Ağva, İstanbul’un doğasıyla ünlü sahil kasabası. Göksu ve Yeşilçay derelerinin ortasında bulunan belde İstanbul’un Batı Karadeniz’e doğru uzanan kıyı şeridi üzerinde yer alıyor. İstanbul merkeze 97 km uzaklıktaki Ağva’ya, büyük bir bölümü otoban olan yoldan ulaşılabiliyor. Özel aracınızla gidecekseniz Ümraniye-Şile yolunu takip edin. Şile’den sonra, Ağva’ya giden sahil yolunu kullanarak, Kabakoz, İmrenli, Akçakese ve Kurfallı güzergahını izleyin. Toplam bir buçuk saatte Ağva’ya ulaşabilirsiniz.
Ağva kasabasını ve dere kenarlarını tekerlekli sandalye ile gezebilirsiniz. Aracınızı park edecek yeri hafta içinde bulabileceğinizi sanıyorum.Dere kenarındaki bir tesiste oturabilir, yemeğinizi yiyebilir veya kahvenizi içebilirsiniz. Etrafta engelliye uygun tuvalet göremedim. Bu nedenle gezinizi fazla uzun tutmayın. Engelliye uygun bir otel olduğunu da duymadım. Gecelemek niyeti ile gitmediğimden geniş araştırma yapmadım.Ama genel bilgim dahilinde butik otellerin tekerlekli sandalyeye uygun olmadıklarını tahmin ediyorum.Siz bulursanız haber verin de buraya ilave edelim.
Günü birlik gidin gezin görün. Beğenirseniz ve bu yolu bir daha göze alırsanız (ben alamayacağım) istediğiniz kadar da gidin. Yol ormanların içinde güzel manzaralı ama dar ve bolca virajlı.
Önemli bir antik kent olan Truva antik kenti girişinde park sorunu yaşamadım. Giriş tekerlekli sandalyeli engellilere ve refakatçileri için ücretsiz. Antik kentin belli bir kısmını tekerlekli sandalye ile rahatça gezebilirsiniz.(Truva tahta atının bulunduğu bölgeyi) Ancak antik şehir harabelerini tek başına gezmeniz tekerlekli sandalye için uygun değil. Kuvvetli bir refakatçiye ihtiyaç duyabilirsiniz. Ancak bu da belli yerlere ulaşmak için diğer yerlere ulaşmanız ise mümkün değil. Zaten bu tip antik kalıntıların bulunduğu yerleri tam olarak gezmeniz genel olarak her yerde imkansız.
Tahta atı ile tanınan bu bölgeye ulaşım ve park sorunu yaşamadım. Giriş tek.sandalyeli ve refakatçisi için ücretsiz. İçeride önemli bir kısmının tek.sandalye ile rahatça gezebilirsiniz.
Bir İzmir İstanbul seyahatinde, daha önceden planlayarak ve Bandırma feribotunun saatini de ayarlayarak yol üstünde yer alan bu cenneti gezdik. Öce biraz bilgilenelim isterseniz.
Manyas Kuş Cenneti Milli Parkı,Türkiye‘nin ve dünyanın en önemli kuş yaşam alanlarından biri. Balıkesir sınırları içerisinde bulunan ve 1959 yılında milli park statüsüne kavuşan Manyas Kuş Cenneti, 24 bin 47 hektarlık bir alan üzerine kurulu. 1975 yılında, Avrupa Konseyi tarafından çok iyi korunan ve kıta ölçeğinde değer taşıyan doğal alanlara verilen ve Avrupa Diplomasının en üst kategorisi olan “A Sınıfı Diploma” ile ödüllendirilen milli park, uluslararası öneme sahip.
Afrika’dan, Avrupa ve Asya’ya göç eden kuşların göç yolu üzerinde yer alan Manyas Kuş Cenneti; pelikan, balıkçıl, kaşıkçı, karabatak, yaban kazı, yaban ördeği ve ötücülerden oluşan kuşların, ağaçlar ve sazlar üzerine yaptığı büyük kuluçka kolonilerini barındırıyor.
