Category

Yurt Dışı Seyahatler

Engelliler için Lizbon

By Yurt Dışı Seyahatler

Lizbon şehri tejo nehrinin iki yakası üzerine kurulmuş, inişi çıkışı bol olan bir şehir. Burada tekerlekli sandalye ile gezmek zor. Yokuş aşağı bir güzergah saptamanızda yarar var. Burada da gezimizi tur otobüsleri ile yaptık. Porto gezimizde olduğu gibi gezi tercihimiz bu yönde oldu. Ancak burada da otobüs şoförlerinde pek memnun kalmadım. Hizmet veriyorlar ama suratları verdikleri hizmetten fazla zevk almadıklarını gösteriyordu.

Bu arada hemen yazayım. Bu işi yapan birkaç firma var. Hatta bazılarının renkleri dahi ayni. Siz siz olun kırmızı otobüslerden üzerinde “Gray Line” yazanı kesinlikle tercih etmeyin. Adamlar engelli bölümüne katlanır 4 adet koltuk koymuşlar. Buraya normal yolcular haklı olarak oturduklarından, otobüs şoförü sizi araca almıyor. Söylediğinizde ise “yetkililere şikayet edin” diyorlar. Bizim bilgisizliğimize geldi, sıkıntı yaşadık. Sarı ve mavi renklilerde var ama onları incelemedim. Mutlaka engelli yerlerine bakmadan bilet almayın. Katlanır koltuk varsa o şirketten uzak durun. “engelliyle uygun” denilen ve üzerinde engelli işareti bulunan otobüslerin bu uygulaması yanlış. Engelli insanları resmen kandırıyorlar. Ama gene de gezmek için en iyi alternatif bu otobüsler. Kırmızı ve mavi hat olmak üzere iki ayrı rotayı izliyorlar. İki günlük bilet alıp Lizbon’un  görülmesi gereken yerlerini rahatça gezebilirsiniz.

Bunun dışında taksiyi de kullanabilirsiniz. Taksi ücretleri makul. Şoförleri de anlayışlı. Sorun yaratmıyorlar. 


Bunun yanında burada gördüğüm bir uygulamadan bahsetmek istiyorum. Evlerin yoğun olduğu bölgelerde yol kenarlarında engelli park işaretinin altında araç plakası da yazıyor. Böylece başka araçların park etmesi daha zor hale geliyor. Bence güzel bir uygulama. Bilhassa araç parkının yoğun olduğu ara sokaklarda oturan engelliler için iyi bir çözüm olabilir.Şimdi Lizbon şehrinin önemli yerlerini tekerlekli sandalyemiz ile gezmeye başlayalım.
BELEM BÖLGESİ
Tur otobüslerinin (hop on hop off) kırmızı turuyla gidebilirsiniz.Giderken ve gelirken ünlü 25 Nisan köprüsünün altından geçiyorsunuz. Böylece köprüyü de yakından görebiliyorsunuz. İsterseniz yakın bir durakta inip köprüyü daha detaylı izleyebilirsiniz. Ayrıca buradan uzaktan da olsa İsa heykelini görebiliyorsunuz. Yakından göreyim derseniz Belem’den bir taksi tutup gidebilirsiniz. Şehrin güzel bir bölgesi Burada yer alan önemli mekanları aşağıda tek tek gezeceğiz. Otobüsün indirdiği yerde yer alan büyük bir meydanda gezinerek başlayalım gezimize. Meydanda sandalye ile rahatça gezebilirsiniz. Parke taşları ile, fıskiyeli havuzu ile ilgi çeken bir alan. Burada bulunan limandan demir alan Portekizli denizciler. Atlas Okyanusu’na açılan ilk Avrupalılar. Ekvatoru geçen, Ümit Burnunu dolanan, Hindistan’a deniz yoluyla Batı’dan ilk ulaşanlar da onlar. Çin’le ticaret yapan ilk Batılılar ve Kaptan Cook’tan iki yüzyıl önce Avustralya’yı ilk görenler yine Portekizli denizciler. Yine Güney Amerika kıt’asına ilk ayak basan Batılılar Portekizliler. Brezilyayı da onlar keşfetmiş.

BELEM KULESİ
Şansımıza Belem’de geçirdiğimiz gün bol yağmurlu rüzgarlı bir güne denk geldi. Bu nedenle bayağı sıkıntı çektik. Tekerlekli sandalyede yağmur yemek ayrıca bir sıkıntı. Her ne kadar yağmurlukları mızı üzerimize geçirdikse de dizlerimiz ve ayakkabılarımız sırılsıklam oldu. Kral I. Manuel tarafından ünlü kaşif Vasco da Gama anısına yaptırılan Belem Kulesi Tajo Nehri’ni Atlas Okyanusa döküldüğü noktada yer almaktadır.


Belem kulesi denizin içinde yer almakta, tahta bir köprü ile kuleye ulaşılmaktadır. Rüzgarın şiddeti ile azgınlaşan dalgalar bu köprünün üzerinden geçiyor. Buraya kadar geldik, buraya görmeden dönmek olmaz dedik ve dua ederek köprünün üzerine çıktık. Yağmurdan ıslandığımız yetmemiş gibi birde bu dalgaların sayesinde ekstra ıslandık. Kulenin iç kısmı her ne kadar düz olsa da yerdeki taş döşemelerde sandalye zorlanıyor.


Ama mekan küçük olduğundan fazla zorlanmadım. Üst kattaki terasa merdivenle çıkıldığından o seyir zevkinden faydalanamadım. Çıkışta gene dalgaların içinden geçerek karaya ulaştım. Girişte sıra olduğundan direk çıkış yolundan giriş yaptık. Bizden bilet istemediler. Sanırım engellilerden ücret almıyorlar. İçeride tuvalet yok. Bir sorunda meydandan sahil tarafında bulunan kuleye ulaşım. Yolun yanında tren yolu bulunuyor.Bunun altından geçen ve yayalar için yapılan alt geçitte bizleri düşünmemişler. Bu bana çok garip geldi. Bu nedenle tekrar otobüse binip bir durak sonra inmeniz gerekiyor. Bu da otobüs şoförünün pek hoşuna gitmedi.
KEŞİFLER ANITI
Aynı bölgede bulunan yelkenli bir gemi şeklindeki bu anıtta elinde küçük bir yelkenliyi tutan gemici Henrique teknenin en ucunda yerini almış. Gözlerini okyanusun uzaklarına dikmiş. Padrao dos Descobrimentos (keşifler anıtı), 15 ve 16 yüzyıllarda dünyayı keşfetmek amacıyla bilinmezlere yelken açan cesur denizciler ve bu denizcilerin arasında bulunan Prens Henry’in anısına, ölümünün 500. yılında yapılmış.Bu devasa Anıtında heybetini yakından izlemek uğruna gene yağmur altında devam ettik. Bunun terasına ulaşmamız mümkün olamadı, zira sanırım engelliye uygun değildi. Önünde bayağı merdiven vardı. Bu konuda kesin bir şey söyleyemeyeceğim, zira anıtın her tarafını dolaşamadık. Malum yağmur ve sert rüzgar buna engel oldu. Terasa çıkabilseydik bu terastan üzerinde minicik meraklı insanlar ve mozaikle bir tablo gibi süslenmiş geniş zemin haritayı görebilecektik. Anıtın yerden yüksekliği yaklaşık 60 metre. Terasından iç açıcı Lizbon manzarasını, okyanusu, onlarca yelkenlinin nehirde süzülüşünü, uzaktan görünen Brezilya’daki koruyucu İsa heykelinin bir benzeri, biraz küçüğü olan heykeli, 25 Nisan Köprüsünü, Avrupa’nın en uzun köprüsü Vasco da Gama’nın enfes görüntülerini görebilecektik.. Kısmet değilmiş. Anıtın etrafı düz ve sandalyeye çok uygun.

JERONİMOS MANASTIRI
1983 de UNESCO Dünya Miras Listesine alınan, görülmesi gereken bir mekan. Giriş ücretli ama tekerlekli sandalyeli den ve refakatçisinden ücret alınmıyor. Lizbon’da görebileceğiniz en etkileyici yapılardan olan manastırın içinde ve salonlarında rahatça gezebilirsiniz. Üst kata çıkmak mümkün değil. Geme ortada bulunan avluya da inmek için birkaç basamağı göze almak gerekiyor.Dışı da içi de övgüye değer. Manastırın içinde engelli tuvaleti var. Kapısı kilitli olduğundan görevlilerden yardım almanız gerekiyor. Tarihi mekanda yer bulunup engelli tuvaleti yapılması taktire şayan bir düşünce. 


Hemen yanında yer alan Santa Maria kilisesine de  girmek için gene basamakları göze almanız lazım. Biz sadece dışarıdan baktık. Gene burada bulunan Coleçao Berardo müzesi bulunmakta. Yağmurun verdiği moralsizlikle orayı gezemedik.  Modern sanata meraklıysanız mutlaka gezin. Giriş ücretsiz. Pazartesi günü kapalıymış.

PASTEİS DE BELEM (BELEM PASTAHANESİ)
Manastırın yakınında yer alan bu pastahaneyi  önündeki kalabalıktan hemen bulabilirsiniz. Zaten neresi meşhur olmuşsa önünde mutlaka kalabalık ve sıra oluşuyor.  Burayı meşhur eden Nata adı verilen tatlısı. . Bir rivayete göre Jeronimos Manastırının rahipleri tarafından bu tatlının yapımına başlanmış ve bu ünlü tartın tarifini sadece 3 kişi biliyormuş. Bu 3 kişi aynı anda başlarına bir şey gelebilir diye birlikte seyahate bile çıkmazlarmış. Tatlı oldukça lezizdi. Altı milföy hamuru, üstü fırından yeni çıkmış muhallebi gibiydi. Tatlıyla birlikte tarçın ve pudra şekeri de getiriyorlar. Üstüne serpip afiyetle yiyin. Ama mutlaka yiyin. Sayısını kendinize göre ayarlayın. Bu tatlı Lisbon’da da satılıyor ama bunun tadı çok farklı. Biz sıra beklemeden içeri girdik. Şansımıza bir masa boşaldı hemen oturduk ve hemen birer kahve ve nefis tatlıyı ısmarladık. Pastahanenin içi oldukça geniş ama bölüm bölüm. Engelli tuvaleti kadınlara ait tuvalette bulunuyor. Bu durumu Avrupa’da başka yerlerde de yaşadım. Tuvalette  sıra olduğundan bir erkek olarak kadınlarla birlikte sıraya girmeyi  göze alamadım.

GÜLBEKYAN MÜZESİ

 Eski yıllarda belleğimde yer eden bu ismin Üsküdar doğumlu bir ermeni olduğunu  öğrendim. Petrol Mühendisliği eğitimi alıyor ve Osmanlının belli bölgelerinde petrol yataklarını bulan kişi. Aynı zamanda BP’nin kurucusu. Kendisi doğduğu yerleri çok özlüyor ve malum o zaman Ermenilere yapılanlardan dolayı, Lizbon’a yerleşiyor ve kendisinin adını taşıyan Gulbenkian Vakfını kuruyor. Gulbenkian’ın koleksiyonunu sergilediği müzesinin de burada oluşturuyor.. Bir başka ilginç detay ise Gulbenkian’ın Lizbon’a yerleşmesinin bir başka nedeni, buranın İstanbul’a çok benzeyen bir şehir olması. Gulbenkian burada yaşıyor ve ölüyor. Mezarı da Lizbon’da bulunuyor Gulbenkian, kazandığı servetini koleksiyonlar için harcıyor. Özellikle İznik Çinilerini topluyor. Türkiye’den sonra dünyadaki en büyük Osmanlı Dönemine ait İznik Çini koleksiyonu Lizbon’daki Gulbenkian Vakfında bulunuyor.

Gulbenkian, önemli bir koleksiyoner. Müzeyi gezdiğinizde bunu görebiliyorsunuz. Müzede Rönesans dönemine ait tablolardan tutun da İran halılarına, mobilyalara, Uzak doğu eserlerine kadar pek çok obje sergileniyor. Gulbenkian Müzesi, Lizbon’a gelindiğinde mutlaka gezilmesi gereken yerlerden. Müzeye giriş ücretli ama bizden ücret almadılar. Müzeyi rahatça gezebilirsiniz. Gezilmesi gerekli bir müze. İçindeki eserlerin birçoğunun bizden olması burayı daha da ilginç kılıyor. Müzede engelli tuvaleti var. Ulaşmak için size bir görevli yardım ediyor. Zira tuvalet alt katta ama asansör bayağı uzakta. Bine belikli bayağı büyük. Sadece müze ile sınırlı değil.

LİZBON KALESİ – ALFAMALisbon’un her yerinden görülen kaleye  daha önceki tecrübelerimiz doğrultusunda bir engelli olarak gitmeyi göze alamadık. Sadece uzaktan seyretmekle yetindik. Geçe ışıklandırılması da çok güzel.  İsterseniz bir taksi tutup gidebilir kaleyi daha yakından seyredebilirsiniz. Kaleye gitme imkanımız olmadığından kalenin etrafındaki tarihi Alfama mahallesinde görme şansımız olmadı. Tabi bir şanssızlığımız da burada da bulunan ve kaleye ulaşan sarı tramvayında tekerlekli sandalyeye uygun olmamasıydı. Binme imkanımız olsaydı Alfama’yı yakından görebilecektik.

CAFE  BRASİLEİRALizbonda ulaşmak için en çok zorlandığımız mekan burası oldu. Bayağı iddialı birbirini kesen iki caddeden çıkılarak bu kafeye ulaşılıyor. Rua Garrett Lizbon un önemli caddelerinden birisi . Önemli bir alışveriş merkezi de burada yer alıyor. Çıkarken bir Amerikalı halimize acıdı da yardım etti. Bu Amerikan yardımı doğrusu çok makbule geçti. Onun yardımı ile Cafe Brasileria ya ulaştık. Burası Lizbon’un en eski cafelerinden biriymiş. Burayı bu denli ünlü yapanda Ünlü Portekizli yazar Fernande Pessoa’nın buraya sık sık gelip burada kahve içmesiymiş. Onun anısına masalardan birinde ünlü yazarın kahve içerken ki heykelini yapmışlar. Bizde her gelenin yaptığı gibi onun heykeli ile bir hatıra fotoğrafı çektirmeyi ihmal etmedik.Burdada onu iki satırı ile bizde analım.”sevmek bu ezeli masumiyettir/ve tek masumiyet düşünmemek”Buraya gelmeyi düşünürseniz mutlaka bir taksi ile gelin. Zira zor bir yokuş ve her zaman yardımsever bir Amerikalı bulamasınız. Dönüşü yayan yapabilirsiniz. Nede olsa yokuş aşağıya inmek daha kolay.


POMPAİ MEYDANI – EDUARDO PARKI – LİBARDADE CADDESİPompai meydanı şehrin önemli meydanlarından biri. Ortasında meydana adını veren Pompal’ın heykeli bulunmakta. Şehrin kalbi gibi olan olan bu meydanın tüm yolların kavuşma noktası. Otel seçerken bu bölgeyi tercih etmenizi öneririm. Zaten bölgede bir çok otel bulunmakta. Bizde otelimizi bu bölgeden seçtik. Otelin önündeki Lift biz tekerlekli sandalyeliler için yapılmış. Burayı sizlerede tavsiye ederim. Fiyatları da oldukça makul.


 “Hop on hop off ” Otobüslerinin kalkış durakları da burada yer alıyor. Gezinize başlamak için iyi bir nokta. Buraya bir şekilde ulaşın ve burada tatlı bir meyille inerek Tejo nehrine kadar rahatça ulaşabilirsiniz.


