Engelliler için Newyork

(Bknz: Engelliler için Amerika Genel Notlar)

Amerika gezimizin ilk durağındayız. Uzun bir uçak yolculuğunun ardından kente ulaştık. Daha önceden planladığımız gibi ve hiçbir sıkıntı yaşamadan, iki metro değiştirerek otelimize ulaştık. Kalacağımız günü düşünerek havaalanında bulunan makinelerden 5 günlük bilet aldık ve bu süre içinde gerek metro ve gerekse otobüs yolculuklarımızı bu biletle rahatça yaptık.

New York, Amerika Birleşik Devletleri’nin en kalabalık şehri ve dünyanın en kalabalık metropoliten alanlarından New York metropolitan bölgesinin merkezidir. 

“New York’u tek bir ziyarette fethetmek imkansızdır” sözünden hareketle şehrin belli başlı yerlerini gezmeyi önceden planlamıştık

New York’u gezerken çok rahat edeceğinizin garantisini verebilirim. Şehrin gezilecek yerlerinin nerdeyse tümünün yer aldığı Manhattan adasını dikey kesen yukarıdan aşağı 12 avenue(cadde) ve Central Park’dan itibaren aşağıya kadar yatay kesen 59 street(sokak) ile mükemmel bir adresleme sistemine sahiptir. Şehir; ticaret, finans, medya, sanat, moda, araştırma, teknoloji, eğitim ve eğlence sektöründe önemli katkı yaptığından dolayı küresel kent olarak anılmaktadır. Önemli bir uluslararası diplomasi merkezi olan kent, Birleşmiş milletler genel merkezine de ev sahipliği yapmaktadır ve dünyanın kültür başkenti olarak tanımlanır.

Şehir, dünyanın en büyük doğal limanlarından birinin üstüne kurulmuştur. 5 kısımdan oluşur. Bunlar the Bronx, Brooklyn, Manhattan, Queens ve Staten Island.

New York’u genel olarak, bir çok konumları itibariyle tekerlekli sandalye ile erişilebilir olduğunu rahatça söyleyebiliriz. Şehri  tekerlekli sandalye dostu görmek gerekir.  Şehirde engelliler için herhangi bir indirim bulunmadığından, şehrin altı en popüler turistik yerinin giriş bedellerinde  %41 indirim sağlayan CityPass almanız uygun olur.

Bunun dışında bazı istasyonlar hariç metro durakları tekerlekli sandalyeye uygun. Otobüslerde tamamıyla engellilere uygun dizayn edilmiş durumda. Yani şehir içi ulaşımda sorun yaşanmıyor. Biz otelimizin yakınında metro durağı olduğundan genelde metroyu kullandık. Ancak metro hatlarının önemli bölümü epey eski olduğundan istasyonlar genel olarak yıpranmış ve bol bol farelerle karşılaşmanız mümkün. Ayrıca asansörlerdeki yoğun idrar kokusu nedeniyle girerken derin bir nefes almanız gerekiyor. Neyse ki asansör yolculuğu uzun sürmüyor.

Sokakta tekerlekli sandalye kullanmak oldukça yorucu olduğunu söylemeliyim. Kaldırımlar genellikle hasarlı ve yaya geçitlerinde delikler bulunmakta. Artı yol çalışmaları ve inşaat iskeleleri gezimizi zorlaştıran faktörler oldu.

New York’ta mekanların çoğu engelliler için çok iyi hazırlanmış ve erişilebilir durumdadır.

Yeme içme konusunda her türlü imkan bulunakta. Yollarda sık sık bilhassa helal gıda satan seyyar satıcılara rastlamak mümkün. Yani bütçeniz doğrultusunda karnınızı çeşitli şekillerde doyurabilirsiniz. Sadece oteller bilhassa merkezi bölgede oldukça pahalı. Biz bu nedenle queens bölgesinde nispeten ucuz bir otelde konakladık. Yakınında metro olması, merkeze uzak olmasının olumsuzluğunu bize hissettirmedi.