266 tür kuşun yaşadığı büyüleyici doğasıyla ünlenen ve Avrupa Konseyinin önerisiyle, su kuşu yuvalama alanlarının uzaktan izlenmesini sağlayan kamera sisteminin kurulduğu parkta; tepeli pelikan, karabatak, küçük karabatak, gece balıkçılı, alaca balıkçıl, gri balıkçıl, küçük ak balıkçıl, çeltikçi, kaşıkçı, bıyıklı sumru ve tepeli batağan gibi kuş türleri üremeye devam ediyor.Milli parka, 2001 yılında yeniden inşa edilen kuş gözetleme kulesi, 17,5 metrelik yüksekliğiyle dünyadaki benzerleri arasında en büyük olanı. Aynı anda 40 kişinin çıkabildiği kulede, ziyaretçilerin çevreyi daha iyi gözlemlemesi için dürbün de veriliyor.Ama maalesef biz sadece kuleyi seyredebiliyoruz, zira yukarı çıkmamız mümkün değil.
Bandırma-Balıkesir karayolunun 15. kilometresinden güneye sapan üç kilometrelik yolu takip ederek, Manyas Kuş Cenneti Milli Parkı’na ulaşılabilir. Yılın her günü 08.00-17.00 saatleri arasında ziyarete açık olan milli parkı ziyaret etmek için en uygun dönem ise kuşların göç mevsimine denk gelen nisan, mayıs ve haziran ayları arası. Manyas Kuş Cenneti Milli Parkı giriş ücreti tam 5 TL, öğrenci ise 2,5 TL. (2018). Ama engelli ve refakatçisi ücretsiz.
Türkiye’de kuş cenneti olarak tanınan ilk doğa alanı olmasıyla bilinen Manyas Kuş Cenneti Milli Parkı, kuş gözlemciliğine meraklı turistlerin ve gezginlerin görmesi gereken yerlerin başında geliyor. Tekerlekli sandalye ile içinde gezmek mümkün. Zaten fazla bir gezme yeri yok. Ama yol tekerlekli sandalye için zorlu. Sanki antik bir şehirde geziyorsunuz. Bu yoldan gidip kuleye ulaşabilirsiniz, tabi sadece kulenin yanında resim çektirmekte yetineceksiniz. Göl kenarındaki doğal güzellikler için değer sanırım.
Burada bulunan müze ilginç ve gezilmesi için uygun. Rampalar yapılmış. Yol üzerinde, iki saatinizi ayırıp gezin derim. İlginç gelebilir.
Ankara’nın ilçesi Beypazarı, Ankara’nın 98 kilometre batısında yer alır. İstanbula 320 km uzaklıktadır. Bir Ankara – İstanbul yolculuğunda yolumuzu biraz uzatarak bu şirin ilçeye uğrdık ve 2-3 saat gezdik, alışveriş yaptıkve yerel ve doğal yemekleri ile karnımızıdoyurduk.Bilinen ilk adı “kaya doruğu ülkesi” anlamına gelen Lagania olan Beypazarı, konakları ile meşhur. İlk bakışta Safranbolu benzeri evler.
Beypazarı’nın kültürel mirasının en önemli ögelerinden biri ve en önemlisi Beypazarı evleri., Cumbalı veya Guşganalı olan iki ya da üç katlı ahşap yapılar. Bu evler zemin katları taş, üst katları ahşap iskelet içine ahşap veya kerpiç dolgu sistemi kullanılarak inşa edilmiş. Üstleri ise kiremit çatı ile örtülüdür. Evlerin tavan arasındaki bölümünün çatıdan yükselerek çıkmasına “Guşgona” deniyormuş.Evlerin üst katlarında işlemeden (yarım) bırakılan bölüme “çantı” deniyor. Geleneğe göre Beypazarılılar; dünyada daha yapacak bir şeylerinin kaldığını vurgulamak için bu bölümü işlemeden bırakırlarmış. Restorasyon çalışmalarının başlaması ile evlerin bu kısımları da restore edilmiştir.Kapı, Beypazarı evinde önemli bir öğe. Ailenin kültürel ve sosyal kimliğini belirler. Tokmaklar da aynı şekilde içeride yaşayanların sosyal durumunu, statüsünü simgeliyor. Tokmağın sesine göre gelen kişinin erkek, bayan olduğuna karar verilir, halkalar birbirine bağlanmışsa evde kimsenin olmadığı anlaşılırmış Osmanlı döneminden kalan 200 yıllık tarihe sahip olan 3500 civarındaki Beypazarı evleri 2000’li yılların başında başlatılan restorasyon hamlesiyle kent dokusu korunarak gelecek kuşaklara aktarılması sağlanmış.
