All Posts By

engelsizseyyah

ANTALYA ENGELLİLER PLAJI

By Engelli Seyyah’dan

ANTALYA ENGELLİLER PLAJI – ENGELSİZ PLAJ

Bir süre bölgede denizi ve havuzu engelliye uygun otel aradım ve bulamadım. Yazıklar olsun 4-5 yıldızlı Otel sahiplerine, Milyarlık tesislerine deniz girmeye ve havuza girmeye yarayan lifleri veya plajlarına engelli yolu ve şişme tekerlekli kumda giden aparatlara ısrarla koymadıkları için. Bu konuda bizler ısrarlı olalım, plajı olan tüm otellere bunları koymaları konusunda.

Yazıklar olsun Turizm Bakanlığına, Ruhsat verdikleri Otellere bu şartı ısrarla koymadıkları için. Sadece bir madde bu sorunu temelden çözer. Ama nerde engelli düşünen siyasetçiler ve bürokratlar. Yeni yapılan otellere bu zorunluluk konmalı, mevcut otellere de bu düzenlemeleri yapması için belli ve kısa bir süre tanımalılar

Yazıklar olsun TURSAB’a bu konuda devletle bir olup üyelerine bu düzenlemeleri yaptırmak için mevzuat değişimini yapmadıkları için, üyelerini bu konuda teşvik etmedikleri için

Konuyu fazla uzatmamak için burada kesiyorum. Bu konuda detaylı bir çalışma yapacağım.

Gelelim konumuz olan tesise, bu tesisi Antalya’nın en büyük plajı olan Konyaaltı plajında bulunmaktadır. Ulaşımı kolay ve şehir içi otobüslerle rahatça ulaşılabilmektedir. Plajdaki iskelede denize girmeyi kolaylaştıran plaj asansörü (Hemen belirteyim, bazı tipler akşamları gelip asansörün kablolarını kestiklerini söylediler, bu nedenle yani çalışmadığı için be bu asansörü kullanamadım, tedbir alınması şarttır) ve balon lastikli taşıyıcılar bulunmaktadır. Ayrıca üstü kapalı bölgede şezlonglar yer almaktadır. Görevliler buraya ve önünde yer alan plaj bölgesine dışardan gelinmemesi için tedbirler almakta, girenleri hemen ikaz etmektedir. Bir engelliye, refakatçi dahil en fazla iki şezlong tahsis edilmektedir. Yiyecek ve içecek getirmek serbesttir. Belki merak eden olur diye belirteyim, giriş olması gerektiği gibi ücretsizdir.

Görevliler her konuda yardımcı olmakta görevlerini hakkıyla yapmaktadır. (Bu konuda Antalya belediyesine teşekkürlerimi ayrıca bildirdim)

Bunu bir benzeri Lara plajında da bulunmaktadır. Tek farkı orada plaj asansörü bulunmamaktadır. Kısa sürede buraya da bu aparatın konulmasını bekliyoruz.

Tesisin önünde 4-5 arabalık engelli park yeri bulunmaktadır. (Tabi her yerde olduğu gibi burasıda engelsizlerin işgali altındadır.)

Tesisin hemen girişinde engelli tuvaleti bulunmaktadır. Fakat burası herkes tarafından ve maalesef pis bir şekilde kullanılmakta, hijyen şartlarına dikkat edilmemektedir. Buraya İstanbul’da gördüğümüz seyyar ve çok amaçlı bir tuvalet konulsa ve başında bir çalışan bulunsa daha iyi korunurdu düşüncesindeyim.

Yukarıda da belirttiğim gibi 5 yıldızlı otellerde bulunmayan bir hizmet verilmektedir. Bu nedenle bu tesissi bizlere kazandıran Antalya Büyük şehir belediyesine teşekkür ederiz. Darısı halk plajı bulunan diğer tüm belediyelere diyerek yazımızı sonlandıralım.

ENGELLİLER İÇİN KOPENHAG

By Yurt Dışı Seyahatler

ENGELLİLER İÇİN KOPENHAG

Avrupa’nın önemli kentlerini gezdiniz, şimdi nereye gidelim derseniz size önereceğim yer, Danimarka’nın Başkenti Kopenhag olabilir. Sessiz, sakın ve huzurlu fakat pahalı bir şehir. Gün itibariyle (Mayıs 2025) Ülkemizle karşılaştırdığınız da bizdeki bazı fiyatlar burası ile boy ölçüşebilir. Ama size de önereceğim kaldığım otelin kahvaltısı ile yapacağınız sandviçlerle idare etmenizde mümkün 😊 Şehir düz olduğundan tekerlekli sandalye için uygun. Ancak bazı yollar karo taşlar nedeniyle ve bazı eski mekanlar taş döşemeleri ile sandalyenize zor anlar yaşatabilir. Bazı müzelerde de tekerlekli sandalye için yapılmamış, sanırım o cağlarda bizim gibi engelli insanlar pek düşünülmemiş. Bu yerleri size aşağıda yazacağım, buralara gitmeniz şartta değil. Ben gideceğim yerleri önceden internetteki gezi notlarından bakarak tespit ediyorum. Tabi bunlar bu notları yazarken tekerlekli sandalyeli olmadıklarından her yeri kendi açılarından değerlendiriyorlar. Bu da gayet normal. Bende bu notlara bakarak yer tespiti yaptığımdan, sizlere engelli olarak izlenimlerimi aktarıyorum artık yaşlanmış tekerlekli sandalyeme dayanması açısından epey dua ettim. Neyse dayandı da Bangkok’ta yaşadığım sorunu yaşamadım. Burası bilhassa Roma’da olduğu gibi zemin açısından beni bayağı zorladı. Bu nedenle burayı seçenekleriniz sıralamalarında aşağılara yazıp girmediğiniz diğer şehirleri tercih etmenizi öneririm.

Ama “ben mutlaka gideceğim” derseniz, okumaya devam edin güzel şeylerde bulacaksınız. Ulaşım araçlarının genellikle hepsi tekerlekli sandalyeye uygun, ama şehir küçük olduğundan sadece bir kez metroya bindik. Kalacak yer olarak kaldığım oteli tavsiye ederim. Engelli odası olması, konumu ve tren garına çok yakın olması tercih edilebilir. Otelin adı “Urban House Copenhagen by MEININGER” booking.com’dan rahatlıkla ulaşabilirsiniz. Kahvaltıyı tercih edin hem dışarından pahalı değil hem de kumanyanızı hazırlayabilirsiniz.

Şehirde trafik çok sakin ve ayrıca belirtmeliyim ki otomobillerin hemen hemen hepsi elektrikli, hem sakin ve hem de sessiz bir şehir.

Kopenhag gezisi 2 günde tamamlanabilir, buna bir günde Malmö gezisini ilave ederseniz eder 3 gün. Bundan fazlası size kalmış. Gezi planınızı kaldığınız otelin konumuna göre planlayabilirsiniz. Bu arada son güne bıraktığımız bazı yerleri o günün sanırım milli tatil olması (29 haziran-not alın) nedeniyle gezme şansımız olmadı, o günü alışverişe de ayırmıştık ama a gün büyük mağazalar ve AVM’lerde kapalıydı.

KOPENHAG, DANİMARKA’DA TEKERLEKLİ SANDALYEYLE NASIL DOLAŞILIR

Bu hoş kompakt şehir aynı zamanda oldukça tekerlekli sandalye dostu olduğunu söyleyebilirim. Bu keyifli Danimarka şehrinde biraz zaman geçirmek isteyen tekerlekli sandalye kullanıcıları için Kopenhag’da ulaşım ve ulaşım ile ilgili mutlaka bilinmesi gereken bazı ipuçlarını ve püf noktalarını araştırarak derledim. 

Kopenhag Şehir İçi Ulaşım Kopenhag yürüyerek gezmesi en zevkli şehirlerden biri olsa da bu durum seyahat ettiğiniz mevsime göre değişebiliyor. Biz ilkbaharda gittik ve hava aşırı soğuk olmadığı için şehrin büyük bir kısmını yürüyerek gezdik. Ama seyahat planınız kış aylarındaysa dondurucu soğukta uzun süre yürümek zorlayabilir. Kış aylarında Kopenhag’a gidiyorsanız şehir içi ulaşım için metro en hızlı ve konforlu seçeneklerden biri. Eğer çok fazla toplu taşıma kullanırım diyorsanız size günlük bilet ya da Kopenhag Kart almanızı öneririm.  72 saatlik Kopenhag Kart, pek çok şehir kartına göre çok daha kapsamlı ve içeriği inanılmaz zengin.

Sandalye ile Kopenhag şehir merkezi güzel bir günde çoğunlukla sandalye ile gezilebilir ve en iyi hava koşulları için yaz aylarında ziyaret etmek iyi bir fikirdir. Bazı bölümlerde bu sinir bozucu ama klasik Avrupa parke taşları olmasına rağmen, şehir merkezine genel olarak oldukça erişilebilir ve tekerlekli sandalye kullananlar için çok sayıda iyi yerleştirilmiş kaldırım kesimi bulmaktan memnun oldum.

Erişilemez bir girişi olan ara sıra eski bir dükkanla karşılaşacaksınız, ancak genel olarak Kopenhag sakinlerinin arkadaş canlısı olduğunu ve ihtiyacınız olursa yardım etmeye istekli olduğunu göreceksiniz. Erişilemez girişi olan bir kafe veya restoran olsa bile, birçoğunun kaldırımda açık havada yemek yemek için düzenlenmiş masaları vardır ve hatta bazılarında soğuk havalarda dışarıda yemek yemek isteyenler için ısıtıcılar da vardır.

Kopenhag, şehri tekerlekli sandalyeli gezginler için daha erişilebilir hale getirmek için sayısız iyileştirme yaptığından övünüyor ve bunun doğru olduğunu gördüm. Ayrıca, Kopenhag genel olarak oldukça küçük ve kompakt bir şehirdir ve bu da onu tekerlekli olarak geçmek için Avrupa’nın en iyilerinden biri yapar. En dikkat çekici turistik yerlerin çoğu birbirine yakındır, bu nedenle bir günü sadece bir cazibe merkezinden diğerine sandalye ile tek başınıza geçirmek kesinlikle mümkündür

Oraya gitmeden önce bir Kopenhag haritasına bakmanızı ve her bir varış noktasına buna göre nasıl ulaşacağınızı planlamanızı tavsiye ederim. Kopenhag’ın merkezi Belediye Binası Meydanı’dır  ve oradan şehrin en gözde yerlerinden biri olan Tivoli Bahçeleri ‘ne, Merkez Tren İstasyonuna ve ana otobüs terminaline sandalye gitmek kolaydır.

Ulaşılabilir Taksiler Kopenhag’daki tüm taksiler katlanabilir tekerlekli sandalyeleri kabul ediyor,

Metro Diğer birçok şehirde, metro sistemi tekerlekli sandalye kullananlar için gezinmek için zor olabilir. Kopenhag’da bunun tersi doğrudur. Neredeyse tamamen erişilebilir ve bence şehri dolaşmanın en kolay yolu bu. Her metro istasyonu bir asansör veya asansör ile donatılmıştır ve tüm metro sistemi inşa edildiğinde erişilebilirlik düşünülerek tasarlanmıştır.

Tren Metro istasyonları gibi Kopenhag’daki tren istasyonlarına da asansörler veya diğer erişilebilir girişler içeren tamamen erişilebilir. Treni beklerken, ön vagonun çekileceği yerde beklediğinizden emin olun, böylece sürücü koltuğunuza binmenize yardımcı olabilir. Bu sadece bir nezaket değil-gerekli, çünkü bir personelin binebilmeniz için rampayı döşemesi gerekiyor. O zaman, ona hangi istasyondan çıkmayı planladığınızı da söyleyebilirsiniz, böylece sürücü size o zaman da yardımcı olabilir.

Otobüsler Resmi şehir içi otobüslerin çoğuna erişilebilir, ancak Kopenhag’ın trenlerinden farklı olarak (aşağıda daha ayrıntılı olarak tartışılmıştır), otobüsün sürücüsü biniş konusunda size fiziksel olarak yardımcı olamaz ve scooterlara izin verilmez. Ancak çoğu otobüsün orta kapısının yanında bir rampa vardır.

Teorik olarak, girmek / çıkmak istediğinizde, orta kapının yanındaki düğmeye basarsınız ve bu, binmek istediğiniz otobüs şoförüne işaret eder. Bununla birlikte, bir refakatçiyle seyahat etmeyen ve onlar için rampayı düşürmek için yardımsever yerlilere güvenmek zorunda kalan tekerlekli sandalye yolcularından da hikayeler duydum, çünkü bazı otobüs şoförleri koltuklarını terk etmelerine izin verilmediğini söyleyecekler. Sadece rampayı düşürmek için olsa bile yardım etmek. Güvende olmak için, otobüsle seyahat etmeyi planlıyorsanız, bunu yalnızca uçağa binmenize yardımcı olacak bir arkadaşınız varsa yapmak en iyisidir.

Otobüslerin bir diğer dezavantajı, rotalarının başlatılmamış olanlar için biraz karmaşık olabilmesidir, bu nedenle rotalarını çevrimiçi incelemek ve yapmayı planladığınız rotaları ve durakları listeleyen bir hile sayfasına sahip olmak faydalı olacaktır. Tüm turistik noktalara isabet eden önceden seçilmiş bir rota arıyorsanız, Kopenhag’ın Hop-On, Hop-Off otobüsleri-resmi şehir otobüsleri olmasa da ve kesinlikle şehir otobüslerinden daha pahalıysa-tamamen erişilebilir bir alternatiftir.

Hava alanı ve ulaşımı Kopenhag havalimanı ile ilgili en etkileyici şey, bir Yardım Merkezine sahip olmalarıydı. Yardım Merkezinde engelliler uçuşlarından önce veya transit geçiş sırasında rahatlayabilirler. Merkezde erişilebilir bir tuvalet, kanepeler, hoyer asansörleri ve hatta biraz kapalı göze ihtiyaç duyan gezginler için tahta yataklı bir dinlenme kabini bulunmaktadır. Varışta Yardım Merkezini kullanmadım, ancak 10 gün sonra Kopenhag’dan uçtuğumda bundan tam olarak yararlandım Burada valiz beklerken, şehre metro biletlerini alabilirsiniz. Burada yanlış trene biniyorum derdi yok, hepsi M2 ‘den Vanløse İstasyonuna gitmekte. Metro 3. Terminalin hemen üzerinde yer alıyor. 5 dakikada bir tren geliyor ve 13 dakika sürüyor şehir merkezinde Nørreport istasyonuna gitmek. Bileti alacaksanız bozuk para ve kredi kartı kabul ediyor dikkat edin, atlamayın bu detayı.Aynı şekilde metro dışında tren de mevcut. 1. Terminal ile 3. Terminal arası ücretsiz servis var 5 dakika sürüyor.

Havalimanında eğer bir tourist information’a giderseniz, size verecekleri haritada ayrıca sandalye ile (yürüyerek olarakta düşünebilirsiniz)  birçok önemli noktayı görmenizi sağlayan harita üzerine  bulunuyor. İlk gittiğimde çok işime yaramıştı bu harita. Haritada ki rotayı yürüyerek her yeri gezmiştik neredeyse.

İstanbul Kopenhag arası uçak yolculuğu yaklaşık 3 saat sürüyor. Kopenhag Havalimanı’ndan şehir merkezine gitmek ise oldukça kolay ve sadece 15 dakikanızı alıyor. Pasaport kontrolü sonrası otomatlardan bilet satın alıyorsunuz ve Terminal 3’te yer alan M2 metro hattına (sarı) biniyorsunuz..Kopenhag Havalimanı’ndan metroya binmek için biletinizi kırmızı DSB otomatlarından kredi kartınızla kolayca satın alabilirsiniz. 1 kişilik single bilet ücreti 30 DKK yani yaklaşık 4 euro. (Bilet ücreti Nisan 2025’e aittir) Satın aldıktan sonra biletiniz 1.5 saat boyunca geçerli. Biletsiz binmenizi asla önermem, kontrole denk gelebilirsiniz.