Sizde gezi planınızı otelinizin konumuna göre yapabilirsiniz. Yakın olan yerleri ayni günde gezmeyi planlayın. Tek dikkat edeceğiniz husus gideceğiniz bölgedeki metro istasyonunu bilmek. Tabi bu istasyonun engelliye uygun olup olmadığına da dikkat ediniz. Bunun için internetten New York metrosunun sayfasını iyi inceleyip ona göre günlük planlarınızı yapınız.

Engelli Ulaşımı

Metro: New York dünyanın en geniş yeraltı metro ağına sahip. Şehrin genelinde 468 metro durağı var diyorlar. Metro Engelli Amerikalılar Yasası 1990 yılında yürürlüğe girmesinden bu önce inşa edildiğinden, bütün duraklar tekerlekli sandalye ye uygun değil. Yavaş yavaş duraklara asansörler yapılmaktaymış. Mesela Manhattan’da, 147 istasyondan sadece 36 tanesi tekerlekli sandalye uygun. Bu arada duraklara ait asansörleri bulmak ta ayrı sorun. Sonradan eklendiğinden ilgisiz bir yerde olabiliyor. Mesela bir binanın içinde olabiliyor. Metro duraklarının hangisinde asansör oluğu metronun sitesinde mevcut.

Şehir İçi Otobüs : New York şehrinde otobüsler engelli ve tekerlekli sandalye kullanıcıları için erişilebilir durumda. Tüm otobüsler tekerlekli sandalye rampası ve alçaltılmış bir zemin veya mekanik bir asansör ile donatılmış. Rahatça inip binmek mümkün.

Taksi : Şehirde engelli işaretli taksilere sık sık rastlanıyor. Tarifeleri normal taksilerle ayni. Kullanımda sorun yaşanmıyor.

 

Manhattan

Kesinlikle New York’un en önemli bölgesi. Gezilecek yerlerin tamamıma yakını bu bölgede. Manhattan New York gibi kendi içinde bölümlere ayrılmış. Söz konusu bu bölgeler güneyden kuzeye doğru, sokak numaralarına göre bölünmüş olan Downtown Manhattan, Midtown Manhattan ve Uptown Manhattan’dır.

Manhattan’ı dolaşmak başta karışık gelebilir ama bir ızgarayı andıran sokak ve cadde düzenlemesi, aradığınız yeri bulmanızı kolaylaştırıyor. Manhattan’da doğudan batıya doğru numaralandırılmış, kuzeyden güneye uzanan 12 avenue (cadde) ve bu caddeleri paralel olarak kesen 220 tane street (sokak) var. Sokakların numaralandırılması ise adanın kuzey ucundan güneyine doğru sıralanıyor. Önceden bir gezi planı yapmakta fayda var. Birbirine yakın yerleri ayni günde rahatlıkla gezebilirsiniz. Zaman zaman yokuşlar biraz zorlamakta. Bu nedenle buraları metro ile aşmak daha uygun olacaktır. Şehrin bu bölgesinde zaman zaman bozuk yol ve kaldırımlarla karşılaşmak mümkün.

 

American Museum of Natural History

ABD’de bulunan dünyanın en büyük ve en ünlü müzesi. Müze birbirine bağlı 25 bina bloğundan oluşmakta. Toplam 46 daimi sergi salonu, araştırma laboratuarları ve kütüphanesi mevcuttur. Müze koleksiyonu, sadece küçük bir kısmı herhangi bir zamanda sergilenebilen 32 milyondan fazla parça içmekte. Müzenin 200’den fazla bilim insanı kadrosu olduğu da söylenmekte.

