arada burada engelliye uygun olan araçlarda var. Aslında bir taneymiş. Geç fark ettik ama otel çıkışında onu çağırdık. Normal taksi ücretinde ama iniş biniş daha rahat. Bu arada bir not sahibi olan insan “enişte” çıktı. İyi kötü konuşabildik. Kaldığınız zaman otelinize söyleyin bu aracı çağırsınlar. Telefonunu da alıp gerektikçe arayabilirsiniz. Taksi ücretleri uygun, ortalama 5-6 euro verdik.

image1
image5
image4
image3
image2

Bu arada geldiğimiz gün önemli bir sürprizle karşılaştık. Booking com’dan ayırttığımız apart bizi muhteşem bir merdiven ile karşıladı. Kalmamız imkansızdı. Booking com’u aradık ve yardım istedik. Serin bir havada, akşam saatlerinde, dilini bilmediğimiz yabancı bir şehirde(zaten yerli halk pek İngilizce bilmiyor)  endişe ile bekledik. Neyse booking.com yetkilisi saatler sonra biz yer buldu. Ama hem fark verdik hemde mecburen merkeze nispeten uzak bir yerde kaldık. Bu durum taksi paramız yansıdı. Siz siz olun sitedeki “engelliye uygun” ifadesi ile yetinmeyin. Mutlaka booking.com yetkilisini araya sokun. Ben rezervasyon sırasında “we have one disabled person with his wheelchair. İs your hotel suitable for it ? Espcially, no stairs and doors are wide enough for wheelchair.” Notunu yazdığım ve olumsuz yanıt almamanın rahatlığı ile temas kurmadım ama hata yaptım. Bu arada böle olumsuz bir durumda fiyat farkını karşılatırız diyen booking.com bu taahhütüne uymadı. Yani mutlaka bu konuda kesin emin olmadıkça yola çıkmayınız.

Bunun yanında gezi planlamaları yaparken istifade etmeyi düşündüğüm Hop on hop off otobüsünde de bir sürpriz yaşadım. İlk gün bindiğim otobüsün rampası yoktu. Halbuki tanıtımlarında tüm otobüslerin engelliye uygun olduğu yazıyordu. Bu nedenle turu bitirene kadar araçtan inmedik. Otobüs şoförleri beni gördüklerinde pek hoşnut olmuyorlardı. Bu nedenle huzurlu bir gezi olmadı. Çoğu durakta bu nedenle inmemeyi tercih ettik. Sonuçta işlerini yapıyorlar ama dediğim gibi memnuniyetsizlikleri gözlerinden okunuyordu. Bu otobüsleri daha evvel kullandığım Barselona da hiç böyle olumsuzluk yaşamadım. Ama gene de bunları tercih edin. Ben yaşadığım sıkıntıları aynen şirket yetkililerine bildirdim. Belki şoförlerine gerekli ikazları yaparlar.

image8
image7
image6

Bu arada hemen yazayım. Bu işi yapan birkaç firma var. Hatta bazılarının renkleri dahi ayni. Siz siz olun kırmızı otobüslerden üzerinde “Gray Line” yazanı kesinlikle tercih etmeyin. Adamlar engelli bölümüne katlanır 4 adet koltuk koymuşlar. Buraya normal yolcular haklı olarak oturduklarından, otobüs şoförü sizi araca almıyor. Söylendiğinizde ise “yetkililere şikayet edin” diyorlar. Bizim bilgisizliğimize geldi bilhassa Lisbon’da sıkıntı yaşadık. Sarı ve mavi renklilerde var ama onları incelemedim. Mutlaka engelli yerlerine bakmadan bilet almayın. Katlanır koltuk varsa o şirketten uzak durun. “engeiliyle uygun” denilen ve üzerinde engelli işareti bulunan otobüslerin bu uygulaması yanlış. Engelli insanları resmen kandırıyorlar. Bu konuda da şikayetimi bildirdim. Artık ne kadar değer veririler bilmiyorum.

Portekiz’in en güzel şehirlerinden bir olarak kabul edilen Porto’yu bahar aylarında gitmekte yarar var.Tabi bu benim gibi sıcağı sevmeyenler için geçerli. Yazın sıcaklık 40 derece oluyormuş. Yanınızdan şemsiyeyi eksik etmeyin. 12 bölgeden oluşan Porto’nun gezilecek yerleri 1.bölgede yer alıyor. Porto diğer şehirlere ve Lisbon’a göre ucuz bir şehir. Otel fiyatları da makul. Porto şehir merkezi 1996 yılından beri UNESCO Dünya Kültür mirası listesinde yer alıyor. Porto bir sahil şehri. Foz bölgesi Atlantik okyanusunu kıyısında yer alıyor. Bende ilk defa bir okyanusu burada gördüm.

image7
image9

Şimdi şehrin önemli yerlerini bir bir engelli gözü ile incelemeye başlayalım.

Aliados Meydanı

Yukarıdan aşağıya doğru bir eğime sahip olan Portonun en önemli meydanı. Yukarı bölümünde Meclis binası bulunmaktadır.Orta bölümü yayalara ayrılmış olan meydanın bu bölümünde sandalyeniz ile gezinebilir tarihi dokuyu ve atmosferi yaşayabilirsiniz. Porto gezintinizin başlangıç noktası olarak meclis binasının önünü seçerek yüksekten aşağıya doğru inmeye başlarsınız.

image14-3
image13-2
image12-2
image11-2
image10-2

Ribeira Bölgesi

Bu bölgeye ana yola (hop on hop off güzergâhından) en az meyilli yolundan ulaşmanız gerekmektedir. Zira inişler oldukça dik ve Sandalye için tehlikeli olabilir. Taksi ile gelirseniz aşağıya kadar indirmesini isteyiniz. İndikten sonra düz bir sokakta bir tarafta Douro nehri diğer tarafta rengârenk evleri seyrederek güzel bir gezinti yapabilirsiniz. Buradan ünlü demir köprüyü ve karşı sahilde bulunan Gaia’yı seyredin. Yol boyunca sıralanan kafelerin birinde mola verebilir, hediyelik eşya dükkanlarını gezebilirsiniz. Mutlaka gidilmesi gereken bir bölge. Buradaki lokantaların birinde Portekiz’in ünlü yiyecekleri olan Francesinha ve Bacalhau’nun tadına bakabilirsiniz. Bu bölgede uygun tuvalete rastlamadım, bilginiz olsun. Burası da UNESCO Dünya Miras Listesinde yer alıyor.

image16
image15
image19
image18
image17

Balhao Market

Aliados meydanından Caterina caddesine gidilen güzergahta yer alan bu kapalı Pazar yerini rahatça gezebilirsiniz. Hediyelik eşyanızı alabilir, yerel lezzetlerden tadabilirsiniz. Burada engelli tuvaleti bulunmamaktadır. Genel tuvalete gitmek zorunda kalırsanız ağır bir kokuya katlanmanız gerekmektedir. Maalesef gerçek, zira temizlik yok denecek kadar az. Zaten Porto gezinizde tuvalet ihtiyaçlarınızı iyi belirlemeniz gerekiyor.

image20

Katedra (SE)

Kadetral’in içine girmek mümkün olmasa da önündeki terastan enfes Porto ve Gaia manzarası seyredebilirsiniz. Kadetral’in içini benim gibi eşimin çektiği video’dan seyredebilirsiniz. Teras bölgesi düz ve sandalyeye uygun. Burada gezinerek hem kadetrali, hem de manzarayı seyredebilirsiniz. Hop on Hop off güzergahında bulunmaktadır.

image25
image23
image24
image22
image21

Clerigos Kulesi

Hop on Hop off güzergahında yer alıyor. Normal yoldan gelirseniz dik bir yokuşu göze almanız gerekir. Bu nedenle gezi otobüsünün asık suratlı şoförüne katlanmak seçeneği daha akıl karı. Biz dik yokuşu göze aldık ve bayağı yorulduk.Buradan yokuş aşağıya inip Lello kitapçısına ulaşabilirsiniz. Bu kule 1763 yılında inşa edilmiş ve 76 metre yükseklikte. Merdivenle çıkıldığından sadece önünde resim çektirmekle yetindik. Eşim bile 240 basamağı göze alamadı.

image28
image27
image26

San Francisco Kilisesi ve Borsa Sarayı

Güzergaha olan uzaklığı ve uzaktan görünen haşmetli merdivenleri nedeniyle sadece uzaktan seyretmekle yetindik. Engelliye uygunluğu veya tuvalet konusunda bilgi edinemedim. Zaten sanırım sizde buraları gezmeyi zorunlu olarak düşünmezsiniz.