Gelin şimdi mekan mekan gezilecek yerleri engelli gözü ile gezmeye başlayalım.

CİTY HALL SQUARE (BELEDİYE MEYDANI)

Kopenhag Belediye Binası‘na ev sahipliği yapan bu meydan da, belediye binasının yanı sıra tarihi birkaç yeri de görebilirsiniz. Kopenhag’ın en iyi bilinen meydanlarından biri olması ve şehirdeki diğer cazibe merkezlerinden kolay ulaşabilir olması, bu meydanın en önemli özelliği.1892-1905 yıllarında inşa edilmiş olan Kopenhag Belediye Binası, İtalya’nın Siena Belediye Binası’ndan esinlenilerek tasarlanmış. Belediye Binası’nın 105,6 metre uzunluğundaki kulesine günümüzde çıkılabiliyor. Buradan Kopenhag’ın eşsiz şehir manzarasını da seyredebilirsiniz. Belediye Meydanı’nın bulunduğu yer Kopenhag’ın ünlü alışveriş caddesi olan ‘Strøget’in başladığı yer. Ayrıca meydan, Danimarkalı halk tarafından bir buluşma yeri, konser alanı veya etkinlik merkezi olarak da kullanılıyor.

Meydanın ortasında ejder çeşmesi bulunuyor. Andersen heykeli. Hemen belediye binasının yanında, Tivoli’ye bakan kısımda. Andersen Danimarkalı masal, oyun, roman, şiir, gezi kitabı ve biyografi yazarı. Tekerlekli sandalye açısından hiçbir sorun yaratmayacak şekilde düz. Burada rahatça gezip, insanları ve binaları izleyebilirsiniz, zaten mutlaka yolunuz düşecektir.

RUNDETAARN

Avrupa’nın en nostaljik gözlemevlerinden birisi. 17. yüzyılda yaptırılan Rundetaarn Rönesans mimari stilin güzel bir örneği ve turistlerin en çok akın ettiği yerler arasında.

Hassas astronomik cihazların zarar görmemesi için merdiven yerine yukarıya 7,5 tur dönen spiral rampa ile çıkıyorsunuz. Kulenin tepesinde ise harika bir Kopenhag Limanı manzarası sizi bekliyor

Yuvarlak Kulede asansör yok. Tepeye yakın merdivenler nedeniyle kule maalesef tekerlekli sandalyeli ziyaretçiler için pek erişilebilir değil. Kütüphane Salonundaki sergilere ve diğer etkinliklere erişilebilir, ancak eğimin elektrikli olmayan tekerlekli sandalyelerin tırmanmasını zorlaştırdığını lütfen unutmayın.

Engelli konuklar, diğer ziyaretçilerle eşit şartlarda giriş ücreti öderler. Engelli konuklar ücretsiz olarak bir bakıcı/refakatçi getirebilirler.

Biz bu zorluğu göze alamadık ve sadece önünde resim çektirmekle yetindik.

KULTORVET

Kultorvet, Kopenhag’ın Eski Kent bölgesinde halka açık bir meydandır. Kultorvet adı “kömür meydanı” anlamına gelir çünkü yerlilerin kömür satın aldığı yerdir. Bugün ise mağazalar, restoranlar ve şaşırtıcı bir şekilde erişilebilir bir tuvaletle dolu bir yaya bölgesi. Erişilebilir tuvalet temelde meydanın ortasında bulunuyor. Tuvalet genişti ve tutma çubukları vardı. Meydan düz ve tekerlekli sandalye için çok uygun.

TORVEHALLERME

Torvehallerne, Kopenhag şehir merkezinde bulunan oldukça canlı ve kalabalık bir yemek salonu (pazar).Hem yerel halk hem de turistler arasında bir hayli popüler olan pazar alanında, taze balık tezgahlarından yerel kasap tezgahlarına, mevsim sebzelerinden alkollü içeceklere ve hazır Fas yemeklerine kadar her şey var. Yani Danimarkalı halkın günlük ihtiyaçlarını da karşıladığı bir yer. Torvehallerne iki ana salondan oluşmaktadır. Tekerlekli sandalye için uygun düz bir alanda ve uygun koridorlara sahip, bir şeyler atıştırmak için uygun yerler bulunmakta. Gezerken ve karnınız açıkmışsa 😊mutlaka yolunuz düşer.

STOGET SOKAĞI

Kopenhag’da alışveriş yapmak istediğinizde ilk gidebileceğiniz yerlerden biri Strøget Sokağı. Turistik açıdan her zaman yoğun olan Strøget Sokağı şehirdeki en popüler alışveriş merkezleri arasında bulunuyor.

Alışveriş açısından turistlere geniş ve renkli bir yelpaze sunan Strøget Sokağı’nın ayırt edici özelliklerinden biri ise Avrupa’nın en uzun yaya yolu olması. (1,1 km) Sokak 1962 senesinde trafiğe tamamen kapatılmış ve Danimarka’da bu açıdan bir ilk olma unvanını da taşıyor.

Lüks alışveriş mağazalarından daha uygun fiyatlı marka ürünlere kadar farklı alışveriş seçenekleri sunan Strøget Sokağı’nda Louis Vuitton, Hugo Boss, Zara, Hermes, Prada, H&M gibi mağazalar bulunmakta..

Strøget Sokağı’nda birçok hediyelik eşya dükkanı da var. Eğer Kopenhag seyahatinizden sevdiklerinize hediyelerle dönmek istiyorsanız bu dükkanlara bir göz atabilirsiniz. Ayrıca legolara meraklıysanız sokaktaki ünlü lego dükkanlarına da mutlaka uğrayın. Gayet geniş rahat güzel bir cadde. Özellikle Tiger markasını seviyorsanız Tiger mağazalarının merkezi burası. Ama dönüşte Ülkemizde bulunan bir mağazasına gittim, fiyatlar bizde daha uygun. Boşuna fazla para harcamayın.

Cadde karo taşlara denk gelmemeye gayret ederseniz tekerlekli sandalyeye uygun. Mağazalara giriş ve üst katlarına çıkış asansörler nedeni ile mümkün. Fiyatlar ucuz değil, genede fiyatlara hakimseniz bazı markalar ülkemizden daha ucuz olabiliyor.

TİVOLİ BAHÇELERİ

Kopenhag gezilecek yerler arasındaki Tivoli Bahçeleri ise kesinlikle gitmenizi önerdiğim yerler arasında. Çocuk ya da yetişkin ayrımı olmadan her yaştan insanın kendine göre eğlenebileceği peri masalı ambiyansındaki eğlence parkı 19. yüzyılda inşa edilmiş.

Tivoli, Belediye Binası ve Kopenhag Merkez İstasyonu’na sadece birkaç dakikalık yürüme mesafesindedir.

Tivoli Bahçeleri aslında bir lunapark ve George Carstensen’in çocukluk hayali olarak hayata geçirilmiş. 1843 senesinde Kral’ın da desteğiyle Carstensen’in projesi onaylanmış.

Walt Disney’in tasarlanmasına da ilham olan Bir lunapark için beklentileri fazlasıyla karşılayan Tivoli Bahçeleri sadece eğlenceli ve adrenalin seviyenizi yükseltecek oyuncaklarla sınırlı değil. Tabi bu arada belirtmek gerekirki bu oyuncaklar tekerlekli sandalye için uygun değil. Ben denemediğim için bu konuda yardımcı olmam mümkün değil, sadece seyretmekle yetindim. Burada zevkle dolaşıp, vakit geçirebileceğiniz daha birçok şey var. her gece havai fişek gösterisi bulacaksınız

Ağaçlar ve yüzlerce çeşit bitki ile donatılmış park özellikle bahar/yaz aylarında tüm güzelliklerini sergiliyor. Parkta aynı zamanda yaklaşık bini aşkın deniz canlısına ev sahipliği yapan bir akvaryum da var.

Çeşitli gösteri, etkinlik ve şovların da düzenlendiği Tivoli Bahçeleri aynı zamanda yeme-içme olanakları ile de ziyaretçilerine üst düzey bir tatmin sağlıyor.

Yemek konusunda içeride alternatifler bulabilirsiniz. Fast food da var, hoş lokantalarda. Girdiğinizde size verecekleri harita ile gezmeye çalışın mutlaka hem kaybolmayın hem bir şey kaçırmamış olursunuz . otelimize yakın olmasına karşın sadece bir kere gidebildik. Malum giriş ücretli . Hem pahalı ve hemde ne engelli indirimi var, ne de refakatçi indirimi.

.

Tivoli Bahçeleri’nde Erişilebilirlik:T Gezintiler tam olarak tekerlekli sandalye dostu olmasa da, yetenekleriniz ne olursa olsun Tivoli Bahçeleri’ni ziyaret etmenizi şiddetle tavsiye ederim tekerlekli sandalye kullananlar Tivoli’nin tüm girişlerini kullanabilir. Tivoli, restoranlara ve salonlara doğrudan erişimin olmadığı için rampalar bulunmaktadır.  Tivoli’de tekerlekli sandalye erişimine uygun birçok tuvalet vardır: Pantomimeteatret’in (Pandomim Tiyatrosu) yanında, Aile Eğlence Merkezinde (oyun alanının yakınında) ve Glyptotek girişinin yanında.. Merkez İstasyon girişinden (Bernstorffsgade) ve Ana Girişten (Vesterbrogade) basamaksız olarak Tivoli’ye erişim vardır.

NY CARLSBERG GLYPTOTEK (SANAT MÜZESİ)

Glyptotek. Kopenhag’ın kalbindeki bu sanat müzesi, gerçekten eşsiz bir ortamda antik ve modern sanatı sergiliyor. Giriş ücreti yaklaşık 12€ (85DKK). Çok pahalı olmadığından dolayı, sanatseverler için eşsiz bir deneyim sunan bu müze de listeye eklenebilir 1888 yılında bira üreticisi Carl Jacobsen (1842-1914) tarafından kurulan sanat müzesi, sanatı etkileyici mimari ortamda birleştiren iki ana bölümden oluşmaktadır. Eski Eserler Bölümü, 3500 yıllık sanat ve tarih boyunca keyifli bir yürüyüş sağlayan Mısır, Yunan, Etrüsk ve Roma sanatının mükemmel koleksiyonlarına ev sahipliği yapmaktadır. Modern Bölüm, 19.ve 20. yüzyıl Danimarka resim ve heykelinin yanı sıra aynı döneme ait Fransız sanatına odaklanmaktadır. 

Engelliler için Erişilebilirlik

“Glyptotek eski bir binadır ve listelenmiş bir binaya tabidir, bu da müzenin örneğin tekerlekli sandalye kullananlar için en uygun şekilde atanmadığı anlamına gelir. Doğal olarak müzeyi herkes için mümkün olduğunca erişilebilir kılmak için elimizden geleni yapıyoruz. Buna göre, çoğu sergiye engelli asansörü veya normal asansör kullanılarak erişim vardır.” Bu ifade müzenin kendi web sayfasından alınmıştır. Ben yan kapıyı kullanmadan ön kapıdan girdim ve ulaşabildiğim salonları (oldukça sınırlı) gezebildim. Gezemediğim yerleri eşimin çektiği resimlerden paylaşıyorum.  Tekerlekli sandalye kullanıcısı olarak, hangi sergi alanlarını ziyaret etmek istediğinize bağlı olarak müzeye iki şekilde erişebilirsiniz. Fransız Resmi, Yunan ve Roma Heykellerini, Mısır’ı, Antik Akdeniz’i, Kış Bahçesini ve Merkez Salonu ziyaret etmek isterseniz, müzenin çalışma saatlerinde Tietgensgade 25’in yan girişinden girebilirsiniz. Burada kapı zilini çalabilir ve Glyptotek’in personeli ile doğrudan iletişime geçebilirsiniz. Ben Yan kapıya gidemedim, zamanım sınırlıydı Müzeye Giriş refakatçı da dahil ücretsizdi. Yalnız unutmayın müze pazartesileri kapalı.Engelli ziyaretçilere eşlik eden kişiler de müzedeki herhangi bir etkinliğe ücretsiz bilet alabilirler

Fransız Sanatı 1800-1870Danimarka Sanatı 1780-1930 ve Kafe Pikniğini ziyaret etmek isterseniz, Dantes Plads ve Niels Brocks Gade’in köşesindeki girişin yanındaki kapı zilini kullanın. Tekerlekli sandalye kullananların MısırYunan ve Roma Heykelleri ile 1800-1920 Fransız ve Danimarka Heykellerini ziyaret etmeleri maalesef mümkün değil. Bu, müzenin mevcut olanaklarından kaynaklanmaktadır.Erişilebilir tuvaletler bodrum katında Vestiyer ve Bilet Gişesinin yanı sıra Henning Larsen Binasının girişinde yer almaktadır.

FREDERİK KİLİSESİ

Bakır yeşili kubbesiyle dikkat çeken Frederik Kilisesi, Mermer Kilise olarak da biliniyor ve Kopenhag’da kaçırılmaması gereken yerlerden biri. Kilisenin hem iç mekanı hem de dış cephesi, heykeller ve oymalar ile muhteşem bir şekilde süslenmiş. Kilisenin tarihi 1749 yılına kadar uzanıyor. İlk kez bu tarihte yapımına başlanan kilise gecikmeler nedeniyle 1894 yılına kadar tamamlanamamış. Danimarka’da önde gelen isimlerin heykellerini görmek için kilisenin içine girmeden önce yapının etrafını mutlaka görün. İç mekandaki 19. yüzyılın sonlarına ait çam sunağa göz atmayı da unutmayın. Frederik Kilisesi dini seremoniye sahip düğünler konusunda en popüler olanlardandır. Aynı zamanda kubbesinden panoramik ve nefes kesici bir manzara da sunuyor. Kiliseye giriş ücretsizdir.

Burada özellikle belirtmek istediğim bir husus var. Dünyanın gezdiğim hiçbir yerde görmediğim bir özellik. Ana kapıdaki heybetli merdivenler nedeniyle çıkmak imkansız. Engelli levhasını takip edip, girişe göre sol tarafına geçtik. Ama burada da bizi merdiven karşıladı. Hayal kırıklığına uğradık. En azından bir rampa bekliyorduk, merdivende neyin nesi. Eşim kapıyı çaldı, görevli bir bayan kapıyı açtı, bize gülümsedi. Ve olay ondan sonra başladı. Kadın bir düğmeye bastı veee merdiven kayboldu ve ortaya bir asansör çıktı. Biz hayretler içinde izledik. Ve o asansöre binip kiliseye rahatça ulaştık. Dediğim gibi hiçbir yerde görmediğim bir sistem ile. Bravo doğrusu. (videoyu mutlaka izleyin)

NYHAVN KANALI

Kanallar ve nehir boyunca dizilen rengarenk parlak boyalı üçgen evlerin sunduğu muhteşem görünüme tanık olmak için Kopenhag gezinizde  Nyhavn Kanalı mutlaka görmeniz gereken bir bölge, Kopenhag’ın dinamizm noktası.

Parlak renkli üçgen evlerin zeminlerinde kafeler, restoran ya da barlar bulunuyor. Gece hayatı canlı. Tabii ki burası fotoğraf çekmek için de harika bir yer! Turistler nehir manzaraları eşliğinde dolaşıp içine çekildikleri güzel ambiyansın tadını sonuna kadar çıkarıyor.

Kopenhag’ın dokusunu ve ruhunu güçlü şekilde hissedebileceğiniz yerlerden olan Nyhavn Kanalı aynı zamanda şehrin en romantik ve nostaljik noktalarından biri. Nehrin üzerinde 1875 senesinde yapılan ve sonrasında 1912’de yenilenen tarihi bir köprü bulunuyor. Kanalın güneyinde ise turistik ilgiyi artıran tarihi yapılar yer alıyor.