Meydanın hemen üst tarafında Eduarda parkı bulunmaktadır. Meydandan yola çıkarak ünlü Libardade (Özgürlük)caddesini boydan boya gezebilirsiniz. Lizbon’u en güzel bulvarı olan Avenida da Liberdade, bu meydandan başlayarak Restauradores Square kadar uzanıyor. 1764 yılında yapılan, 1830′ lu yıllarda yenilenen bulvar, 1100 metre uzunluğunda, 90 metre eninde; yan yolları ile birlikte 10 şeritli… Bulvarın her iki yanı ulu ağaçlarla bezenmiş. Bir hayli geniş tutulmuş olan yaya kaldırımları, her bir kenarı 5-6 cm olan beyazımsı kare mozaik taşlarla kaplanmış. Mozaiklerin arasına serpiştirilen siyah mozaikler ile yapılmış desenler ise kaldırma ayrı bir güzellik katmış

Sol taraftan inerseniz ünlü markaların mağazalarını görebilirsiniz. Kaldırımlar parke olmasına karşın sandalyeyi  fazla zorlamıyor.Kaldırımlar kesinlikle yüksek değil.Tola iniş çıkışlarda meyiller bulunmaktadır. Caddenin sonlarına doğru kafe ve lokantalar bulunmakta.


RESTAURADORES MEYDANILibardate caddesi Restauradores meydanına kadar uzamaktadır. Lizbon’da meydanlarda, şehrin ruhuna ve tarihine uygun çok güzel özgün heykeller var. Sokakları, meydanları, kaldırımları, desenlerle bezenmiş. Siyah bazalt ve sarı traverten taşları ile döşenmiş zeminin her biri, adeta bir sanat eseri. Mozaik tablo gibi olan bu düzenleme Lizbon’a ayrı bir kimlik katmış.  Bu meydanda bu taşların döşenme desenlerine hayran olacaksınız. Düz bir zemini engebeli olarak yansıtan desenler hayli ilginç. . Meydanın ortasında  Portekizlilerin İspanya’dan özgürlüklerini kazanması anısına dikilmiş bir sütun var. Meydanın etrafında kafe ve lokantalar bulunmaktadır. Meydan az bir meyle sahip olsa da tekerlekli sandalye ile gezmek için uygun. Tek başına rahatça gezebilirsiniz.

ROSSİ MEYDANI – ROSSİ TREN GARIRestauradores meydanındanında birkaç dakika ileride Rossi meydanı yer almaktadır. Meydanın etrafı tarihi binalarla çevrelenmiş. Bunların en ünlüsü ise Teatro Nacional de Maria II ( ulusal tiyatro-1846  Meydanın ortasında Kral IV. Pedro’nun bir sütun üzerine konmuş bir heykeli ve heykelin her iki yanın da da 2 süs havuzu var. Bu meydan orta çağdan beri  bir çok gösterilere, infazlara tanıklık etmiş. Şimdi ise gözde bir turistik mekan. Burada özellikle hafta sonları geleneksel yiyecek ve içeceklerin sergilendiği, hediyelik eşyaların satıldığı küçük bir pazar kuruluyor. Burada da lokanta ve kafeler bulunmaktadır. Ayrıca Seaside mağazası burada. Her zaman dolu olan ve fiyatlarının uygun olduğu söylenen bu mağazadan alış veriş yapabilirsiniz.

Rossi meydanında yer alan Rossi tren garı binası da çok güzel bir bina. Bilhassa geçe ışıklandırması harika. Binanın girişinde bulunan Starbucks ta mola verip kahvenizi yudumlayabilirsiniz. Bu gardan Sintra trenleri kalkmaktadır. (Bakınız: egeliler için Sintra)

BAXİAKentin kalbiolarak nitelenen Baxia.Gerçekten de burası Lizbon’un özeti gibi. Anıtlar, tarihsel yapılar, ülkemizde pek rastlayamayacağınız güzellikte heykellerle süslü meydanlar, alış veriş yapabileceğiniz dükkanlar, restoranlar ve kafelerle dolu bir bölgeLiberdade’nin bitiminde başlayan ve sizi Praça do Comercio‘ya ulaştıran, bir birine koşut 8 cadde bulunmaktadır. Bu bölgeyide rahatça gezebilirsiniz.

SANTA JUSTA ASANSÖRÜBaixa’da dolaşırken, Liberdade’nin hemen bitiminde başlayan Rua do Ouro’nun kaldırımına taşmış, uzunluğu zaman zaman 15-20 metreye ulaşan insan kuyruğu göreceksiniz. Kuyruğun başlangıcına doğru ilerlediğinizde, yapımına 1900 yılında başlamış ve 1902 yılında tamamlanmış, Lizbon’a gelen her turistin mutlaka bindiği Elevador de Santa Justa (asansör) karşınıza çıkar. Asansörün yapılış nedeni Baixa ile Barrio Alto arasındaki ulaşımı kolaylaştırmakmış. Asansör şimdilerde sadece 5 euro ödeyen turistler tarafından kullanılıyor. Kuyruğun uzunluğuna bakmadan inenlere ayrılan yerden devam edin.Tekerlekli sandalyelilere her yerde olduğu gibi burada da öncelik tanınıyor.Zaten bu avantajı her zaman kullanmanızı öneririm.Bu kadar ayrıcalığımız da olsun zaten. Asansörle yukarı çıkınca bir seyir terasına ulaşıyorsunuz. Biz gece çıkmayı tercih ettik . Buradan başta kale olmak üzere Lizbon’dan güzel görüntüler alabilirsiniz. Asansörü Barrio Alto‘ya bağlayan geçit  küçük bir meydana çıkarıyor. Ama bizler için uygun değil. O nedenle gene asansörle aşağıya inmemiz gerekiyor.

COMERCİO MEYDANIPraça do Comercio, Portekiz dilinde ticaret meydanı demekmiş. Yaklaşık 38 dönümlük bir alana kurulmuş olan ve ucu denize dönük ”U” şeklindeki meydan, adından anlaşılacağı gibi eskiden limanın, gümrüklerin, tersanelerin ve bazı kamu binalarının yer aldığı, Portekiz’in sömürgelerine ve dünyaya açılan bir kapısıymış.


Meydan, Augusto Caddesine çok güzel bir kemerle (Arço de Rua Augusto)  bağlanıyor. Başlangıçta çan kulesi olarak tasarlanmış bu kemer, yapılan değişiklerle zamanla zafer takına dönüşmüş .Meydan, Augusto Caddesine çok güzel  kemerle bağlanıyor.  Burada en çok yenen balık olan morina balığından yapılan bacalhau da denemeye değer. En güzel Bacalhau’ burada adıla ünlenen yerde yemenizi öneririm.


Praça do Comercio’nun tam ortasında ise; Kral l. Jose’nin,, yılanları(kötülüğü) ezen bir atın üstündeki muhteşem bir heykeli var. Meydan tekerlekli sandalye ile gezmek içinuygun. Düz bir alanda bulunmaktadır. Hem gündüz hemde geçe mutlaka buraya gidin. Tejo nehrinini kıyısındabulunan meydandan tejo nehrini ve uzaktan 25 nisan köprüsünü ve İsa heykelinide görebilirsinizçBurayı mutlaka ziyaret edin; çünkü burayı görmeden Lizbon’u görmüş sayılmazsınız.


RAMİRO LOKANTASIEşimin Türkiyede not aldığı ve mutlaka gitmemizi istediği , deniz ürünleri ile ünlü olan bir lokanta.  Bu nedenle geldiğimiz ilk akşam buraya gitmemiz farz oldu. Rossi meydanına yakın bir cadde üzerinde bulunan lokantaya yaya olarak gitmeyi planladık. (Siz bize uymayın bir taksi ile gitmeyi tercih edin) Cadde biraz meyilli ve ilerledikçe sakinleşen ve birazda ıssızlaşan bir bölge. Etraftaki levhalardan Çin mahallesi olduğu anlaşılıyor. İnatla ilerlemeye devam ettik. Vedat Milör’ün tavsiye etiği ve belirttiğim gibi eşimin tercih listesinin başında bulunan bu mekana giderken bayağı zorlandık. Vedat Milör’ün kulağını epey çınlattığım kesin. Neyse sora sora mekana yaklaştık ve o sırada kalabalık şekilde uzanan bir kuyruğu görünce mekana geldiğimizi anladık. O kuyruğu görünce ben hemen geri dönmeyi önerdim. Zira bu bir yemek kuyruğu idi ve çok zor ilerliyordu.Ama bu teklifim hemen reddedildi. Burada tekerlekli sandalyeye öncelik tanınmayacağı kesindi. Mecburen bekledik. Bir saat sonra kapıya yaklaştık. Ben bu arada vitrindeki akvaryumda  bulunan ve sayıları devamlı azalan ve muhtemelen sabahı göremeyecek olan  ıstakozları hüzünlü gözlerle seyrettim. 

Sıradaki yerimiz kapıya yaklaştığı zaman kapıdaki görevli beni fark etti ve önümüzde birkaç grup olduğu halde bir şekilde bizi içeri aldı. Bizdeki bir esnaf lokantası sadeliğindeki mekanda, çok iştahlı şekilde yemek yiyen insanlarla doluydu. Garson Türk olduğumuzu anlayınca elindeki tabletten Türkçe menüyü bularak bize uzattı. Eşim,Türkçe menüyü Vedat Milör’e borçlu olduğumuzu  belirtti. Zaten lezzetli yemekler nedeniyle Milör hakkındaki görüşlerim değişmişti. Buda ekstra oldu. Esas yemeğimiz jumbo  karides oldu. Gerçekten çok lezzetli bir yemeği çokta pahalı olmayan bir fiyatla yedik. Kesinlikle tavsiye ederim ama mutlaka taksi ile gidin ve kuyruğa aldırış etmeden kapıdaki görevliye şöyle bir görünün derim


LİZBON PORTO TRENİLizbon un önemli alışveriş merkezi olan Vasco da Gama alış veriş merkezinin hemen karşısında bulunan Porto’ya giden Hızlı trenlerin hareket noktası olan Oriente İstasyonundan bilet alıp Porto’ya yaklaşık 2,5 saatte ulaşılabiliyor. Tren her yönü ile engelliye uygun. Hemen engelli tuvaletinin bulunduğu yere yakın koltuktan bilet veriyorlar. (tabi bilet kalmışsa).


Yolculuk esnasında ilginç manzaralar bulunmakta. Portekiz’e gelmişken mutlaka bu iki şehide ziyaret edin. (Bakınız:”Engelliler içim Porto”) Bu istasyona gelmişken yakın cevrede bulunan Vasco da Gama Kulesi’ni görün. Bir kaç 100 metre sonra kuleyi görebilirsiniz. Bu arada istasyonun hemen karşısında ise adı gene Vasco da Gama olan büyük bir alış veriş merkezi var.
TRAMVAYLizbon’da da nostaljik tramvay gezisi önemli bir unsur. Ama maalesef tekerli sandalyeye uygun değil. Benim gibi sadece resimlerini çekmekle yetinebilirsiniz. Refakatçileriniz tramvaya binerken sizde Portekiz’in ünlü tuzlu kestanesini yiyerek, etrafı ve insanları izleyebilirsiniz.

LX FACTORYGezi öncesi notlarımızda bulunduğundan gittiğimiz bu bölgeye tur otobüsünden ulaşmak bizler için zor olduğundan taksi tutarak gittik. Ama bu masrafa değmez. Sokakta gezmek zor, alış veriş yerlerine girmekte zor. Zaten önemli bir yer de değil.(eski eşyalara meraklıysanız belki)  Buradan dönüşte normal otobüse bindik. Engelliye uygun ve şoför  içtenlikle yardımcı oldu.Ama dediğim gibi 3-4 kişi iseniz taksiyi tercih edin. Ücret fark etmiyor

FADOBiz fado gösterisini Porto’da planladığımızdan burada bir kere daha gitmek istemedik. Zaten bir kere izlemek yetiyor. (Bakınız “Engelliler için Porto”) Ama gezi planınızda Porto yoksa burada mutlaka gidin derimYEME İÇMELizbon, yeme ve içme kültürleri bize pek yabancı değil, özellikle Ege ve Akdeniz kıyılarında yaşayanlar için…Sofralarının baş yemeği balık ve öteki deniz ürünleri. Balık olarak en fazla bulunan sardalye ve morina(codfish). Deniz ürünlerinden tatmak istiyorsanız, kesenize uygun bir çok restoran bulabilirsiniz. Baixa’da bu restoranlardaan bolca var. Kişi başı, bira ya da bir bardak şarap dahil 15 euroya çıkarsınız. Barrio Alto’daki restoranlarda ise bu rakam 12 euro civarında. Ancak ben daha lüks restoran, daha kaliteli şarap arıyorum derseniz, Rossio Meydanında ve Augusto Caddesinde aradıklarınızı bulursunuz.Deniz ürünlerinden, ahtapot, karides ve ıstakozu denemenizi öneririm. Özellikle ahtapot güvecini… Burada en çok yenen balık olan morina balığından yapılan bacalhau da denemeye değer.
SONUÇ

Son olarak tekrar belirtmem gerekirse Lizbon konum itibariyle tepeler üzerine kurulduğundan burada tekerlekli sandalye ile gezmek için güzergahları iniş yönüne göre ayarlamanızı öneririm.Yukarıda da belirttiğim gibi Pompal meydanındangez.ye başlamanız en makul olanıdır. Bu güzergahta yorulmadan Eduardo parkını, Pompal meydanını, Libardade caddesini, Santa Justa asansörünü, Restauradores meydanını, Rossi meydanını, Rossi tren garını, ünlü tranvayı, Baxia’yı  gezerek  Comercio meydanından Tejo nehrine ulaşabilirsiniz. Böylece önemli gezme yerlerini ayni güzergahta görmüş  olursunuz.
Bunun dışında Tur otobusleri ile Belem’e gidebilir. Düz bir alanda yer alan bu bölge de  yaya olarak Belem kulesini, keşifler anıtını, belem pastanesini, Jeronimas manasırı ve kilisesini ve yanında bulunan müzeleri rahatça  gezebilirsiniz.
Bunların dışında yer alan Gülbekyan Müzesine Tur otobüsü ile gidebilirsiniz.Ama Brazileria Cafe ye gidecekseniz gidişi mutlaka taksi ile yapın. (Dikkat ettiyseniz ulaşım konusunda hep taksiyi önerdim). Zira 2-3 kişi için taksi fiyatları çok uygun. Dönüşü yayan yapabilirsiniz.

Engelliler için Porto

By Yurt Dışı Seyahatler


Portekiz’in güzel şehri Porto’dayız. İlk olarak şunu söyleyeyim. Burada yaşayan engellilere Allah kolaylık versin. Sahil şeritleri hariç şehirde düz yer yok gibi. Bizde bu nedenle epey zorlandık gezerken. Yanınızdaki refakatçinin güçlü olmasında yarar var. Bu nedenle şehri gezerken en üst noktasından başlayın ve aşağıya doğru inin. Dönüşü ise ulaşım araçları ile yapın.