Sao Bento Tren İstasyonu

Mutlaka görülmesi gereken 10 yerden birisi.20.000 mavi çinili fayansla Portekiz tarihi anlatılıyor. Ana kapısı merdivenli ama yandan düz ayak girişi mevcut. Salonda düz ayak. Rahatça gezebilirsiniz. İlginç bir yer. Bol bol fotoğraf çekin.

image32
image31
image30
image29

Foz Bölgesi

Tur otobüsü ile ulaşabileceğiniz Atlantik okyanusu kıyısı. Şehrin düz bölgesi. İlk durakta inin Kıyı boyunca sandalye ile rahatça gezebilirsiniz. İsterseniz ana yoldan isterseniz okyanusa daha yakın olan kıyı boyunca yapılan beton yoldan gidebilirsiniz. Burada yer alan kafelerde mola verip dinlenebilirsiniz. 3 km.lik yol üzerinde şehir parkı, akvaryum, quijo kalesi, Sao Joao Baptista kalesi ve passeio Alegre parkını görebilir, gezebilirsiniz. Orada olduğumuz gün deniz bol dalgalıydı. Muhteşem bir görüntü vardı. Yol üzerinde paralı tuvalet kabini vardı.İçine girmedim. Mutlaka gezilmesi gereken bir bölge. Mutlaka gidin ve bir okyanus ile buluşun.

image37
image36
image35
image34
image33

Lello Kitapçısı

Clerigus kulesinden tatlı bir meyille aşağıya doğru ilerleyin. 1906 yılında yapılan nefis bir yapıt. Giriş ücretli. Engelli olarak bu parayı vermeye gerek yok. Dışarıdan gördüğünüz kadar yerde gezebilirsiniz. Ama bu bile kalabalıktan zor olabilir. Merdivenlerden çıkamayacağınız için dışarıdan seyredin ve fotoğraf çekin.

image41
image40
image39
image38

Gaia Bölgesi

Portoda bulunan Douro nehri şehri ortadan bölüyor gibi gelebilir. Ancak karşı kıyı artık Porto değil.Başka bir şehir adı Gaia. Tur otobüsü ile ulaşabilirsiniz.Burada da yol boyunca sandalye ile rahatça gezebilir, nehri, nehirdeki eski şarap teknelerini, Louis köprüsünü ve karşıda bulunan muhteşem manzarası ile Ribeira bölgesini ve tarihi evlerini seyredebilirsiniz.

image46
image45
image44
image43
image42

Burada bir çok şarap fabrikası ve şarap mahzenleri ve kafeler bulunmaktadır. Bunları birisine girdim. Girişte lift bulunmakta.Şöyle bir dolaşabilir, alış veriş yapabilirsiniz. Şarapları tatmak ücretli. Bu konuda fazla bilgim olmadığından tatma işlemi yapmadan, benim gibi önünde bulunan kafede oturup bir şişe şarap açtırabilirsiniz.

image48
image47

Yarım günü burada rahatça geçirebilirsiniz. Burada bulunan ve tekerlekli sandalyeye uygun önlemlerin alındığı teleferiğe binip biraz daha yukarıdan bu eşsiz manzaraları görme imkanınız olabilir.

image51
image50
image49

Seealves Museum ve Parkı

Tur otobüslerinin güzergâhında bulunan bu müze ve bahçesi tekerlekli sandalyeye uygun. Meraklı iseniz belli bir ücret karşılığında bu müzeyi ve bahçesini gezebilirsiniz.

Santa Caterina Caddesi

Şehrin trafiğe kapalı ve ünlü bir caddesi. Hafif bir meyil var ancak fazla yormuyor. Bu cadde üzerinde yukarıda bahsettiğim dünyaca ünlü Majestic kafe, mavi cinili Almas Şapelini, Carmo ve Carmelitas kiliselerini görebilirsiniz. Ayrıca cadde üzerinde popüler mağazalar bulunmaktadır.

image52

Fado

Portekize gelipte “fado” dinlemeden olmaz diyerek adını daha önceden not aldığımız Guarny adlı (1933 yılında kurulmuş)mekana gittik. Mekan düz ayak ve tekerlekli sandalyeye uygun. Hem yemek yedik hem de bir kadının söylediği şarkıları dinledik. Fiyatlar makul geldi.Adam başı 20 euro. Fado kelime anlamıyla tam olarak bilinmese de “kader””alınyazısı”olarak tercüme edilebilir. Denize açılan Portekizlileringeride bıraktıkları eş veya yakınlarının onları bekledikleri uzun zaman boyunca yaktıkları ağıt olarak anlatılıyor.Açı, hüzün, isyan ve özlem hepsinin bir karışımı. Şarkıları söyleyen “fadista” (fado söyleyen kişilere verilen ad buymuş) tamamı nerdeyse siyah elbiselerle sahneye çıkıyor ve her şarkıdan önce şarkının hikayesini anlatıyor. Gitmişken, fazla pahalı olmadığı da düşünülerek eksik kalmasın derim.

image55
image54
image53

Burada bulunan ünlü tramvaylar tekerlekli sandalye için uygun değil. Sadece önünüzden geçerken seyrediniz. İlginç bir rotası olduğu söylenen bu tramvaylara binememek şehrin tarihi dar sokaklarını görememek yönünden bir kayıp sayılabilir. Siz yakın bir kafede dinlenirken, refakatçinizin bu ünlü tramvaya binebilir. Her zaman belirttiğim gibi ben yazılarımda mekanlar için kısa bir bilgi vermekle yetinmekteyim. Zira asıl amacım mekanların tekerlekli sandalyeye uygunluğunu ortaya koymaktır. Bu mekanlar hakkında bilgiyi bir çok gezi sitelerinden çok daha detaylı olarak alabilirsiniz.Sonuç olarak Porto yukarıda bahsettiğim iniş çıkışları nedeniyle yaşaması zor ama, iyi bir güzergah planlaması ile tekerlekli sandalye gezilebilecek güzel bir şehir.

Santa Caterina Caddesi

Engelliler için Sintra – Portekiz

By Yurt Dışı Seyahatler

Benden evvel bir engelli buraya gitseydi ve anılarını paylaşsaydı, ben kesinlikle buraya gitmezdim. Yarım günüme de yazık etmezdim. Neden diye sorarsanız burası  tekerlekli sandalyeye hiç uygun olmayan bir yer. Bütün yapacağınız istasyon çevresinde 200m.lik bir gezinti ve güç bela bineceğiniz kalabalık bir otobüs ile daracık virajlı yollarda bir tur. Lizbon’a trenle 40 dakika mesafede bulunan yöre küçük bir kasaba. Bölgede bulunan sarayları ile ün yapmış. En ünlüsü de Pena Sarayı. Bölge Portekiz’in gururu olarak belirtilmekte.Pena sarayıda ilginç mimarisi ve bahçesiyle Dünya miras Listesinde. Sağlıklı insanlar gidebilir.

Buraya gelebilmek için Lizbon’da bulunan Rossio tren garına gitmemiz gerekiyor. Zaten bu gardan sadece sintra yönüne tren kalkıyor.(10-20 dakikada bir) Çok güzel bir yapı olan bu gar Lizbon’un önemli yapıtlarından.(Bknz.Lisbon gezisi)  Tren zamanına kadar girişte bulunan cafede (starbucks) kahvenizi içebilirsiniz. Gerek gar ve gerekse tren ve paralı engelli tuvaleti ile engelliye uygun. Sadece bilet alırken engelli olduğunuzu belirtin. Biz belirttik ama özel kapısında beklememize rağmen o görevli gelmedi. Trenden bir kişi inerek yardım etti de trene binebildik. 

Aslında resimlerden görüldüğü gibi rampa sistemi var. Trene binice yolculuk esnasında tanıştık görevli ile. Bilmeden Kendisine kendisini şikayet ettik. Sintraya geldiğimizde bu sistem açılarak trenden indirildik. Dönüşte de gerek inerken ve gerek binerken yetkililer rampa sistemi ile vakit geçirmediler. İnsan gücünü tercih ettiler. Londra’daki trene binişimi hatırlayınca bu tedbirsiz uygulamayı bayağı yadırgadım. Ülkeler arasındaki farkı böylece gözlemlemiş olduk.
Trenden ininse hemen yanında bulunan 434 no.gezi otobüsü kalkıyor. Bilet aldık ve biraz bekledik ve otobüs geldi. Engelliye uygun olan otobüse bindik. 