Aracımızı uygun bir yere park ettikten sonra yukarıdan aşağıya doğru İlçenin ana caddesini ve ara sokaklarını tekerlekli sandalye ile rahat şekilde dolaştık.Sokaklar parke ama düzenli ve dolgulu olarak döşendiğinden fazla sorun yaşamadık.
Etrafta engelli tuvaleti görmedik. Kısa süreli bir gezi olduğundan dazla ihtiyaç duymadık. Yollardaki benzin istasyonlarında Opet’in başlattığı engelli tuvaleti uygulamasına yavaş yavaş diğer markalarında (bilmiyorum bir mecburiyet mi konuldu) katılmasıyla bu konu artık sorun olmaktan çıktı diyebiliriz.
Neyse biz gezimize devam edelim. Cadde boyunca yaptığımız gezide yöresel ürünlerden aldık.Yani şehrin ekonomisine katkıda bulunduk.
Genelde yöresel yemeklerin bulunduğu şirin bir lokantada yemeğimizi yedik.
Günübirlik gidilebilecek ve gezilebilecek bir yer.Vakit nedeniyle detaylı gezemedik ama ilçenin gezilebilecek başka yerleri varmış. Gidin ve vaktiniz yettiğince gezini alışveriş yapın.
İstanbul Akvaryum; Dünya denizlerinde yaşayan balık türlerinin içinde bulunduğu, kendi türündeki akvaryumlarla kıyaslandığında; gezi güzergahı, temalandırma, interaktiflik, yağmur ormanı ve yeni nesil teknolojisiyle dünyanın en yenisi olduğu söyleniyor. Şu an nufusu 17.000. Coğrafi bir rotayı takip ederek Karadeniz’den Pasifik’e uzanan toplam 17 tema ve 1 adet yağmur ormanından oluşan güzergahta yolculuk yapıyorsunuz.Alanların temalandırılmasında o alanın kültürel, coğrafi, tarihsel ve mimari özellikleri, buna uygun dekoratif unsurlar, interaktif oyunlar, filmler ve alan hakkında detaylı bilgilerin verildiği görsel grafikler yer alıyor. Alanların, ses ve ışıklandırma sistemleri de bu temalandırmaya uygun olarak düzenlenmiş.
Otoparkta engelli araçlar için yer ayrılmışsa da tüm otoparklardaki sorun burada da bulunmakta yani otopark korunmadığından diğer araçların park etmesi sonucu yer bulmakta sorun yaşanmaktadır. Akvaryum gezi için tekerlekli sandalyeye uygundur. Rahatça gezebilirsiniz. Belli oranda (Yaklaşık % 40)indirim yapılmaktadır. Amazon ormanında gezebiliyorsunuz ama köpekbalıkları ile dalış yapabilirimsiniz bilmem. Ben denemedim. Ama engelli olarak belli bir eğitim ile dalış yapmanız mümkün. Zira sitesinde engel bir durum yok. Sadece 14 yaş ve sağlık raporu isteniyor. Deneyen olduysa veya olursa haber versin. 30 dakikalık dalış aktivitesi sonrası dalış yapanlara İstanbul Akvaryum dalış sertifikası da veriliyor. Akvaryum içindeki mağazadan alışveriş yapabilirsiniz.
Bina, günümüzde Türkiye’de yer alan en yüksek bina ünvanını taşımaktadır. Binanın yüksekliği tam olarak 236 metredir.İstanbul Sapphire binası Avrupa’da ki Shard Long Bridge adlı binadan sonra en yüksek 2. binadır. Binanın toplamda 10 katı zeminin altında yer almak üzere 66 kat mevcuttur. Binanın üst kısmında yer alan seyir terasından şehrin büyük çoğunluğunu görme imkanınız bulunmaktadır. İstanbul’u havadan izleme şansını yakalayabilirsiniz. Seyir terasının giriş ücretleri ise iki parça halindedir.