Metronun belli durakları uygunmuş ama ben genellikle şehrin üst tarafında gezmeyi tercih ettiğimden hiç metro kullanmadım. Otobüslerinde bir kısmı engelliye uygun ve belli saatlerde rahatça binilebilir. Biz 3 kişi olduğumuzdan ve fiyatları da uygun olduğundan taksi kullanmayı tercih ettik. Taksi şoförlerinin önemli kısmı yaşlı insanlar. Asık suratlılar ama ters davranmıyorlar. Hiçbir taksiden olumsuz bir davranış görmedik. Bu arada burada engelliye uygun olan araçlarda var. Aslında bir taneymiş. Geç fark ettik ama otel çıkışında onu çağırdık. Normal taksi ücretinde ama iniş biniş daha rahat. Bu arada bir not sahibi olan insan “enişte” çıktı. İyi kötü konuşabildik. Kaldığınız zaman otelinize söyleyin bu aracı çağırsınlar. Telefonunu da alıp gerektikçe arayabilirsiniz. Taksi ücretleri uygun, ortalama 5-6 euro verdik.

image1
image5
image4
image3
image2

Bu arada geldiğimiz gün önemli bir sürprizle karşılaştık. Booking com’dan ayırttığımız apart bizi muhteşem bir merdiven ile karşıladı. Kalmamız imkansızdı. Booking com’u aradık ve yardım istedik. Serin bir havada, akşam saatlerinde, dilini bilmediğimiz yabancı bir şehirde(zaten yerli halk pek İngilizce bilmiyor)  endişe ile bekledik. Neyse booking.com yetkilisi saatler sonra biz yer buldu. Ama hem fark verdik hemde mecburen merkeze nispeten uzak bir yerde kaldık. Bu durum taksi paramız yansıdı. Siz siz olun sitedeki “engelliye uygun” ifadesi ile yetinmeyin. Mutlaka booking.com yetkilisini araya sokun. Ben rezervasyon sırasında “we have one disabled person with his wheelchair. İs your hotel suitable for it ? Espcially, no stairs and doors are wide enough for wheelchair.” Notunu yazdığım ve olumsuz yanıt almamanın rahatlığı ile temas kurmadım ama hata yaptım. Bu arada böle olumsuz bir durumda fiyat farkını karşılatırız diyen booking.com bu taahhütüne uymadı. Yani mutlaka bu konuda kesin emin olmadıkça yola çıkmayınız.

Bunun yanında gezi planlamaları yaparken istifade etmeyi düşündüğüm Hop on hop off otobüsünde de bir sürpriz yaşadım. İlk gün bindiğim otobüsün rampası yoktu. Halbuki tanıtımlarında tüm otobüslerin engelliye uygun olduğu yazıyordu. Bu nedenle turu bitirene kadar araçtan inmedik. Otobüs şoförleri beni gördüklerinde pek hoşnut olmuyorlardı. Bu nedenle huzurlu bir gezi olmadı. Çoğu durakta bu nedenle inmemeyi tercih ettik. Sonuçta işlerini yapıyorlar ama dediğim gibi memnuniyetsizlikleri gözlerinden okunuyordu. Bu otobüsleri daha evvel kullandığım Barselona da hiç böyle olumsuzluk yaşamadım. Ama gene de bunları tercih edin. Ben yaşadığım sıkıntıları aynen şirket yetkililerine bildirdim. Belki şoförlerine gerekli ikazları yaparlar.

image8
image7
image6

Bu arada hemen yazayım. Bu işi yapan birkaç firma var. Hatta bazılarının renkleri dahi ayni. Siz siz olun kırmızı otobüslerden üzerinde “Gray Line” yazanı kesinlikle tercih etmeyin. Adamlar engelli bölümüne katlanır 4 adet koltuk koymuşlar. Buraya normal yolcular haklı olarak oturduklarından, otobüs şoförü sizi araca almıyor. Söylendiğinizde ise “yetkililere şikayet edin” diyorlar. Bizim bilgisizliğimize geldi bilhassa Lisbon’da sıkıntı yaşadık. Sarı ve mavi renklilerde var ama onları incelemedim. Mutlaka engelli yerlerine bakmadan bilet almayın. Katlanır koltuk varsa o şirketten uzak durun. “engeiliyle uygun” denilen ve üzerinde engelli işareti bulunan otobüslerin bu uygulaması yanlış. Engelli insanları resmen kandırıyorlar. Bu konuda da şikayetimi bildirdim. Artık ne kadar değer veririler bilmiyorum.

Portekiz’in en güzel şehirlerinden bir olarak kabul edilen Porto’yu bahar aylarında gitmekte yarar var.Tabi bu benim gibi sıcağı sevmeyenler için geçerli. Yazın sıcaklık 40 derece oluyormuş. Yanınızdan şemsiyeyi eksik etmeyin. 12 bölgeden oluşan Porto’nun gezilecek yerleri 1.bölgede yer alıyor. Porto diğer şehirlere ve Lisbon’a göre ucuz bir şehir. Otel fiyatları da makul. Porto şehir merkezi 1996 yılından beri UNESCO Dünya Kültür mirası listesinde yer alıyor. Porto bir sahil şehri. Foz bölgesi Atlantik okyanusunu kıyısında yer alıyor. Bende ilk defa bir okyanusu burada gördüm.

image7
image9

Şimdi şehrin önemli yerlerini bir bir engelli gözü ile incelemeye başlayalım.

Aliados Meydanı

Yukarıdan aşağıya doğru bir eğime sahip olan Portonun en önemli meydanı. Yukarı bölümünde Meclis binası bulunmaktadır.Orta bölümü yayalara ayrılmış olan meydanın bu bölümünde sandalyeniz ile gezinebilir tarihi dokuyu ve atmosferi yaşayabilirsiniz. Porto gezintinizin başlangıç noktası olarak meclis binasının önünü seçerek yüksekten aşağıya doğru inmeye başlarsınız.

image14-3
image13-2
image12-2
image11-2
image10-2

Ribeira Bölgesi

Bu bölgeye ana yola (hop on hop off güzergâhından) en az meyilli yolundan ulaşmanız gerekmektedir. Zira inişler oldukça dik ve Sandalye için tehlikeli olabilir. Taksi ile gelirseniz aşağıya kadar indirmesini isteyiniz. İndikten sonra düz bir sokakta bir tarafta Douro nehri diğer tarafta rengârenk evleri seyrederek güzel bir gezinti yapabilirsiniz. Buradan ünlü demir köprüyü ve karşı sahilde bulunan Gaia’yı seyredin. Yol boyunca sıralanan kafelerin birinde mola verebilir, hediyelik eşya dükkanlarını gezebilirsiniz. Mutlaka gidilmesi gereken bir bölge. Buradaki lokantaların birinde Portekiz’in ünlü yiyecekleri olan Francesinha ve Bacalhau’nun tadına bakabilirsiniz. Bu bölgede uygun tuvalete rastlamadım, bilginiz olsun. Burası da UNESCO Dünya Miras Listesinde yer alıyor.

image16
image15
image19
image18
image17

Balhao Market

Aliados meydanından Caterina caddesine gidilen güzergahta yer alan bu kapalı Pazar yerini rahatça gezebilirsiniz. Hediyelik eşyanızı alabilir, yerel lezzetlerden tadabilirsiniz. Burada engelli tuvaleti bulunmamaktadır. Genel tuvalete gitmek zorunda kalırsanız ağır bir kokuya katlanmanız gerekmektedir. Maalesef gerçek, zira temizlik yok denecek kadar az. Zaten Porto gezinizde tuvalet ihtiyaçlarınızı iyi belirlemeniz gerekiyor.

image20

Katedra (SE)

Kadetral’in içine girmek mümkün olmasa da önündeki terastan enfes Porto ve Gaia manzarası seyredebilirsiniz. Kadetral’in içini benim gibi eşimin çektiği video’dan seyredebilirsiniz. Teras bölgesi düz ve sandalyeye uygun. Burada gezinerek hem kadetrali, hem de manzarayı seyredebilirsiniz. Hop on Hop off güzergahında bulunmaktadır.

image25
image23
image24
image22
image21

Clerigos Kulesi

Hop on Hop off güzergahında yer alıyor. Normal yoldan gelirseniz dik bir yokuşu göze almanız gerekir. Bu nedenle gezi otobüsünün asık suratlı şoförüne katlanmak seçeneği daha akıl karı. Biz dik yokuşu göze aldık ve bayağı yorulduk.Buradan yokuş aşağıya inip Lello kitapçısına ulaşabilirsiniz. Bu kule 1763 yılında inşa edilmiş ve 76 metre yükseklikte. Merdivenle çıkıldığından sadece önünde resim çektirmekle yetindik. Eşim bile 240 basamağı göze alamadı.

image28
image27
image26

San Francisco Kilisesi ve Borsa Sarayı

Güzergaha olan uzaklığı ve uzaktan görünen haşmetli merdivenleri nedeniyle sadece uzaktan seyretmekle yetindik. Engelliye uygunluğu veya tuvalet konusunda bilgi edinemedim. Zaten sanırım sizde buraları gezmeyi zorunlu olarak düşünmezsiniz.

Sao Bento Tren İstasyonu

Mutlaka görülmesi gereken 10 yerden birisi.20.000 mavi çinili fayansla Portekiz tarihi anlatılıyor. Ana kapısı merdivenli ama yandan düz ayak girişi mevcut. Salonda düz ayak. Rahatça gezebilirsiniz. İlginç bir yer. Bol bol fotoğraf çekin.

image32
image31
image30
image29

Foz Bölgesi

Tur otobüsü ile ulaşabileceğiniz Atlantik okyanusu kıyısı. Şehrin düz bölgesi. İlk durakta inin Kıyı boyunca sandalye ile rahatça gezebilirsiniz. İsterseniz ana yoldan isterseniz okyanusa daha yakın olan kıyı boyunca yapılan beton yoldan gidebilirsiniz. Burada yer alan kafelerde mola verip dinlenebilirsiniz. 3 km.lik yol üzerinde şehir parkı, akvaryum, quijo kalesi, Sao Joao Baptista kalesi ve passeio Alegre parkını görebilir, gezebilirsiniz. Orada olduğumuz gün deniz bol dalgalıydı. Muhteşem bir görüntü vardı. Yol üzerinde paralı tuvalet kabini vardı.İçine girmedim. Mutlaka gezilmesi gereken bir bölge. Mutlaka gidin ve bir okyanus ile buluşun.

image37
image36
image35
image34
image33

Lello Kitapçısı

Clerigus kulesinden tatlı bir meyille aşağıya doğru ilerleyin. 1906 yılında yapılan nefis bir yapıt. Giriş ücretli. Engelli olarak bu parayı vermeye gerek yok. Dışarıdan gördüğünüz kadar yerde gezebilirsiniz. Ama bu bile kalabalıktan zor olabilir. Merdivenlerden çıkamayacağınız için dışarıdan seyredin ve fotoğraf çekin.

image41
image40
image39
image38

Gaia Bölgesi

Portoda bulunan Douro nehri şehri ortadan bölüyor gibi gelebilir. Ancak karşı kıyı artık Porto değil.Başka bir şehir adı Gaia. Tur otobüsü ile ulaşabilirsiniz.Burada da yol boyunca sandalye ile rahatça gezebilir, nehri, nehirdeki eski şarap teknelerini, Louis köprüsünü ve karşıda bulunan muhteşem manzarası ile Ribeira bölgesini ve tarihi evlerini seyredebilirsiniz.

image46
image45
image44
image43
image42

Burada bir çok şarap fabrikası ve şarap mahzenleri ve kafeler bulunmaktadır. Bunları birisine girdim. Girişte lift bulunmakta.Şöyle bir dolaşabilir, alış veriş yapabilirsiniz. Şarapları tatmak ücretli. Bu konuda fazla bilgim olmadığından tatma işlemi yapmadan, benim gibi önünde bulunan kafede oturup bir şişe şarap açtırabilirsiniz.

image48
image47

Yarım günü burada rahatça geçirebilirsiniz. Burada bulunan ve tekerlekli sandalyeye uygun önlemlerin alındığı teleferiğe binip biraz daha yukarıdan bu eşsiz manzaraları görme imkanınız olabilir.

image51
image50
image49

Seealves Museum ve Parkı

Tur otobüslerinin güzergâhında bulunan bu müze ve bahçesi tekerlekli sandalyeye uygun. Meraklı iseniz belli bir ücret karşılığında bu müzeyi ve bahçesini gezebilirsiniz.

Santa Caterina Caddesi

Şehrin trafiğe kapalı ve ünlü bir caddesi. Hafif bir meyil var ancak fazla yormuyor. Bu cadde üzerinde yukarıda bahsettiğim dünyaca ünlü Majestic kafe, mavi cinili Almas Şapelini, Carmo ve Carmelitas kiliselerini görebilirsiniz. Ayrıca cadde üzerinde popüler mağazalar bulunmaktadır.

image52

Fado

Portekize gelipte “fado” dinlemeden olmaz diyerek adını daha önceden not aldığımız Guarny adlı (1933 yılında kurulmuş)mekana gittik. Mekan düz ayak ve tekerlekli sandalyeye uygun. Hem yemek yedik hem de bir kadının söylediği şarkıları dinledik. Fiyatlar makul geldi.Adam başı 20 euro. Fado kelime anlamıyla tam olarak bilinmese de “kader””alınyazısı”olarak tercüme edilebilir. Denize açılan Portekizlileringeride bıraktıkları eş veya yakınlarının onları bekledikleri uzun zaman boyunca yaktıkları ağıt olarak anlatılıyor.Açı, hüzün, isyan ve özlem hepsinin bir karışımı. Şarkıları söyleyen “fadista” (fado söyleyen kişilere verilen ad buymuş) tamamı nerdeyse siyah elbiselerle sahneye çıkıyor ve her şarkıdan önce şarkının hikayesini anlatıyor. Gitmişken, fazla pahalı olmadığı da düşünülerek eksik kalmasın derim.

image55
image54
image53

Burada bulunan ünlü tramvaylar tekerlekli sandalye için uygun değil. Sadece önünüzden geçerken seyrediniz. İlginç bir rotası olduğu söylenen bu tramvaylara binememek şehrin tarihi dar sokaklarını görememek yönünden bir kayıp sayılabilir. Siz yakın bir kafede dinlenirken, refakatçinizin bu ünlü tramvaya binebilir. Her zaman belirttiğim gibi ben yazılarımda mekanlar için kısa bir bilgi vermekle yetinmekteyim. Zira asıl amacım mekanların tekerlekli sandalyeye uygunluğunu ortaya koymaktır. Bu mekanlar hakkında bilgiyi bir çok gezi sitelerinden çok daha detaylı olarak alabilirsiniz.Sonuç olarak Porto yukarıda bahsettiğim iniş çıkışları nedeniyle yaşaması zor ama, iyi bir güzergah planlaması ile tekerlekli sandalye gezilebilecek güzel bir şehir.

Santa Caterina Caddesi

Engelliler için Sintra – Portekiz

By Yurt Dışı Seyahatler

Benden evvel bir engelli buraya gitseydi ve anılarını paylaşsaydı, ben kesinlikle buraya gitmezdim. Yarım günüme de yazık etmezdim. Neden diye sorarsanız burası  tekerlekli sandalyeye hiç uygun olmayan bir yer. Bütün yapacağınız istasyon çevresinde 200m.lik bir gezinti ve güç bela bineceğiniz kalabalık bir otobüs ile daracık virajlı yollarda bir tur. Lizbon’a trenle 40 dakika mesafede bulunan yöre küçük bir kasaba. Bölgede bulunan sarayları ile ün yapmış. En ünlüsü de Pena Sarayı. Bölge Portekiz’in gururu olarak belirtilmekte.Pena sarayıda ilginç mimarisi ve bahçesiyle Dünya miras Listesinde. Sağlıklı insanlar gidebilir.

Buraya gelebilmek için Lizbon’da bulunan Rossio tren garına gitmemiz gerekiyor. Zaten bu gardan sadece sintra yönüne tren kalkıyor.(10-20 dakikada bir) Çok güzel bir yapı olan bu gar Lizbon’un önemli yapıtlarından.(Bknz.Lisbon gezisi)  Tren zamanına kadar girişte bulunan cafede (starbucks) kahvenizi içebilirsiniz. Gerek gar ve gerekse tren ve paralı engelli tuvaleti ile engelliye uygun. Sadece bilet alırken engelli olduğunuzu belirtin. Biz belirttik ama özel kapısında beklememize rağmen o görevli gelmedi. Trenden bir kişi inerek yardım etti de trene binebildik. 

Aslında resimlerden görüldüğü gibi rampa sistemi var. Trene binice yolculuk esnasında tanıştık görevli ile. Bilmeden Kendisine kendisini şikayet ettik. Sintraya geldiğimizde bu sistem açılarak trenden indirildik. Dönüşte de gerek inerken ve gerek binerken yetkililer rampa sistemi ile vakit geçirmediler. İnsan gücünü tercih ettiler. Londra’daki trene binişimi hatırlayınca bu tedbirsiz uygulamayı bayağı yadırgadım. Ülkeler arasındaki farkı böylece gözlemlemiş olduk.
Trenden ininse hemen yanında bulunan 434 no.gezi otobüsü kalkıyor. Bilet aldık ve biraz bekledik ve otobüs geldi. Engelliye uygun olan otobüse bindik. 