Dar bir yolda ve sürekli virajlarla dağa tırmanmaya başladık. Bizim doğu Karadeniz’i andıran bir yeşillik vardı. Şehir içini görme imkanımız oldu. Bu dik yokuşları ve arabaların zor sığdığı yolda tekerlekli sandalye ile gezmek imkansız. Gezi otobüsü her durakta aldığı yolcularla dolulukta bizim otobüslere rakip oldu. Hani belki ineriz de sarayı görebiliriz dediğimiz pena durağına geldiğimizde uzun bir kuyrukla karşılaştık.(Otobüsten çektiğim resimler)

Yani insen bir daha binmek imkansız. Sağ olsun şoför hemen geldi ama onun bakışları da umutsuzdu. Zaten hava yağmurlu ve serin, dik bir yokuş ve kalabalık nedeniyle inmeyi düşünmedik.Bu kadar olumsuzlukta inmek mümkün değildi. Otobüse son kuyruktakilerde  binince nefes almak bile zorlaştı.

Bu nedenle etrafı bile tam olarak göremedik. Neyse otobüs turu tamamladı ve bindiğimiz durakta indik. Penayı göremediğimiz için üzgündük. Belirttiğim 200 metre düz yerde bulunan bir iki dükkanda alış veriş yapıp tekrar trene bindik. Bence Portekiz gezinizde Sintrayı düşünmeyin.Paranız ve zamanınız size kalsın. Ama mutlaka görmem lazım derseniz yukarıda anlattıklarımla yetineceksiniz.

Engelli Turiziminde Seyahat Acantaların Çalışmaları

By Engelli Seyyah’dan

“Herkes yerleşme ve seyahat hürriyetine sahiptir”  demektedir Anayasamızın 23. Maddesi.. Bunun yanında Gerek BM gerek AB bildirilerinde de bu konuda çeşitli hükümler bulunmaktadır. Ancak gerek Anayasamızın bu hükmüne ve gerekse diğer uluslararası ve ulusal yasalardaki diğer düzenlemelere karşın Ülkemizde seyahat konusunda engelliler çeşitli sorunlar  ve zorluklar yaşamaktadır. İşin yasal kısmı bir yana sadece Avrupa’da 80 milyar eurodan fazla bir Pazar söz konusudur. Bu konuda Ülkemiz Avrupa bazında önemli avantajlara sahiptir. Turizm pazarında tanınmış olmak, daha yeni ve nitelikli tesislere sahip olma, doğal, kültürel ve tarihi vb.gibi kaynakların zengin olması gibi. (Türkiye’de Engelli Turizm Pazarının swot Analiz Yöntemiyle Değerlendirilmesine Yönelik Kavramsal bir Çalışma. (Kemal Birdir-Sıla Karacaoğlu) 2015.
Bu konuda yaşanan sorunları irdelemek ve çözümler bulabilmek için Ülkemizde bu konuda önemli faaliyetlerde bulunan seyahat acentalarına  (Türsab,Tura Turizm, Tatil .com, Tatilstil, Anıtur, Jollytur, Bkmtur, tatil sepeti,Setur, Mng Turizm, Etstur, Vip Turizm, Touristica Kappatur, Prontotour, Coraltatil)  aşağıdaki yazı göndererek engelli turizmi konusunda bilgi edinmek istedik.

SEYAHAT ŞİRKETLERİNE GÖNDERİLEN YAZIMIZ

Sayın Yetkili,

Uzun yıllardır tekerlekli sandalyede yaşayan engelli bir insanım. Yeni yerler görmek, seyahat etmek ve tatil yapmak önemli hobilerim arasındadır. Engelli bir insan olarak bunları yapabilmenin ne denli güç olduğunu sanırım tahmin edersiniz. Bu güçlükleri bir nebze olsun azaltmak ve bizler gibi engellilere yardımcı olmak amacı ile “engelsiz seyyah” adı altında bir site yapmış bulunmaktayım.
Bu sitede engelli olarak bir fiil yaşadığım deneyimlerimle, gezdiğim gördüğüm yerleri ve yaşadıklarımı paylaşmaktayım. Zira biz engelliler bir yere gitmeden önce o yerin bilhassa fiziksel şartlarının ve diğer şartlarının uygun olup olmadığı konusunda maalesef tam bir bilgi alamamaktayız. Sitemi izleyen insanlar böylece en azından benim gittiğim yerler konusunda bilgi sahibi olabilmektedirler.
Bu girişten sonra konuyu seyahat şirketlerine getirmek ve belirttiğim konularda sizlerin bizlere dönük hizmetler konusunda neler yaptığınızı ve yapmadığınızı öğrenmek ve bunları “engelsiz seyyah” sitemizde takipçilerim ile paylamak istemekteyim. Her ne kadar 05.10.2007 tarih ve 26664 sayılı resmi gazetede yayınlanan “Seyahat Acenteleri Yönetmeliği”nde özellikle engelliler için bir ifade bulunmasa da, genel olarak ifade edilen tüketici ifadesi ile engelli, engelsiz müşteri ayırımı yapılmamaktadır. Bunun yanında Anayasamıza giren pozitif ayırım ifadesin inde burada göz önünde tutulması gerektiği kanısındayım.
Öncelikle gerek ülkemizde ve gerekse yurt dışında kalacağımız otellerin fiziksel yönden uygun olup olmadığını ( olumsuz sürprizlerle karşı karşıya kalmamak için ) bilmemiz gerekiyor. Her ne kadar bazı tesislerin otel bilgileri altında “engellilere uygun” ibaresi bulunmakta ise de bunlara maalesef güvenmemekteyiz. Bu ifadenin yer aldığı tesislerle önceden yaptığımız görüşmelerde bunun tam anlamı ile yerine getirilmemiş olduğunu öğreniyoruz. Tesis sahipleri bu konuda bilinçli veya bilinçsiz yeterli düzenlemeler yapmamaktadırlar. Engelli odaları mevzuata uygun olmamakta, bir lavabo koyarak bir nevi yasak savmaktadırlar. Engelli odalarının banyo kapısından tekerlekli sandalye sığmayan tesislerle karşılaştığımız durumlar olmaktadır. Belirttiğimiz gibi gitmeden önce mutlaka telefon edip bu konuyu doğrulamamız gerekli olmaktadır. Bu nedenle çalıştığınız tesislerin bu konudaki önlemlerinin tarafınızca denetlenip bizlere gerçek durumu yansıtmanız mümkün müdür?
Gene bunun yanında otellere ulaşmak konusunda sizin bizlere dönük önlemleriniz bulun maktamıdır? Örneğin transfer araçlarınız tekerlekli sandalyeli engelliler için uygunmudur.? Zira otele giderken toplu transfer araçları uygun olmadığı için özel araç kiralamak zorunda kalmakta, bu nedenle de transfer bizlere pahalıya mal olmaktadır.
Düzenlediğiniz yurt içi ve yurt dışı gezi programlarınıza katılmamız mümkünmüdür. Hepsi mümkün olmayabilir ancak tüm bu turların içinde engellilere de “uygundur” diyebileceğiniz turlar varmıdır ?
Tatil biz engelliler için normal insanlara göre daha pahalı olmaktadır. Zira tekerlekli sandalyeli bir engellinin kalabileceği otel en az 4 veya 5 yıldızlı olmalıdır. Zira daha ve nispeten ucuz olan küçük otellerde, yasal bir zorunluluk olmaması nedeniyle fiziksel düzenlemeler yapılmadığından ve engelli odaları bulunmadığından kalabilmemiz mümkün olamamaktadır. Bu nedenle sezon dışı tarihlerde engelli ve refakatçisine belli bir oranda ve kontenjan dahilinde indirim yapılabilir mi ? Bu konuda bir girişiminiz olabilirmi ?
Son olarak, Engelli turizmin farkındamısınız? Bu konu ile ilgili olarak neler yapıyorsunuz? Neler yapmayı düşünüyorsunuz? Somut bir sonuca ulaşan bir projeniz olmuşmudur.?
Gerek bu konuları ve gerekse bunların dışında bizim atladığımız, sizin belirtmek istediğiniz konular varsa ve bizlerle paylaşırsanız memnun oluruz.
Şimdiden teşekkür eder, işlerinizde başarılar temenni ederiz.

Kurumlara bu yazı iki defa gönderilmiştir. Bazıları hemen ilgilenmiş,  bazıları 2-3 satırla konuyu geçiştirmiş, bazıları ise yanıt gönderme zahmetinde bulunmamışlardır.
İlk olarak Setur firması yazımız üzerine öncelikle şifai olarak dönüş yapmış konu ile ilgisini belirtmiştir.