Seyir terasında yer alan gözlem aletlerinin farklı bir ücreti bulunmaktadır. Ücretler 15 TL ile 23 TL. arasında değişmektedir. Sadece İstanbul manzarası ile ilgilenen öğrenci, öğretmen ve 65 yaş üzeri bireyler 15 TL olarak belirlenmiştir. Aynı zamanda öğrenci, öğretmen ve 65 yaş üstü bireyler 23 TL ödeyerek hem İstanbul manzarası hem de teras bölgesinde yer alan aletleri kullanma hakkına sahip olmaktadırlar.Diğer bireyler ise sadece İstanbul manzarası için 23 TL, hem aletler hem de manzara için ise 28 TL ödemelidirler. Engelliler için belli oranda indirim var. Gökdelende bulunan AVM de engelli tuvaleti bulunmaktadır
Seyir terası tek.sandalyeye uygun. İstanbul’u seyretmek için uygun bir yer. Asansörle rahatça seyir terasına ulaşabilirsiniz.
Gökdelenden çektiğim resimlerin bazıları aşağıdadır.
Kısa bir süre kaldığım şehirde sizlere çok genel bilgiler verebilirim. Şehrin önemli yerlerinin bulunduğu ve oldukça hareketli olan Porsuk nehri kenarında park yeri bulmak zordu. Bu nedenle uygun ama resmi bir binanın önünde park etmek zorunda kaldık.Ancak çevredeki resmi görevliler engelli olduğumu görünce anlayışlı davrandılar. Nehir kenarında tekerlekli sandalye ile rahatça gezebilirsiniz. Bu bölgede alt yapı genellikle uygundu. Şehre belediyecilik anlayışı ile damgasını vuran ayni zamanda üniversitede hocam olan Sayın Prof.Dr.Y.Büyükerşen sanırım bu konuda da hassasiyet göstermiş. Ancak nedense bunun daha ileri derecede olacağını düşündüğümden az biraz hayal kırıklığı yaşadığımı söylemeliyim.Nehirde tur atan Esbot’lar gördüğüm kadarı ile engelliler için uygun değildi .Ayrıca şehir içi ulaşımında belediye bir adet engelliye uygun otobüsle hizmet verdiğini belediyenin web sayfasından öğrendim. Bunun dışında engelli ulaşımına dönük faaliyet bulamadım. Şehrin önemli turizm bölgesi olan Odun pazarı semtinde uygun bir alt yapı olmadığından arabadan bile inemedim. Bu nedenle bu bölge hakkında fazla bilgi sahibi olamadım. Kısa bir süre kaldım ama daha uzun bir süre kalmamı gerektirecek engelliye uygun yerler bulabileceğim mekanların varlığı konusunda tereddütlerim oldu. Sizde ayıracağınız bir günde şehrin gezilmeye uygun yerlerini görebilirsiniz.
Özel aracınızla veya aracınızı Geyikliye park edip tekerlekli sandalye ile feribot’a binip adaya ulaşabilirsiniz. Ancak aracınızla gitmeseniz adadaki geziniz ilçe merkezi ile sınırlı kalabilir. Zira İlçenin dışında olan plajlara ulaşmak için bir araca binmek gereklidir. Dolmuş minibüslere binmek her yerde olduğu gibi burada da mümkün değil. Taksi ile gitmek mümkün ama bunun yerine iskeleye kadar geldiğiniz aracınızı feribot’la geçirmek daha hesaplı olur. Plajlara ulaştıktan sonra plajın uzunluğu ve kumsalın genişliği nedeniyle denize girmek çok zor. Plajlarda tekerlekli sandalye için hiçbir alt yapı yok.Kalmak için Uygun tesiste bulmak çok zor ve pahalı olabilir. Gece kalmak niyeti ile gitmediğimden uygun tesis konusunda tam bir bilgi sahibi olamadım. Ama gördüğüm kadarı ile oteller butik tarzında olduğundan tekerlekli sandalyeye uygun olmadıkları dışarıdan belli oluyor. Birkaç tesiste aldığım yanıtlar beni yanıltmadı.Genede yanlış bir bilgi vermemek uğruna Booking.com sitesinden “engelli konuklara uygun” filitresi ile arama yaptım. Sadece 3 tesiste engelli konuklar için olanaklar (!) ifadesi bulabildim. Bunlarında resimlerinden edindiğim kanaat olanakların biraz zorlama ile sağlanacağı yönünde oldu. En iyisi günü birlik gidin, adayı aracınızla dolaşın, yemek yiyin, denizi seyredin. İlçe içinde, çarşısında tekerlekli sandalye ile gezebilir, alışveriş yapabilirsiniz. Sokaklarda gezinmek parke taşları nedeniyle biraz zor olabilir.