Nyhavn Kanalı’nın limanı ise eski dönem gemi müzesi olarak ziyaretçilerini ağırlıyor. Limanda yüzyıllar öncesinde inşa edilmiş ahşap gemiler demirlenmiş. Bu nostaljik ahşap gemiler tarihi renkli evlerle birlikte kanalın tablo gibi görüntüsünü çok güzel tamamlıyor.

Nyhavn’de gezerken yapılacak en güzel şeylerin başında Nyhavn’dan kanal gezisi geliyor. Siz de bölgeden kalkan teknelerden birine atlayıp şehri bir de kanallar üzerinden keşfedebilirsiniz. Teknelere sandalye ile binmek mümkün. Kanal bölgesi haliyle düz ve tek.Sandalye için uygun. Gerek gündüz ve bilhassa geçeleri görülmesi gereken bir bölge.

Kopenhag Opera Binası Kanal gezisini sonlandığı yerden görülen bina dünyanın en modern opera evleri arasındadır. Aynı zamanda şimdiye kadar yapılmış en pahalı opera binalarından biridir

2,5milyar DKK (yaklaşık370.000.000ABD Doları) maliyetle. Kopenhag’ın merkezindeki Holmenadasında yer almaktadır. Bu ilginç mimarili binayı Uzaktan seyretmekle yetindik

AMALİENBORG SARAYI

Rosenborg Sarayı’ndan yürüyerek gidebileceğiniz Amalienborg Sarayı da Kopenhag’da gezilecek yerler listesinde!

İlk önce soylu aileler için inşa edilen ancak 18. yüzyıl sonunda Christiansborg Sarayı’nın yangında büyük zarar görmesi sonucu Kraliyet ailesi tarafından satın alınan Amalienborg Sarayı turistler açısından oldukça dikkat çekici.

Kraliyet ailesinin geçmişi, mücevherleri, koleksiyonları ile saray Kopenhag şehrinin sembolik ve köklü yapıları arasında. Şu an içinde hala Kraliçe Margrethe II oturuyor dolayısıyla sarayın her bölümü ziyarete açık değil.

İçinde müze de bulunan Amalienborg Sarayı’nda son 150 yıldaki kral ve kraliçelerin yaşamlarına ait objeler de sergileniyor. Ayrıca odalar, eşyalar ve genel olarak tüm dekorasyon orijinalliğini kaybetmemiş. Bunun yanı sıra krallara ait bazı özel hobi detaylarının teşhir edilmesi de ilginizi çekebilir.

Birçok turistin seyretmek için geldiği nöbet değişimi merasimini de kaçırmayın. Genellikle bu tören saat 11.30 ile 12.00 saatleri arasında gerçekleşiyor.

Amalienborg Sarayı’nda Erişilebilirlik: (Kendi sitesinden aynen alınmıştır) “Amalienborg Sarayı’nda tekerlekli sandalye kullananlar için asansörler bulunmaktadır. Müzede kapı yoktur. Tekerlekli sandalye erişimine uygun bir tuvalet mevcuttur Ayrıca, eşlik eden bir vasi veya vasi için ücretsiz giriş vardır.

Tekerlekli sandalye kullananlar ve hareketlilik sorunu olanlar, personelimiz tarafından Amalienborg Müzesi girişinde karşılanacaktır. Müze dükkanına, bilet alanına, vestiyere, tuvalete ve sergi alanına asansöre doğrudan erişim sağlayan engelli asansörüne yardımcı olacaklardır.

Mağaza ve bilet alanında, personelimiz evde gezinmenin en iyi yolu konusunda size rehberlik edecektir.

Amalienborg Müzesi’nde müzenin tamamına erişim sağlayan bir asansör bulunmaktadır. Asansör kapısı genişliği 80 cm, asansör içi uzunluğu ise 145 cm’dir. Asansörün yanındaki bodrum katında erişilebilir bir tuvalet bulunmaktadır. Personelimizden daha fazla bilgi istemekten çekinmeyin.”

Saray meydanını 1771’den kalma Kral V. Frederik heykeli ile çevreleyen Amalienborg, aynı dört binadan oluşuyor. Bunlar Christian vıı’nin Sarayı( misafir ikametgahı olarak kullanılan Moltke Sarayı olarak da bilinir), Frederik VIII’İN Sarayı( Veliaht Prens ailesinin evi olan Brockdorff Sarayı olarak da bilinir), Christian Ix’un Sarayı (Kraliçe ve Prens Eşinin evi olan Schack Sarayı olarak da bilinir) ve VIII. Hıristiyan’ın Sarayı (Levetzau Sarayı olarak da bilinir, Prens Joachim ve Prenses Benedikte için misafir sarayı olarak kullanılır).

KÜÇÜK DENİZ KIZI HEYKELİ

Kopenhag gezilecek yerler listesinin en ilgi çekici sanat eserlerinden biri de hüzünlü öyküsü ile Küçük Deniz Kızı Heykeli.Ünlü iş adamı Carl Jacobsen’in finansal desteği ile heykeltıraş Edvard Eriksen yaptırılan Küçük Deniz Kızı Heykeli sadece Kopenhag’ın değil dünyanın en ilgi çekici heykellerinden biri haline geldi.

Yapımında bronz ve granit kullanılan heykel 1913 senesinden beri Langelinie Pier’deki denizin üzerindeki taşlarda duruyor. Yılda yaklaşık bir milyon kişi tarafından ziyaret edilen Küçük Deniz Kızı Heykeli’nin hikayesi ise meşhur Danimarkalı masal yazarı Andersen’in The Little Mermaid isimli eserine dayanıyor.

Hikayeye göre denizkızı çok sevdiği prens sevgilisine kavuşabilmek uğruna deniz altındaki yaşamını terk etmeyi göze alıyor ancak prens onun yerine başka biriyle evleniyor. Çok üzülen denizkızı ise denizin sularında bir köpüğe dönüşüp yok oluyor.

Jacobsen bu masalın sahne uyarlamasını izledikten sonra deniz kızının hikayesinden çok etkilendiği için Minik Deniz Kızı Heykeli’ni yaptırmaya karar vermiş. Bugün dünyanın çeşitli yerlerinde heykelin kopyası bulunuyor.

Küçük Deniz Kızı. Küçük Deniz Kızı’nın heykeli Kopenhag’da Langelinie limanında bir taşın üzerinde oturur. Heykel Danimarka’nın başkenti Kopenhag’ın simgesi durumundadır. Açıkçası pek anlamış değilim. Şehrin merkezinde değil, büyük ihtişamlı bir şey değil ama pazarlama meselesi tamamen. Nasıl Belçikalılar işeyen çocuğu pazarlıyorsa, buda artık bir pazarlamaya dönmüş, gördüğünüz zaman aa bu muymuş diyorsunuz. Carlsberg (evet bira markasının sahibi) tarafından yaptırılıyor. Modellemeyi yapan Edvard Eriksen bronzdan bir heykel yapıyor istek üzerine. Burada Carlsberg balerin Ellen Price’ı model olarak istiyor ve heykelin kafası Price’dan geliyor ama Price çıplak poz vermek istemediğinden model olarak heykeltıraş Eriksen karısının vücudunu kullanmıştır. Heykelin temellerini 1909 yılında Carl Jacobsen, Carlsberg’in bulucusunun oğlu atmıştır. Heykel yalnızca 1.25 metre uzunluğunda ve 175 kg ağırlığındadır ve turist akımına uğramaktadır.

Heykele Kastellet’in hemen yanındaki düz bir tahta kaldırımdan ulaşılabilir. Sandalye ile ulaşım sorunu yoktur. Ama kaldığımız otele nispeten uzak olduğundan, en yakın noktasına metro ile gittik. Tek metro yolculuğumuzu da burada yapmış olduk. Siz kaldığınız otele göre hareket edebilirsiniz.

CHRİSTAİNSBORG SARAYI

Kopenhag gezilecek yerler arasında (tabi yeterli vaktiniz varsa) görülmesi elzem olan yapılardan biri de Slotsholmen Adası’ndaki Christiansborg Sarayı. Burası aynı zamanda Danimarka Parlamentosu’na da ev sahipliği yapıyor. 18. yüzyıldan kalma saray tarihi boyunca yangın gibi çeşitli afetler nedeniyle 3 kez yeniden inşa edilmiş.

Kraliyet Ailesi’nin kullandığı bazı bölümler halka kapalı olsa da genel olarak ziyarete açık olan sarayda Kraliçe birçok davet veriyor. Saray bünyesinde 10 tane farklı detaylarla dekore edilmiş misafir kabul odaları var.

Kraliçe’nin yemek davetlerini verdiği salonlardan en görkemlisi yaklaşık 400 kişilik Büyük Salon. Kraliçe daha resmi konuklarına ise Taht Salonu’nda yemek daveti veriyor. Fiilen kullanılan bu salonları da saray turunuz esnasında gezme şansına sahipsiniz.

Sarayda sergilenen ve Danimarka’nın 1000 yıllık geçmişini betimleyen duvar halılarını ise mutlaka görmelisiniz! Kraliçe’ye ait olan gösterişli duvar halıları saray ziyaretçileri tarafından yoğun bir ilgi ile karşılaşıyor.

Christiansborg Sarayı, Danimarka Parlamentosu, Yüksek Mahkeme ve Dışişleri Bakanlığı’nı içerir. Tarih ve siyasete meraklıysanız, diğer şeylerin yanı sıra Kraliyet Resepsiyon Odalarını, Kraliyet Ahırlarını ve Kraliyet Mutfağını keşfedebileceğiniz Christiansborg’u ziyaret etmenizi şiddetle tavsiye ederiz.

Christiansborg Sarayı’nda Erişilebilirlik☹ kendi veb sayfasından alıntıdır)

Tekerlekli sandalye kullanıcısıysanız, Kraliyet Resepsiyon Salonlarındaki asansörü kullanmak için yardıma ihtiyacınız olduğu için lütfen ziyaretten önce Saray Yönetimini bilgilendirin. Ayrıca bilet gişesine başvurarak tekerlekli sandalyeyi ücretsiz olarak ödünç alabilirsiniz.

Kraliyet Resepsiyon Odalarında birinci kata asansör, birinci kattaki Kraliyet Resepsiyon Odalarında ise Kraliçe tarafından bulunan tekerlekli sandalye erişimine uygun bir tuvalet bulunmaktadır At kalıntılar, tekerlekli sandalye kullananlar için bir platform asansörü mevcuttur. Bilet gişesinin yanında tekerlekli sandalye erişimine uygun bir tuvalet bulunmaktadır.

At kraliyet Ahırları, tekerlekli sandalye erişimine uygun bir giriş var. Kraliyet’te tekerlekli sandalye erişimine uygun tuvalet yoktur

 Güzel Kralın Bahçesinde yer alan bir kraliyet inzivası olan Rosenborg Kalesi’nde 400 yıllık ihtişam, kraliyet sanat hazineleri, Kraliyet Mücevherleri ve Kraliyet Kıyafetleri bulunmaktadır. Oraya giderseniz, kaleyi çevreleyen güzel gül bahçesine hayranlıkla bakmak için yürüyüşe çıkın.

Tekerlekli sandalye kullananların ziyaretten önce Saray İdaresini bilgilendirmeleri gerekmektedir. Asansör, Kraliyet Resepsiyon Odalarının birinci katına erişim sağlar. Zemin kattaki odalar için asansörle erişim yoktur.1. Kattaki Kraliyet Resepsiyon Salonlarındaki tekerlekli sandalye erişimine uygun tuvalet, Kraliçe Merdivenin yanında yer almaktadır. Kalıntılara tekerlekli sandalye kullananlar için platform asansörü ile erişilebilir. Bilet gişesinin yanında tekerlekli sandalye erişimine uygun bir tuvalet bulunmaktadır. entrance.In Christiansborg Sarayı Şapeli Kilisenin kat planına platform asansörü ile tekerlekli sandalye erişimine uygun giriş vardır. Engelli ziyaretçiler, üyelik kartlarının ibrazı üzerine ücretsiz olarak bir refakatçi getirebilirler. Kalenin tüm besøgssteder’ini yürüteç ve tekerlekli sandalye ile ziyaret etmek mümkündür. Asansörün kullanımı için lütfen varışta sizi personele yönlendirin.

KASTELLET

Kuş bakışı görüntüsü kanallarla çevrili beş köşeli adacığa benzeyen Kastellet (Kopenhag Kalesi) cazibesi yüksek turistik bir merkez. Kasellet kale olsa da adacık üzerindeki yer bir kompleks. Yani burada kale dışında ilgi çekici bir yel değirmeni, gölet, kilise, park vb. değişik yapı ve alanlar da var. Kopenhag Kalesi olarak da isimlendirilen Kastellet şu anda Avrupa’nın hala kullanılan en eski kalesi. Kale denizden gelen saldırılara karşı korunmak amacıyla yaptırılmış. Küçük Deniz Kızı Heykeli de Kastellet’e oldukça yakın mesafede.

Ancak tekerlekli sandalyenize güvenemiyorsanız tavsiyem buraya hiç bulaşmayın. Yer döşemeleri sandalye için uygun değil. İçinde fazlada görülecek bir yer yok. Burası Deniz kızı heykeline yakın olduğundan, ulaşmak için bu yolu kullandık ama yaşadığımız zorluklar nedeni ile pişman olduk. Heykele gitmek için buraya bulaşmayın, etrafından dolaşmanızı öneririm

NYBODER EVLERİ

Nyboder Evlerinin neden Danimarka tarihine özel olduğunu merak ediyorsanız, bunun nedeni Christian IV tarafından ülkenin donanma ailelerini barındırması için görevlendirilmiş olmalarıdır. Nyboder’ın kendi okulları, polisi ve hastanesi bile vardı ve tüm bunlar nedeniyle yaşamak için “ayrıcalıklı bir alan” olarak görülüyordu. Orijinal evler 1641 civarında tamamlandı, ancak daha sonra daha denizci ailelere ev sahipliği yapmak için genişletmelerden geçti. İçine girmeye gerek yolun kenarından geçerken bir göz atarsınız, hani görmedim dememek için.

Evet bu kadar. Vaktiniz varsa ayrıca Christiania bölgesini, Danimarka Milli Müzesini, Copenhagen Katedralini de gezebilirsiniz. Ben buraları gezmediğimden bilgi veremiyorum.

Başta belirttiğim gibi Avrupa’nın önemli merkezlerini gezdiysen sıra bu şehre gelebilir. İyi gezmeler.

ENGELLİLER İÇİN MALMÖ

By Yurt Dışı Seyahatler

ENGELLİLER İÇİN MALMÖ

Kopenhag’a kadar gelmişken, komşu ülke İsveç’in üçüncü büyük kenti Malmö ’ye bir gün ayırarak gitmenizi tavsiye ederim. Malmö aslen bir Danimarka şehriydi ve yüzyıllar boyunca Danimarka’nın en büyük ve en önemli şehirlerinden biriydi. Roskilde Antlaşması’ndan sonra 1658’de İsveç’in bir parçası oldu. Hava rüzgarlı ve yağmurlu olabilir. Bizim gittiğimiz günlerde olduğu gibi. “Özetle, Malmö, İsveç cazibesini kıta Avrupası havasıyla güzel bir şekilde harmanlayan, ileriye dönük, çok kültürlü bir şehir. Kültür, yemek ve kentsel inovasyonlailgilenen herkes için mutlaka ziyaret edilmesi gereken bir yer.” Diye tarif ediliyor.

Malmö fantastik ve dinamik bir şehir. Kozmopolit ve çeşitli. Özellikle sokak yemekleri ve uluslararası mutfak olmak üzere mükemmel bir yemek ortamı. Bisiklet dostu ve gezinmesi kolay. Tarihi ve modern mimarinin güzel bir karışımı. Muhteşem Öresund Köprüsü (16 KM) ile Danimarka’nın Kopenhag şehrine bağlıdır ve bu da onu ulusötesi Öresund Bölgesi’nin önemli bir parçası haline getirir. Bu bağlantı, Malmö’yü canlı bir kültür, inovasyon ve çeşitlilik merkezi haline getirmiştir. 30-35 dakika süren Kısa bir tren yolculuğu ile ve meşhur Öresund köprüsünden geçerek Malmöye ulaşmak mümkün.