Dar bir yolda ve sürekli virajlarla dağa tırmanmaya başladık. Bizim doğu Karadeniz’i andıran bir yeşillik vardı. Şehir içini görme imkanımız oldu. Bu dik yokuşları ve arabaların zor sığdığı yolda tekerlekli sandalye ile gezmek imkansız. Gezi otobüsü her durakta aldığı yolcularla dolulukta bizim otobüslere rakip oldu. Hani belki ineriz de sarayı görebiliriz dediğimiz pena durağına geldiğimizde uzun bir kuyrukla karşılaştık.(Otobüsten çektiğim resimler)

Yani insen bir daha binmek imkansız. Sağ olsun şoför hemen geldi ama onun bakışları da umutsuzdu. Zaten hava yağmurlu ve serin, dik bir yokuş ve kalabalık nedeniyle inmeyi düşünmedik.Bu kadar olumsuzlukta inmek mümkün değildi. Otobüse son kuyruktakilerde  binince nefes almak bile zorlaştı.

Bu nedenle etrafı bile tam olarak göremedik. Neyse otobüs turu tamamladı ve bindiğimiz durakta indik. Penayı göremediğimiz için üzgündük. Belirttiğim 200 metre düz yerde bulunan bir iki dükkanda alış veriş yapıp tekrar trene bindik. Bence Portekiz gezinizde Sintrayı düşünmeyin.Paranız ve zamanınız size kalsın. Ama mutlaka görmem lazım derseniz yukarıda anlattıklarımla yetineceksiniz.

Engelliler için Londra

By Yurt Dışı Seyahatler

Sizlere bu yazımda yakın geçmişte yapmış olduğum Londra seyahati hakkında izlenimlerimi sizlere iletmek istiyorum. Yararlı olması ümit ederim.Öncelikle belirmeliyim ki Londra tüm engelli grupları için çok uygun bir kent. Görme engelliler için kaldırımlardaki kabartmalar, duyma engelliler için sesli uyarı sistemleri her yerde bulunmakta. Ama geçen yazılarımda belirttiğim gibi tekerlekli sandalyede yaşayan bir engelli olarak gözlemlerim daha çok fiziksel düzenlemeler ile ilgili olacaktır. Daha önceki gezilerimde olduğu gibi gerek hava limanında ve gerekse THY uçağında yeterli düzeyde hizmet aldığımı belirtmek isterim. Ancak üzerinde durmak istediğim iki konu olacak. Birincisi kabın içi araç olarak adlandırılan bizim gibi fiziksel engellilerin uçağın içindeki ulaşımı sağlayan araçlardan bahsetmek istiyorum. Bizdeki araçlarda güvenlik yeterli düzeyde değil. Sadece belinize bağlanan bir kemerle yetinmek durumdayız. Halbuki yurt dışındaki alanlarda bu araçlarda göğsünüzü çaprazlama saran iki adet kemerin yanında bacakları saran 3. bir kemer bulunmakta. Bu durumda bu sandalyeden düşme olasılığınız sıfır. Ben şahsen bizdeki sandalyelerde devamlı denge sorunu yaşamaktayım. Bir defasında da bu nedenle uçağın girişinde yere düşmüş epey zorluklar yaşamıştım. Ayrıca bizdeki sandalyelerde ayakları oturtma sorunu bulunmaktadır. Ayak koyma kısımları yeterli büyüklükte olmadığından sürekli ayaklar kaymaktadır. Bu durumu bir yazı ile ilgili kurumlara bildirmeyi düşünüyorum. İkinci olay ise diğer havaalanlarında bulunan engellilere hizmet alanları konusundadır. Her türlü engelli gruplarına hizmet veren bir anlayışla çalışan bu merkezlerin (tüm detayları anlatmak uzun zaman alacaktır)bizdeki alanlarda da bulunması önemli bir isteğimizdir.

Londra Gatwick havalanı


Seyahatimizin başlangıç noktası Gatwick havaalanı engelliler için tüm önlemlerin alındığı bir havaalanıdır. Engelliler için orta yerinde yeterli büyüklükte bir alan ayrılmış buradaki görevliler tüm engelli ve yaşlı yolculara hizmet vermektedir. Alanda her tuvalette engelliler için ayrı bir bölüm bulunmaktadır.

İndiğiniz terminale göre şatıl denilen raylı bir sistemle Londra merkez de gitmek istediğiniz tren istasyonuna ücretsiz olarak ulaşılabilmektedir Belirttiğim tren istasyonundan gideceğiniz yere sizi ulaştıracak bir tren hattı bulunmaktadır. İlk bakışta karışık olan istasyonda bir görevli bizi gideceğimiz hatta kadar bizlere refakat etmiş ve istasyondaki görevliye bizi teslim etmiştir. Ulaşım bölümünde verilen hizmetler daha detaylı olarak belirtilecektir.

Londra’da ulaşım

Londra’da tüm ulaşım araçları engellilere dönük olarak dizayn edilmiştir. Burada şehir içi ulaşım sorunu tamamıyla çözülmüş, çeşitli ulaşım araçları engelli insanlar gidecekleri yere rahatlıkla ulaştırmaktadır. Bu yazılarımızda ana amacımız engelli ulaşımı olduğu için genel ulaşım araçlarından detaylı bahsedilmeyecektir. Geçen gezilerimde olduğu gibi tercihimiz genelde otobüslerle olduğu için öncelikle bunlara değinmek isterim

Otobüs 

Londra’da şehir içi ulaşımımda otobüsler önemli yer tutmaktadır. Her durakta duraktan geçen hatlar belirtilmekte ve o hatların hangi duraklarda haritalar ve hat planlarında görülmektedir.Kaç dakikada bir otobüslerin geldiği bu panolarda belirtilmektedir. Ben şahsen hiçbir durakta azami 10 dakikadan fazla beklemedim. Ortalama bekleme süremiz beş dakika olmuştur. Tüm otobüsler engellilere uygun ve hepsinde otomatik açılan rampalar bulunmakta, otobüs içinde engelliler için özel bölüm bulunmaktadır. Biz günlük gezilerimize saat ondan sora başladığımızdan daha erken saatlerdeki olası yoğunluğu yaşamadık. Tüm duraklardaki kaldırımlar da bu rampalara uygun biçimde yapılmıştır. Bu arada tüm Londra’da kaldırımları engellilere uygun şekilde inşa edildiğini belirtmek isterim.

Kaldırımlarda bir engel veya bir araç görmeniz mümkün değildir. Otobüs şoförüne kendinizi gösterip bineceğinizi işaret ettiğinizde otobüs hemen uygun bir şekilde durağa yanaşmaktadır. Otobüslerin içinde gerek sesli ikazlarla ve gerekse kayan yazılarla hangi durakta olduğunuz ve gelecek olan durak belirtilmektedir. Otobüs önce ön kapısını açmakta ve yolcuları almaktadır. Burada şoföre soru sormanız mümkündür. Tüm şoförler her konuda size yardımcı olmaktadır. Hatta bazı şöferler işaret yapmasanız da size nereye gittiğinizi sormakta eğer o duraktan geçen bir otobüs varsa size o otobüsün numarasını vermektedirler. Zira bazen gitmek istediğiniz yer ile yakındaki durağın adı bir olmamaktadır. Bunu sorduğunuzda o yere yakın giden hattı ve durağın adını hemen söylemektedirler. Önden yolcu alımı bittiğinde inen olcular için orta kapıyı açmakta ve normal yolcuları indirmektedirler. Rampalar orta kapıda yolcu indirme kapısında bulunmaktadır. Ondan sonra kapı kapanmakta bir ikaz sesi ile birlikte önce rampa açılmakta o açıldıktan sonra ise kapı açılmaktadır. Siz bu rampadan otobüse girip hemen karşısında bulunan size ayrılmış bölüme geçtiğinizde kapı kapanmaktadır. Yani şoförler hiçbir şekilde iki işi bir arada yapmamakta, sizin güvenliğinizi hiçbir zaman tehlikeye sokmamaktadırlar. Otobüse girdiğinizde eğer o bölümde insanlar varsa hemen o bölümü terk etmektedirler. Kimse ile hiçbir şekilde tartışmanız mümkün olmamaktadır. Bu bölümler tekerlekli sandalyeliler ile pusetli yolcular için ayrıldığı açıkça belirtilmekte, bunun yanın ada pusetli yolcuların eğer engelli yolcu gelirse bu yeri terk etmeleri gerektiği gene yazılı olarak belirtilmektedir. Bir keresinde ben pusetli yolcuya rahatsız olmamasını söyleyip, kenarda beklediğimde otobüs şoförü hemen yanımıza gelmiş ve pusetli anneye orayı terk etmesini, aksi halde kendisinin cezalandırılacağını söyleyerek o annenin orayı terk etmesini sağlamıştır. Biz genelde otobüse binerken şoföre hangi durakta ineceğimizi söyleyip tedbirimizi almak istedik. Bunu yanında istediğimiz durağa gelmek üzere iken ikaz düğmesine de basmayı ihmal etmedik. İnerken de ayni önlemleri alan şoför biz inene kadar gerekli önlemleri hiçbir ihmale yer vermeden yerine getirmektedir. İşinde gerekli hassasiyeti buradaki tüm ulaşım araçlarındaki sürücülerde, hiçbir istisna olmadan uygulandığını görmeniz mümkündür.

Tren

 Havaalanından şehre gelmek için kullandığım tren hakkında bilgi vermek istiyorum. İstasyonda tren beklerken bir görevlinin istasyonda bulunan seyyar bir rampa ile hazırlandığını gördüm. Tren geldi ve belli bir vagonunun kapısı açıldı. Rampayı yerleştirdi ve ben bu rampayı kullanarak içeriye girdim. Bu vagonun bir bölümü tekerlekli sandalyeliler için dizayn edilmişti. Fotoğraflarda da görüldüğü gibi burada engellilere uygun bir tuvalet bulunmaktaydı. Vardığımız durakta bizi gene bir görevli elinde rampa ile bekliyordu. Yani her yönü ile sorunsuz bir tren yolculuğu yaptık.

Hafif raylı ulaşım 

Bu ulaşım aracını iki defa kullandım. Gene ayni tren yolculuğunda olduğu gibi görevliler rampa hizmetini verdiler. İkici yolculuğumda ara bir istasyondan bindiğimiz için olacak tek görevli bilet satış bölümünde bulunan bir kadın görevliydi. Biz asansöre binip istasyona çıktık. Ortada bir görevli yoktu. Bir müddet sonra bilet satan kadın geldi ve rampayı alıp beklemeye başladı. Bizi gene güvenli şekilde araca bindirdi. Binmeden önce görevliye madam tussaud’s müzesine gitmemiz gerektiğini söyledik. Oda bize İngilizce fazlada anlamadığım şekilde bir şeyler söyledi. Neyse inmemiz gereken istasyonda gene ayni şekilde indirildik. Bizi özel bir bölüme aldılar ve beklememizi söylediler. On dakika sonra bizi bu bölümden alıp dışarıya çıkardılar. Orada klasik Londra taksilerinden biri bizi beklemekteydi. Taksici özel rampasını açıp bizi içeri aldı. Yaklaşık 20 dakika süren bir yolculuk yaptık. Gözüm taksimetrede bir yandan da bize sormadan niye taksiye bindirdiler diye aramızda konuştur. Olur ya insanını yanında parası olmaz. Taksimetre 32 (yaklaşık 120 tl)sterlin yazarken müzenin önüne geldik. Şoför bizi indirdi. Bizde parayı uzattık. Ama şoför parayı almadı. Bunun ulaşım sisteminin bir hizmeti olduğunu söyledi. Bakakaldık ve teşekkür ettik. Böyle bir hizmet beklemiyorduk. Mahcup olduk dersem yeridir.

Taksi 

 Bilindiği gibi Londra taksileri ilginç görünüşleri ile şehrin simgeleri arasındadır. Bu ilginçliğinin yanında önemli bir özellikleri var. İstinasız hepsinde araca monte edilmiş rampalar mevcut. Şoför hemen inip bu rampayı açıyor. Sandalye ile birlikte araca biniyorsunuz. Darısı ülkemize demekten kendimi alıkoyamıyorum

Oyster kart

Bizde de bir benzeri olan bu kartı iner inmez alın. Her önemli istasyonlarda bulunuyor. Depozitosu ( 5 sterlin)ile birlikte 30 sterlin verip bir hafta her türlü (otobüs, metro,raylı sistem) ulaşım aracına biniyorsunuz. Mutlaka alınması gereken bir kart.

Londra’da yağmur

 Londra yağmuru ile bilinen bir kent. Hemen hemen herkesin elinde şemsiye var. Gerçekten iyi yağıyor. Ama hayrettir, bu kadar yağmur yağan yerde birazcık çamur olmaz mı, su birikintisi olmaz mı? Ama yok. Tekerlekli sandalye ile bu kadar yağmur altında hiçbir güçlük yaşamadı. Tabi ıslanmak hariç.

Londra Gezilecek Yerler 

Londra da bir çok gezilecek görülecek yerler var. Ben bir fiil gezdiğim bu yerleri bir engelli gözü ile aktaracağım. Aşağıda göreceğiniz gibi tekerlekli sandalye ile Londra’nın bu önemli mekanlarını gezerek görerek inceledim. Bütün bu yerlerin ortak özelliği engelli insanlara uygun olmalarıdır. Büyük bölümünde normal bir insanın girip, tekerlekli sandalyeli insanın giremediği fazla bir yer yoktu. Görevliler bilinçli ve yardımcı tutumları ile her daim yanımızdaydı. Güler yüzlü ve disiplinli davranış içindeydiler. Güvenlikten hiçbir zaman taviz vermedikleri gibi eğer siz bunların dışında bir davranışta bulunursanız sizleri de tatlı sert ikaz etmekten de çekinmiyorlardı. Bu yerler hakkında diğer detaylı bilgileri başka kaynaklardan rahatça bulabilirsiniz. Tüm kaldırımlar tekerlekli sandalyeye uygun düzenlenmiş. En ufak sorun yaşanmıyor. Tek başınıza rahatça gezebilirisiniz. Bu arada tüm kafeler ve yemek yerleri uygun. Bu yerlerin çoğunda ve önemli merkezlerde engelli tuvaletleri var. Merkezi yerlerdeki tuvaletlerin kapısı kilitli, görevliyi çağırıp açtırabiliyorsunuz. Zira burada da bizde de olduğu gibi engelli tuvaletlerine normal insanlar girebiliyor. Bu duruma birkaç alışveriş merkezinde rastladım. Şehirde belli güzergahta önemli mekanlar bulunduğundan biz gezimizi yaya olarak yaptık. Hyde parktan Big Ben’e kadar yaya olarak gidebilirsiniz. Tabi biraz yorulmayı göze alarak.

Hyde park 

Londra’da bulunan bir çok parktan en tanınanı olan bu park suni gölü, ağaçları, yeşilliği, iççinde bulunan kuşları ve bilhassa insanlarla yakınlaşan sincapları ile ilgi çeken bir yer. Tümüyle tekerlekli sandalyeye uygun bir mekan. Genellikle düz olan mekânda zorlanmadan gezilebilir ve içerisinde bulunan kafelere rahatça girebilirsiniz. Ancak bu parkın her yerini gezmek kolay değil. Hem yorucu hem de uzun zaman ayırmanız gerekir. Parkın içinde engelli tuvaleti bulunmaktadır. Parka ulaşmak kolay. Birçok otobüs hattı buraya gelmekte ve yakınında metro bulunmaktadır. Parkın içinde bulunan Albert Memorial anıtını ve karşısında bulunan Rober Albert Hall binası görülmesi gereken, ulaşılması kolay yerler.