Aracınızla rahatça adaya ulaşabilirsiniz. Ama denize girmek çok zor. Uygun tesiste bulmak zor. En iyisi günü birlik gidin, adayı aracınızla dolaşın, yemek yiyin. Çarşısında tek.sandalye ile gezebilirsiniz.
Araç parkının nerdeyse imkansız olduğu Assos’a dik yokuştan araçla inebilirsiniz ama engelli plakalıda olsa aracınızı park edemezsiniz.Zira yer bulamasınız.Assos’un içinde zaten kısa olan sahil şeridini tekerlekli sandalye ile rahatça gezebilirsiniz.
Behramkale’de ise aracınızı şansınız varsa park edebilirsiniz kahvesinde oturup çay içebilirsiniz. Harabeleri gezmek mümkün değil..En tepedeki bulunan Athena Tapınağı kalıntılarının bulunduğu müzeyi gezmek mümkün değil.Uzun bir tatil yapamayacağınız bu bölgeyi görmek için günübirlik bir gezinti yeterli olabilir. Denize girmek mümkün değil.
Sokak ağızı – Kadırga koyu
Bölgede bulunan Sokak ağzı yerleşiminde park yeri bulabilir ve kumsalı dar olan sahilinde denize girebilirsiniz. Bazı tesislerde şartları tam olmasa da kalabilirsiniz.
Kadırga Koyu
Kadırga koyuda bölgenin güzel yerlerinden. Burada bölge düz olduğundan kalabilecek tesis bulmanız mümkün.Tam olarak ihtiyaç karşılamasa da bazı tesislerde geceleyebilirsiniz. Bu bölgedeki gezinizde gecelemek planınız varsa burayı tercih edebilirsiniz. Kumsalı geniş olduğundan ve tekerlekli sandalye için herhangi bir yardımcı araç bulunmadığından kuvvetli bir refakatçi ile denize ulaşabilirsiniz.Adatepe ve Yeşilyurt köylerinide arabanızdan inmeden gezebilirsiniz. Manzara çok güzel. Buralardaki oteller yerleşim yerinin özelliği nedeniyle kalmanız için uygun değiller.