Turning Torso:

Şehrin en ikonik simgesi olan bu neo-fütürist gökdelen, İskandinavya’nın en yüksek binasıdır. Santiago Calatrava tarafından tasarlanan kıvrımlı bir konut kulesidir.

Malmö Kalesi (Malmöhus):

Malmöde önemli yerleri gezmek için herhangibir vasıtaya binmeniz gerekmez. Bizde trenden iner inmez Malmö kalesine yöneldik. Yollar ve kaldırımlar tekerlekli sandalye için uygun.

Malmö Müzesi, Sanat Müzesi ve bir doğa tarihi müzesi de dahil olmak üzere birçok müzeye ev sahipliği yapan 16. yüzyıldan kalma bir Rönesans kalesidir. Çevresindeki kale arazisi ve park keşfetmek için güzeldir. Kalenin içinde yer alan müze görülmeğe değer,

Stortorget:

1546’dan kalma Belediye Binası da dahil olmak üzere tarihi binalarla çevrili ana meydan. Çevresinde önemli yapıların bulunduğu meydanda parke taşları bizi biraz zorlasa da görmeye değer.

Lilla Torg:

Stortorget’e bitişik, yarı ahşap evler, hareketli restoranlar ve barlarla dolu, büyüleyici bir Arnavut kaldırımlı meydan. Özellikle akşamları atmosferi daha da güzelleşiyor. Yollar parke olsa da kenarlarda yer alan geniş taşlı yollar sandalye için uygun.

  • Yeşil Alanlar ve Açık Hava Hayatı

Kungsparken ve Slottsparken: Malmö Kalesi’ni çevreleyen yemyeşil İngiliz tarzı parklar, dinlendirici bir yürüyüş için ideal.

Bol bol yeşil alana sahip olan şehrin diğer önemli parklarını da kısaca tanıyalım Vakit nedeniyle bunları gezme imkanımız olmadı..Pildammsparken: Malmö’nün en büyük parkı; yürüyüş, koşu veya piknik için mükemmel. Güzel göletlere sahip ve “Prens Eugene Yürüyüş Yolu”na ev sahipliği yapıyor. Ribersborgsstranden: Öresund sahili boyunca uzanan, genellikle “Ribban” olarak adlandırılan uzun, kumlu bir plaj. Yaz aylarında yüzmek ve güneşlenmek için popüler. Ribersborgs Kallbadhus: Uzun bir iskelenin sonunda bulunan klasik bir soğuk hamam. Soğuk deniz suyuna daldıktan sonra saunanın İskandinav geleneğini deneyimleyin.

Möllevångstorget (Möllan): Canlı, çok kültürlü bir meydan ve pazar alanı. Burada harika bir yiyecek pazarı, etnik marketler ve dünyanın dört bir yanından uygun fiyatlı restoranlar bulacaksınız. Malmö’nün çeşitli yemek sahnesinin kalbi. Yemek: “Spettekaka” (tükürük keki) ve Malmö’nün İskandinavya’da ünlü olduğu ünlü falafel gibi İskandinav spesiyalitelerini denemeyi unutmayın.

Kopenhag ve Avrupa’ya harika bağlantı. Eksileri: Birçok büyüyen şehir gibi, bazı bölgelerde sosyoekonomik ayrışmayla ilgili zorluklarla karşı karşıya.

ENGELLİLER İÇİN AMASYA

By Yurt İçi Seyahatler

Engelliler için Amasya

Ülkemizde yer alan şehirler gezimizde bu günkü durağımız Amasya. Amasya gerek eski uygarlıklar ve gerekse Osmanlı önemli yerleşim yerlerinden birisidir. Eski uygarlıklardan izler ve yapıtların bazıları günümüze kadar ulaşmıştır. Şehzadeler Şehri olarak anılan Amasya, Osmanlının önde gelen şehirlerden biri olma özelliğini taşımaktadır.

Tahta geçen şehzadelerin bazıları Amasya’da yetiştirilmişti. Yukarıda belirttiğim gibi çeşitli uygarlıklara ev sahipliği yapan Amasya’nın tarihi geçmişi eski çağlara kadar gitmektedir. MÖ. 60 – MS. 19. Amasya’da doğduğu tahmin edilen ve Coğrafya ilminin mucidi tanınan Strabon’un yazdığı coğrafya kitabında şehrin kurucusu olarak Amazonları kraliçesi Amasis karşımıza çıkmaktadır.

Milattan öncesine uzanan tarihi, muhteşem kral mezarları, şehri ikiye bölen Yeşilırmak’ın güzelliği, Selçuklu ve Osmanlı izlerini günümüze getiren ahşap evleriyle Amasya görülmesi gereken bir şehrimizdir.

  • Amasya ayrıca milli mücadele yıllarının da önemli bir merkezidir. Gazi M.Kemal Atatürk  Samsuna çıktıktan sonra ilk ulaştığı şehir olan Amasya da “Amasya Tamimi” olarak adlandırılan belgeyi  yayınlayarak kurtuluş ateşini burada yakmıştır. Tamimin” Milletin bağımsızlığını, yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır.” Maddesi dikkat çekiçidir.

Tarih bilgisi kısaca özetledikten sonra, bir gün süren şehir gezimizden notlarımıza gelelim. Öncelikle belirtmek isterim ki, şehrin en önemli gezilecek yerlerine fiziksel engellilerin ulaşması mümkün değildir.  Engelsiz insanların bile çıkmakta zorlandıkları bu yerler, Kral Mezarları ve Amasya Kalesidir. Sizde şehre gittiğinizde benim gibi bu yerler uzaktan bakmakla yetineceksiniz. (Bilhassa gece ışıklandırılması çok Güzel) Zaten hiçbir yerde kalelere ulaşmak mümkün olamamaktadır. Belki ilerde bir teleferik ile buralara ulaşmak ve hiç olmazsa şehri yukarıdan görme şansı bulunabilir. Amasya belediyesinin dikkatini bu konuya çekerek gezebildiğimiz yerlere bakalım.

Burada hemen belirtmem gereken husus meşhur elmasıdır. Amasya adını her yerde bilinmesinde bu meyvenin rolü büyüktür.

Amasya Gezilecek Yerler

Amasya Kaç günde gezilir derseniz çevresi ile bu şehri 2 gün içerisinde gezebilirsiniz. Şehir içi gezinizi tekerlekli sandalyeniz rahatça yapabilirsiniz. Belki biraz parke yollarda zorlanabilirsiniz ama aşılamayacak kadar bir sorun olarak değerlendirilmemelidir. Gezim boyunca bana şehir ve gezdiğimiz yerler konusunda yardımcı olan işletme sahibi (Mor salkım Otel- Eski bir konaktan restore edilerek oluşturulan ve eşi ile birlikte işlettikleri bu şirin otel, eski bir yapı olması nedeniyle tekerlekli sandalye için uygun değil ama diğer engelli grupları şehrin içinde yer alan bu otelde rahatça kalabilirler. ) ve şehrin tanıtımı için kurulan derneklerde görev alan Yaman Şahin kardeşime buradan teşekkürlerimi sunmak isterim. Şehir hakkında değerli bilgilere sahip bir işadamı.

Yalıboyu Evleri

Amasya da ilk gözünüze batacak yerler Yalı boyu Evleridir. Bu evler Amasya’nın simgelerinden biri olarak kabul ediliyor. Şehrin içinden geçen ve şehri ikiye bölen Yeşil ırmak nehri boyunca yer alan ve önemli kısmi restore edilen bu evler genellikle iki ve üç katlı ve ahşap malzeme ile yapılmışlardır. 19 yy.dan kalma evler koruma altına alınmıştır. Bu evlerin en güzel örneği Hazeranlar konağıdır. Bazıları müze olarak halka açılmış olmakla birlikte tekerlekli sandalye ye uygun olmadığından gezme imkanına sahip olamadım.

Kral Kaya Mezarları

Şehrin en önemli tarihi eserleri arasında yer alan Kaya mezarları şehir gezimiz boyunca görebileceğimiz eserlerdir. Bunların içinde yer alan ve şehre gelen turistler tarafından yoğun ilgi gören Aynalı Mağara, şehrin en önemli tarihi eserleri arasında ilk sıralarda yer almaktadır. Yapının güzelliği kadar efsanesi de dikkat çekmektedir. Aynalı Mağara’nın parlak olmasının sebebinin efsaneye konu olan kralın kızının güzelliği olduğu iddia edilmektedir. Hikayesini duyan tüm turistler, mağarayı ziyaret etmek istemektedir. Işıklandırılan kaya mezarlarını akşam seyretmek ayrı bir ayrıcalık.Yukarıda da belirttiğimiz gibi Fiziksel engelliler için ulaşılması imkansız olan yapıtlardır. Uzaktan seyretmekle yetineceksiniz.

Amasya Kalesi

 

Şehir merkezinden yaklaşık 300 m yükseklikte yer alan Harşena Dağı üzerine kurulu olan Amasya Kalesi Helenistik dönemden Osmanlı dönemine kadar kullanılan kale şehrin en stratejik konumlarından birinde yer alıyor. Elleniştik, Roma, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinde genelde askeri amaçlı kullanılmış ve defalarca onarım görmüştür. Kalenin, hangi zamanda ve kimler tarafından yaptırıldığı net olarak bilinmiyor.  Kale içerisinde Osmanlı kalan hamam ve pek çok mezar yer alıyor. Gene yukarıda da belirttiğimiz gibi Fiziksel engelliler için ulaşılması imkansız olan bir yapıttır. Sizde benim gibi uzaktan seyretmekle yetineceksiniz.

Bayezid Külliyesi

Bu görsel boş bir alt niteliğe sahip; dosya adı 20231008_142819-768x1024.jpg

 

Amasya’nın simgelerinden olan Bayezid Külliyesi, oldukça estetik bir tarihi eser. 1481 senesi II. Bayezid’in tahta çıkmasıyla başlanan ve 1486’da biten tarihi özel yapı, külliye ve cami ile beraber oldukça dikkat çekiyor. Nehrin kenarında yer alan bu külliye, şehrin önemli tarihi biridir. Geniş avlusu, el işlemeli taç kapısı ve mimari işçiliğiyle dikkat yapıyı şehirde yapacağınız gezinizde önünüze çıkacaktır.

Tekerlekli sandalye ile rahatça gezebilirsiniz. Külliye içinde Minyatür Amasya Müzesi yer almaktadır 1914 yılında çekilmiş bir fotoğraf Minyatür Amasya Müzesi’nin yapılışına ilham olmuştur. Şehrin turistler tarafından yoğun ilgi gören Minyatür Amasya Müzesi, Sultan Beyazıt Külliyesi’nin imare binasının bir salonunda bulunmaktadır. Külliye içinde ayrıca Medrese, kütüphane, imaret ve çeşme yer almaktadır. Bahçesinde tarihe tanıklık eden 400 – 500 yıllık ağaçlar bulunmaktadır.

Bu külliye dışında Gümüşlü Camii, Gökmedrese Camii, Burmalı Minare Camii, Amasya Fethiye Camii, Saraçhane Camiileride gezilebilir.

Amasya Arkeoloji Müzesi

 

 

 

Amasya Müzesi 1980 yılından beri bu günkü modern binasında yer almaktadır. Kalkolitik Çağ2dan başlayıp Osmanlı dönemine kadar tam 12 medeniyete ait yaklaşık 23 bin 500 eser barındıran ve Amasya tarihine kronolojik şekilde eserlerin yer aldığı müze görülmesi gereken yerler arasında önemli bir yer almaktadır. Bilhassa Müslüman mumyaların yer aldığı bölüm ilgi çekicidir. Bilindiği gibi Müslümanlıkta mumyalama geleneği bulunmamaktadır. Ancak türünü tek örnekleri olan bu mumyalar bu yönü ile eşsizdir.

Burada maalesef bilhassa belirttiğim mumyaların yer aldığı üst kata çıkmak için sadece merdiven seçeneği bulunmaktadır. Halbuki asansör yapılması için mekan uygundur. Böyle bir tesiste asansör olmaması büyük bir eksiklik olup Engelsiz seyyah olarak bu konuda gerekli girişimler Bakanlık ve Belediye düzeyinde yapılacaktır. Yaman Yılmaz’ında girişimlerde bulunacağı bilgisini de vermek isterim. Ancak oradaki görevlilerin gayretleri ile yukarı çıkabildim ve bu eserleri görme şansına ulaştım. Kendilerine burada teşekkür etmeyi bir borç bilirim.

Gene müzede yer alan Fırtına Tanrısı Teşup Heykelciği ve son zamanlarda bulunan mozaik eserlerde görülebilir.

Bunun yanında Hazeranlar Konağı Müze Ev, Minyatür Amasya Müzesi gezebileceğiniz Amasya müzeleri arasında. Buraları gezemediğim için erişilebilirlikleri konusunda bilgi veremeyeceğim.

Saat Kulesi

Şehir turunda, Yeşilırmak kenarında yer alan şehrin simgelerinden olan  Saat Kulesi karşınıza çıkacaktır.

1865 senesinde Ziya Paşa tarafından yaptırılmıştır. 1938 senesinde gerçekleşen bir depremde ve çeşitli yangınlarda ağır hasarlar almıştır. 1940 senesinde dönemin valisi tarafından yıktırılmış ve 2002 senesine gelindiğinde kulenin orijinal görünümüne sadık kalınarak yenisi inşa edilmiştir.

Gene şehir turu boyunca bilhassa eski çarşı içinde yer alan hediyelik eşya dükkanlarına rastlayacaksınız. Şehrin geçmişini ve kültürünü yansıtan el yapımı yemeniler, şallar, takılar ve süs eşyaları bulunmaktadır.

Ayrıca çeşitli yöresel yemekleri tatmanızı, meşhur dondurmacısından dondurma yemenizi şiddetle tavsiye ederim.

Bu kısa gezimizde gezebildiğimiz yerler konusunda bilgiler vermeye çalıştım. Belirttiğim gibi, bilhassa eski yapıların bulunduğu tarafta Arnavut kaldırımı tarzındaki yollar zaman zaman zorlasa da tekerlekli sandalye ile gezmek mümkün. Diğer gezilecek yerleri bir sonraki gelişimize bırakarak (bilhassa Borabay gölü) şehir gezimizi tamamladık.

Engelliler için Bangkok

By Yurt Dışı Seyahatler

ENGELLİLER İÇİN BANGKOK

Bangkok Genel

Uzun süren bir aradan ve uzun süren hazırlıklardan sonra dünyanın en çok ziyaret edilen şehrine gitmek zor da olsa kısmet oldu. Zor oldu diyorum zira pass biletle seyahat ettiğimden boş uçak bulmak bayağı sorun oldu. 2. Denememizde zor da olsa son iki koltuk bize nasip oldu.

Hemen söyleyeyim bu en uzun uçak yolculuğum oldu. Bir daha bu kadar uzun yolculuğu göze alır mıyım gerçekten bilemiyorum. 11 saat bir koltukta oturmak (hem de bir engelli olarak) her babayiğidin harcı olmasa gerek. Bu nedenle de değerli Fizik tedavi doktorum profesörden epey fırça yedim. Emekli bir insan olarak first class’tan bilet almamız (genellikle) imkansızdır. Yani tekerlekli sandalyeli arkadaşlarımın firs class’tan bilet alacakları imkanı yoksa dikkatli olmalarını tavsiye ederim.

Bangkok’un popüler turistik mekanlarının çoğuna engelli ve tekerlekli sandalye kullananlar erişebilir. Bununla birlikte, rampa veya asansör eksikliği nedeniyle bazı cazibe merkezlerine erişilemez.  Her cazibe merkezi için tekerlekli sandalye erişimine en yakın BTS, MRT veya ARL istasyonu belirtilmiştir. Daha yakın bir BTS istasyonu olabileceğini lütfen unutmayın, ancak her durak tekerlekli sandalye kullanıcıları için erişilebilir olmayabilir. Bunu da unutmayın.