Amerika’nın en eski müzelerinden biri olan American Museum of Natural History, 1869’dan beri ziyaretçilerini ağırlıyor. İçerideki iskeletler, fosiller ve doldurulmuş hayvanlar size sanki üç boyutlu bir filmdeymişsiniz hissi uyandırıyor. Ve tabi olarak her yönü ile engelliye uygun. Mutlaka gezin

     

 

Battery Park City & Battery Park

1960’larda World Trade Center inşa edilirken, kazıdan çıkarılan 30 milyon ton kadar toprak Hudson nehrine boşaltılmış, 1980’lerde irili ufaklı apartmanların, ofislerin ve parklardan oluşan Battery Park City kurulmuş. Bölgenin hemen yakınında, Manhattan’ın ucunda yeşil bir alan, Battary Park bulunmaktadır.

Günümüzde New York’a gelen her turistin ziyaret etmek istediği Özgürlük Anıt’ı gezmek için öncelikle Battery Park’a gelmeniz gerekiyor. Park içerisinde iskeleye gitmek için levhaların sizi, kent tarihinde rol almış Castle Clinton’a  yönlendiğini göreceksiniz.Burası 1811 yılında inşa edilen  koruma amaçlı yapılan top kalesidir. Önce  akvaryum olmuş bu alan, sonra müzeye dönüştürülmüştür.Günümüzde Özgürlük heykeli ve Ellis adasına giden feribotların bilet gişesi fonksiyonunu görmektedir.

 

 

Manhattan’ın güney ucunda harika yürüyüş yolları ve paten yolları bulunan bu yeşillik alanda gün batımını seyretmek de ayrı haz vermekte. Düz bir alanda yer alan parkta tekerlekli sandalye ile rahatça gezebilir, bu arada sincapları ellerinizle besleyebilirsiniz.

 

Parkın içinde engelli tuvaleti de bulunan genel bir tuvalet yer almaktadır. Ayrıca bu alana da ;Museum of Jewish Heritage ve National Museum of American Indians’ı da ziyaret edebilirsiniz.

 

Brooklyn Bridge – Köprüsü ve South Street Seaport

New York’un simgesel yapılarının başında gelen bu köprüyü birçok Amerikan filmlerinden anımsayacaksınız. 1833’te açıldığında Brooklyn Köprüsü (Brooklyn Bridge), dünyanın en büyük asma köprüsüymüş. Manhattan ve Brooklyn’i birbirine bağlayan köprü, gotik tarzdaki mimarisiyle görülmeye değer bir özellikte. Köprünün yaya yolu girişi City Hall park’ın doğu yakasındandır.

Köprüyü tekerlekli sandalye ile rahatça gezebilirsiniz. Köprü 1.8 km uzunluğunda ve tekerlekli sandalye kullanıcıları için erişilebilirdir. Köprü, dünyada en fazla Fotoğrafı çekilen köprülerden biri haline gelmiş. Köprü yaya geçit tekerlekli sandalye girişi Manhattan tarafında Merkezi Caddesi’nin sonunda Brooklyn’den ve ya Tillary veya Adams Sokaklarda mevcuttur. Ayrıca bir gece vaktinde köprüyü görmenizi tavsiye ederim. Biz köprüyü Brooklyn tarafından seyrettik.Her daim kalabalık olan seyir yerlerinde her milletten insanları görebilirsiniz. Bulunduğumuz yerden hem broklyn köprüsünü hem de Manhattan köprüsünü izleyebilirsiniz.

 

Bryant Park

Times meydanının doğusunda,42nd Str üzerinde 6 ve 5. caddeler arasında, çalışanların yaz aylarında yemek ve atıştırma amaçlı toplandıkları yer olan yeşiller ve ağaçlar arasında kalan Bryant park alanını göreceğiz.39.000 m2’lik yüzölçümüne sahipmiş. . Burası gökdelenlerin arasında bir adeta nefes alma yeri. Parkın hemen önünde de yine filmlerden tanıdık New York Halk Kütüphanesi yani New York Public Library bulunuyor. Herkes eline kahvesini almış parktaki sandalyelerinde dinleniyor.