Stat otoparkındaki engelli otopark korumasız olduğundan yer bulmak önemli sorun. Gerek park yeri sorunu ve gerekse içeri girişteki sorunlar yetkili kurumlarla yazışmalar, görüşmeler ve Stad yetkilisi Tolga Yazıcı’nın gayretleri ile ile giderilmiştir.Girişte engelli ve refakatçisinden ücret alınmamaktadır. Düz girişle ulaşılan tekerlekli sandalyeliler için çizgilerle yer gösterilmiştir. Ancak ön sıradaki seyirciler ayağa kalktığından tek.sandalyeliler maçı izleyememekteydi. Bu konudaki girişimlerimden aşağıda da görüldüğü gibi olumlu bir sonuç alınmıştır.Bu sonuç alınmasında Stat yetkilisi Tolga Yazıcı’nın rolü büyüktür. Keşke her yetkili bu şekilde davransa. Öncelikle bu olumsuz durumları 2011 yılında aşağıdaki yazı ile başbakanlığa ilettim
“Halkla İlişkiler DAİRE BAŞKANLIĞI06 Şubat 2011 Pazar 19:14Sayın Yetkililer;Ben tekerlekli sandalyede yaşayan bir engelli olarak İstanbul Olimpiyat stadında yaşadığım sıkıntıları size bildirmek için bu yazıyı yazıyorum. Bu yazının birer örneğini ulaşabildiğim her makama iletmek istiyorum.Tüm mevzuatı, ayırımcılığı, hani şu son değişiklikle anayasamıza giren pozitif ayırımcılığı bir yana koyuyorum. Ben sadece çektiğim sıkıntıyı 21.yy Türkiyesinde bir maç izlemek için yaşadığım sıkıntıları yazmak istiyorum. Yani bir insan olarak yaşadıklarımı yazmak istiyorum.Geçen Pazar Beşiktaş- İbb maçını izlemek istedim. Bunun için önce stadı aradım, özürlü otoparkı ve giriş işlerini öğrenmek istedim. Bizler önceden sormadan bir yere gidemeyeceğimizi çoktan öğrenmiş kişileriz. Telefona çıkan yetkili Özürlü araç otoparklarının olduğu, M kapısından da giriş yapabileceğiniz söyledi. Bende saf bir vatandaş olarak buna inanarak, oğlumu da alarak stadın yoluna düştük. O stada ilk defa gidiyordum. Herkes gibi sıkıntılı bir yolculukla stada ulaştık. Resmen arabanın tepesine kadar çamura bulaşarak araçların park edildiği yere ulaştık. Park dolu , yetkili bulmak mümkün değil. Zor bela birisini bulduk o kimse “Özürlü parkı olmadığını bulabilirsem bir yere park etmemi söyledi. Yüzlerle araç zaten park etmiş bir damla yer yok. Neyse ki o şahıs bizi genel otoparka soktu, zira diğer araçları artık oraya almıyorlardı. Yarım saat dolaştık zor bela kenarda köşede uygun olmasa da bir yer bulduk. Hava soğuk yağmurlu yerler balçık, ve park ettiğimiz yer stada epey uzak. Madem geldik devam edelim dedik. Oğlum bin bir güçlükle yarım saate yakın uğraşla stadın yakınına getirdi. O da ne M kapısın bulduk ama ne mümkün kapıya yaklaşmak . Hiçbir önlem yok. İnsanların içine girsek canlı çıkarmayın bilmem. Ne polis ilgileniyor, ne staddaki görevliler. Zor bela uzun süre titreyerek bekledik bu arada maç başladı. Bu arada stadın etrafında özel bir otopark olmadığını anladım. Artık dönelim derken bir demir kapının önünde bulduk kendimizi, itiş kakış içinde. Bu arada şunu belirteyim her kapıda özürlü girişi olsun diye kapılar yapılmış ama nedense hiçbir yetkilide oranın anahtarı yok Yalvar yakar bekliyoruz. Açan yok. Dediğim gibi artık dönüşe geçiyoruz. Bir kapının önünde polisler içeri giriyor, hemen aralarına daldık ama o kapıdan sandalye girişi mümkün değil. Bu arada benim gibi çaresiz engelli insanlar görüyorum, bir o kapıya bir b kapıya koşan 0 derece soğukta.Neyse bir polis yandaki payı açmasını söyledi de bir yetkili zorla kapıyı açtı da içeri girebildik. Tabı maçın ilk yarısı bitmek üzereydi. İçeride maç seyretmek ayrı bir sorun sandalyelere ayıran yerler ver ama herkes ayakta ne mümkün stadı görmek. En köşeye seçtikte maçın geri kalanını izledik.Sayın yetkililer ne hakkınız var bizlere bu çileleri çektirmeye, dünya standardında stat yapıyorsunuz. Ama ne özürlü otoparkı var ne özürlülerin girişine ayrılan bir kapı.burada yazarken bile çektiğim sıkıntıyı ve düştüğüm duru hatırladıkça içim eziliyor. ENGELLİ BİRİSİ OLDUĞUM İÇİN DEĞİL, BİR İNSAN OLARAK UTANIYORUM. Levent Karagöz” Bu yazı üzerine bir gün telefonum çaldı. Karşımda bu göreve yeni başlayan stat yetkilisi Tolga Yazıcı vardı. Konunun kendisine ulaştığını belirtip, öncelikle yaşadıklarım için üzüntülerini bildirip, bu sorunların giderilmesi konusunda neler yapılacağı hakkında karşılıklı fikir alışverişi yaptık. Kendisi tahsil hayatını yurt dışında geçirdiğini ve yurt dışında engellilere nasıl davranıldığını yakından gözlemlediğini belirterek bu durumdan üzüntü duyduğunu ve konu ile ilgili kısa zamanda çalışmalar yapacağını belirtmiştir. Tolga Yazıcı bu konuşmamızdan sonra dediği gibi hemen çalışmalar yapmış ve bu çalışmalarını (Aşağıdaki resimler) stadın web sayfasına koyduğu Engelliler bölüm’ü ile duyurmuştu.