“Gitmek mi zor, kalmak mı zor” denir ya hani işte tam öyle bir durum yaşadım. Uzak doğu planımda hep vardı, en ucuz yer olarak da Bangkok görünüyordu. Çok uzun bir yolculuk olması bir yana, pahalı bir yer olmadığına ve göre ve en çok ziyaret edilen şehir olduğuna göre en isabetli seçim burasıydı.

Ama önemli bir sorun vardı, Bangkok okuduğum notlara göre engelliler için hiç de uygun bir yer olarak görünmüyordu. Haklılarmış gerçekten bilhassa tekerlekli sandalye için her yönü ile zordan da öte bir şehir. Bangkok’taki kaldırımların çoğu tekerlekli sandalye kullananlar için önemli erişilebilirlik zorlukları sunuyor. En yaygın sorunlar, kaldırım kesintileri ve rampaların olmaması, genel bakımsızlık, büyük kalabalıklar ve çukurlardır. Tekerlekli sandalye kullananların kaldırım geçilebilir hale gelene kadar karayoluna kısa bir mesafe girmeleri gerekecektir. Manuel tekerlekli sandalyedeyseniz, mümkün olan en kısa sürede karayolundan çıkın.

Oldukça cesur bir gezginim ve tekerlekli sandalyeyi aktif bir karayoluna götürürken çok dikkatli olmanız konusunda sizi tekrar uyarıyorum. Bunu yapmakta rahat değilseniz, Bangkok ziyaret etmeniz için en iyi şehir olmayabilir.  Tayland, Birleşmiş Milletler Engelli Hakları Sözleşmesi’ne (UNCRPD) imza atmış ve kaldırımların erişilebilirliği yavaş yavaş gelişiyormuş. Şehrin daha gelişmiş ve turistik bölgelerindeki yaya yollarına genellikle erişilebilir olsa da bu her yerde doğru değil.

Kaldırım yok veya varsa bile kullanmak cambazlık istiyor. Yoldan gitmek ise daha da zor bir maharet istiyor. Nedeni deliler gibi kullanılan yüzlerce motosiklet yoğunluğu. Her an biriyle burun buruna geliyorsunuz. 

Ama adamların hakkını yemeyeyim müthiş maharetli kullanıyorlar, bir de sağ olsunlar nerde görseler hemen yardıma koşuyorlar. Zira kaldırımlara çıkmak ve inmek bol kuvvet istiyor.

Engelliye uygun otel bulma burada da sorun. Bu nedenle merkezi bir yerde engelliye uygun otel bulmak için iyi bir ödemeyi göze almak gerekiyor ki oda bizde bayağı sınırlı. Merkezi yerlerin özelliği engelliye uygun olan metro ve tren hatlarına yakın olması. ama o da fazla çözüm değil, zira şehrin gezilecek yerleri eski bölgelerinde ve oralara metro hatları ulaşmıyor. Şehre üç bağımsız demiryolu ve metro ağı hizmet vermektedir: BTS Skytrain, MRT metrosu ve Bangkok Uluslararası Havaalanı’na (BKK) çift yönlü hizmet veren ARL.BTS Skytrain, şehrin içinden geçen yükseltilmiş bir tren sistemidir. Skytrain’e tekerlekli sandalye kullananlar için istasyonların bazılarında erişilebilir, ancak hepsinde değil. BTS iki hattan oluşuyor: Sukhumvit ve Silom hatları. (Belirttiğim gibi her durak uygun değildir, gitmenize yakın bu durakları tespit ediniz, zira halen çalışmalar devam etmektedir.)

Sukhumvit ve Silom BTS hatları arasındaki tek transfer istasyonu Siam istasyonu’dur. Bu istasyona tamamen erişilebilir ve asansörlerle donatılmıştır Bangkok MRT metro (Metro) engelli erişimine sahiptir ve tüm istasyonlarda asansörler vardır. Talep edilmesi halinde engelli yolculara yardım sağlanmaktadır. Trenlerde tekerlekli sandalyeler için kilitler var . MRT sistemi, bir dizi istasyonda BTS Skytrain’e bağlanır .

Otobüs derseniz zaten aklınızdan bile geçirmeyin, hem eski, hem tıka basa dolu ve hem de donatımı engelliye uygun değil. Bir defa olsun binemedik.  Halk otobüslerine tekerlekli sandalye kullananlar erişemez. 

Kaldırım uygun değil, yol uygun değil metroda olmayınca tek çare kalıyor taksi. . Engelliler genellikle şehirlerde taksi ile seyahat etmek zorundadırlar. Bununla birlikte, tekerlekli sandalyeye bağlı bir müşterinin arabalarına girip çıkmasına yardımcı olmak için çok az taksi şoförü deneyimli veya eğitilmiştir. Taksi deyince orada duralım. Bir defa taksiler tekerlekli sandalyelileri fazla sevmiyorlar bu bir. Tarife diye bir şey yok bu iki. Bir de kazık atmayı çok seven şoförleri de katarsanız niye orada durduğumuzu anlamışsınızdır sanırım. Kazık yemeyi göze aldık almasına ama gene de adamlar sizi almak istemiyorlar. Bagajlarında gaz depoları olduğundan (tüm taksiler gazla çalışıyor.) sandalyeyi koymak zor oluyor. Mecburen arka koltuğa koymak zorunda kalıyorlar. Yani 3 kişi seyahat ediyor olsanız taksiye binmeyi hiç düşünmeyin. Bu nedenle kafanızdaki en önemli sorun taksi bulabilir miyim oluyor. En iyi çözüm, biz biraz geç fark ettik, taksiyi çağırmak. Onlarında kendine has uygulamaları var, (Bizim Uber benzeri). Otelinizden önce bunu öğrenin derim. Bizim gibi uzak bir oteldeyseniz beklemeyi göze almalısınız. Zira Bangkok’un trafiği İstanbul’u bile mumla aratır. Baştan sizin durumunuzu bilmediklerinden gelmiş oluyorlar, bu nedenle de yan çizemiyorlar. Hem de tarifelerini baştan bilebiliyorsunuz. Yalnız uzak olmanızın bir avantajı gelen taksilerin boş dönmektense sizi almak daha işlerine gelebiliyor. Bu nedenle genelde şehre gidişler de otelin önünde taksi beklemek uygun olabilir. Yalnız binmeden önce mutlaka fiyatta anlaşın, yani iyi pazarlık yapın. Yoksa vahim sonuçlarla karşılaşırsınız benden söylemesi. Bangkok’ta tekerlekli sandalye asansörleri / rampaları bulunan sınırlı sayıda erişilebilir tekerlekli sandalye taksi minibüsü mevcutmuş, mevcutmuş diyorum zira ben hiç kullanmadım. Ayrıca Normal taksilerden önemli ölçüde daha yüksek bir fiyatlarla hizmet verdiklerini de göz önünde tutun.

Havaalanı –  şehir ulaşımı rahat, rahat bir tren yolculuğu ile sorunsuz merkeze geliniyor. Bilet paraları uygun. Havalimanı’ndan tekerlekli sandalye erişimine uygun tek toplu taşıma seçeneği, Havaalanı Demiryolu Bağlantısı veya ARL’dir. Havaalanı Demiryolu Bağlantısı veya ARL, Suvarnabhumi Uluslararası Havaalanı’na (BKK) hizmet vermektedir. Arl’nin tüm istasyonlarına tekerlekli sandalye ile erişilebilir olsa da, her istasyondaki erişilebilirlik seviyesi değişir. Manuel tekerlekli sandalyeler, yardım etmekten mutluluk duyan istasyon personelinin yardımıyla bu sorunu çözülmektedir. Bu tren servisi BTS yükseltilmiş tren ve MRT metro sistemine bağlanır.  Birde şunu belirteyim, gerek metro ve gerekse tren ve raylı sistem de hizmet 4/4 lük. Bangkok’a yakışmayacak derece de!  Kaliteli. Her aşamada yardımcı oluyorlar, hemen yanınızda biri bitiyor ve sizi araca bindirene kadar yanınızdan ayrılmıyorlar.

Alış veriş için belli markalar konusunda uygun bir şehir değil, fiyatlar aşağı yukarı bizimle ayni. Ucuz tek şey i-phone telefon. Türkiye’den buraya sırf bu telefonu almak için gelenler oluyormuş. Bilhassa indirimli bilet bulabilenler için. Diğer markalarda pek fark yoktu. Ama yerel eşyalar konusunda uygun fiyatlar olabiliyor. Ama en önemli alış veriş kuralı iyi bir pazarlık yapmak. Böylece bilhassa yerel pazarlarda uygun fiyata bir şeyler alabilirsiniz. Gerekirse 15 dakika harcayın ama ürünü satıcının dediği rakamdan almayın.

Yemek konusu bu yazı dizisinin konusu olmadığından fazla değinmeyeceğim ama ayrı bir yemek kültürü var. Her yerde yemek satan tezgahlara rastlayabilirsiniz. Sanırım burada yaşayanlar evlerinde yemek yapmıyorlar.

Masaj salonları ile ünlü şehirde her yerde bunlardan bolca var. Kalitelisi de var kalitesizleri de. Biz buraya gelmişken bir seans yapalım dedik. Ama kalitesiz yerleri biz tercih etmedik (salgın da bunda bir nedendi) , kaliteli yerler de bizi tercih edilmedik. Sanırım ayakkabı ile girilmeyen yerler olduğu için tekerlekli sandalyeyi içeri almak istemediler. İlla la yaptıracağım derseniz kalitesiz yerleri tercih etmek zorundasınız.

Buraya gelmek için en uygun dönem Kasım-Şubat ayları arası olacaktır. Bu aylarda bölgeye çok az yağmur düşmekte ve sıcaklıklar ortalama seviyede olmaktadır. Diğer aylarda gelirseniz hatırı sayılır(öyle böyle değil)  bir sıcağı göze almalısınız.

Aşağıda gezi notlarını yazarken, gün gün yazmaya özen gösterdim. Bu da sizlere gezi planınız için yardımcı olacaktır.

1.GÜN

KHAO SAN ROAD

Bangkok’a geldiğimiz ilk gün ilk gittiğimiz yer burasıyı. İlk planımızda buraya yakın başka yerler de vardı ama otele geç ulaşmamız ve gezilecek mekanları genelde saat 4 de kapanması nedeniyle buralara gitmemiz mümkün olmadı.

Bu cadde, kaldırımlarını kaplayan uygun fiyatlı yeme-içme ve konaklama mekânları sayesinde sırt çantalı gezginler için kentin en önemli noktası haline gelmiş.

Biz akşamüstü geldiğimiz için hem gündüzünü hem de gecesini doya doya yaşadık.

Tay mutfağının en eşsiz lezzetlerine oldukça cüzi fiyatlar ödeyerek ulaşabilirsiniz. Bizde akşam yemeğini burada yedik ve tay mutfağı ile burada tanıştık. Fiyatlar uygun geldi.

Tekerlekli sandalye için uygun düz bir cadde. Zaten genel olarak şehir düz bir alana kurulu

Khaosan Road Bangkok gezilecek yerler listesinde sizin için önerebileceğim ilginç, kozmopolittik ve canlı bir yer. Bu sokak birçok milletten insan ve gezgini buluşturan ortak bir şenlik yeri gibi.  Gözüme çarpan bir tuvalet göremedim ama mutlaka vardır.

Cadde de her yerde olduğu gibi bol bol masaj yerleri var. İlk gün olduğu için düşünmedik, ondan sonrada da yukarıda belirttiğimiz gibi kısmet olmadı.

Gene burada çok kullanılan ulaşım aracı olan Tuk-Tuks’lara da binemedik. Zira tekerlekli sandalyeli engelli için uygun değildir. Ben de yanında poz vermekle yetindim. Bayağı da süslü bir örnek.

Khaosan Road Bangkok’un gidilip görülmesi gereken çok hareketli ve renkli yerlerinden biri. Tekerlekli sandalye için de uygun. Bence gezmeden dönmeyin.

2.GÜN

 ÇİN MAHALLESİ

Bangkok gezimizde gezme imkanı bulduğumuz bir mekanda Çin Mahallesi. Burası New York’tan sonra gezdiğim ikinci Çin Mahallesi. Altın Buda Heykeli’nin bulunduğu Wat Traimit’e ev sahipliği yapan Çin Mahallesi, özellikle Uzak Doğu’ya özgü lezzetlerin tadına bakmak isteyen gastronomi tutkunları için mutlaka ziyaret edilmesi gereken yerler arasında sayılıyormuş. Egzotikliğini koruyan, renkli, kalabalık, dar sokakları, sokakta pişen yemekleri, Çin’den gelen ürünlerin satıldığı dükkanlarıyla Bangkok gezilecek yerler arasında. Dünyadaki Çin Mahallelerinin en büyüklerinden biri Gündüzleri şifalı olduğuna inanılan bitkileri ve hediyelik eşyaları satan tezgâhlara denk gelebilirsiniz. Ancak mahalleye ilgiyi asıl arttıran unsursa gece pazarı. Gün boyunca faaliyet gösteren satıcılar yerlerini müşterilerine otantik ve ağız sulandırıcı lezzetlerle dolu tezgâhlara bırakıyor.

Mahalle tekerlekli sandalye için uygun düz bir alanda yer alıyor. Kalabalık olması işimizi biraz zorluyorsa da sonuçta gezebiliyorsunuz. Buraya gün batarken gittiğimiz için gündüzünüzde gecesini de görme imkanımız oldu. Akşam yemeğini burada değişik bir Çin yemekleri yedik. Salaş masa ve sandalyelerden oluşan onlarca yemek yerleri var. Fiyatlar uygun sayılır.

Şubat ayının ilk haftasında burada olduğumuzdan, Çin Yeni Yıl Kutlamaları çerçevesinde yapılan süslemeleri de görme imkanımız oldu. Rengârenk ışıklandırmalar ve süslemeler mahalleye güzellik katıyor.

Niye gideyim derseniz, özellikle önünde uzun kuyrukların oluştuğu birbirinden farklı çok sayıdaki sokak satıcılarını bir sebep olarak gösterebilirim. Zira burası en çok sokak satıcılarıyla meşhur! Hem uygun fiyatlı hem de çok lezzetli yemekler sunuluyor.

Gitmişken ve de Wat Traimit’e nasıl olsa gidecekseniz çok yakınında olan bu mahalleye de gidip hem ortamı yaşayın hem de akşam yemeğini burada değişik Çin yemeklerini yiyerek geçirin. Tuvalet gözüme çarpmadı, olsa bile hijyen aramayın.

ALTIN BUDA HEYKELİ (WAT TRAMİT)

Dünyanın en büyük Altın Buda Heykeli  Wat Tramit Tapınağı’nın içerisinde yer alıyor. Tapınağın içerisindeki Sukhothai stili heykelin 700 yıldan fazla bir süre önce yapıldığına inanılıyor. Bangkok’ta gezilecek yerler arasında en öne çıkan yerlerden. Tapınakta yer alan Altın Budha heykeli, dünyanın en büyük saf altın Budha heykeli. 3 m yüksekliğe 5,5 ton ağırlığındaki 18 ayar som altından yapılmış. Süslü tapınağı, Guinness Rekorlar Kitabı tarafından dünyanın en büyük altın Buda heykeli olarak tescillenmiş.

Yüksekliği 5 metreye yakın olan ve yapımında 5 buçuk ton altın kullanılan eser, Burmalı savaşçılar tarafından çalınmasın diye uzun yıllar önce beyaz alçı ile kaplanmış. Özgün hali, 1955 yılında günümüzdeki yerine taşınırken kazara düşürülmesi sonucu fark edilmiş.

Bangkok gezimde en üzüldüğüm mekan burası oldu. Saat beşte kapanan tapınak için aslında vaktine o bölgede olduk. Ama biraz de eşimin yanıltmasıyla gidiş yolundaki bir sunak bizi yanıttı.