Victoria and Albert Museum 

Londra’nın önemli müzelerinden biri olan müzede görebildiğim kadar tekerlekli sandalye ile her yere ulaşmak mümkün. Görebildiğim kadar diyorum zira burayı öyle 1-2 saatte gezmek mümkün değil. Sanırım tümünü gezmek 1-2 günü bulur. Müzede genelde her tuvaletin yanında engelli tuvaletleri bulunmaktadır.

Buckingham Palace

İngiliz kraliyet sarayına Hyde parktan çıkıp Wellington Arch anıtının yanından ve Green park ve sarayın bahçesinin arasından güzel ve rahat bir yürüyüş ile kısa sürede ulaşmak mümkün. Sarayı dışarıdan seyredebilir ve fotoğraf çekebilirsiniz. Eğer saat 11 çıvarında ordaysanız nöbet değişim törenini de izleyebilirsiniz.

Guard Museum –10 Dowing Street (Başbakanlık konutu)

Buckingham sarayından Big Ben’e doğru giderken yol üzerinde yer alan bu müzenin önünde atlarla ve görevliler ile poz vermeniz mümkün. Gene ayni yol üzerinde yer alan ve İngiliz Başbakanın konutunun bulunduğu ünlü dowing street ‘i ve 10 no.lu Başbakanlık konutunu görmeniz mümkün. Tabi Sokağa girmek yasak. Uzaktan bakabilirsiniz. Uzaktan ama hayretle bakıyorsunuz. Birleşik Krallığın en önemli kişisinin oturduğu mekanın mütevaziliğine.

Big Ben – Westminster Hall – Houses of Parliament

Hyde parktan başlayan yolculuğumuzda şimdiki durağımız olan Londra’nın en önemli sembolü olan Big Beng saat kulesine ulaştık. Devamlı belirttiğim gibi tekerlekli sandalye ile rahatça ve bir sorun yaşamadan yapılan yolculukla. Kaldırımlar sorunsuz meyiller yeterli ve yolunuzu kesen bir araç olmadan. Tabi sürekli yağan yağmuru saymasak. Bu kadar yağmur yağan ama ufacık bile su birikintisi olmayan, su sıçrar endişesi yaşamadan yapılan bir yolculukla. Ama bu şehre seyahat yapmayı düşünürseniz mutlaka tekerlekli sandalye kullanıcılarına uygun bir yağmurluk alınız. Yoksa su sıçraması olmaksızın da yağan yağmurda tepeden tırnağa ıslanmanız mümkün. Big Ben gerçekten muhteşem bir yapı. Etrafında bol bol fotoğraf çekebilirsiniz. İngiltere parlamento binasının bir kulesi olan Big Bengi izlerken parlamento binasının da güzelliğine ve heybetine hayran kalmamanız mümkün değil.

London Eyes

Bir yandan big Bengi izlerken gözünüz hemen nehrin karşısındaki bu muhteşem dönme dolaba takılıyor. Eğer hala yorulmadıysanız köprüyü geçip bu ilginç dönme dolaba rahatça ulaşmanız mümkün. Bu yolculuklarda yorulmanız halinde hemen bir otobüse binebilirsiniz. 1-2 durak sonra istediğiniz yere yorulmadan ulaşabilirsiniz. Zira belirttiğim gibi otobüslere inip binme bir engelli için hiçbir sorun yaratmamaktadır. London Eyes’e ulaştığınızda bilet kuyruğu ve buna bağlı olarak dönme dolaba girme kuyruğu dikkatinizi çekiyor. Ancak kapsül şeklinde olan dolaplar bir çok insanı alabildiğinden kuyruklar çabuk ilerliyor. Bilet kuyruğunda bir kolaylık görmedik. Zaten kuyruk çok uzun değildi. Ama mesela bir Eyfel kulesin’deki alaka ve hizmet yoktu. Bilet aldıktan sonra dolaba binme kuyruğunda ise tekerlekli sandalye için yapılan kapıdan girerek mevcut kuyrukta beklemeden sıranın başına alındık. Tek kolaylık buydu. 30 dakika süren çok yavaş bir tur atıp Londra’nın bir bölümünü yukardan izleme olanağı bulduk.

Piccadilly Circuc – Picccadilly – Lencester square – Oxford Street- m&m mağazası-fish and cips 

Londra’nın tanınmış mağazalarının bulunduğu önemli alışveriş caddeleri olan Piccadilly ve Oxford caddeleri görülmesi gereken yerler arasında. Gene bunları birbirine bağlayan Regent Street rahatça gezilebilecek bir cadde. Önemli markaları ve mağazaları buralarda görebilirsiniz. Bunları üzerinde bulunan Piccadilly Circuc ve Lencester square meydanları londranın hareketli ve yoğun merkezleri. Buraları da enerjiniz nispetinde rahatça bir engelle karşılaşmadan gezebiliyor ve Londra’nın yaşamına dahil olabiliyorsunuz. Sanırım geçe hayatının önemli yerleri bu mekânlarda yer alıyor. Yemek mekanları Lencester square da bolca var. En tanınan yemeği olan Fish and cips’i burada bulunan bir lokantada yedik. (porsiyonu 10 sterlin çıvarında) Tüm mekanların girişi tekerlekli sandalyeye uygun. Gerekli yerlerde rampalar yer almakta.

Trafalgar Meydanı – National Gallery – Nelson’s Column

Londranın önemli bir meydanı. Her tarafına ulaşmak mümkün. Seyyar tuvaletler var ve engelliler için uygun. Meydana bakan önemli bir binada bulunan National Galeri müzesi engelliye uygun olup, içinde engelli tuvaleti bulunmaktadır.

Nehir (Thames) Yolculuğu

Her yönü ile tekerlekli sandalye uygun sadece içeride özel bir yok. Ön tarafta boş bulduğumuz bir yere park edip yolculuğa başladık. Sanırım bindiğimiz tekne gezi teknesinden çok şehir içi ulaşıma hizmet ediyordu. Zira her iskeleye uğradık. Ama iyi oldu daha fazla şehri izleme olasılığımız oldu. Tekneye inip binmede hiçbir sıkıntı yaşamadık. Bu gezimizde şehir merkezine nispeten uzak olan Londra kalesini ve muhteşem bir yapı olan Tower Bridge’yi yakından görme imkanına sahip olduk.Bu yolculuğu yapmanızı tavsiye ederim. Biz bu yolculuğa London Eye’nin önünden başladık. Son durakta inip, başka bir tekne ile ayni yolculuğu yapıp ayni iskelede indik.

Madame Tussaud’s Regent’s Park

Bu müzeye ulaşma maceramızı yukarıda anlatmıştım. Buraya her türlü araçla ulaşmanız mümkün.Otobüs ve metro durakları hemen yakınında. Bu ünlü müzeyi Pazar günü gezdik. Belki bu yüzden uzun bir kuyruk karşıladı bizi. Biz mutlaka özel bir hizmet vardır diye dışarıdan kapıya doğru yanaştık. Aslında kapıda engelli işareti vardı ama diğer insanlarda ayni yerden içeri alındığından kapıda önemli yığılma vardı. Yanaştığım yerden bir görevliye zorda olsa kendimizi gösterdik. Kısa bir süre sonra alında not aldığı dosya bulunan görevli yanımıza geldi. Kişisel bilgilerimi aldı. Bana saat ikide burada olun dedi. Elindeki listeye bizi kayıt etti. Önceleri bu durumu yadırgadım ama sonra içeri girince buna hak verdim. Zira içerisi hem kalabalık hem de tekerlekli sandalyelilere yardımcı olan görevliler sınırlı olduğundan sırayla almaları normaldi. Girmemize 3 saate yakın süre vardı. Yakında olan ve gezi programımızda bulunan regent’s parka yöneldik. Düz bir yolda rahatça bu geniş bir alana yayılan parka ulaştık. Yol üzerinde Sherlock Holmes müzesini görünce, vaktimizde olduğundan programımızda olmasa da burayı gezmek istedik. Ama maalesef buranın tekerlekli sandalyeye uygun olmadığını öğrendik. Parka doğru gitmeye devam ettik. Aslında bir saat ayırmayı düşündüğümüz bu parkta mecburen iki saatten fazla zaman geçirdik. Gene ayni düzen ayni rahat ulaşım, tertemiz ve yemyeşil bir park. Kafesinde bir şeyler atıştırıp, kahvelerimizi içtik. Güvercinlere yem verdik. Verilen randevuya daha 45 dakika olmasına rağmen müzeye döndük. Görevliler bir sorun çıkarmadılar ve iyi bir ücret ödeyerek müzeye girdik. Bir görevli bize beklememizi söyledi. Zira görüldüğü gibi heybetli merdivenlerle üst kata çıkılıyordu. Biraz bekledik, yetkililer geldi ve bizi asansöre götürdü. Üç kattan oluşan müzede her kat değişiminde hemen yanımızda bir yetkili belirdi. Asansöre bindirdi ve indirdi. Muntazam bir yardım vardı. Çok kalabalık ve her ünlü ile resim çektirmek isteyen ziyaretçiler yüzünden gezi uzun sürebilir. Tabi her ünlü ile resim çektirmeyi düşünürseniz. Biz hem kalabalıktan hem de fazla resim çektirmeyi düşünmediğimizden bu yoğun ve kalabalık ortamda fazla duramadık. Bu müzenin en değerli heykeli olan sevgili Atamızın heykeli ile bolca resim çektirdik. Gerçekten heykeller ve bilhassa bazıları çok gerçekçi duruyorlar. Hatta bir ara gerçek bir insanı bile heykel zannettiğimiz oldu. Ama adamda gerekten heykel gibi duruyordu. Onu ünlü biri zannedip resim çektiren ziyaretçiler bile oldu. Bazı ünlü heykellerle resim çektirip belirttiğim gibi bu kalabalık ortamda fazla duramadan, alt katındaki işkence odalarının, korkunç canlandırma sahnelerin bulunduğu mekanı gezip çıkışa yöneldik.Tam o anda bir görevli yanımıza yanaştı ve bir kapı açtı. 4-5 basamak bulunan merdiveni gösterip çıkıp çıkamıyacagımı sordu. Belli ki başka bir bölüme götürmek istiyordu ama ben bunun mümkün olmadığını söyledim. Bu yanıtım üzerine bizi dış kapıya doğru götürdü. Böyle bir müzede bu durumun yaşanmasına hayret ettim. Müzeden dışarı çıktık. Ama görevli hala yanımızdaydı. Herhalde bize durağa kadar refakat edecek diye düşündüm. Ama görevli bizi başka bir kapıdan tekrar müzeye soktu. Biraz evvel giremediğimiz bölüme rahatça ulaştık. Burası 4D bir animasyon filmi gösterilen bir sinema salonuydu. Görevli filmi en iyi görebilecek bir yerde ayrılan bölüme kadar bana refakat etti. İlginç bir animasyon seri ile müze ziyaretimiz sonlandı. Gene görevli gelip çıkışa kadar yol gösterdi. Burası uzun uzun anlattığım gibi her yönü ile tekerlekli sandalyeye uygun dizayn edilmiş. Müzenin her tarafına ulaşmanız mümkün. Zaten çok büyük mekan değil. Engelli tuvaleti mevcut. Biraz pahalı gibi ama gezmeğe değer.

British Museum 

Avrupanın ikinci büyük müzesi olan bu müzede diğer bu boyuttaki müzeler gibi gezmekle bitmeyecek büyüklükte. Bizim gibi sınırlı zamana sahip olanlar için sadece belli yerlerini gezme şansınız oluyor. Mumyaları ile meşhur Mısır bölümü başta olmak üzere vaktimiz oranında müzenin belli yerlerini gezdik. Her yer engelliye uygun. Asansörlerle her yere ulaşmak mümkün gibi. Gibi diyorum zira bu tip müzelerin tamamını gezmek belirttiğim gibi vakit açısından mümkün değil. Engelli tuvaletleri mevcut. Bu arada bir husus dikkatimi çekti. Sadece burada değil. Müstakil engelli tuvaleti olmayan mekânlarda engelli tuvaletleri genellikle bayan tuvaletlerinin içinde oluyor. Yorum size ait. Yoğun olan tuvaletlere bu nedenle girememe sorunu yaşadım. Engellide olsan bayan tuvaletine girmek mümkün değil. Rahatça ulaşabileceğiniz ve gezebileceğiniz bir müze.

St Paul’s Cathedral

İngiltere’nin en büyük ikinci kadetrali olan bu mekâna girmek için engelli giriş kapısı bulmak biraz zordu. Binanın sessiz bir köşesinde yer alan bu kapıda görevlide yoktu. Eşim ön kapıdan girip bir görevli aradı. Kısa bir bekleyişten sonra kapı açıldı bir dini görevli bizi içeri aldı. Sanırım içeride bir ayin olması nedeniyle geliş saatimizi beğenmemişti. Neyde asansöre bindik ve ana salona girdik. Salon oldukça dolu ve insanlar söylenen şarkılara iştirak ediyorlardı. Bizimde elimize şarkıların sözleri bulunan kartlar verdiler. Tabi biz sadece dinledik. Gelişimizdeki memnuniyetsizliği gördüğümüz için ayini sonuna kadar bekledik. Bitişte başka bir daha güler yüzlü yetkili bizi geldiğimiz yoldan geri götürdü.resim çekmek yasak ama fotoğraf çeken bir iki kişi görünce bende 1-2 poz çektim. Ama zor şartlarda çekilmiş fotoğraflardı. Muhteşem bir katedral, engelli için ziyaret mümkün. Rahatça gezebilirsiniz. Ulaşımı da kolay.

Science Museum – Natural History Museum- Harrods mağazası

Ayni cadde üzerine birbirine komşu olan bu iki önemli müzeyi sınılı zaman aralığında gezme imkanı bulduk. British Museum için yazdığım bu müzeler için bilhassa devasa Natural History Museum içinde geçerli. Bir iki günde ancak gezilir. Bilim müzesi çok ilginç. Bilhassa bilime ilgi duyanlar için ve okuma cağındaki çocuklar için tam bir laboratuar. Keşke benzeri bizde de olsa da gençlerimiz ve çocuklarımız istifade etse diye düşünmeden edemiyor insan. Müzenin girişinde uzun bir yürüyen merdiven güneşe benzer bir gezegene giriş yapıyor. İlginç ve muazzam bir görüntü. Tabi bizler bu bölüme asansörle ulaşabiliyoruz. Burada tüm doğal felaketlere bire bir şahit oluyorsunuz. Bir market konseptinde Oluşturulan platformda kobe depremini aynen yaşatıyorlar. Her iki müzede ücretsiz , engelliye uygun ve engelli tuvaletleri mevcut. Mutlaka görün. Ayni caddenin devamında düz ve sorunsuz kaldırımlarda hyde parka doğru ilerlerken önemli bir alış veriş merkezi olan Harrods mağazasını ulaşabilirsiniz. İhtişamlı çok katlı bir mağaza. Zaten pahalı bir şehir olan Londra’nın ekstra pahalı bir mağazası. Alış veriş mecburiyeti yok bizim gibi sadece gezmeniz ve görmeniz mümkün. Görmedim demesiniz. Her şeyi ile engelliye uygun. Ama şunu da söyleyebiliriz ki bizdeki gibi her yer AVM değil. Bizdeki gibi bir AVM görmedim, gezdiğim yerlerde. Bizdeki pasaj diye nitelendirilen yerlerden var.

Camdan Str.

Pahalı Londra’nın ucuz bir semtini görmek isterseniz buraya bir otobüs ile ulaşmanız mümkün. Bizdeki giyim pazarları ayarında bir yer. Kalabalık bir cadde. Merak ederseniz ve vaktiniz varsa gidin ama görülmesi gerekli bir yer değil.