SETUR  Firmasının verdiği yanıt aşağıdadır.

Konu ile ilgili olarak bize dönen ve en yakın alakayı gösteren Setur Firmasının konu ile ilgili 24.04.2015 tarihli açıklaması aşağıdadır.Konu ile yakından ilgilenen firma çalışanı Ugurhan Konuk’a özellikle teşekkür ederiz.

“Levent Bey Merhaba,

Setur, 50 yıllık tecrübesi ile sektöründe ilk ve öncü şirket olan Setur, Turizm, Duty Free İşletmeciliği, Marina İşletmeciliği ve Özel Havacılık alanlarında faaliyet göstermektedir.
 Faaliyet alanında kişilerin bir yerden başka bir yere erişiminin kolay ve kaliteli şekilde gerçekleştirmesi olduğundan, strateji doğrultusunda öncelik alanlarımızın en önemli konularından biri Engelsiz Turizm stratejimizdir. Her bireyin özgürce seyahat edebilmesi gerektiğine inanarak hayata geçirdiğimiz projelerimizin şirketimize, misafirlerimize ve paydaşlarımıza fayda yaratmasını bekliyor ve iş alanımızın ayrılmaz parçası olarak görüyoruz.
Kaş’da bulunan Setur Marina’da açılan Yelken Okulu‘nda engelli ve sosyal dezavantajlı öğrenciler için ücretsiz olarak yelken eğitimi veriyoruz. Setur Marina’ya ait olan tenis kortları ise bu öğrencilere ücretsiz olarak kullandırıyoruz.
Ayrıca Setur yurt içi otel kataloğunda yer alan otel sayfalarında otellerin engel durumlarını belirten ikonlara yer veriyoruz. www.bookinturkey.comsitesinde “gelişmiş arama” seçeneği altına “engelli dostu” otel kategorisi eklenirken bu sayede, bölgeye göre engelli dostu otel seçimi yapılabilmesini sağlıyoruz.
Web sitemizde “Herkes İçin Engelsiz Tatil” sayfası oluşturduk , yurtiçinde engelsiz konaklanabilecek otellerin bilgileri paylaşıyor. Setur rehberliğinde hazırlanan yurt dışı destinasyon tanıtım videoları işitme engellilere özel alt yazılı hale getirilirken bir yandan da Youtube/Setur sayfasında yayınlıyoruz.

ENGELSİZ.SETUR.COM.TR

 Türkiye’de yaşayan 200.000’den fazla görme engellinin erişebileceği ve rahatlıkla kullanabileceği engelli dostu web sitesi engelsiz.setur.com.tr’yi Nisan 2014’te kullanıma açtık. Mobil uyumlu engelsiz.setur.com.tr, görme engelliler için içerik ve kullanım kolaylığı sunuyor. Kullanıcılar, sitede yer alan içerikleri ekran okuyucu (Screen Reader) yardımı ile dinleyebilirken tek bir tuşa (Tab tuşuna) basarak içerikler arasında geçiş sağlayabiliyorlar.engelsiz.setur.com.tr’ye setur.com.tradresinden de, tab ve enter tuşlarını kullanarak geçiş yapabiliyorlar.
Web sitesinin yapılış aşamasında Boğaziçi Görme Engelliler Teknoloji ve Eğitim Laboratuvarı ile Alternatif Yaşam Derneği gibi eğitim ve sivil toplum kuruluşları ile birlikte çalıştık. Geliştirilme sürecinde görme engellilerin de bizzat rol aldığı ve toplamda 600’e yakın tesise ait binlerce görselin betimlendiği site, görme engellilerin ilk kez tesisleri hayal edebilmesine olanak sağlıyor.


İŞİTME ENGELLİLER EĞİTİCİ EĞİTİMLERİ


İşitme Engelliler ve Aileleri Derneği ile Boğaziçi Üniversitesi Yaşam Boyu Eğitim Merkezi (BÜYEM) işbirliğiyle ana dili işaret dili olan işitme engellilere,  “Türk İşaret Dili Öğretmeni Yetiştirme Yöntemi Kursu” düzenleyerek, kursiyerlere işaret dili eğitmeni olma imkanı sunduk.
İED işbirliği ile işaret dili eğitmeni yetiştirme yöntemi kurslarına destek olarak işaret dilinin yaygınlaşmasını ve eğitmen ünvanını kazanacak işitme engellilere istihdam olanağı sağlamayı amaçlarken aynı zamanda projeye destek olan Koç Topluluğu şirketlerinden gönüllü işitme engelli çalışanlarımızı da projeye dahil ettik.
5 Eylül – 19 Ekim 2014 tarihleri arasında,  Boğaziçi Üniversitesi Yaşam Boyu Eğitim Merkezi (BÜYEM) Cengiz Topel Kampüsü’nde gerçekleştirilen “Türk İşaret Dili Öğretmeni Yetiştirme Yöntemi” kursu toplamda 106 saati kapsayan bir eğitim programı olarak gerçekleştirdik.
Kursa başvurular sonrasında, lise mezunu ve ana dili işaret dili olan kişiler sınava tabi tutuldular ve bu sınavı geçebilenler kursa devam etti. Kursumuza, 3 işitme engelli öğretmenin yanı sıra Boğaziçi Üniversitesi öğretmenleri de eğitimci olarak katıldılar.
2008 yılına kadar Türkiye’de akademik olarak bu dersleri verebilecek sadece 1 kişi mevcutken, Boğaziçi Üniversitesi’nin 2008 yılında düzenlemiş olduğu kurs ile 10 eğitmen yetiştirilmişti. Çeşitli sebeplerle, aktif olarak bu eğitimi verebilecek kişi sayısı, düzenlediğimiz kurs öncesine kadar sadece 7’ydi. Bugün ise, bu sayıya kursumuzu tamamlayan ve eğitmen olmaya hak kazanan Boğaziçi Üniversitesi mezunu 22 kişi daha ilave oldu.
Kursu tamamlayan eğitmenlerimiz ile çalışanlarımıza işaret dili eğitimi vermeyi planlıyoruz.
Setur olarak Engelsiz Turizm stratejimiz doğrultusunda ürün ve hizmetlerimizi Herkes için Engelsiz olması yönünde istekliliğimiz devam edecektir.Paydaşlarımızı eğiterek toplumsal sorumluluğumuzu yerine getirmek, kendi iş modellerimizi de geliştirerek daha fazla fayda sağlayabilmeyi umut ediyoruz.

Saygilarimla

VİP Firmasının verdiği yanıt aşağıdadır.

Subject: RE: engelsizseyyah
Date: Mon, 16 Mar 2015 10:50:10 +0200
From: marti@vip.com.tr
To: lkaragoz54@hotmail.com

Tekrar merhaba Levent Bey,

VIP Turizm olarak özellikle uzak coğrafyalar ağırlıklı çalışıyoruz bu nedenle uzun uçuş süreleri ve program dâhilindeki yoğun ve yorucu kültürel program nedeniyle turlarımız engelli seyyahlar tarafından tercih edilmiyor. Gruplarımızda engelli olması durumunda, gidilen ülkenin imkânları elverdiği ölçüde yardımcı olmaya çalışıyoruz, ancak talep olmaması nedeniyle engellilere özel bir tur henüz düzenlemiyoruz.İlginiz için teşekkür eder, iyi çalışmalar dileriz.

YANIT VERMEYEN ŞİRKETLERE 2. YAZI

Diğer firmaların yanıt vermemesi üzerine o firmalara aşağıdaki mesaj gönderilmiştir.
“Önceki tarihlerde iki defa sizlere e-mail gönderdiğimiz halde sizlerden bir satır bile yanıt alamamanın üzüntüsü içindeyiz. Engelli insanlara bu tutumuzdan dolayı sizleri kınıyoruz. Bu durumu gerek sitemizde ve gerekse diğer engelli sitelerinde paylaşacağımız bildirir, tekrar üzüntülerimi bildiririz.
Engelsizseyyah.com”

Bu yazıdan sonra Jollytur, Mng Turizm ve Prontotour, ETS Tur (Web sayfasını işaret etmiştir) firmaları  aşağıda belirtilen yanıtları  vermiştir.