Orayı altın buda niyetle gezerken vaktimiz boşa gitti ve yanlışlığı fark edip yolun hemen karşısındaki koca tapınağa (koca tapınağı fark edememek büyük talihsizlik ve hataydı) gittiğimizde ise maalesef mekan ziyarete kapanmıştı.

Çin mahallesine çok yakın olan ve Göz alıcı güzelliğe sahip heykel tapınağın 4. katında sergileniyormuş Yapının 2. katında ise yerel tarih ve Çin’in geçmişi hakkında bilgiler edinebileceğiniz bir müze faaliyet gösteriyormuş.

Aslında gittiğimiz tüm tapınaklarda olmayan mekanik ve tekerlekli sandalye ye uygun asansör burada vardı. Yani ulaşmak çok rahattı. Ama kısmet değilmiş. Bizde tapınağın önünde resim çekmekle ve o anda düzenlenen bir ayini seyretmekle yetindik.

Burada bir tuvalet ve her ne kadar yetersiz de olsa engelli tuvaleti mevcut. Bu mekana mutlaka gidin (ama saatini kaçırmadan) ve benim içinde doya doya gezin. Şimdilik resimlerle idare edin.

SİAM MEYDANI

Otantik mekânlar yetti artık modern olanakların ön planda olduğu yerlerde görelim derseniz rotanızı sizlere kentin cazibe merkezlerinden birisi sayılan Siam Meydanı‘na çevirebilirsiniz.

Siam ParagonMBK CenterSiam Square One (hepsi tekerlekli sandalye erişimine uygun) )gibi birçok alışveriş kompleksi meydana birkaç adım uzaklıkta faaliyetlerini sürdürüyor. Şehrin AVM’leri çoğunlukla Siam Meydanı’nda ve alışveriş tutkunlarını bekliyor. Mağazalara, restoranlara ve daha fazlasına ev sahipliği yapmakta. Tüm bu imkânların yanı sıra kentin geri kalanında olduğu gibi burada da sokaklara tezgâh açan satıcıları görebilirsiniz.

Metro ve tren ile ulaşımı çok kolay olan alana yakın imkanlarınız dahilinde bir otel bulursanız iyi edersiniz derim. İbis Bangkok Siam iyi bir seçim olabilir, engelliye de oldukça uygun, biz engelliye tam uygun otel aradığımız için bu oteli seçmedik ama (bilhassa ulaşım zorluğu nedeniyle) pişman olmadık değil.  

Alışveriş seçeneklerinin sadece AVM’lerle kısıtlı olduğunu söylemek doğru olmaz çünkü burada tezgâhlardan dükkânlara kadar çok sayıda yer bulmanız mümkün. Her stile uygun ürün var. İster modern ister özel tasarım ya da yöresel ürünlere yönelin; bu kadar çok seçeneği üstelik çoğu kez ekonomik fiyatlarla satın alabilmek oldukça keyifli.

Erişimi uygun olan, Siam Meydanı özellikle alışveriş sevenlerle birlikte eğlence arayışı içinde olanlara da hitap ediyor. 7/24 canlı bir şehir olmasıyla da ünlenen Bangkok’un en dinamik yerlerinden birisi. Akşamları canlı konserler düzenleniyor.

Meydanda eğlenmek ve güzel vakit geçirmek için hemen her şey var. Karaoke barlar, popüler gece kulüpleri, restoran-kafeler meydanın canlılığını artırıyor. Alış veriş şart değil, Sadece gezip dolaşma niyetiniz varsa da gidip görülesi gereken bir meydan.  AVM. lerde kaliteli engelli tuvaletler bulunuyor. Yemek katlarında ise yok, yok. Devasa alanı kapsayan mekanda masa bulmak bilhassa yoğun günlerde beklemek gerektiriyor. Ne yiyeceğinize kara vermek ise ayrıca bir sorun .

Siam Paragon

Siam meydanında yer alan bu Tayland’ın en büyük alışveriş merkezlerinden biri olan Siam Paragon’da 15 dev ekranlı sinema, Sea Life Bangkok Ocean World, sergiler, Thai Sanat Galerisi, konser salonu, birbirinden çeşitli konsepte restoran ve çok sayıda mağaza… Bunların hepsini bulacaksınız.

AVM konseptini seven ve Tayland’ın en özel alışveriş merkezlerinden birini görmek isteyen gezginler için Siam Paragon ideal bir mekan. Her AVM.de olduğu gibi burasıda engelli erişimine uygun ve kaliteli engelli tuvaletler bulunmakta.

Yemek katı zeminde yer alıyor ve her çeşit yemek bulmak mümkün. Bir akşam üstünü buraya ayırıp, hem mağazaları gezme ve hem de kaliteli yemek yeme imkanını bulabilirsiniz. Alış veriş için uygun mu, değil. Fiyatlar Ülkemizden farklı değil.

3.GÜN

GRAND PALACE (Tayland Kraliyet Sarayı)

Gezimizin ve Bangkok’un en önemli mekanı, zaten barındırdığı göz kamaştırıcı detaylar nedeniyle Büyük Saray, Tay kültürünü anlamak isteyen gezginlerin Bangkok gezilecek yerler listelerinin ilk sırasında kendisine yer buluyor. 150 yılı aşkın bir süre boyunca Tay kraliyet ailesine ev sahipliği yapan, 100’den fazla binadan oluşan kompleks bir yapı

Yollar, Çimler ve bahçeler tekerlekli sandalye erişimine uygundur. Engelli ve tekerlekli sandalyeli engelliler buraya ulaşmak için en uygun ulaşım taksi kullanmak. Zira en yakın metro istasyonundan uzun bir yürüyüş yapmak gerekir. Tekerlekli sandalye erişimine uygun tuvaletler bulunmakta olup,  Yerleri Müze haritasında açıkça gösterilmektedir

Zümrüt Buda Heykeli‘nin bulunduğu tapınak, dış avluda en çok ilgi çeken yapı konumunda. . Bangkok’un en önemli tapınağı olan Zümrüt Budha Tapınağı (Wat Phra Kaew), Tay sanatının incelikleriyle bezeli muazzam bir mimariye sahip Budizm’in en önemli sembolü olan Zümrüt Budha Heykelini de içerisinde barındırıyor. Burası ile ilgili notları kendi başlığında inceleyeceğiz.

Sarayı ziyaret etmek isterseniz, giyim kurallarına uymanız gerekiyor. İçeriye askılı elbise ya da şort ile girmek yasak bu yüzden tavsiyem çantanıza ekstra kıyafet koyun. Bu konuda sıkı bir denetim var. Kiralama sırası vb ile uğraşmak yerine çantanızdan çıkartacağınız kendi elbisenizi giyebilirsiniz.

Taksi sizi tapınağın kapısına kadar götürmüyor. Biraz mesafe kat etmek gerekiyor. Ama düz ve rahat bir yol, tekerlekli sandalye için çok uygun.

 Zaten mekanın her yerine ulaşmak kolay, düz bir alanda bulunuyor. Ancak mabetlere girmek mümkün değil, tapınakların heybetine uygun merdivenlerden çıkmak mümkün değil, dışardan görebildiğin kadarı ile idare edebildim. Bazı notlarda merdivenleri tırmanmak için yardımcı olunduğunu okumuştum ama böyle bir niyeti olanlara rastlamadım.

Zümrüt Buda Heykeli‘nin bulunduğu tapınağına girmek için basamakları nispeten az olan merdiven başında bekledim, bir iki kişi pek memnun olmasalar da yardım etmek zorunda kaldılar. Eh o kadarda zahmetimiz dokunsun yani. Ta Türkiye’den geldik. Ancak sadece tapınağın etrafında gezebildim. Tapınağın içine girmek için fazla merdiven olduğundan, insanları zor sokmak istemedim. Dışarıda bulunan pencereden olabildiğince içeriyi görebildim.

Gezmek için en az yarım gününüzü ayırmanız gerekiyor. Ziyaret Saatleri: 08.30-15.30 arasında Giriş Ücreti: 500 Baht. Bu bölgede bir gününüzü geçirebilirsiniz. Biz gücümüz yettiğince her yeri gezmeye çalıştık.

Zümrüt Buda Tapınağı – Wat Phra Kaew

Eski Kraliyet Sarayı’nı anlatırken adından bahsettiğim Zümrüt Buda Tapınağı veya yerel dildeki ismiyle Wat Phra Kaew, Budistler için en önemli dini yapı konumunda. Sarayın en kutsal ve değerli yeri. Bangkok’un en önemli tapınağı olan Zümrüt Budha Tapınağı, Tay sanatının incelikleriyle bezeli muazzam bir mimariye sahip Budizm’in en önemli sembolü olan Zümrüt Budha Heykelini de içerisinde barındırıyor.

Tapınağın inşasına 1785’de Kral I. Rama’nın emri ile başlanmış. Dini yapıyı yerel halkın gözünde önemli hale getiren heykel ise 1444 yılında yekpare zümrüt blok üzerine oyulmuş. Yalnız geçmişte sadece kralların dokunabildikleri 66 santimetre yüksekliğindeki orijinal heykelin yerine günümüzde ziyaretçilere birebir kopyası gösteriliyor.

Ama resimlerde de gördüğünüz gibi 20 basamakla ulaşılan mekanın içine girmek mümkün değil. Görevlilerin gözünün içine baktım ama oralı bile olmadılar. Bir de buranın halkı için yardımsever diyorlar, sakın inanmayın. Ancak tapınağın çevresine girmek için gereken daha az sayıdaki basamaklar için biraz uyanıklık yaparak merdiven başına kadar geldim. Oradaki görevli ve diğer turistlerin yardımı ile oraya ulaştırıldım. Biraz zorlandılar ama ne yapalım buraya kadar geldik biraz yardım etsinler. Ama yukarıda belirttiğim gibi 20 basamak için bu girişimde bulunmam söz konusu olamadı.

Aslında dışardan tapınağın içi ve çakma heykeli görmek mümkün. Zaten içinde resim çekilmiyor. Eşim çaktırmadan bir iki kare yakalamış. Aslında tapınağın dışı görülmeye değer, müthiş bir yapı. Üç girişi bulunan ve tapınağı çevreleyen duvarlarında Ramakian efsanesini betimleyen resimlerin yer almakta

Siz giderseniz- ki mutlaka gideceksiniz, kısa merdivenlerden mutlaka çıkma gayretini zorlayın. 20 basamak için de zorlayın diyemiyorum. Ama yanınızda seyahat ettiğiniz güçlü insanlar varsa ulaşabilirsiniz.

YATAN BUDA HEYKELİ (WAT PHO TAPINAĞI)

İçerisinde verilen meditasyon, geleneksel masaj eğitimleri ve antik dönemde gerçekleştirilen bilimsel çalışmalar nedeniyle kimi kaynaklarca ülkenin ilk üniversitesi olarak adlandırılan Wat Pho Tapınağı, sahip olduğu dev boyutlardaki Yatan Buda Heykeli nedeniyle yıl boyunca yoğun ilgi görüyor.

Giriş ücreti 100 baht ama bizi gören görevli yolu açarak bizi içeri aldı bizde böylece buraya bedava girdik. Sizde ayni yolu deneyin.

Mekan geniş ve tekerlekli sandalye ye uygun. Uygun olmayan eşiklere de rampa koymuşlar yani az bir destekle burada sorunsuz bir şekilde gezebilirsiniz.

16. yüzyılda kurulan tapınağın içerisine 1800 yılında yerleştirilmiş altın kaplama heykel, 46 metre uzunluğa ve 15 metre yüksekliğe sahip. Heykele ilgiyi artıran detaylarsa uzunluğu 5, yüksekliği 3 metre olan ayak tabanlarında yer alıyor. ve ayaklarının altına döşenmiş 108 tane sedef taşlı sembol. Yatan Buda Heykeli’nin ayrıntılarına indikçe merakınız daha da artacak çünkü her bir detayı çok ince işçiliği ve büyük bir özeni yansıtıyor. Eserin bu kısmına sedef taşlar kullanılarak olumlu kabul edilen 108 eylem ve sembol işlenmiş. Bu arada 108 sayısının da bir anlamı var; uğurlu kabul ediliyor. Heykelin etrafında da 108 adet bronz kase var. Siz de eğer anıtı ziyaret ederseniz çok sayıda turist gibi dileğinizi dileyip kaseye para atabilirsiniz. Heykelin cam kristal süslemeleri ise göz kamaştıracak kadar güzel.

Burada da tapınaklarda olduğu gibi merdiven belası var. Ama Büyük mabette (birbirine yürüyüş mesafesinde) Zümrüt buda mabedine girememiş olmanın hırsıyla, her şeyi göze alarak merdiven başına geldim ve yardım bekledim. Zorla da olsa sağ olsun dünyalı hemşerilerim yardımlarını esirgemediler Ayni zahmeti çıkarken de esirgemediler. Tapınağın içi tekerlekli sandalye ye uygun. Heykel muhteşem, mutlaka şansınızı zorlayın ve içeriye girin.

Tarih, bilim ve edebiyat alanlarında bilgiler içeren 1.360 mermer levhanın bulunduğu tapınağa yaklaştığınızda duyacağınız ses, ziyaretçilerin 108 bronz kâseye para atmasından dolayı oluşuyor. Şans getirdiğine inanılan bu eylem sonucunda toplanan para tapınağın ve heykelin bakımına harcanıyor.

Yatan Buda Heykeli Nirvana’ya ulaşmış Buda’yı temsil ettiği için de büyük bir öneme sahip.

Ayrıca anıtın bahçesinde de gezip görebileceğiniz resimlerden de göreceğiniz gibi çok sayıda muhteşem bina, heykel ve alan var. Tuvaletlerde mevcut. Grand Plaza’ya yürüyüş mesafesinde olduğundan bu iki yeri gezi planınızda ayni güne sığdırabilirsiniz. Ve mutlaka bu tapınağı ziyaret edin.

ŞAFAK TAPINAĞI (WAT ARUN)

Tayland tanıtım kitaplarında en sık kullanılan yapı ve ülkenin en çok bilinen sembollerinden birisi. Bangkok’un en çok bilinen sembolü olan tapınak Chao Phraya Nehri’nin batı kıyısında, Grand Palace’ın tam karşısında yer alıyor. Ama arada nehir var.

Okuduğumuz notlardan feyz alarak bizde Grand Palace çıkışında nehrin karşısında yer alan tapınağa gitmek üzere nehre, karşıya geçen teknelere ulaşmak üzere iskeleye yöneldik. Ama ne merdivenlerle inip çıkılan iskeleye ulaşmak mümkün değildi ne de bahsi geçen teknelere binmek.

O nedenle size uzaktan bile olsa resimlerini paylaşamıyorum. Ama merak ediyorsanız google’den resimlerine bakabilirsiniz.

Zaten ulaşsak bile tapınakta tırmanma gerektiren aktiviteyi ve yukarıdan nehri seyretme şansımız olmayacaktı. (teselli)

4.GÜN

CHATUCHAK HAFTA SONU PAZARI

Gene sorunlu bir taksi yolculuğu sonrası ulaştığımız bu muazzam Pazar yeri gerçekten görmeye ve gezmeye değer. Yüzen pazara gidemediğimiz için buraya gitmek şart olmuştu. Şehrin en canlı, en eğlenceli ve renkli yerlerinden biri olan hafta sonu pazarı belki de dünyanın en büyük ve en popüler sokak pazarıdır

Chatuchak Haftasonu Pazarında, alışveriş, antika ve ilginç eşya sevenleri bekleyen 9 binden fazla tezgâh var. Cumartesi ve Pazar günleri 07.00-18.00 arası açık olan pazarı günde 20 bin kişiden fazla kişi ziyaret ediyormuş. Aklınıza ne gelirse bulabileceğiniz bir yer, ama dediğim gibi pazarlık şart tabi. Mekân düz olduğundan tekerlekli sandalye için uygun. Ama Pazar içi koridorlar dar olduğundan gezmek önemli bir sorun. Çok kalabalık gördüğüm koridorlara girmemeyi tercih ettim. Eşim gezerken ben kesişme noktalarında (nispeten geniş) onu beklemeyi tercih ettim. Zaten bütün pazarı gezmek mümkün de değil, gerekli de değil. Maksat o havayı yaşamak.