Simgeler

Londra diyince akla gelen simgelerden olan telefon kulübelerine ve iki katlı otobüslerine her zaman rastlamanız mümkün. Tabi otobüslerin sadece iki katlı olmasının (bizde de olduğu gibi) dışında o eski otobüslerle ilgisi yok. Ama bir iki defa o eski otobüslere rastladım. Ayrıca en eskileri olmasa da halen görev yapan eski model otobüslere de rastlamak mümkün. Telefon kulübelerine de her yerde rastlamak mümkün. Günümüzde işlevsel olmasa da simgesel olarak korunmuşlar . Bunların yanında gene simgesel olan posta kutularına da rastlamak mümkün. Bu arada ayni tip ve yıllarca tipi fazla değişmeyen taksilerini de unutmamak lazım. Hele tekerlekli sandalye ile buna binme imkanı bulmak çok güzeldi. Belirttiğim gibi taksilerin hepsinde rampa mevcut. Giderseniz mutlaka binin.

Kaça mal oldu

THY’den uygun bir bilet ve booking com.dan ucuz bir otel bulmanız mümkün. Bunun dışında vize işlemi içinde para ödemeniz gerektiğini de unutmayın. Londra’da 6 gece 7 gün kaldık. Otel ve uçak hariç yukarıdaki tüm gezdiğimiz yerler, yemek içmek, şehir içi ulaşım dahil Türk parası ile bin TL civarında ödemeniz yeterli. Tabi alışverişler ve iyi bir lokantada yediğiniz yemekler bunun dışında. İmkanınız varsa bu geziyi mutlaka yapın. Notlarımda gördüğünüz gibi bu şehirde engelli bir insan için hiçbir engel yok. Böyle bir şehirde yaşamak bir engelli için büyük bir şans. Darısı bizlerin başına. Ama mümkünmü belki ama bunun için yıllar ve eğitim gerekli.

Engelliler için Sakız Adası

By Yurt Dışı Seyahatler

Sakız adası
İstanbul’dan Çeşme’den kalkan feribot için gidiş dönüş biletleri aldıktan sonra bir geçe kalmayı düşündüğümüz Sakız adası için otel aramaya başladık. Booking.com aracılığı ile sanırım adanın tek.sandalyeye uygun tek otelinden yer ayırttım. Tahmin edersiniz ki gene maalesef en pahalı oteliydi. Zira engelliye uygun tek otel orasıydı.

Arabamla Çeşme’ye ulaştıktan sonra yakın bir yere park edip feribota yönlendik. Kısa bir yolculuktan sonra adaya ulaştık. Gümrük görevlisi bizi fark eder etmez yanımız gelip bizi ayrı bir kapıdan içeri soktu. Kısa bir işlemden sonra işlemlerimiz bitirildi.Daha önceki planlamamız dahilinde  araba kiralama işlemine koyulduk. İyi bir pazarlık yaparak (sizde mutlaka yapın) aracımızı kiraladık ve otelimize yöneldik.Otele yerleştikten sonra  arabamız binip önce güney tarafına doğru yolculuğa başladık. Belirlediğimiz yerleri tek tek gezdik. Genelde araç içinde yaptık bu geziyi. Ancak köylerin merkezi yerleri tek.sandalyeye  uygundu. Birkaç kez inip kafelerde oturduk. Plajlara uğradık.

Akşam turu bitirip otele döndük. Sahil boyunca dizilen bir çok lokanta ve kafeler bulunmaktadır. Sahil boyu tamamen düz ve sandalyeye uygun. Yürüyüş bandında bir tek sandalye bile taşmamıştı. Çeşmede çektiğimiz sıkıntıdan sonra bu düzen takdirimizi aldı doğrusu. Lokantalardan birisine oturarak deniz ürünleri ağırlıklı yemeğimizi yedil. Fiyatlar uygun ölçülerde ve yemekler bayağı lezzetliydi.

Gerek lokantalar gerek kafeler ve belirttiğim gibi sahil boyu her yönü ile tekerlekli sandalyeye uygun olması bizim hiç zorlamadan gezmemizi sağladı.İkici gün bu sefer adanın kuzey kısmına yöneldik. Sahilde bulunan köylerin birinde mola verip denizin hemen dibindeki kafelerinde oturduk. Her şey tek.sandalyeye uygundu.

Uzun kalma düşüncesindeyseniz denize girme imkanı  var. Ama biz kısa kaldığımızdan denize girmedik.Akşam üstüne doğru aracımız teslim edip feribota yöneldik. Bu arada benzincilerde pompalar kartla çalışmakta, hiçbir görevli yoktu. Tecrübemiz olmadığından ödemeyi yaptığımız halde benzini alamadık. Bu nedenle teslim anın da bayağı güçlük yaşadık.Genel olarak belirttiğim gibi araçla gezdiğimizden bir sıkıntı yaşamadık.  Şehirler ve köyler gündüz bomboş akşam oldu mu ise yer bulunmayacak kadar kalabalık.

Engelliler için Barselona

By Yurt Dışı Seyahatler

İspanyanın Madritten sonraki en büyük şehri ve özerk bölge Katalon’yanın başkenti olan şehir ününü, modern sanat akımına yön veren sanatçı Gaudi’nin şehrin kimliği haline gelmiş eserlerine ev sahipliği yapması ile ünlüdür. Barselona’ya yaptığım seyahat ile ilgili izlenimlerimi tekerlekli sandalye ile yaşamlarını sürdürenler başta olmak üzere tüm engelli insanlara yararlı olması gayesi ile yazmak istiyorum. Mekanlar hakkında genellikle engelli gözü ile izlenimlerimi yazıyorum. Ama sizler önceden mutlaka önemli yerler hakkında bilgi sahibi olmalısınız.Öncelikle Havalimanı ve THY ile ilgili izlenimlerini belirtmek istiyorum. Havalimanı otoparkına arabamı park edip (hemen belirteyim bu hizmet ücretsiz)  THY yolları bilet işlemlerine başladım. Gayet güler yüzlülerdi ve  çok güzel yardımcı oldular. Havalimanında asist hizmetlisi yanıma geldi ve uçağa binene kadar bana eşlik etti. Uçağa alındım ve koltuğuma yerleştim. Hiçbir sorun yaşamadım. Gerek Havalimanı hizmeti ve gerekse THY elemanları eksiksiz hizmet verdiler.
Uçak Barselona’ya indi. Orada da havalimanı hizmeti gayet güzeldi. Taksiye kadar eşlik ettiler. Taksi ile otelimize geldik. Otelimi booking.com aracılığı ile buldum. Booking.com bu konuda yardımcı oluyor. Türkçe konuşan görevlileri sizin için otelle görüşüp engelliye uygunluğunu teyit ediyorlar. Tavsiye ederim. Daha önceden otelin engelliye uygun olduğunu bilerek yer ayırttımsa da yine de Türkiye’deki olumsuz anılarımdan dolayı otele yerleşene kadar kaygılarım vardı. Ama otelde engelli için her türlü önlem alındığını görünce rahatladım. Oda her şeyi ile engelliye uygun olduğu gibi ortak yerlerde engelliler için düzenlenmiş. Engelli tuvaleti var ve tertemiz. Tek sorun her Avrupa ülkesinde olduğu gibi burada da tahrirat musluğunun bulunmaması. Bizler için bu tesisat daha da önem kazanıyor. Burada beni şaşırtan ise teras katındaydı. Asansörden terasa 5-6 basamak var ama hemen yanında merdiven asansörü hazır bekliyor. Terasta çok küçük bir yüzme havuzu var ama o ufak havuzda bile engellinin rahatça girmesi için havuz asansörü var. Bu otel 3 yıldızlıydı. Türkiye’deki  5 yıldızlı otellerin % 95 inde o devasa havuzlarda bile havuz asansörü olmadığı düşünülürse şaşkınlığımı anlamışsınızdır sanırım.

Barselona’da ulaşım

Barselona’da ulaşım için en uygun alternatif “hop on hop of” denilen iki katlı gezi otobüsleri. Şehrin tüm görülmesi gereken yerleri bu otobüslerle ulaşmak mümkün. Size aşağıda anlatacağım tüm yerlere bu otobüslerle ulaşabilirsiniz. Bilet alırken edineceğiniz güzergah haritalarından nerelere gidebileceğinizi saptayabilirsiniz. Biletiniz günlük (veya 2-3 günlük) olduğundan her durakta inip, mekanı gezip tekrar bu otobüslere binmek mümkün. Gün boyunca devamlı tur atan otobüslere her an inip binebilirsiniz. Durakta 5-10 dakika beklediğinizde otobüslerin geldiğini görebiliyorsunuz. İki güzergahta bir çok yere ulaşıldığından biz iki günlük bilet aldık. Sizlerde mutlaka bu araçlarla gezi planlarınız yapın.Tüm gezi otobüslerinde (hop on hop of) ve diğer tüm şehir içi otobüslerde tekerlekli sandalye için rampalar bulunuyor. Otobüs şoförü sizi durakta görür görmez kaldırıma dikkatli yanaşıyor, yolcuları bekleterek araçtan iniyor, rampayı açıyor ve ben yerleşene kadar gerek şoför ve gerekse yardımcısı başımdan ayrılmıyor. En ufak bir olumsuz tutum göstermeden, güler yüzlü hizmet veriyorlar. Otobüste tüm önlemleri alınmış bir yerde seyahat ediliyor. Durağa yanaşırken yanınızdaki düğmeye basıyorsunuz. Şoför rampayı hazırlıyor, inene kadar size refakat ediyor.Şehri bir baştan bir başa kuşatan metro ağı bulunuyor. Önemli tüm metro duraklarında asansör var. Asansörleri herkes kullanabilir. Ancak izlediğim kadarı ile ihtiyacı olmayan hiç kimse asansörü kullanmıyor.Burada yaşadığım bir olayı sizlerle paylaşmak istiyorum. Merkezi meydanda (Katalonya meydanı) bulunan ve birçok hatların kesiştiği durakta metrodan indik. Etrafa şaşkın şaşkın bakınırken yanımızda bir eleman belirdi (Sanırım bizi kameralardan gördü) Bizi yönlendirerek binmemiz gereken asansöre kadar refakat etti.
Yukarıda da belirttiğim gibi şehirde engelliler için sorun yok. Tek başınıza bile olsanız rahatça her yere ulaşmanız mümkün. Ulaşımda görüldüğü gibi hiç bir sorun yaşamadım. Gezi otobüslerinde ve diğer şehir içi otobüslerde sorun bulunmuyor.

Şehir içindeki tüm lokanta ve kafelerde engelli tuvaleti bulunmaktadır. Ayıca tesis iki katlı ve  tuvalet ikinci katta ise  mutlaka engelli asansörü bulunmaktadır
Tarihi ve turistik mekanlara gelince buralarda da olabildiğince sorunlar çözülmüş. Mekanlara rampalar yapılmış, tarihi binalara bile asansörler ilave edilmiş. Girişlerde ne kadar kalabalık olursa olsun sizi fark eden tüm yetkililer yanınıza geliyor. Özel girişlerden sizi ve refakatçinizi içeri sokuyor. Çoğu yerlere ya indirimli ya da ücretsiz bir şekilde giriyorsunuz. Girişte size önceden tesisin bazı bölmelerine ulaşamayacağınız belirtiliyor. Ona göre girip girmeme konusunda karar vermen isteniyor. Asansörde kuyruk varsa sizi görür görmez öncelik tanıyorlar

Teleferik Gezisi
Barselona’yı tepeden gören ve şehri yukarıdan görmenizi sağlayan teleferik sistemi mevcut. Bunun bir ayağı sahilde ve bayağı yüksek bir kule ile bu teleferiğe ulaşıyorsunuz. Bizde buna binebilmek için port vell yakınlarında bulunan o kulenin yanına gittik. Yine uzunca bir kuyruk vardı. Sandalyem için bir sorun var mı diye sırayı denetleyen görevliye yaklaştım. Yetkili hemen gişedeki elemana gitti. O eleman beni görünce gişeyi kapattı. Hemen elinde bir şerit metre ile yanıma geldi. Sandalyemi ölçtü ve bizi kuyruktan çıkartarak gişeye getirdi. Biletimizi kesip bizi asansör yetkilisine teslim ederek gişesine geri döndü. Bütün bunlar olurken sırada bekleyen bir kişi bile olumsuz bir davranışta bulunmadı. Asansöre bindik ve tepeye geldik. Teleferiğe dar bir merdiven bulunuyor. Hemen oradaki yetkililer gelerek beni yukarı çıkarttılar. Teleferik eski bir üretim olduğundan bir türlü içeri giremedim.  Yoğun bir uğraşı gerekti. Ben çoktan vazgeçtim ama görevlilerin vazgeçmeye niyetleri yoktu ve büyük uğraşılarla  beni içeriye yerleştirdiler. Ben verdiğim zahmetten terlerken adamların yüzünde en ufak bir sıkıntı ifadesi oluşmadı. Bu işlem dakikalar aldığı halde gene sırada bekleyen hiçbir kimse durumdan şikayetçi değildi.

.

Gezi notlarımda sıkıntı yaşadığım bir iki olayı, insanların engellilere davranışını özellikle belirtmek için yazdım. Bunların dışında birçok yeri gezdim ama en ufak sorun yaşamadım.

Casa batllo

Gaudi’nin Barselona’da bulunan, önemli eserlerinden olan Casa batllo görülmesi gereken bir yer. Bina eski ve içindeki asansör dar olduğundan, girişten önce bir yetkili gelip sandalyenize bakıp, sığıp sığmayacağı konusunda sizi bilgilendiriyor.  Kapıdaki görevlilere tekerlekli sandalye için uygun mu diye sorduk. İçeriden bir görevli gelip tekerlekli sandalyenin genişliğini ölçtü. Aralarında konuştular tereddütlü de olsa içeri girdik. Bana da sığacağı söylendi ve biletimizi alıp içeri girdik. Eski yapının o tarihte yapılmış asansörü dar olduğundan girerken epey zorlandık. . Demek ki o devirde tekerlekli sandalyede yaşayan bir aile ferdi yoktu. Ben ümidi kestim ama görevliler kesmedi. Sandalyenin ayaklıklarını çıkartarak içeri soktuk. Bina 3-4 katlı. Satış yerinin olduğu kata çıkmak istedim. Asansör sadece beni aldığından başka kimse giremedi. Asansör kata çıkmadan yetkili o kata geldi ve beni karşıladı. Kat gezisi bitince beni arayın dedi. Ayni şekilde bir kat daha gezdim. Ama diğer katlara adamları çok uğraştırdığımız için gidemedim. Gerçi yetkililerde herhangi bir bezginlik olmadı, her kata çıksam bir itirazları olmayacak gibiydi. Satın alırken tekerlekli sandalyenizin eninin mümkün mertebe dar olmasına gayret gösterin 1-2 santimle çok şey kaybedebilirsiniz. Bu binayı ve Gaudi’nin muhteşem mimarisini burada da hayranlıkla izleyin derim.

Nou camp-Olimpiyat stadı

Futbola ilgi duymasa da çoğu insanlar Barcelona takımını ve Messi’yi bilirler. Bende bir futbol fanatiği olarak Barselona’ya kadar gidip Nou Camp’ı görmemem düşünülemez. Stadın içinde bulunan kulübün müzesini ve stat bölgesinde bulunan kulüp ürünlerinin satıldığı mağazayı da görebilirsiniz.Stat girişi için az da olsa indirim yapılıyor ancak refakatçi indirimi yok. Ücret yüksek ve eşimde bu konuya fazla meraklı olmadığından mecburen tek başına giriş yaptım. Önce bir asansörle yukarı çıktım. Buradan stat girişine yöneldim. Yolu sorduğum yetkili bana tek başıma çıkamayacağım bir meyile sahip giriş yolunu gösterdi. Ama yerinden kalkmadı, yardım talep ettiğimde bana yardımcı oldu ve engelliler için ayrılan tribüne kadar götürdü. Öncelikle stat bayağı eski, bu nedenle engelliler için uygun değil. Bu nedenle diğer insanlar gibi saha kenarına inemedim. Tribünden seyrettim ve kendimi Real Madrid ile maç yapan Barselona’yı izlerken düşündüm. Umarım kısmet olur da bu maçlardan birini izlerim. Oradan inip kulüp müzesini gezdim. Kupaların içinde kayboldum.  İnşallah bizim kulüplerinde (bilhassa Beşiktaş’ımızın) böyle kupaları olur diye hayal ettim. Buradan çıkıp tekrar stat dışına çıktım. Orada bulunan kulüp mağazasına yöneldim.