JOLLY TUR  Firmasının verdiği bilgi

Jolly tur  24.04
Levent Bey Merhaba,

Öncelikle maillerinize geç dönüşümüz için özür dilerim. Konuyu şirketimiz dahilindeki ilgili departmanlarla da paylaşarak size yanıt vermek istedim.
Engelli misafirlerimizin de tatillerini en rahat şekilde gerçekleştirebilmeleri bizlerin de isteğidir. Bu konuda özel bir çalışmamız bulunmamakla birlikte, tesisleri oda, konum, mimari ve donanım özelliklerine tesis tanıtımlarında yer vermekteyiz. Misafirlerimizin tesis seçimlerinde bu bilgilerden faydalanarak kendilerine uygun tesisleri değerlendirmeleri mümkün olmaktadır.
Bunun yanı sıra rezervasyon taleplerinde engelli olduğunu belirten misafirlerimize koşullarına ve taleplerine uygun tesis yönlendirmesi yaparak tatillerini en iyi şekilde geçirecekleri bir planlama yapmalarına yardımcı olmaya çalışmaktayız.
İlerleyen dönemlerde konuyla ilgili gerçekleştirebileceğimiz proje ve çalışmalardan sizleri haberdar etmek ve gerektiğinde bilgi ve deneyimlerinize başvurmaktan mutluluk duyarız.
Saygılarımla.

MNG TUR Firmasının verdiği bilgi

Sayın Levent KARAGÖZ

Öncelikle MNG Turizm’e gösterdiğiniz nazik ilgi için teşekkür ederiz. Malinizde bahsettiğiniz konuya herhangi bir bütçe ayırmadığımız için, üzülerek olumsuz yanıt veriyoruz.
Bilgilerinize sunar, iyi günler dileriz. Saygılarımla,

……
Satış Müdür Yardımcısı

PRONTOTUR Firmasının verdiği bilgi

29.04.2015

Levent Bey selamlar.

Engelsiz seyahat anlamında, çok iddialı olmamakla birlikte bir süreden beri bazı çalışmalar yapıyoruz. Organize etmiş olduğumuz tur paketleri, piyasa şartları gereği istemesek de son derece uygun rakamlara çekildiğinden, tur paketlerinde bu tarz bir uygulama şansımızı sıfıra indiriyor. Zira tur paketlerimiz 199 Avro’lara kadar fiyatları düştüğünden, rekabet koşulları gereği şehir merkezinden uzak oteller ve tur paketlerin pek çoğu standart otellerde konaklama şeklinde gerçekleşiyor. Fiyat hassasiyetleri de olduğundan özellikle en çok satılan Avrupa seyahatlerinde bagaj taşıma gibi servisler de karşılanmıyor, bu nedenle katılımcılar bagajlarını da kendileri otele-araca taşımak zorunluluğu doğuyor. Şehir turları ve ekstra tur gezileri için de kullanılan otobüs-minibüs vs. gibi araçlarda da her zaman belli bir standart olmuyor. Ayrıca gidilen ülkelerde yapılan yoğun seyahatler esnasında, gerek gezilen yerlerin bu duruma uygunluğu çoğunlukla sağlanmamış oluyor, hem de grupla hareket esnasında hızlı gelişen turlarda, birlikte hareket konusunda bir ahenk yakalamanın da zorluğu maalesef muhtemel. Bu gibi sıkıntılar nedeniyle tur paketlerinde bu konuda maalesef engelsiz seyahat severlere standardize etmiş olduğumuz bir hizmetimiz bugün için mevcut değil.

Bununla birlikte; son dönemlerde gelişen kişiye özel seyahatler kapsamında, özel bir departmanımız bulunmakta. Bu gibi çok nadir gelen taleplere, bu departmanımız yardımcı oluyor. Konaklanacak otellerden, transfer araçlarına kadar pek çok şeyi organize edebiliyor. http://www.ucaktarefakatci.com/ firması ile yapmış olduğumuz anlaşma ile, seyahate katılacak kişileri evinden alıp, uçakta veya seyahati boyunca eşlik edebilecek uzman kişiler de organize edilebiliyor, böylelikle seyahatte son derece konforlu bir seyahat gerçekleştirmeleri sağlanıyor.
Bazı ana destinasyonlarda grupla birlikte hareket etmekten ziyade, kişiye özel gerçekleştirdiğimiz ama grup fiyatlarına yakın pahalı olmayan paketler de sunabiliyoruz. Örneğin, Prag, Paris ve Budapeşte… İleride amacımız bu seyahat imkanlarını daha fazla destinasyonda yayabilmek, ancak bugünkü şartlarda yapabildiklerimiz şimdilik bu seviyede.
Bu konuda değerli tavsiyeleriniz bizleri de mutlu edecektir. Yeniden haberleşmek ve tanışmak üzere, saygılarımızı sunarız.

Marketing Department Manager


Büyükdere Caddesi 16 34360 Şişli / İSTANBUL – www.prontotour.com
T. (+90 212) 373 91 92 / D.(+90 212) 373 91 80 / F.(+90 212) 296 19 93

ETS TUR Firmasının verdiği bilgi

Sağlık/Bedensel Engelli Misafirlerimize Özel
Misafir memnuniyeti odaklı hizmet anlayışımızın en önemli adımlarından biri olan engelli misafirlerimize özel imkanlarımız ile sorunsuz tatil anlayışını geliştirmeyi planlıyoruz. Bu amaçla Sağlık/Bedensel Engelli misafirlerimizin tatillerini keyifle geçirmeleri için seyahatleri öncesi detaylı çalışmalar yapıyoruz.

Sağlık/Bedensel Engelli olarak tanımladığımız misafir grubumuz MS, diyabet, çölyak, kanser hastaları, böbrek rahatsızlığı olanlar, alerjik hastalar, yürüme-görme-işitme engellileri, yaşlı misafirler ve benzeri rahatsızlıkları nedeni ile özel hizmet sağlanması gereken kişilerdir.

Aileleriyle ya da yalnız tatile çıkan tüm engelli misafirlerimiz için;
1. Tesis denetimleri sonucu belirlenmiş en uygun seyahat seçeneklerini sunuyoruz.
2. Otel ve ulaşımı ihtiyaçlara göre organize ediyoruz.
3. Seyahat sırasında sunulacak yeme-içme hizmetleri konusunda bilgi veriyor, gerekli düzenlemeleri yapıyoruz.
4. Müze, ören yeri, şehir turları ve rehberlik hizmetleri hakkında taleplerinizi değerlendiriyoruz.
5. Seyahatiniz sonrasında ileteceğiniz fikirlerinizle sizlere daha iyi hizmet verebilmek adına hizmetlerimizi geliştiriyoruz.

Sizler için önemli olan her detay bizim için büyük önem taşıyor. Tüm istek ve eleştirilerinizle ilgili aşağıdaki formu doldurabilir ya da 444 1 739 numaralı Misafir Deneyimi İlişki Yönetimi ve Kalite Direktörlüğü Hattı’ndan bizi bilgilendirebilirsiniz

SONUÇ

Yapılan son araştırmalarda (Surrey Üniversitesi tarafından yürütülen Avrupa’da Erişilebilir Turizm adlı çalışma) Avrupa’da seyahat edecek potansiyel engelli turist sayısının 130 milyon kişi olacağı tahmin edilmektedir. Bunun 80 milyar eurodan fazla bir harcamaya tekabül edeceği hesaplanmaktadır.(T.Seyahat Acenteleri Birliği, 2014a).Bu hesaplamanın tüm dünya çapında yapıldığında ve bunların genellikle en az bir refakatçiyle seyahat ettiği düşünüldüğünde  bunun önemli bir pazar dilimi anlamına geldiği görülmelidir.   Böylesine bir pazardan pay almak isteyen seyahat ve turizm işletmecilerinin engelli müşterilerinin özel gereksinmelerini ve beklentilerini göz önünde tutarak hizmet sunmaları gerekmektedir. Halbuki yapılan çalışmalarda aksine olarak  engelliler daha fazla seyahat etmek istemelerine rağmen seyahat süresince karşılaştıkları bir çok zorluktan ve güçlükten dolayı bu ihtiyaçlarını çoğunlukla ertelemektedirler.
Bu konuda Ülkemizde bulunan önemli sektör şirketlerinin önemli bir kısmı engelli turizmi  konusunda yetersiz kalmakta, bu olguya yeterli derecede ilgi göstermedikleri  görülmektedir. Zira yukarıda da görüldüğü gibi beş firma yazımızla ve sorunumuzla ilgilenmiş ve bizi bilgilendirmişlerdir. Bazı firmaların bu konu ile ilgilendiklerini ve bu konuda çalışmalar yaptığını görmek bizi memnun etmiştir.
Bu ilginin diğer şirketlerde de olmasını arzulamaktayız. Seyahat şirketlerinin bu konuya eğilmesi ile bir çok tesisin konuya daha ilgili olacaklarını ümit ediyoruz.Bu arada belirtmek isterim ki Türsab konuya hiç ilgi göstermemiş, sorularımıza bir üst kuruluş olmasına rağmen yanıt verme zahmetine bile katlanmamıştır.