Yazları haftanın farklı günlerinde farklı etkinlikler ve tanıtımlar yapılmakta. Parkı bir köşesinde engelliler için meyilli bir giriş bulunmaktadır. Park tekerlekli sandalyeye uygun. Tuvalet bulunmamakta ama hemen yanında bulunan kütüphanede uygun tuvalet var.

 

NY Puplic Library

Bryant Park’ın hemen arkasında yer alan ve 1911 de halka açılan New York Public Library bulunur Kütüphane girişinde sabır ve metanet’i temsilen iki aslan figürü yer alır ( 5. cadde girişi ).Dünyanın en büyük araştırma kütüphanesinde birkaç milyon kitap ve el yazması mevcut. Giriş ücretsiz. İçeride engelsizlere uygun tuvaletler bulunmaktadır. Şöyle bir dolaşın.

     

 

Central Park

İşte bu şehirde mutlaka gitmeniz ve görmeniz gereken Simgesel bir yer. Burası Dünyanın en büyük parkı ve kesinlikle muhteşem bir yer. Hem Manhattan’ın göbeğinde, hem de böylesine bakir bir yer. Burasının yıllık ziyaretçi sayısı 20 milyon civarındaymış.
Manhattan’ın kargaşasının, kalabalığının ortasında, hem New Yorklular için hem de turistler için korunmuş bir gezme ve dinlenme alanıdır. Empire State Building’ten şehre baktığınızda bu parkın büyüklüğünü ve güzelliğini görmemeniz mümkün değil

Park içinde bazı bölgelere ulaşmak için yokuşu göze almanız gerekir. Tercih sizin. Mesela ben yokuş nedeniyle (belki de merdivende olabilir) Belvedere kalesine gidemedim. Oradan parkı seyretmeyi tavsiye etmişlerdi ama çıkanlar pek o fikirde değiller. Sizde kendinizi yormayın. Parkta gezilecek daha çok yer var.

     

800 m eninde ve 4 km uzunluğundaki Central Park, şehrin her daim kalabalık yerlerinden ama parkta herkes kendi hâlinde zaman geçirdiği için kalabalık rahatsız edici olmuyor. Great Lawvn’dan göllere , kuzeydeki çayırlara ve ormana kadar parktaki her şey tabii değil sonradan insanlar tarafından  yapılmıştır. Ama güzel yapılmış. Şehrin o kalabalık ortamında kendinizi bir ormanın içinde buluveriyorsunuz. Genelde her yer tekerlekli sandalyeye uygun ve belli yerlerde uygun tuvaletler bulunmakta. Ayrıca çeşitli yiyecek satan büfelere ve paranız varsa pahalı denilebilecek restoranlar bulunmaktadır. Rahatlıkla bir gününüzü buraya ayırın. Yetmeyecektir ama idare edin artık.

Etrafınıza baktığınızda, yürüyüş yapan, bisiklete binen, paten ve kaykay yapan, uzanan hatta uyuyan değişik yaş grubundan pek çok insan görürsünüz. Sadece spor değil tabii Central Park müdavimlerinin ilgi alanı. Parkta gitarını, kemanını vs. alıp parka gelen müzisyenlere de rastlayabilirsiniz.

Amerika Birleşik Devletleri’nde en çok ziyaret edilen parktır. Yılda yaklaşık 35 milyon insan bu parkı ziyaret eder diyorlar.

Parkın bir güney bir de kuzey ucunda kışları buz pateni, diğer mevsimler normal paten yapılabilen iki adet pist, 5.cadde cadde civarında bulunmakta. Central Park Zoo – web ve Tisch Children’s Zoo, parkın ilginç hayvanat bahçeleri bulunmakta. Ama biz buraları gezme zamanı bulamadık. Pakın güney doğu köşesinde ilginç bir mekânda; mid park 64 th str.’ye yerleşmiş olan tarihi Carosuel’dir.1908 yapımlı atlıkarınca’ya nisan – kasım arası binilebiliniyor.