Ayrıca Barselona olimpiyatlarının düzenlendiği Olimpiyat stadını da rahatça gezebilirsiniz. Giriş ücretsiz ve tekerlekli sandalyeye uygun.

Tüm bu bölgeler tek.sandalyeliler  için uygun. Rahatça gezilebilir. Meraklıysanız mutlaka gezin.    
Park guel

Yine Gaudi’nin muhteşem eserlerinin bulunduğu park alanı ve Barselona’da ulaşmakta en çok zorlandığım yer. Zira tur otobüsünün bıraktığı yer ile park Guel arasında 500-600 metrelik yol var ve burası oldukça dik bir yokuş. Eşim ve ben epey gayret sarf ettik. Kimsede bir el atayım demedi. Park Guel de de merdiven bolluğu nedeniyle yukarıya çıkmak mümkün olmadı. Giriş alanıyla yetinmek zorunda kaldım. Resimlerde de görülen bölgede zaman geçirdim. Üst taraflarını da görmek isterdim ama resimde görülen merdivenleri çıkmak mümkün değildi. (ah Gaudi ah nedir bu merdiven merakın…)Ama yine de gidilmesi ve gezme imkanı kısıtlı da olsa görülmesi gereken yer. Engelli tuvaleti var ama çok pis ve bakımsız. Sıvı sabun ve tuvalet kağıdı yoktu. Refakatçiniz güçlü ise (belirttiğim yokuş nedeni ile) mutlaka gidin. Giriş ücretsiz.

Hayvanat bahçesi

Gezi  öncesi okuduğum notlarda görülmesi gereken bir yer olduğundan ve vaktimiz de olduğundan gitmek istedik. Kolomp meydanından yaya olarak gidilebilir. Şehrin güzel bölgesini da doya doya seyrederek hayvanat bahçesine ulaştık. Giriş paralı ama refakatçimden ve benden ücret almadılar. Engelli tuvaleti var nispeten temiz.  Meraklıysanız ve vaktiniz varsa gidin. Mekan tekerlekli sandalye için uygun. Gerekli yerlere rampalar yapılmış.

La rambla caddesi

Barselona’nın en hareketli caddesi. Bol sayıda yemek yerlerinin olduğu ünlü bir cadde. Geçesi de çok renkli. Tekerlekli sandalyeye de uygun. Biz otelimize de yakın olduğundan bol bol gezdik. Yemek ihtiyacımızı burada karşıladık. Gerek yöresel yemek mekanları ve gerekse tanıdığımız yeme içme markaları bu caddede bulunuyor. Mutlaka bu caddeyi gezin,  güzel vakit geçirebilirsiniz.

Pazar yeri

La rambla caddesinde yer alan bu Pazar yeri, gerek değişik meyveler ve gerekse çeşitli deniz ürünlerini bulabileceğiniz ilginç bir mekan. Egzotik meyvelerden alıp yemeniz mümkün. Yer bulursanız balık ziyafeti çekebileceğiniz bir yer. Ben yüksek tabureleri nedeniyle bu imkanı bulamadım. Ancak Pazar yeri tekerlekli sandalyeye uygun. Mutlaka gezin..

Port vell

Kolomp meydanının deniz tarafında bulunan, gezi teknelerin ve yatların bulunduğu bir bölge. Tahta bir köprü ile ulaşılabilen, alışveriş ve yemek mekanlarının bulunduğu güzel bir bölge. Kahvaltılarımızı burada bulunan ve güzel bir manzarası olan starbucks’da yaptık. Akşamda burada bulunan lokantalarda buraya has yemeklerden yiyebilirsiniz. Fiyatlar makul sayılabilir. Engelliye uygun. Alışveriş merkezinde engelli tuvalet bulunuyor. Burada yeri gelmişken belirtmeliyim ki Barselona’da bulunan tüm kafelerde engelli tuvaleti var. Mekan iki katlı ise ve tuvalet üst katta ise mutlaka engelli asansörü bulunuyor. Bu konuda çok hassaslar. Yine ilgimi çeken bir durum da, ülkemizde de bildiğimiz tavuk ürünlerinin satıldığı yer oldu. Mekanın oturma yerleri üst katta. Giriş katında sadece 1-2 masa var. Bunlardan birisi engelliler için ayrılmış. Burada normal bir vatandaş oturmaya kalkarsa karşısında ızbandut gibi güvenlik elemanı ile karşı karşıya kalıyor. Hemen masadan kaldırılıyor.

Gotic

Barselona’nın eski halinin (orta çağda şehrin merkezi) korunduğu bir bölge. Çok güzel tarihi yapılar ve kiliseler mevcut. Sokaklar eski olduğundan tekerlekli sandalye ile gezerken zorlanmanız mümkün. Ama görülmesi gereken bir yer.  Her sokağı ilginç. Burada da çok sayıda yemek mekanları var. Ekim ayında gitmemize rağmen yer bulmakta zorlandık. Çok ilgi çeken ve çok kalabalık lokantalar ve kafeler bulunuyor.

Sagrada familia

İşte Barselona’da en çok etkilendiğim yer. Devasa bir kilise. Burada da Gaudi’nin imzası bulunuyor. Hala tam olarak bitmemiş bir yapı. Gaudi burada çalışırken bir vasıtasının çarpmasıyla hayatını kaybetmiş. Bizi kalabalığın içinde gören görevli hemen ilgilendi. Beni ve eşimi ücret almadan içeri soktular. İnsanı çok etkileyen bu yapı tekerlekli sandalye için uygun. Asansörle yukarıya çıkmak mümkün. Ama asansördeki sıra ve güvenlik nedeni ile uygun olmamasından dolayı izin verilmediğinden asansöre binmedik. İçinde müze ve hatıra eşyalarının satıldığı dükkan bulunuyor. Mutlaka ama mutlaka gezin. Gezi otobüsleri ile rahatça ulaşabilirsiniz.

Colomp meydanı

Colomp meydanı Colomp’un heykelinin bulunduğu bir alan. Port Vell’in yanında. Gezi otobüsleri buradan kalkıyor. Tekerlekli sandalyeye uygun.

Miramar
Gezi otobüsü güzergahında ve hemen otobüs durağını yanında yer alan teleferik ile çıkılabilen bir mekan. Otobüsten teleferiğe ulaşım uygun. Bu teleferik yolculuğunda Barselona’yı yukarıdan görebilirsiniz.

Tekerlekli sandalye ile Barselona
Burada belirttiğim gibi fiziksel engelli olarak Barselona’ya rahatça gidip tatil yapabilirsiniz. Engelli erişimi en iyi olan şehirlerin başında geliyor. Merkez olarak nispeten düz bir şehir. Sadece bazı mekanlarda merdivenler nedeniyle erişimde zorluk yaşanılabiliniyor. Deniz mevsiminde giderseniz plajlara ulaşımda çok rahat. Yalnız benim önerim çok yoğun ayları değil sakin ayları tercih ediniz. Ben Ekim ayında gittim ve bu nedenle yoğun kalabalıkta olabilecek sorunları yaşamadım.

Engelliler için Paris

By Yurt Dışı Seyahatler

Paris seyahatine çıkmadan önce okuduğum bilgiler doğrusu beni korkutmuştu. Genel olarak Paris’in engelliler (Tekerlekli sandalyeli) için pek uygun olmadığı (tarihi yapıların çokluğu ve eski bir şehir olması nedeniyle) belirtiliyordu. Metrosunun eski olduğu, bir çok duraklarında asansör bulunmadığı, bu nedenle ulaşımda zorlanılacağı yazıyordu. Kısacası seyahat öncesi biraz kaygılıydım. Ama hemen belirteyim ki fazla kaygılanmışım, genelde olumlu izlenimlerim oldu.Bu gezi notlarımda lafı uzatmamak için tarihi yerler hakkında detay bilgilere girmedim. Bunları başka kaynaklardan temin edebilirsiniz. Ama mutlaka öncenden bu yerler hakkında bilgi edinin. Paris için benim ana hedeflerim eyfel kulesi, zafer takı, şanzelize caddesi, sen nehri gezisi, louvre müzesi ve notrdam (notre dame) kilisesiydi. Zaten 4 günlük gezi için bu kadar yeterliydi. Belirttiğim gibi benim amacım daha çok tekerlekli sandalyeli gözü ile izlenimlerimi belirtmek olacak ve yaşadığım olumlu ve olumsuzluklar konusunda sizleri bilgilendirmek olacaktır.Gene önceden belirtmekte yarar var. Eyfelde ve louvre de engelli tuvaletleri mevcut (notre-dama kilisesinde bulunmuyor). Bu konuda bir zorluk yaşanmıyor. Çok temiz olmasa da kullanılabilir durumdalar. Bunun yanında artık bizde de olduğu gibi tüm ortak alanlarda özel engelli tuvaletleri mevcut.Burada da “Hop in hop out” denilen gezinti otobüsleri mevcut. Biz tercih etmedik ama zamanınız el veriyorsa bunlardan da istifade edebilirsiniz. Tüm tarihi ve turistik yerleri gezdiriyor. Sanırım 3-4 ayrı tur yapan hatlar  mevcut. Engelliye uygun ama ilgilenmediğimden ücretlerini öğrenmedim. Ama internette kısa bir incele ile bunları öğrenmeniz mümkün. İlk planda düşünmediğimizden biz kullanmadık ama iyi bir Paris gezisi için planlama aşamasında düşünülebilir.


İstanbul’dan Hareket
Aracımla Atatürk Hava limanına zamanında ulaştım. Az da olsa park yeri endişem vardı. Zira her yerde olduğu gibi burada da engelli otoparkları diğer araçlar tarafından işgal ediliyordu. Neyse Sabahın erken saatleri olduğundan sanırım dış hatlar otoparkında engelli parkına ulaşmadan bulduğum boş bir yere park ettim. Hava alanında bilet işlemlerini yaptırırken gerekli ikazları yapmamıza karşın, elemanın dikkatsizliği nedeniyle nerdeyse uçağa binemiyordum. Bence işlem yapan elemanlara gerekli ikazı dikkatli yapın ve orada yardımcı elemanı bekleyin. Biz freeshop’a uğrayacağımız için elemanı kapıya yönlendirmelerini talep ettik. Ama elemana Berlin uçağı diye bildirildiğinden belirttiğim gibi nerdeyse uçağa binemeyecektik. Belirttiğim gibi en az iki saat erken gidin ve bilet işlemlerinin yapıldığı bankoda yardımcı elemanı bekleyin, ne olur ne olmaz.Neyse biraz heyecan yaşadıktan sonra sonunda uçağa yerleştik. Neyse ki uçağın koltuk kolu kalkıyordu da sorusuzca koltuğa transfer oldum. Zira bazı uçaklarda bu kol kalkmadığı için transferde bayağı sorun yaşamıştım.Uçak Paris’e gelmeden önce hostesi ikaz ederek yardımcı eleman konusunda havaalanını haberdar etmelerini sağladım. Zira bu konuda da önceki bazı uçuşlarda sorun yaşamıştım. Detaylara girmeyeceğim ama sizde bu ikazı yapınız yoksa uçakta bayağı bekleme ihtimaliniz olabilir. Paris havaalanı bayağı büyük, epey dolaştıktan sonra uçağımız körüğe yanaştı.Gene de Paris hava limanındaki görevli eleman epey geç geldi.  THY Paris’te 1 no.lu terminali kullanıyor, metro ise 3 no.lu terminalde bulunuyor. İki terminal arasında ücretsiz nakil sağlayan araçlar varmış ama binmediğimden uygunluğu konusunda bir şey demeyeceğim. Gerek 3 kişi olduğumuzdan ve gerekse metrolar konusunda endişemiz olduğundan yardımcı elemana bizi taksi durağına götürmesini söyledik. Paris havaalanı bayağı büyük Görevli bizi taksi durağına sorusuzca ulaştırdı. Hatta tuvalete girmem gerektiğinden birazda beklemek zorunda kaldı . Havaalanı tuvaleti pek temiz değildi. Görevliye 5 Euro ( bahşiş olarak) verip biz taksiye yöneldik. Burada belirtmen gereken husus taksi şoförlerinin tekerlekli sandalyeli yolculara pek olumlu bakmadığıdır. Bu sorunu daha sonrada şehir içinde de yaşadık.Metro (RAR) biletleri 11 Euro olduğundan 3-4 kişilik yolculuklarda taksi de ayni hesaba geliyor. Ama trafiğe yakalandığımızdan bizim taksimetre tahminimizden 10 Euro fazla yazdı. Böylece 50 Euro’ya otelimize ulaştık. Bu arada burada taksiler bagaj için ayrıca 2-3 Euro ücret alıyorlar.Otelimizi özellikle şanzelizeye (“Champs Elyees”  yazılıyor ama ben okunduğu gibi yazmayı tercih ediyorum)  yakın seçtik. İyide oldu. Booking.com dan ayırdığımız (Bu arada şunu belirtmekten geçemem. Booking com engelliye uygun otel bulmamda çok yardımcı oldu. Onlara teşekkür etmem lazım. Sizde telefonla ulaşabilir ve detaylı bilgi ve yardım alabilirsiniz. Çok yardımcı oluyorlar) ve engelli odası olan otele (Elize Royal) 3 geçe için 3 kişilik odaya 522 Euro ödedik. Otel vasat üstü bir oteldi. Engelli odası giriş katta olduğundan pek ferah değildi. Ama elemanları yeterli sayılabilir. Tek sorun her Avrupa ülkesinde olduğu gibi burada da tahrirat musluğunun bulunmamasıydı. Bizler için bu tesisat daha da önem kazanmaktadır Daha önce internetten bir harita indirmiştim. Ama otellerde Paris haritaları var mutlaka yanınıza bir tane alın.Otelin hemen yanındaki marketi keşfetmemiz son geceye nasip oldu. Bu nedenle hep uzaktaki markete gitmek zorunda kaldık. Ekmekleri çok güzel olan Paris’te sular hem tatsız hem de nispeten pahalı. Marketten su ve kahvaltı için ekmek aldık.