Eşim biraz alış veriş yaptı, pazarlıkla uygun fiyata bir şeyler alabildi. Koridor yanlarında suların akması için açılan kanallarda çoğunlukla ızgaralar olmadığından iki kez tekerleklerim oraya kaydı. Neyse emektar sandalyeme zarar görmedi. Yardımlarla sandalyeyi çıkarttık. Yani gezerken çok dikkatli olmak lazım. Eğer önünüzdekiler duruyorsa çaresiz onları beklemek zorundasınız.

Standart bir hafta sonunda 200 binden fazla ziyaretçiyi ağırlayan pazar yerinde gezginlerin kaybolmaması için her satış yerine ve sokağa belirli numaralar verilmiş. Hatta pazar ile ilgili detaylı bir haritasını da asılmış girişe. Ziyaret Saatleri:  09.00-18.00 (Hafta sonu)

Hemen girişteki dükkandaki, resimdeki muhteşem karışımı yemek için önündeki sıranın uzunluğuna bakmayın, hemen sıraya girin, pişman olmayacaksınız.

Çarşı İçinde bir tuvalet buldum, engelli bölümü var ama lafta tabi. Kullanmak çok zor, pis ve dar. Lütfettiler ücret almadılar Yani genellikle bu tip yerlerde yani umumi tuvaletlerde engelliler düşünülmüş ama sadece düşünülmüş o kadar. Siz anladınız. İyi tuvaletler sadece AVM.lerde bulunuyor.

Pazarın hemen yanında ayni adı taşıyan bir park var. Biraz nefeslenmek için uygun bir mekan. Pazara gelmişken bir uğrayın derim.

GİDEMEDİĞİM YERLER

Vakit yetmediği için gidemediğim yerlerle ilgili çeşitli kaynaklardan aldığım bilgiler aşağıdadır. Bu yerlerin hepsi tekerlekli sandalye için uygundur. Siz vakit bulursanız gidiniz.

Baiyoke Kulesi Görüntüleme Güvertesi

Bangkok gökyüzüne 997 fit (304 m) ulaşan Baiyoke Kulesi, Tayland’ın en yüksek binasıdır. Bina, şehrin büyük sokak pazarlarından biri olan Pratunam Pazarının ortasında yer almaktadır. Kulenin içinde dört yıldızlı Baiyoke Sky Hotel, 77.ve 85. katlarda mağazalar, restoranlar ve gözlem güverteleri yer almaktadır. Aşağıdaki şehri ve silüeti görmek için daha iyi bir yer yoktur. Üst katlara erişim 300 THB (9-10 USD) tutarındadır. Kule ve seyir güverteleri tekerlekli sandalye erişimine uygundur.Ancak Döner 84. kat da gözlemevinin bir parçasıdır, ancak bu bölüme tekerlekli sandalyeler erişemez.350 Tayland Bahtı için gözlemevine erişim ve Asya’nın tek meyve büfesini denemek için bir bilet alacaksınız. En yakın tekerlekli sandalye erişimine uygun ulaşım, Ratchaprarop Havaalanı Demiryolu Bağlantısı (ARL) istasyonunda 5 dakikadan daha kısa bir mesafededir. İstasyon asansörler içerir ve platform ile tren arasındaki boşluk 3 inçten azdır. 

Lumphini Parkı

Bangkok şehrinin en büyük halka açık yeşil alanı olan Lumphini Park, ana iş bölgesinin merkezinde 142 dönümlük bir arazi üzerinde yer almaktadır. Sayısız gölgeli ağaç, çimen, yapay bir göl ve 30’dan fazla kuş türü ile park, havanın tadını çıkarmak için harika bir yerdir. Park boyunca asfalt yolları olan tekerlekli sandalye kullananlar için çok erişilebilir. Parkın güneybatı girişinde 1942’de dikilen Kral VI. Rama’nın bir heykeli duruyor.
Bangkok’ta çok az yeşil alan var, ancak Lumphini Park, hareketli Tayland başkentinde açık havada dinlenmek için harika bir fırsat. Mekan 1920’lerde halka açıldı, ancak I. Dünya Savaşı’ndan sonra gerçek bir park haline geldi. Lumphini, çeşmeli yapay bir gölün yanı sıra parkın içinden geçen bakımlı bir koşu/bisiklet parkuru içeriyor. Patikalar tekerlekli sandalye erişimine uygundur ve Bangkok’un aktif sakinleri tarafından sürekli kullanılmaktadır.

MRT metro treniyle parka gelinir ve parkın gerçek girişine (ve Kral Rama Vı’nın yükselen heykeline) sadece birkaç adım uzaklıktaki Si Lom istasyonunda inilir. Parka Lumphini MRT istasyonundan da erişebilirsiniz, ancak Si Lom’u kullanmanızı tavsiye ederim-heykeli kaçırmak istemeyeceksiniz!

Benchasiri Parkı ve Sukhumvit Yolu

Benchasiri Parkı, Soi 22 ile 24 arasındaki Sukhumvit Yolu üzerinde 12 dönümlük bir park ve bahçedir. Kraliçe Sirikit’in 1992’deki 60. doğum günü şerefine inşa edilen parkta yapay bir göl, çok sayıda çim ve gölgeli banklar bulunuyor. Parkın her tarafına yayılmış, Taylandlı sanatçıların katkıda bulunduğu on iki heykel var. Sukhumvit Yolu üzerindeki park girişi, Kralı ve kraliyet ailesini onurlandıran süs kapılarıyla süslenmiştir. Park yolları ve çimler tekerlekli sandalye dostudur ve onarımlar Kasım 2014’e kadar yapılmıştır. Parka gelen ziyaretçiler, Bangkok’un en erişilebilir caddelerinden biri olan Sukhumvit Yolu boyunca yürüyüş keyfine varacaklar. Kaldırımların büyük çoğunluğunda kaldırım kesimleri vardır ve kilometre başına ortalama olarak yalnızca bir ila iki kavşak bu özellikten yoksundur.

Pratunam Pazarı

Chatuchak Hafta Sonu Pazarı Bangkok’un en tanınmış Pazarı iken, Pratunam şehrin en büyük giyim ve tekstil pazarıdır. Piyasada yaklaşık 4 blok uzunluğunda satılık çok sayıda ürün vardır. Kapalı kaldırımlara kaldırım kesimleri ile tekerlekli sandalye ile erişilebilir ve tezgahlara ulaşılması kolaydır.

Birçok isim markası dahil olmak üzere her türlü kıyafet satışa sunuldu. Yiyecek ve içeceklerin yanı sıra bir sürü saat, elektronik ve oyuncak bulunmaktadır. Her şey çok ucuz olduğu belirtilmektedir. Pazarlar, çarşılar ve heyecan verici ve Pratunam Asya’da bulduğum en erişilebilir pazarlardan biri.

Pazar, Ratchaprarop ARL istasyonundan bir milin üçte birinden daha azdır – bu nedenle pazarı Baiyoke Kulesi’nin gözlem güvertesini ziyaret ederek eşleştirmek harika bir fikirdir.

ENGELLİLER İÇİN PATTAYA

By Yurt Dışı Seyahatler

ENGELLİLER İÇİN PATTAYA

İlk planlamalarımız da yer almadığından, Bangkok’ta gitmeye karar verdiğimizde Pattaya için gezi programı yapmamıştık. Bu nedenle bazı önemli gezi noktalarına gidemedik.

Ancak Bangkok gezimizi erken bitirmek zorunda olduğumuz için ve Bangkok’ta karşılaştığımız bir Türk grubun da tavsiyesi ile ve buraya kadar gelmişken “neden gitmeyelim” dedik ve görmeye karar verdik.

Buraya ulaşmak için öncelikle Bangkok havaalanına gitmeniz gerekiyor. Buradan Pattaya’ya otobüs ve taksi ile ulaşmak mümkün. Ancak otobüsler ucuz olsa da (yaklaşık 4 USD)tekerlekli sandalye için uygun değil. Mecburen taksi ile gitmeniz gerekiyor. Uzun süren pazarlıktan sonra 1200 baht ile anlaşarak yola çıktık. Yalnız pazarlık yaparken otoban ücretinin dahil olacağını özellikle belirtin. Yoksa bunu da ayrıca sizden talep edebilirler. Yolculuk 1-1.30 dakika sürüyor. Gerek fiyat ve gerekse engelliye uygun olması nedeniyle gene merkezden uzak bir otelden (  Levana Pattaya Hotel – SHA Extra Plus ) yer ayırttım. Hatta gene hoş olmayan bir durum ile karşılaşmamak için rezervasyonu yapmadan otele gittik. Müsait olduğunu görünce rezervasyonu hemen orada yaptık. Müsait olmasaydı otel otel gezecektik. Otel merkeze uzak olsa da merkeze yani sahile iniş, meyil nedeni ile kolaydı. Dönüşlerde bazen yürüyerek bazen de taksiyi tercih ettik.

Tayland’ın doğusunda bulunan ve plajları ile gezginleri mest eden Pattaya, sayısız tabiat harikasını barındıran bir şehirdir. Şehir diyorum ama doğrusu ya ben daha küçük bir sahil kasabası düşlemiştim. Karşıma devasa otelleri ile koca bir şehir çıktı Gece hayatını sevenlerin vazgeçilmezi olan Pattaya’da kültürel mekanlar ve kaliteli restoranlar da ziyaret edilebilmektedir. Ayrıca bölgenin tarihi yapıları ile tapınakları da görülmesi önerilen mekanlar arasındadır.

Ancak biz bu yerlerin çoğuna gitmedik. Dediğim gibi bir gezi planımız yoktu. Şubat ayında gerek deniz (ben giremedim, zira kumsal uzun ve denize erişim çok zordu, eşim girebildi) gerek otelin havuzuna girme zevkini tattık.

Şehirde sahil boyunca gezdik, güzel bir AVM.de yemeklerimizi yedik. Kahvaltı için otele çok yakın bir marketin lokantasını tercih ettik.

Pattaya Tayland’da biz Türklerin en çok rağbet ettiği şehirmiş, nedeni gayet açık. Gecesi ve gündüzü tamamen farklı. Düşünün ki gündüz gençler sahillerinde voleybol oynuyor, denize giriyor. Akşam ise ortam tamamen değişiyor (Asya’nın en büyük kadın pazarı.) Yol boyunca sürekli hayat kadınları müşteri bekliyor. Ama hiçbir aşırılık ve rahatsız etme durumu yok.

Sahilde eşim denize girerken ben bir Türk ile tanıştım. Tüm yazlarını burada geçiriyormuş ve gayet memnun. Tek sıkıntısı Türk lirasının son yıllarda aşırı değer kaybetmesi. Burada tatil geçirmek uygun olabilir, tabi ucuz bir uçak bileti bulabilirseniz.

WALKING STREET

Pattaya’nın gece hayatının döndüğü yer. 24 saat boyunca dur durak bilmeyen bir bölge düşünün.. Gogo Bar’lar tamamen kadın ticareti için kurulmuş ve bu amaç dışında gelen müşterisi yok denecek kadar az. Sahil yolunun sonunda yer aldığı için tüm sahil yolu gibi düz bir cadde de yer alıyor. Yani tekerlekli sandalye için bir sorun yok, normal sahil yolunda kaldırımlar bilhassa şehir tarafında sorunlu ama sahil tarafı erişilebilir şekilde düzenlenmiş. Walking Street ise araç trafiğine kapalı olduğu için tamamen sorunsuz. Sadece bir gece bu caddeye girdik. Belli saatten sonra gece kulüplerinin showgirl’leri yollara dökülüp müşteri avlıyorlar. Düşünün ki sokakta gezerken size uzattıkları menüler yemek menüsü değil cinsel içerikli menu oluyor. Bir iki tane Türk işletmesi var, onlarla sohbet ettik. Bu  anlattıklarımızdan Pattaya’nın kötü bir yer olduğunu düşünmeyin. Sadece şehrin iç kısmıyla sahil kısmı birbirinden çok farklı ve Walking Street’te gördükleriniz sizi rahatsız edebiliyor. Konaklama için Walking Street’te seçmeseniz iyi olur, niye olduğunu tahmin edersiniz 🙂

Ülkenin yüzde 80’i Budist olduğu için Pattaya’nın her yerinde küçük sunaklar göreceksiniz. Biz gidemedik ama siz giderseniz Nong Nooch Tropical GardenSanctuary of Truth Prasat Satchatha,Art in Paradise Pattaya mekanlarını görün derim. Çok ilginç ve güzel yerler olduğunu öğrendim. Biz gösteri niyetine de olsa Tayland boksu izledik.

Pattaya’ya gitmek gibi bir planınız varsa, sizin için en uygun zaman dilimi Kasım-Şubat ayları arası olacaktır. Bu aylarda bölgeye çok az yağmur düşmekte ve sıcaklıklar ortalama seviyede olmaktadır. Burada tatil Ülkemize göre uygun, tabi uçak biletleri için ayni şeyi söyleyemem. Direk uçuşlar yerine aktarmalı uçuşlar daha hesaplı olduğu söyleniyor.

Pattaya’da gezilecek birçok yer ve yapılacak pek çok aktivite bulunmaktadır. Tüm bunları yaparken elbette acıkacaksınız. Yemek seçenekleri fazla, et yemekleri, salatalar, balık ve tavuk seçenekler arasında. Fiyatlar yerine göre değişmekle birlikte ortalama olarak uygun. Pattaya gezisi sırasında denemeniz gereken özel tropik meyvelerden, rambutan ve ejderha meyvesinden yapılan tatlıları tüketebilir ayrıca farklı türde birçok yiyeceği deneyebilirsiniz.

Burada şehir içi ulaşımı yukarıda gördüğünüz gibi kamyonetlerle yapılıyor. Kasasında karşılıklı iki sıra oturma yeri var. Bizdeki dolmuşlar gibi. İnmek istediğiniz yerde düğmeye basıp şoförü ikaz ediyorsunuz.  Tabi bu araçta tekerlekli sandalyeli engeller için uygun değil.

PANORAMA 1453 TARİH MÜZESİ

By Kısa Kısa İstanbul

İstanbul’daki gezimizdeki yeni durağımız Panorama 1453 Tarih Müzesi. 2009’da İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından şehrimize kazandırılan Panorama 1453 Tarih Müzesi, ‘dünyanın ilk tam panoramik müzesi’ olma unvanını taşıyor. İstanbul’un en gözde mekânları arasında yer alan müze, İstanbul’un fethini ziyaretçilerine yeniden yaşatıyor.

Açıldığından beri gezmek istediğim ama bir türlü kısmet olmayan bu Müzeye gitmek bu yıl mümkün oldu. Öncelikle söylemeliyim ki mutlaka görülmesi gereken bir mekan.

Aracımızla gittiğimiz mekana, yakındaki otoparktan ulaşmak biraz zor. Zira müze parka göre yüksek bir durumda. Ben bu nedenle aracımla müzenin dış kapısına kadar gittim. Oradaki yetkililere durumumu anlattım. Oradaki görevli anlayışlı davranarak aracımızı kapının önüne park etmemize izin verdi. Böylece rahatça müzeye girdik. Kapıdaki görevli, engelli kartımı aldı ve bize 2 adet bileti getirdi. Hemen belirteyim müzedeki tüm görevliler istisnasız her konuda yardımcı oldular. Bu durumu bağlı olduğu İBB Kültür AŞ.ye bildirerek Görevlilerin bu olumlu davranışları nedeniyle teşekkür ettim.