Bir Engellinin Sandığa Gidememe Öyküsü (Tempo Dergisi)

By Basından

Oy kullanmak vatandaşlık hakkı. Ancak mimari engelleri olan kamu kuruluşlarının asansörsüz binalarındaki sandıklar, engellilerin oy kullanmasını çileye dönüştürüyor. Oysa bu sorunu çözmenin çok basit bir yöntemi var.

Oy kullanmak, 18 yaşını dolduran her Türk vatandaşının hakkı. Aynı zamanda da zorunluluğu. Oy vermemenin cezası da var: 5 YTL. Can yakacak bir ceza değil ama adı üstünde: Ceza. Geçen günlerde, Levent Karagöz bize bir mektup yazıp engellilerin oy sandıkları başında çektikleri ‘ceza’yı aktardı.

 Levent Karagöz, 52 yaşında bir banka müdürü. 16 yıldır omurilik felçlisi olan Levent Bey, Serdar Bilgili’nin Tempo işbirliğiyle hazırlanan ‘Engellere Rağmen’ fotoğraf sergisi için de poz veren ‘22 Cesur Yürek’ arasında yer almıştı. Karagöz, mektubunda engellilerin çektiği vatandaşlık ıstırabını şöyle anlatıyor:

 “Bu yıl genel seçimler yapılacak. Anayasal bir hak olmasına karşın özellikle fiziksel engellilerin bu anayasal hakkını kullanmasında önemli güçlükler var. Genellikle altyapısı uygun olmayan okullarda sandıklar bulunuyor; bu da fiziksel engellilerin oy kullanmasına engel oluyor. Örneğin geçen seçimde oy kullanacağım sandık, Basınköy’deki ilköğretim okulunda ikinci kattaydı. Zemin katta bile olsa, girişindeki merdivenler nedeniyle giriş zorlukları olan okulun bir de ikinci katında oy kullanmanın ne kadar güç olduğunu sanırım takdir edersiniz. Neyse, sandık kurulu anlayışlı çıktı ve yetkisi dışında davranarak oy pusulasını aşağıya kadar getirdi de oyumu kullanabildim. Her zaman böyle anlayışlı ve cesur insanlarla karşılaşmak şansına sahip olunamayacağı gerçektir. Fiziksel engellilerin sandıklarının giriş katlarda tutulması bir çözüm olabilir…”

Ülkemizde yaşayan 8.5 milyon engellinin en az iki buçuk milyonu fiziksel engelli ve bu insanlar her seçim döneminde bu ızdırabı yaşıyor.

Eyüp Can’ın Köşe Yazısı (Hürriyet Gazetesi)

By Basından

İnsanların, engelli insanların yaşadıklarını tam olarak bilmesi haklı olarak mümkün değil. Normal insanların zaman zaman yaptıkları tekerlekli sandalye ile gezme, kulaklarını tıkama ve gözlerini bağlayarak gezme gibi etkinliklerle de engelli yaşamayı birebir anlamak mümkün değil. Engelli insanların yaşadığı zorlukları ancak engellinin kendisi ve onunla yaşayan yakınları bilebilirler. Birazda onların akrabaları ve yakın komşuları. Bunun dışında belirttiğim gibi normal insanların bunları bilmesi mümkün olamamaktadır.
Ancak bunu anlamanın bir yolunun da bebek puseti kullananların olabileceğini, Eyüp Can’ın 16.01.2007 tarihli Radikal Gazetesindeki köşesinde yazının okumadan önce hiç düşünmemiştim. Eyüp Can bebeğinin pusetini kullanırken yaşadıklarından sorunlardan konuyu engelli insanların yaşadıkları zorluklara getirmesi ve yerinde bir irtibat kurması ile anlamış oldum. Bu yazının bir bölümünde Eyüp Can “İtiraf edeyim Türkiye’de engelli olmanın gerçekten ne demek olduğunu, yarın 4. ayını dolduracak kızım Şehrazat Zelda sayesinde öğrendim. Çok şükür Zelda’nın herhangi bir fiziksel engeli yok. Fakat ne zaman onu pusetine yerleştirip dışarı çıkarsak, eve kendimizi zor atıyoruz. Bir bebek arabasıyla İstanbul sokaklarında yürümenin neredeyse imkansız olduğunu kızımla yapamadığımız yürüyüşlerden sonra anlıyoruz.
Durum gerçekten vahim…
Kızım üç-beş ay sonra ayakları üzerine doğrulup annesi ve benimle yürüyüşe çıkabilir.
Peki ya hayatı boyunca tekerlekli sandalyeye mahkum olan milyonlarca engelli?
Onlar kaderlerine küsüp evlerinde mi bekleyecek?” demektedir.
Bu yazısı üzerine yaşadığımız sorunları kendisine ilettim. Kendisi de bir jest yaparak yazımı 18 Ocak 2007 tarihli gazete köşesinde aynen yayınlayarak yaşadığımız zorlukları okurları ile paylaşmış.
Eyüp Can’ın köşesindeki yazısı şöyle;
4 aylık kızımla engelleri aşmaya gidiyoruz:

Engelleri aşmaya çalışan sergi

16 Ocak 2007
Oldum olası doğum günü kutlamalarından çok hazzetmedim.
Fakat yarın 4. ayını dolduran kızım Zelda’yla Dolmabahçe Sarayı Sergi Salonu’nda sürpriz bir kutlama yapmak istiyorum.
Kutlama dediysem öyle ‘pasta kesmek ve mum üflemekten’bahsetmiyorum.
Bebek arabasında kızımla birlikte yarın Tempo Dergisi’nin öncülüğünde hazırlıkları bir yıldır süren Serdar Bilgili’nin ‘Engelleri Kaldıralım’fotoğraf sergisini turlamayı kastediyorum.
Durun hemen ‘ne alaka?’ diyerek tepki göstermeyin anlatacağım.
Hafta sonu Serdar Bilgili ile birlikteydik. Pazartesi akşamı açılan sergisinin son hazırlıklarından dolayı heyecandan yerinde duramıyordu.
Öyle ki bir ara ‘inan bugüne kadar yaptığım hiç bir şey beni bu kadar heyecanlandırmadı’ dedi.
Ne milyon dolarlık iş görüşmeleri, ne de başkanlığını yaptığı dönemde Beşiktaş’ın şampiyon olması!
Elbette bu başarılar çok kıymetli.
Fakat Serdar Bilgili tüm yaptığı işlerin dışında ilk defa toplumsal bir soruna sanatçı duyarlılığı ile alabildiğine çıplak bir biçimde parmak basma şansını elde etti.
Nitekim çektiği fotoğraflar, Türkiye’de engellilerin yaşadığı engelleri aşmak için çok önemli bir fitili ateşledi.
Tempo’nun kararlı yayınları ve serginin insanı allak bullak eden fotoğrafları, ilk defa bu sorunu ‘acıyarak’ değil, gündelik yaşamın içinde tutkuyla varolarak görmemizi sağladı.
Dolmabahçe Sarayı’na gidin ve görün sergiyi.
Tüm çıplaklığı ile yaşama sarılan o insan yüzlerini-bedenlerini gördükten sonra ‘acınacak olan engelliler değil, duyarsızlığımız ve yasasızlığımızla onları toplumsal yaşamın dışına iten bizleriz’diyeceksiniz.
Bedenlerin cesurca sergilendiği fotoğraflara baktıkça, onları işte-sokakta-parkta kamusal hayatın her alanında neredeyse gizlenmek zorunda bırakan zihniyete lanet edeceksiniz.
Düşünün öyle bir ülkede yaşıyoruz ki bugün Türkiye’de kaç engelli olduğunu bile tam olarak bilmiyoruz. Türkiye İstatistik Kurumu’na göre 1 milyon 772 bin engelli vatandaşımız var. Resmi olmayan istatistikler ise bu rakamın 8 milyonun üzerinde olduğunu söylüyor.
Peki nerede bu insanlar?
Evlerinde!
Çünkü ne sokaklarımız, ne yollarımız, ne parklarımız, ne okullarımız, ne de iş yerlerimiz onların evden çıkmalarına müsaade ediyor.
Genel nüfusun %13’ü okuma yazma bilmezken, engellilerde bu oran %36.
Dahası sayıları 8 milyonu geçen engellilerin %78’i işgücüne dahil değil.
Türkiye bu ayıptan kurtulmak için 2005 yılında Özürlüler Yasası çıkardı. Fakat kamusal alanın özürlülere uygun hale getirilmesi için 2012’ye kadar süre verildi.
Yasa çıkalı neredeyse 2 yıl oldu. Çıkan yönetmelikler bırakın yasanın kademeli olarak uygulamaya geçmesini adeta işlemez hale getirdi.
Çalışma hayatında dezavantajlı grup olarak değerlendirilen engellilere destek olmak isteyen işverenlere vergi ve kıdem avantajları getirilecekken, yönetmelikler işverene hiçbir teşvik içermeden çıkarıldı. Tam tersi yükümlülükler getirdi.
Bir anlamda nüfusumuzun %10’undan fazlasına en az 7 yıl daha evinizde bekleyin denildi.
İşte Tempo ve Serdar Bilgili, bu milyonlarca engelli arasından yüzlercesini fotoğraflayarak en zayıf görünen bedenleri üzerinden; hayır evimizde değil, olmamız gereken yerde bekleyeceğiz’ mesajı verdi.
İtiraf edeyim Türkiye’de engelli olmanın gerçekten ne demek olduğunu, yarın 4. ayını dolduracak kızım Şehrazat Zelda sayesinde öğrendim.
Çok şükür Zelda’nın herhangi bir fiziksel engeli yok.
Fakat ne zaman onu pusetine yerleştirip dışarı çıkarsak, eve kendimizi zor atıyoruz.
Bir bebek arabasıyla İstanbul sokaklarında yürümenin neredeyse imkansız olduğunu kızımla yapamadığımız yürüyüşlerden sonra anlıyoruz.
Durum gerçekten vahim…
Kızım üç-beş ay sonra ayakları üzerine doğrulup annesi ve benimle yürüyüşe çıkabilir.
Peki ya hayatı boyunca tekerlekli sandalyeye mahkum olan milyonlarca engelli?
Onlar kaderlerine küsüp evlerinde mi bekleyecek?
‘Engelleri Kaldıralım’ sergisini gördükten sonra benim cevabım‘Hayır!’
Eminim yarın sergiye birlikte gideceğim kızım da pusetinden resimleri izlerken bana hak verecek.
Çünkü Serdar Bilgili sadece fotoğrafları çekmekle kalmamış sergi salonunu girişinden itibaren kızımın puseti, engellilerin tekerlekli sandalyeleriyle ‘hiçbir engelle karşılaşmadan’ dolaşabileceği bir mekana dönüştürmüş.
Zaten hafta sonu son hazırlıkları yaparken yaşadığı telaş bu yüzdenmiş.
Çok minik bir maliyetle kaldırımlara iniş çıkış için rampalar koydurtmuş. Merdiven engelini aşmak için alternatif güzergahlar çizmiş. Tuvaletleri engellilerin kullanabileceği standarda yükseltmiş.
Sadece fotoğraflarda değil, mekanda da engelleri kaldırmış.
Kızıma bundan daha güzel bir 4. ay sürprizi olabilir mi?
Hürriyet Gazetesi: 4 aylık kızımla engelleri aşmaya gidiyoruz: Engelleri aşmaya çalışan sergi

‘Özürlüysen evinde otur be adam!’

18 Ocak 2007
Hiç adetim değil.
Normalde köşemi bütünüyle bir başkasına ayırmam.
Fakat ‘Engelleri aşmaya çalışan sergi’ başlıklı yazım üzerine öylesine yalın ve çarpıcı bir mektup aldım ki, tamamını yayınlamasamLevent Karagöz’ün şahsında tüm engellilere haksızlık etmiş olacaktım.
İşte 4 aylık kızımla yaşadığım zorlu mücadelenin ötesinde Türkiye’de engelli olmanın ne demek olduğunu tüm çıplaklığı ile yüzümüze tekrar çarpan o yazı.
 Sayın Eyüp Can;
Yazınızı okudum. Bu konuyu köşenize taşıdığınız için teşekkür ederim. Bu kampanya ya katılan bir engelli olarak öncelikle Tempodergisine ve özellikle özel bir insan olan Nuray Soysal ve onun cana yakın ekibine aracılığınızla teşekkür etmek isterim.
Ayrıca Serdar Bilgili’ye de verdiği emekler için teşekkür ederim.
Bu kampanyaya katılmaktaki en önemli amacım diğer engelli insanlara somut bir örnek olabileceğim yaklaşımıdır.
Yoksa devletin, belediyelerin, toplumun konuya dikkatini çekmek değil.
16 senelik bir engelli olarak bu kurumlardan maalesef pek ümitli değilim. Sizinde yazdığınız gibi düzenleme yapmak için 7 sene süre tanınması bile tek başına bir samimiyetsizlik. Size şimdiden söyleyeyim 7 sene sonrada bir şey yapılmayacak ve 5 sene daha ek süre tanınacaktır.
Çok uzun yazmak istemiyorum ama sadece son birkaç ayda yaşadığım bazı somut örnekler vermek istiyorum. Bırakın gezip tozma yerlerinin (sinama tiyatro, sergi salonları, müzeler  vb gibi yerler) durumunu, mecbur olarak gitmek zorunda olduğumuz yerlerden bahsedeceğim.
Lütfen çocuğunuzun 5. ayında pusetinizi alın Bakırköy Adliyesine gidin aracınızı nereye park edeceksiniz, adliyeye nasıl ulaşacaksınız bir bakın?
İçeriye girmeye bir çalışın kapısı olmayan daha doğrusu iptal edilen bu binaya nasıl giriliyor nasıl çıkılıyor bir görün. Ve de 2. kattaki bir duruşmaya götürün bebeğinizi bakalım nasıl çıkacaksınız o merdivenleri, puseti devirip bebeğinize bir şey olmamasını nasıl sağlayacaksınız?
Tebligatta diyor ki gelmezseniz polis zoru ile gelirsiniz. Hakime bildiriyorsunuz durumunuzu ‘birkaç adam tutsunlar çıkarsınlar’yanıtını alıyorsunuz.
Bir dahaki çağrıda polisi beklemeyi ve zorla götürülmeyi tercih edersiniz.
Nasıl olsa onlar çıkartmak zorunda!
Yine Bakırköy devlet hastahanesine gidin, aracınızı nasıl park edeceksiniz?
Sayın doktorlara özel parklar ayrılmış ama bir özürlü araç parkı yapılmamış.
Çektiğimiz eziyeti gördüğü halde kılını kıpırdatmayan otopark sorumlusu, ‘yukarıda yer alan ufak bir yerde aracınızı park edin’diyor ama yer bulmanız mümkün değil!
Ayrıca bulup ta park etseniz aracınızın arkasına birisinin park etmesi ve orada birkaç saat beklemeniz çok muhtemel…
Önümüzde secim var ve pek tabi olarak oy kullanacağımız sandık geçen seçimde olduğu gibi 4. katta olacak ve biz anayasal hakkımızı kullanmakta zorluk çekeceğiz.
Örnekleri çoğaltmak mümkün. Sadece başıma gelenleri aktarıyorum.
Mesela özürlü raporu veren servis, asansörü çalışmayan hastahanenin 4. katında olabiliyor bu ülkede. Ya da bir alış veriş merkezinde engelli olduğunuz için normal asansör yerine yük asansörüne yöneltilebilirsiniz.
Karayolunda ceza yazan polis, aracınızı kuyruğun uçuna gönderebilir ve cezayı ödemek için aracına gelmenizi  söyleyebilir.
Rezervasyon yaptırıp 5 yıldızlı otele gidersiniz ama banyo kapısında tekerlekli sandalyeniz  sığmayabilir.
Özürlü park yerinde her zaman normal araç sahiplerinin park ettiğini görebilir, bir katlı bir iş merkezinde boş asansör için 15 dakika bekleyebilirsiniz.
Dahası hiç bir insan oradan çıkıp ta size öncelik tanımaz.
Bir trafik memuru tüm gücüyle size ‘Özürlüysen evinde otur be adam’ diye bağırabilir. Belediyenin sosyal tesislerinde sizi bir merdiven karşılayabilir!
Fazla zamanınızı almamak için örnekleri uzatmıyorum ama lütfen şunu da göz önünde tutunuz. Bunlar meslek sahibi, maddi durumu orta düzeyde olan, yüksek okul mezunu ve İstanbul’da yaşayan bir özürlünün tespitleri.
Varın ufak bir taşra kasabasında yaşayan  geliri olmayan engellinin durumunu bir düşünün.
Gelin bu işin adını net koyalım: Bu zihniyet tek kelimeyle ayırımcılıktır. İnsan hakkı ihlalidir. BM İnsan hakları beyannamesi, Avrupa birliği mevzuatları, Anayasamız hepsi bu konuya yer ayırmış. Ama ülkemizde uygulama çok çok yetersiz.
‘Bir tane insan hakları ihlali vardır o da kişiye farklı davranmaktır’ diyor Prof.Dr.İonna Kuçuradi
Lütfen bebeğiniz büyüyene kadar bizim yaşadıklarımıza benzer şeyleri siz de tecrübe ediniz. Yazılarınız belki bazılarını bir şeyler yapmaya zorlar.
Ama dikkat edin kızınızla engelleri aşmaya çalışırken bir trafik memuru da çıkıp size; ‘çocukluysan evinde otur be adam!’ diyebilir.
Der mi der!