Paris’te Ulaşım
Tekerlekli sandalye için Paris’te ulaşımın en kolay yolu otobüslerde sağlanıyor. Metroda sadece bazı hatlarda erişim imkânı var. Paris metrosu çok eski yıllarda (1900’lü yıllarda) inşa edilmeye başladığından çoğu duraklarda asansör yok. Ancak yeni yapılan hatlarda bu imkana sahip olabiliyorsunuz. (M14 no.lu metro hattı ile RER tren hattı A ve B hatlarının tek.sandalyeye uygun olduğunu öğrendim). Ben bu nedenle metroyu hiç kullanmadım. Geçte olsa ve yukarıda belirttiğim gibi taksilerin tekerlekli sandalye ye pek sıcak bakmadıklarından otobüsleri denedim. Tüm otobüsler de engelli rampası bulunuyor. Rahatça binip inebilirsiniz. Her durakta hangi hatların otobüslerinin geçtiği ve uğradığı duraklar ve de tahmini geliş süreleri açıkça gösteriliyor. Ayrıca gene tüm duraklarda tüm hatları gösteren haritalar mevcut. Rahatça rota tespiti yapabilirsiniz. Metroya göre yolculuklarınızda şehri daha yakından görme şansını da bulabiliyorsunuz. Sonuç olarak tavsiyem Paris’te ulaşım için otobüsleri tercih etmenizdir


Sen nehir gezisi

Daha önce yaptığımız plan doğrultusunda ilk gün yarım gün olacağından bu güne nehir gezisi planlamıştım. Otelden saat 13 de ayrılarak ve  Eyfel yönünde yürümeye başladık. Zira sen (seine) nehri eyfelin hemen yanında yer alıyor. Orada nehir gemilerine binmeyi planlıyordum. Mart ayı olduğundan yağmurlu ve soğuk sayılabilecek bir gündü. Öncelikle palais de chıllot binasının önünden eyfeli seyrettik ve resimler çektik. Merdivenlerle aşağıya inmemiz gerekiyordu. Ama var olan rampalar merdiven boyutunda olduğundan kaygan ve dik olması nedeniyle kullanışlı değildi. (Ben bu tip meyillerin bize mahsus olduğunu sanırdım ama Paris’te de bizdeki gibi şehir mimarlarının !!!! Olduğunu öğrenmiş oldum) Neyse yolu uzatarak dolana dolana aşağıya inerek nehir seviyesine ulaştık.Fakat nehir bayağı aşağı seviyedeydi ve bolca merdiven vardı. Tabi ben ilk hayal kırıklığımı yaşadım. Hernekdar araçlar iskeleye kadar ulaşıyordu ama bu yoldan gitmek uzun bir yolculuğu gerektirdiğinden soğuk ve yağışlı havada bunu göze alamadık. Oradaki büfeden kahve içip meşhur krovasanlarından yedik. Ama burada lezzetli değillerdi. Vaktimiz olduğundan nehir boyunca yürümeye karar verdik. İyide yapmışız. Bir iki köprüden sonra nehir seviyesine inen bir yol bulduk. Aşağı inince ise bir nehir teknesinin yolcu aldığını fark ettik ve hemen gezi teknesine bindik. Tekne ve giriş yerleri tekerlekli sandalyeye uygundu. Bunu daha önceki incelemelerimden de biliyordum. Sorunsuzca tekneye bindik. 1 saat 10 dakika süren bu gezi için adam başı 12 Euro ödüyorsunuz.             Mutlaka yapılması gereken bir gezinti. Rehberler acıkama yapıyor ama tabi Türkçe değil. Bu turda görmemiz gereken birçok yapıyı  görebiliyorsunuz. Mutlaka bu geziyi yapın. Tekerlekli sandalye için bir sorun bulunmuyor.


Eyfel – Chamıp de mars

Eyfel kulesi bilindiği gibi Paris’in en önemli simgelerinden. Buraya otobüslerle ulaşmak mümkün. Etrafında dolaşıp kuleyi iyice inceledikten sonra, asansörlere doğru yöneliyorsunuz. Bilhassa yaz aylarında 4-5 saat sürdüğü söylenen uzun kuyruklarla karşılaşıyorsunuz. Ancak tekerlekli sandalyeliler için giriş ayrı bir kapıdan sağlanıyor. (Doğu ayağı) Burayı işaretlerden kolayca bulabilirsiniz. Siz ve yakınlarınızı içeri alıp, hemen gişeye yönlendiriyorlar, Biletleri aldıktan sonrada gene bir görevli sizi asansöre kadar götürüyor. Çıkış kapısından, çıkışlar bitince öncelikle asansöre bindiriyorlar. Bu asansör sizi doğruca 2.katta bulunan seyir terasına çıkartıyor. Buradan ikinci asansörle en tepeye yani 3.kata çıkmak mümkün ama emniyet nedeni ile sanırım tekerlekli sandalyeliler en üst terasa çıkartılmıyor. Ama zaten en iyi manzara birinci terasta izlenebiliyor. Rahatça gezip dört bir taraftan Paris’i seyredebiliyorsunuz. İnerken de ayni şekilde çıkış kapısından sıraya girmeden asansöre binip aşağıya iniliyor. Mutlaka bu geziyi yapın. Tekerlekli sandalye açısından hiçbir sıkıntısı yok. Belirttiğim gibi ayrıcalığı var. Tek.sandalyeli ve yardımcısı için indirimli ücret uygulanıyor. 2.katta engelli tuvaleti mevcut. Asansörden inip nehri arkanıza aldığınızda önünüzde geniş bir yeşil alan bulunuyor. Chamıp de mars denilen bu alan düz ve tek.sandalye için çok uygun. Buradan Eyfeli seyredebilir, bol bol fotoğraf çekebilirsiniz. Park bitiminde gene otobüs durakları mevcut. Ya da yakın caddelere girip Paris sokaklarını sandalyenizle rahatça gezebilirsiniz. Otelimiz zafer takına yakın olduğundan bir sonraki gün gezimize buradan başladık. Sırası ile sanzelize, concorde meydanı  Des Tuilereis parkı ve louvre müzesini ayni güzergâhta gezebilirsiniz. Bu güzergahta tek.sandalye için hiçbir sorun bulunmamakta azda olsa meyilde bize yardımcı oldu. Hatta louvre’den  Notre dama bile gidebilirsiniz ama biraz yorucu olabilir. Şimdi bu yerleri tekerlekli sandalye gözü ile yakından incelemeye başlayalım


Zafer Tak’ı

 Napolyon tarafından inşa edilen bu heybetli yapı geniş bir meydanın ortasında bulunuyor. Bu meydan trafiğe açık olduğundan ve trafik sürekli aktığından burada taka ulaşmak önemli sorun. Zira trafik ışığı bulunmuyor. Normal insanlar için tünel yapılmış ama tek.sandalye için buradan ulaşmak mümkün değil. Zira biz asansör göremedik. Biraz trafiği karıştırarak, biraz laf yiyerek tak’ın olduğu alana ulaştık. Gerçekten haşmetli bir yapı. Yakından görülmesi gereken bir yapı. Asansörle tepesine çıkılabiliyor ama daha önceki bilgilerimden bu asansörün uygun olmadığı hakkında bilgi sahibi olduğumdan asansöre hiç yönelmedim. Etrafında bir tur atıp, gene trafiğin içinden şanzelizeye doğru yöneldik.
Şanzelize

 Çok geniş ve önemli mağazaların ve kafelerin bulunduğu Paris’in önemli bir caddesi burası. Tekerlekli sandalye için uygun kaldırımları ile rahatça gezebiliyoruz. Zafer takından concorde yönüne doğru giderseniz azda olsa meyilden istifade edebilirsiniz. Adettir diye bir kafede oturup kahvemizi içtik. Kafeler caddeye doğru camlı makanlara sahipler. Burada masa ve sandalyeler caddeye dönük tam bir seyir alanı. Bu nedenle de kafeniz bitip 10-15 dakika oturduktan sonra garson hesabı önünüze koyuyor. Kibarca süre doldu kalkabilirsiniz demek istiyor. Bizde o mesajı alıp yola düşüyoruz. Yani bir kahve içip saatlerce oturmak yok. Ama sanırım içeride kapalı mekanda oturursanız bu kadar acele etmezler. Önemli birkaç mağazaya girip, meraklıysanız bilhassa tanınmış otomobil firmalarının mağazalarını gezip cadde turuna devam edebilirsiniz. Caddenin üzerine ülkenizi tanıtan bir ekrandan tarihi ve turistik yerlerimizi gösteren dev bir ekranla karşılaşmak hoşumuza gitti. Cadde Concorde meydanına kadar devam ediyor ama yarısından sonra mağazalar bitiyor. Bu arada hoş bir sürprizle karşılaştık. Cin Halk Cumhuriyetinin Cumhurbaşkanının ziyareti nedeniyle bir süre sonra cadde trafiğe kapatıldı. Az rastlanan bu olay nedeni ile caddenin bu boş halinde birçok insan gibi bizde hatıra fotoğrafları çektirdik. Cadde bitti ve bizi concorde meydanına getirdi.


Concorde meydanı

 Maria antuanetin idam edildiği bu meydanını ortasında Osmanlının Mısır Valisinin şehre hediye ettiği İstanbuldan da tanıdığımız bir sütun bulunmakta. Işıkları kollayarak rahatça bu meydanı geçtik. Karşımızda büyük bir yeşil saha ve ilerisinde muhteşem bir yapı olan louvre bulunuyordu.


Louvre Müzesi
Öncelikle Condorde Meydanı ile müze arsında yer alan  Tuıleries Bahçesine giriyorsunuz. Bayağı büyük ve içinde biri büyük bir daha küçük iki havuz bulunan bir yeşil alan burası. Havuzların kenarında birçok koltuklar bulunmakta. İnsanlar burada rahatça oturup bedava dinleniyorlar. Tüm alan düz ve tek.Sandalye için hiçbir engel bulunmuyor. Bizde burada mola verip havuzun etrafında dinlenip, etrafı seyrettik.

Sonradan biraz daha yol alıp tarihi binanın (u şeklinde) ortasında bulunan cam piramide ulaştık. Ama yol boyunca onlarca Afrika kökenli seyyar satıcılardan bilhassa çeşitli boylarda eyfel kulesi maketleri ve anahtarlıkları aldık. Buradan alış veriş mağazalara göre oldukça ucuz. Ama mutlaka pazarlık yapın yarı yarıya fiyat düşüyor. Zaten satıcılarda bunu bildiklerinden fiyatları öncelikle yüksek söylüyorlar.

Cam piramit aslında müzenin giriş kapısı, özel bir kapıdan bizi içeri aldılar. Müze girişi alt katta olduğundan bizi platform şeklindeki bir asansörün önünde bıraktılar ve beklememizi söylediler. Asansör belli zamanlarda hareket ettiğinden biraz bekledik. Sonra üstü açık asansör bulunduğumuz kata geldi ve bizi görevli asansöre aldı. Yavaş yavaş aşağıya indik ve geniş bir alanda asansörden indik. 

Öncelikle şunu belirteyim ki müzenin %95 ine ulaşmamız mümkün. Çeşitli 18 adet genel asansörler ve 20 adet özel asansörler bulunmakta. Hepsine ulaşmak için levhalar asılmış. Rahatça ulaşabiliniyor. Ancak ülkemizde de yaşadığımız sorun burada da mevcut. Asansörlerlere bilhassa ara katlarda binmek sorun. Zira dolu dolu geliyor.Bu alanda gişelerden bilet alınıyor. Tek. Sandalyeliye ve refakatçisine ücret alınmıyor. Engelliler için bilet sırasında beklememeleri için özel gişe bulunuyor. Ücret alınmıyor ama bilet veriliyor. Çünkü her bölümün girişinde bilet kontrolü bulunuyor. Buralardan da geçişte öncelik sağlanıyor ve özel kapılardan geçişimiz sağlanıyor.  Bu müzeyi gezmek birkaç saatte mümkün değil. Önceki bilgilerimizde hareketle Leonardo da Vincinin önemli eseri olan ve müzenin belki de en değerli parçası olan Monaliza’nınbulunduğu resim bölümüne yönleniyoruz. Tüm çalışanlar her konuda yardımcı oluyorlar. Aslında tüm Paris gezimizde bu yönden bir sıkıntı yaşamadık. Yüzlerce yağlı boya resimlerin bulunduğu büyük koridorlardan geçip eserlere şöyle bir bakıyoruz. Monalizanın bulunduğu bölüm özel levhalarca gösteriliyor. Onları takip ederek önemli bir kalabalığın bulunduğu salona giriyoruz. Yüzlerce insan pekte büyük olmayan tablonun önünde sürekli resim çekiyorlar. Kalabalığın en arkasına girip ilerlemeye çalışıyoruz. Malum sandalye ile tabloyu görmek için en öne gitmemiz lazım. Sabırla bekleyerek yavaş yavaş ilerliyoruz. Tablo ile seyir kısmı arasında 1-2 metrelik boşluk bulunmakta. Tam öne geldiğimizde görevliler beni fark edip yanıma geldiler. Ve önümüzde bulunan şeridi açıp beni o boş tutulan alana aldılar. O zaman fark ettim ki yandan bu bölüme tek.sandalyeliler için giriş yeri varmış. Tabi kalabalıktan fark edemedik. Sizde giderseniz hiç arkalara gitmeden hemen tablonun önündeki bölüme gidin, bizim gibi boşuna arkalarda beklemeyin. Böylece herkesten daha yakından tabloyu görme imkanımız oldu. Resimler çekerek özel alandan ayrıldık.

Gelmişken bir iki bölümü de gezerek iki saate yakın süren müze gezimizi sonlandırdık. Dediğim gibi tüm müzeyi sadece gezmek için belki bir gün yetmez. Hele biraz yakından inceleyelim derseniz sanırım 3-4 gün gezmeniz gerekir. Ama müze her yönü ile tekerlekli sandalyeliler içim uygun. Ayrıca engelli tuvaletleri mevcut.

İndirinLouvre Erişilebilirlik Göster

Notre Dame

Kamburu ile meşhur olan kilise de Paris’te görülmesi gereken yapılardan. Giriş serbest ve genel olarak tek.sandalyeye uygun. İçeride bir kaç basamak bulunmakta ve rampa bulunmamakta. Yardım almak gerekiyor. 

Lüksemburg Bahçeleri

Öncenden okuduğumuz notlarda görülmesi gereken yerlerden olduğu için burayı da görmek istedik. Otobüsle ulaşmak gayet kolay. Geniş bir saray bahçesi. Tek.sandalye ile rahatça gezilebilir. Bahçede çeşitli heykeller görülebilir. Ziyaretçilerin dinlenmeleri için bol bol koltuklar yerleştirilmiş. Vaktiniz varsa görmekte yarar var.


Lafeyette

Paris’te alış veriş pahalı olduğundan bu gibi yerlere pek rağbet etmesekte tanınmış bir mağaza olduğundan lafeyetteyi görmek istedik. Paris’te bir iki şubesi olan bu mağazanın en güzel şubesi olan ve tarihi opera binasının yanında bulunan mağazasına ulaşmak otobüsle mümkün. Bu arada otobüs biletleri 1,5 Euro ve engellilere de ücretli. Mağazanın hepsini gezmeden alt katlarında gezindik. Bina çok güzel dekore edilmiş. Vaktiniz vara görülmesi gereken bir yer. Tek.Sandalye için de uygun.


Yeme içme

 Paris’te birçok lokanta ve Kafelerde yemek yiyebilirsiniz. Biz önceden planladığımız üzere Leon lokantasında midye yemeyi tercih ettik. Şanzelize caddesinde bulmanız mümkün. Üç kişi yaklaşık 100 Euro ile iyi bir midye ziyafeti çektik. Paris’in ekmekleri ve soğuk sandviçleri meşhur. Zaten park ve bahçelerde aldıkları sandviçleri afiyetle yiyen birçok insan görebilirsiniz. Hem de hesaplı bir şekilde karnınızı doyurmanız mümkün. Burada Mc Donald tipi hızlı yemek kültürü fazla yer almıyor. Biz de şanzelise üzerinde bulunan Paul’de sandviç ve krovasan ile kahvaltı yapmayı tercih ettik. Paris’in bilhassa ekmekleri çok lezzetli. Tavsiye ederim. Şanzelizede bulunan bu mekândan değişik ekmekler alıp, yanımızda getirdik.Türkiye’de ve her yerde olduğu gibi burada da aşınası olduğumuz starbucks Cafe’de kahve içip pastalarından yemeyi ihmal etmedik. Şanzelizede Galeria Des Arcades pasajında bulunan bu kafe bizim diğer gezilerimizde olduğu gibi önemli uğrak yerimiz oldu.


Tekerlekli sandalyeliler için Paris
Sonuç olarak notlarımda da belirttim gibi Paris’te önemli yerler tekerlekli sandalyeli engelliler için uygun. Yanınızda refakatçi olmak şartı ile gerek yayan ve gerekse otobüslerle çok rahat gezebilirsiniz. Uygun bir bilet ayarlayıp, booking.com aracılığı ile uygun bir otel bulup bilhassa bahar aylarında bir Paris gezisi yapmanızı tavsiye ederim.