Düzenlemelerin yapılmasından bir süre sonra 2014 yılında telefonuma bir WhatsApp mesajı geldi. Mesaj aynen şöyleydi.“Levent bey Milliyet alın, spor yazari Yavuz Kocaömer’i okuyun bugün…. Sizlerin de ellerinize emeklerinize saglik….Tolga Yazıcı”Bu mesajı aldıktan sonra Milliyet Gazetesindeki Yavuz Kocaömer’in yazını okudum. Yazı şöyleydi;
Engelsiz Atatürk Olimpiyat Stadı
Yavuz Kocaömer19 Ekim Pazar 20142002 yılında hizmete açılan Atatürk Olimpiyat Stadı , zaman içinde önemli organizasyonlara (2005 Şampiyonlar Ligi Finali, 2009 U2 Konseri, EURO CUP 2008 Atletizm Yarışmaları) ve diğer resmi FIFA müsabakaları ile, izleyici ve seyirci sayısının artması ile, engelliler için yapılan düzenlemelerde de değişikliğe gitmesi gerektiği ortaya çıktı. Ve son 2 senede engelsiz geçişler ile ilgili düzenleme çalışmaları tamamlandı.Bunun yanı sıra, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Trafik Müdürlüğü’nün de destek vermesi ile, otoparklarda 40 adet engelsiz araç park yeri yapıldı. Ayrıca tüm stadyumlarda, elektronik bilet uygulamasına dönüş çalışmaları çerçevesinde, engelsiz elektronik okuyuculu giriş turnikeleri de tamamlandı ve hizmete açıldı.Bunun yanı sıra, engelli seyircilerin rahatça izleyebilecekleri 400 kişilik bir engelsiz tribünü de hizmete sunuldu. Yetkililerden aldığımız bilgiye göre, ülkemizin Futbol Federasyonu’nun atadığı delegeler, bu konuda gerekli hassasiyeti göstermiyorlar ve engelli izleyiciler ile ilgili tekbir soru bile sorulmuyor. Oysa bir UEFA delegesi stadyumu incelemeye geldiğinde, sahayı, soyunma odalarını bile sormadan engelli seyirci geçişlerini soruyor ve ayrıntılı bilgi istiyor.Bu yalnız futbol ile ilgili değil. Ülkemizde yapılan tesislerin bir çoğunda engelli sporcu ve seyirciler maalesef düşünülmüyor. 1999 yılında ülkemizde ilk defa Bahçelievler Çocuk Esirgeme Kurumu Tesisleri’nde açılan, İstanbul Engelliler Spor Salonunu, o zamanlar ziyarete gittiğimizde, engelli sporcuların soyunma odalarında mevcut 2‘şer tuvaletin her ikisinin de alaturka olduğunu görmüştük. Yani , o zamanlar “hem biz engelli spor salonu açtık, hem de belden aşağı felçli olan, yürüyemeyen tekerlekli sandalyeli sporcularımızın ihtiyaçlarını nasıl gidereceklerini dahi düşünmedik.’’ Neyse, o seneler geride kaldı. Bu arada, Atatürk Olimpiyat Stadı tesis yetkilisi Tolga Yazıcı’ ya da bu konudaki duyarlılığından ötürü teşekkürlerimizi sunuyoruz.”
Son yorumlar