Girişte benden ve refakatçim olan eşimden ücret almadılar. Yanı giriş engelliler için ücretsiz. İçeride bulunan asansörle rahatça yukarıya, panoramik mekana ulaştık. Gerçekten fetih hem görsel olarak hem de fondaki mehter marşları ve ses efektleri ile birebir yaşatılıyor.

Her yönü ile engelliye uygun olan mekanın tek sorunu Otoparktan binaya ulaşım. Tekerli sandalye ile tek başına bu yokuşu çıkmak çok zor.

Panorama 1453 Tarih Müzesi haftanın her günü 08.00-19.00 saatleri arasında ziyarete açıktır.

ENGELLİLER İÇİN ÇAMLICA KULESİ

By Kısa Kısa İstanbul

ENGELLİLER İÇİN ÇAMLICA KULESİ

Yapıldığından beri önünden geçtiğim kuleye nihayet 6 Nisan 2022 tarihinde çıkmak kısmet oldu. Gezi notlarından önce kule hakkında bilgileneli. (Kaynak: Web sitesi)

Dünyaya son bir kere bakacaksın deseler, o bakışı Çamlıca tepelerinden atmayı arzulardım” demiş Fransız düşünür Lamartine. Çamlıca Radyo &T V Kulesi, asırlar öncesine uzanan tarihi, stratejik konumu, doğal güzellikleri ile dünyanın en güzel şehirlerinden biri olan İstanbul’un değerli simgesi Çamlıca Tepe’sinde yükseldi

Zemin Kotu : 218,00mKule Toplam Kat Sayısı : 45 + 4 = 49 katBetonarme Yapısal Yükseklik (Zemin Altı Katlar Dahil): 203,50m + 18m = 221,50m Çelik Anten Yüksekliği : 165,50m+2,50m(gömülü)= 168,00mZemin Kotu Üzeri Yükseklik : 203,50m-2,50m+168,00m=369,00mDeniz Seviyesinden Yükseklik : 218,00m + 369m = 587,00mToplam Yapısal Yükseklik : 369,00m + 18m = 387,00mSeyir Katı 1 : 148,50m (+366.5m) (33.Kat)Seyir Katı 2 : 153,00m (+371.0m) (34.Kat)Restoran 1 : 175,50m (+393.5m) (39.Kat)Restoran 2 : 180,00m (+398.0m) (40.Kat)

Kendi aracımızla gittiğimiz kulenin B kapısında engelli araçlar için park yeri ayrılmadığından aracımızı Vale’ ye teslim ettik. (Not: Çıkışta iyi para ödedik, ilginç yanı makbuz bile vermediler.)

Sonradan yaptığımız yazışmada konuyu ilgililere bildirdik, inşallah 1-2 araçlık engelli park yeri yapılmıştır) Buradan, güvenlik kapısından geçtikten sonra bizi iddialı bir yokuş bekliyordu. (Geri dönmeyi bile düşündürecek kadar). Halbuki yetkililer bu konuda önlem almışlar ama kapıdaki görevlilerin sanırım bundan haberleri yoktu. Zaten nedense Ülkemizde bu tip görevlilere  engellilere nasıl yardımcı olacakları yönünde bilgi ve eğitim verilmemektedir.

Neyse zor zahmet kuleye ulaştık. Gişedeki hanım kızımız bize iki bilet almamız gerektiğini söyledi. “benden alın ama refakatçiden almanız doğru değil” dedim ama fayda etmedi. Ama sonradan konu yetkililere iletildi, sanırım artık refakatçiden ücret almazlar. Amacımız sadece gezmek değil bazı konularda hakkımızı aramaktır. Sizlerde bu konularda ısrarcı olun. Dediğim gibi bu konularda çalışanlara yeterli bilgi verilmemiş oluyor.

Asansöre binip seyir terasına ulaştık. Resimlerden manzara konusunda bilgisahibi olabilirsiniz. Güzelim İstanbul’u (Tüm betonlaşmaya rağmen) doya doya seyredin.

Asansörden inip dönüş yoluna yöneldik. Yukarıda belirttiğim gibi çıkarken çektiğimiz sıkıntıyı anlattığımız yetkililer, engelli ve yaşlılar için bir golf aracının bulunduğunu söylemişlerdi. Ama belirttiğim gibi kapıdaki görevlilerin bundan haberleri yoktu sanırım . Kabahat onlarda mı yoksa bu konuda onları bilgilendirmeyen hatta tanıtım sayfalarında bun hizmete yer vermeyen yetkililerimi kararı siz verin

İnişte sorun olmaz dedik ama onlar ısrarla golf aracını çağırmak istediler. Bende bu araçı görmek için kabul ettim.

Resimlerde gördüğünüz gibi 4/4.lük ulaşım aracı varmış. Hiç olmazsa sizler gittiğinizde bu hizmetten yararlanırsınız. Zaten bir amacımızda bu, yaşayarak aksaklıları görmek ve sizlere ulaştırmak.

Bir gün mutlaka Kuleye gidin ve güzel İstanbul’umuzu kuş bakışı seyredin ve Fransız düşünür Lamartine’inin dileğini yerine getirin.

Engelliler İçin Girne

By Yurt Dışı Seyahatler

ENGELLİLER İÇİN GİRNE

Bir çalıştay (bknz:https://engelsizseyyah.com/category/engelli-seyyahdan/ ) nedeniyle bulunduğumuz Girne hakkında çok detaylı olmayan, kısa bir bilgilendirme yapmak istedim. Fazla büyük olmayan bu belde de çalıştay nedeniyle fazla gezme fırsatımız olmadı. Çaliştay’a ev sahipliği yapan Girne Belediye Başkanı Nidai Güngördü bu kapsamda bizlere kısa bir tanıtım gezisi düzenledi.

Girne’de gezilecek yerler olarak, Tarihi Girne Limanı, Girne Kalesi, Batık Gemi Müzesi, Archengelos Michail Kilisesi-İkon Müzesi, Girne Yat Limanı öne çıkmaktadır.

Burada adı geçen tarihi mekanlara engelli ulaşımının zor hatta mümkün olmadığını, bu nedenle bol zamanımız olsa bile buralara ait gezi notlarımızın olamayacağını belirtmek isteriz. Çalıştay süresinde tanıştığımız ve bu konularda bilgisine baş vurduğumuz Kıbrıs Türk Ortopedik Özürlüler Deneği Başkanı Günay Kibrit’de bu konuda ayni doğrultuda bilgi vermiştir. Kendisinden bu konuda daha detaylı bir bilgilendirme yazısı düzenleyip bize göndermesini rica ettik. Bu yönde bir çalışma bize ulaşırsa sitemizde yayımlayacağımızı kendisine söyledik.

Bunun yanında Belediye Başkanı, şehrin daha ulaşılabilir olması yönünde çalışmalar yapıldığı müjdesini bizlere iletti.

Girne’de araçla yaptığımız genel şehir gezimizde şehrin trafiğinin yoğun olduğunu şehir içinde sandalye ile gezmenin güç olduğunu gözlemledik.

GİRNE YAT LİMANI

Girne’de gezme şansımız olan ve şehrin en güzel yeri burasıdır. Nal şeklinde olan bölgede Eski Venedik evleri, restoran ve tavernalar sahil boyunca sıralanmaktadır. Sandalye ile baştan başa gezmek, hatta bu geziyi şehrin merkezine kadar uzatmak mümkündür. Ayrıca limanın başlangıcında kalenin hemen yanında 2 araçlık engelli otoparkı bulunmaktadır. Benim gördüğüm an boş olan park yerleri acaba her zaman böyle midir bilemem. Ama bizzat Belediye Başkanı buraya park eden diğer araçları en yüksek miktarda ceza kesildiğini bildirdi.

Yakın tarihe kadar ticari amaçlar için kullanılan söz konusu liman, günümüzde rengarenk balıkçı tekneleri, limana demir atmış yatları, her zaman canlı olan kafe ve restoranları ile turistler için olduğu kadar yerli halk için de vazgeçilmez uğrak yerlerinden biridir. Yani, burası Girne şehrinin başlıca eğlence merkezidir.

Sahil boyunca tekerlekli sandalye ile gezmek ve mekanlara yemek yemek mümkündür.

Bu arada belirtilmesi gereken husus, burada bulunan satış yerlerinde bir çok ürünü Ülkemize göre çok ucuza temin edilebilmektedir. Alış veriş yapmayı unutmayın. 

KAPADOKYA TURUNA ENGEL YOK (Barbaros Harun Şahin)

By Yurt İçi Seyahatler

   Kapadokya bölgesi bir ucundan bir ucuna yaklaşık 150 km olan bölgedir. Çokça vakit ayırmamız gereken bir tur planlamak gerekiyor. Ben Kapadokya’ya yakın bir yerde yani Kayseri’de ikamet ettiğim için günü birlik turlar ile seyahat ettim. Öncelikle Kapadokya’da gezemeyeceğimiz birkaç yer ile ilgili bilgi vereceğim.

IHLARA VADİSİ: Ihlara vadisi Kapadokya’nın ana bölgesi olan Avanos-Ürgüp-Göreme’ye yaklaşık 100 km. uzaklıktaki Aksaray’ın Güzelyurt ilçesindedir. Anlayacağınız çok yakın değil. Vadiye inmek için 382 basamak bizleri bekliyor yani imkansız bir gezi. Bundan dolayı Ihlara Vadisini gezi listeme eklemedim.

DERİNKUYU YERALTI ŞEHRİ: 8 katlı ve neredeyse 50 bin kişinin yaşayabileceği Derinkuyu Yeraltı Şehri başta olmak üzere bütün yeraltı şehirleri biz engelliler için imkansız gezilerdir. Bundan dolayı hiçbir zaman yolum yeraltı şehirlerine düşmedi.

   Bu 2 ana yerden bahsettikten sonra sıra geldi gezdiğimiz yerlere. Gezilebilecek o kadar çok yer var ki planlamanızı ve rotanızı iyi belirlemeniz gerekiyor.

1. ÇANAK- ÇÖMLEK ATÖLYELERİ

   Kızılırmak’ın kırmızı toprağı ve mil karışımıyla elde edilen seramik hamuruyla yapılan çanak çömlekler sayesinde resmen Avanos’a özgü bir sanat ortaya çıkmış. Yıllardır süregelen bu sanat artık yöreye özgü bir kültüre dönüşmüş ve Avanos’ta adım başı çanak çömlek atölyeleri açılmış. Bu atölyeler sadece gezmek ve sanat eserlerine şahit olmak için ya da Kapadokya’dan hediyelik bir şeyler almak için mükemmel yerler. Avanos içinde rahatça turlayabileceğimiz bir şehir düzenindedir.

2. AVANOS ASMA KÖPRÜ

   İsimden de anlayacağınız üzere köprünün özelliği siz üzerinde yürüdükçe hafif hafif sallanması! Bu durum kimileri için korkunç kimileri için eğlenceli hissettirebilir. Ancak öyle abartı bir sallanma durumu yok. Köprü sadece yayaların kullanımına açık olduğu için sallana sallana yürüyebilirsiniz. Engelliler için ise herhangi bir sıkıntı teşkil edecek durum yok. Yolunuz Avanos bölgesine düşerse listenizde olmasını tavsiye ederim.

3.PAŞABAĞ- ZELVE

   Kapadokya denilince akla ilk gelen Peri bacaları olur. Peri bacası şeklinin oluşum aşamasını en iyi yansıtan örneklere ise Paşabağ Rahipler vadisi ev sahipliği yapıyor. Burası gibi tabii ki bir çok yerde mevcut. Ama biz engellilerin rahatça gezebileceği en iyi Peri bacası bölgesidir. Önceleri Ören yeri durumunda iken 2 yıl önce müze giriş halini alarak daha düzenli bir hal aldı. Ziyaret listenizde kesin olması gereken bir rotadır.

4.ASMALI KONAK

   Yıllar öncesinin fenomen dizisi Asmalı Konak’ın çekildiği konak turistlerin rağbet gösterdiği bir yer oldu. Benimde rotamda yer buldu. Konağın yaklaşık 100 metre yakınına kadar aracımızla ulaşabiliyorsunuz ama bundan sonra eski tip taşlı yol ile yani sandalyemizi zıplatan yol türü ile ulaşıyoruz. Giriş birkaç yer mevcut ama engellilere daha uygun olan arka kapı girişidir. Burada da kısa 2.3 adet basamaklı merdiven bulunmaktadır. Üst katlara çıkamadım merdivenlerden dolayı ama giriş katı rahat bir şekilde gezebildim. Kısaca rotanızda olmasa da olur diyeceğim bir yer.

5.ÜÇ GÜZELLER

   Kapadokya’nın en çok abartılan yeridir üç güzeller. Diğer rotaların yanında çok sönük kalan bir mevki. Efsane hikayesinden dolayı her turistin rotasında bulunuyor. Biz engelliler için ise çok ilgi ile düzenlenmiş, hiçbir sıkıntı ile karşılaşmayacağımız bir yerdir Üç Güzeller. Girişteki hediyelik eşyaların satıldığı bölgede daha fazla vakit geçirdim.

6. UÇHİSAR KALESİ

   Uçhisar Kalesi, Kapadokya’nın her yerinden görülebilen bölgenin en büyük peribacası. “Kalenin zirvesi ise tüm Kapadokya’yı kuşbakışı bu kadar rahat görebileceğiniz en iyi yer olmakla birlikte ve Erciyes Dağı ile Hasan Dağı’nı birlikte görebileceğiniz tek yerdir.” derler ama biz engellilerin çıkamayacağı ve manzarayı izleyemeyeceği bir durumdadır maalesef. Yine de Uçhisar Kalesi girişine kadar ulaşımımızda hiçbir engel karşımıza çıkmayacaktır. Kale içini gezemesekte yakından görmeniz için Uçhisar kalesini rotanıza eklemenizi tavsiye ederim.

7.KIZILÇUKUR VADİSİ

   Gün batımı manzarasını izleyebileceğimiz bence en güzel, en keyifli adres: Kızıl çukur vadisi! . Taş renkli peribacalarının aksine kızıl renkli tüf kayalarla dolu. İşte bu kızıl kayalar gün batımında iyice kızıllaşıyor ve gökyüzünün renkleriyle bambaşka bir manzara sunuyor. Biz engellilerde bu manzaranın tadını çıkarabiliriz.

8.AŞIKLAR VADİSİ SEYİR TERASI

   Yine gün batımı manzarasını izleyebileceğimiz bir adres. Ama benim gün doğumunda tercih ettiğim rota oldu aşıklar vadisi seyir terası. Yanımıza termos ile çayımızı alıp harika gün doğumu manzarasının tadını çıkarabiliriz. Hele bir de balonların havalandığı bir güne denk gelirseniz unutulmaz bir manzarayla karşılaşabilirsiniz.

9.GÖREME AÇIK HAVA MÜZESİ

   Karşımıza birçok engellinin çıkacağı, gezmek için çok zorlanacağımız hatta gezemeyeceğimiz bir açık hava müzesidir.

10.DEVRENT VADİSİ

   Ürgüp-Avanos yolu üzerinde bulunan Devrent vadisi, Peri bacalarına ev sahipliği yapıyor. Biz engellilerin seyir olarak görebileceğimiz bir yerdir. Rotamız üzerinde olduğu için mola verip manzaraya bir göz atabilirsiniz.

   Şuana kadar gezip size bilgi verebildiğim rotalar bu kadar. Aslında bahsetmediğim şehir merkezleri kaldı; Ürgüp, Uçhisar, Göreme, Çavuşin… Zaten yolunuz buralardan geçeceği için bahsetmeye gerek duymadım. Bütün şehirlerde mola vereceğinizden eminim.

   Restoran bakımından çoğu asansörsüz durumda nedeni de Kapadokya ambiyansı dışına çıkılamadığından. Benim tercih ettiğim Restoran ise Uçhisar’da House Of Memories oldu. Tavsiye ederim.    Yazın yeni bir Kapadokya turu yapacağım ve bu yeni yerleri görmek için istagramdan beni takip etmeyi unutmayın arkadaşlar (barbarosharunsahin