Engellere Rağmen (Tempo Dergisi)

By Basından

Yönettiği Şubeye Sihirli Değnek Olan Bankacı

On yedi yıl önce geçirdiği omurilik iltihabı nedeniyle tekerlekli sandalyeyle yaşamını sürdüren Levent Karagöz, başarılı bir bankacı. Son görevinden önce yönettiği banka şubesi, Türkiye çapında en iyi beşinci şube olmuş.
Levent Karagöz’ün Akaret Evleri’nde çektiğimiz fotoğraflarını Serdar Bilgili’nin dizüstü bilgisayarında seyrederken, o fotoğraflara “yanlızlık” ismini verdim. Levent bey yanlız mı? Hiç değil. 25 yıllık, ona her baktığında gözleri aşkla parıldayan eşi; çevresindeki her şeyi merakın engel olmadığı bir çekingelikle izleyen 20 yaşında bir kızı; yanımızda efendi efendi oturan –ama bakışları her an sıkı bir espri patlatacakmış gibi duran– 22 yaşında bir oğlu var. Sadece fotoğrafın çekildiği alandaki boşluk değil, Levent bey’in o vakur, sessiz duruşu da bende “yanlızlık” duygusu uyandırıyor.
Levent karagöz sessiz biri. Sorulara kısa cevaplar vermeyi, çoğu zaman da konuşmak yerine, gözlüklerinin ardından gülümseyerek izlemeyi tercih ediyor. Bu sessizliği, sadece Serdar Bilgili ile girdiği Beşiktaş muhabbetleri bozuyor. Belli ki sıkı bir Beşiktaş taraftarı, maçları kaçırmıyor, sporcuları ve yönetimi yakından takip ediyor. Oğlu Sercan da babası gibi Beşiktaşlı, ama o lafa karışmak yerine saygılı bir sessizlikle izliyor, iki yetişkinin futbol sohbetlerini.
Çocuklarının saygı ve sevgi dolu bakışlarını gördüğümde, Levent Karagöz’ün iyi bir baba olduğunu düşünüyorum. Belli ki ailede mükemmel bir görev dağılımı var.
Levent Karagöz’ün babası Denizlili, annesi Trabzonlu. Babasının kaymakamlık görevi yaptığı Rize çayeli’nde 1954 yılında dünyaya gelmiş. Bugün Gazi Üniversitesi olan Ankara İktisadi ve Ticari İlimler Akademisi’ni bitirmiş. Mastırını da aynı üniversitede yapan Karagöz, okulu bitirdikten sonra Emlak Bankası müfettişlik sınavlarına girip kazanmış.
Bir süre müfettiş olarak çalıştıktan sonra, 1981 yılında Ankara’da evlenen Karagöz, sabit göreve geçmiş ve İstanbul’a yerleşip Emlak Bankası Mecidiyeköy Şubesi Müdür Yardımcısı olarak göreve başlamış.
1984 yılında Sercan, 1986 yılında da kızı Gizem dünyaya gelmiş. Sercan İTÜ elektrik mühendisliği, Gizem de Haliç Üniversitesi’nde grafik tasarım eğitimi alıyor.
Levent Karagöz’ün engelli olma öyküsü 17 yıl öncesine dayanıyor. Şiddetli bel ağrıları şikayetiyle uzmanlara giden Karagöz için her seferinde farklı teşhisler konmuş. Sonunda bacaklarına felç indiğinde bel fıtığı olduğuna karar verilmiş, hemen ameliyata alınmış. Amaliyatta omurilik iltihabı olduğu belirlenmiş.
Ameliyattan çıktığında göğüs altından itibaren felç olan Levent bey, bir süre İstanbul’da ardından da Ankara GATA’da tedavi görmüş. Bu tedaviler sayesinde felç, basen altına kadar indirilebilmiş.
Tüm bu tedaviler ve amaliyatlar, işinden uzun süre uzaklaştırmamış Levent Bey’i. Çalışabilir duruma geldiğinde, işinin başına dönmüş, bir süre sonra da Emlak Bankası Ataköy Atrium Şubesi Müdürü olmuş.
Levent Beyin çalışmaları ile Atrium Şubesi, o dönem en başarılı şubeler beşinci sırada yer almış.
Emlak Bankası ile Ziraat Bankası’nın birleşmesinden sonra Ziraat Bankası Bakırköy Şubesi Müdürlüğü görevini üstlenen Levent Karagöz, halen bu görevde.
Levent Bey’le çekim arasında yaptığımız sohbetlerde, engelli olmanın aslında epey masraflı bir durum olduğunu öğreniyoruz. Protezler 5 bin TL den başlıyor. Omurilik felçlilerin ayakta durmasını sağlayan bir aparat 14 bin TL cıvarında.
Tuna Kiremitçi

Gizem Karagöz “Engelliler için SALT Beyoğlu”

By Konuk Yazarlarımız

SALT Beyoğlu, istiklalden tünele doğru inerken sağ tarafta bulunan tarihi ve aynı zamanda çok modern mimariye sahip bir yapı. Yapının geçmişi 1850-1860’lı yıllara uzanıyor. İlk olarak giriş bölümü ticarethane olarak kullanılmış. Fakat ilerleyen yıllarda Beyoğlu’nun nüfusu azalınca yapı kullanılmaz hale gelmiş ve bundan sonra siyasi ve sanatsal amaçlı kullanılmaya başlanmış. SALT Beyoğlu 2011 yılında açıldığından beri içerisinde sergiler devam ediyor bunların yanı sıra sosyal alanlar ve üst katında bulunan kocaman bir kütüphanesi ile sizleri mest ediyor.
Daha fazla detayına http://tr.wikipedia.org/wiki/SALT adresinden ulaşabilirsiniz.
Aynı zamanda Beyoğlunda bulunan şubesi dışında İstanbul içerisinde Galata’da ve Ankara Ulus’da bulunuyor.

Farklı sergilerin yanı sıra konferans alanları, gösterimlerin olduğu açık sinema, söyleşiler, etkinlikler ve performanslarıda içerisinde barındırıyor.

SALT 4 kattan oluşan bir yapı. Giriş katından itibaren ilk 3 katı sergilerden oluşuyor. En üst katında ise Robinson Crusoe 389 Kitabevi ve bahçe bulunuyor. Kitabevinde Türkiye ve yurtdışından güncel ve temel yayınların yanı sıra SALT’ın kitapları, etkinlik ve sergilerde işbirliği yapılan kişilerin çalışmaları ile SALT için özel tasarlanan hediyelik eşyalar satışa sunuluyor

Yine aynı katta Robinson Crusoe 389 Kitabevi ‘nin hemen yanında, mimar/sanatçı Fritz Haeg tarafından düzenlenen ufak ama sevimli bir bahçe bulunuyor. Sebze, meyve ve bitki yetiştiriliyor.

SALT Beyoğlu’na giriş ücretsiz. İçerisinde 2 adet asansörü var. Asansörün yanı sıra da engelliler için merdivenlere cihaz da koymuşlar.

Garanti Bankasının kurucusu olduğu İstiklal caddesi üzerinde bulunan SALT Beyoğlu ev sahipliği yaptığı sergiler ve etkinlikleri bizlere sunması ayrıca engelliler için gösterdikleri özenden dolayı teşekkür ediyorum.

Her gün saat saat etkinlikler gerçekleşiyor. Hepsini kendi sitesindeki takvim bölümünden takip edebilirsiniz.

http://saltonline.org/tr/agenda/2015/04

Gizem KARAGÖZ

Ins: bonjourbonita

saltonline.org/