Yakın alanında yer alan Sheep Meadow, piknik yapmak ve güneşlenmek için bilinen bir yerdir.

Parkın tam ortasında 66 th str.den başlayan ünlü yazarların heykellerinin sıralandığı Literary Walk uzanır.Bu yürüme yolu bizi orkestra platformunun bulunduğu ve parkın meşhur noktası olan Bethesda Terrace an Fountaine ile sonlanan Mall alanına çıkaracaktır. Buradan  göl manzarasını seyredip bol bol resim çekebilirsiniz.(bizim yaptığımız gibi)

     

Doğuya doğru ; Conservatory Water maket tekne göletine uzanırız ve burada maket tekneleri izleyebilirsiniz. Bu göletin kuzeyindeki, Alice Harikalar Diyarı’nın karakterlerin bronz heykeline gelirsiniz.

Hikaye kahramanlarının heykellerinin bulunduğu yer her daim resim çektirenlerle dolup taşıyor.

 

John Lennon’ın önünde öldürüldüğü Dakota Apartmanı ve Lennon anısını yaşatan Strawberry Fields da uğramayı ihmal etmeyin. Kulağınıza mutlaka imagine’nin melodisi gelecektik.

     

 

Chinatown

New York’un bir özelliği de her bölgesinin farklı özellikler taşıması. Chinatown ise değişik bir atmosferi olan bölgeler arasında kesinlikle ilk sıralarda yer almaktadır.

Adından da anlaşılacağı üzere bu mahalle, New York’un meşhur Çin Mahallesi’dir. Kentte Lower east side’deki etnik mahalleler arasında gelişen mahalledir. Küçük dükkanlarda, taklit ( Çakma ) markalar, saatler , çantalar , olağan hediyelikler , manav tezgahlarında egzotik Çin meyveleri ve 200’ü aşan restoranlar bulunmaktadır. Her şey var burada.ne ararsan burada. Karmaşık, hareketli , 200 bin civarında insan yaşayan mahalle.Meraklısına,Chatham square civarında ,Division str. ve Bowery’nin köşesinde , Konfüçyüs’un 1983 yapımı bronz heykeli yer alıyor.

 

  

Sandalye ile gezmesi bilhassa dar sokaklarda oldukça zor. Kaldırımlar dar ve tezgahlar kaldırımlara taşmış durumda. Yola insen gelen giden vasıtalar rahat vermiyor. Şöyle bir dolaşın yeter zaten. Yiyeceklerde beni pek açmadı.

 

Ellis adası

Ellis Adası, 1 Ocak 1892 ile 12 Kasım 1954 tarihleri arasında, New York’a gelen yeni göçmenler için bir transit merkezi olarak hizmet vermiştir. Genelde hüzün veren bir yer. Birçok filmde görmüşsünüzdür. İnsanlarım ülkeye girmek uğruna yaşadığı eziyetleri.

Neyse biz bunları tarihin utanç kısmına bırakıp adayı gezelim. Özgürlük heykelini gezdikten sonra gezi gemimiz bu adaya da uğruyor. Adayı turistlerin ziyaret etmesi serbesttir ve müze ücretsizdir. Müze binası her yönü ile tekerlekli sandalyeye uygun ve engelli tuvaleti bulunmaktadır. Döneme ait objelerin bulunduğu ve çeşitli dönemlerde çeşitli amaçlarla kullanılan binayı görün derim. Tabi vaktiniz varsa.

 

Ayrıca sadece bu adaya gelen ücretsiz feribotlar bulunmaktadır. Feribottan en iyi Özgürlük heykeli ve Manhattan siluetinin izlenmekteymiş ki ayni fikirdeyim. Feribot gece dahil tüm gün çalışmaktaymış.

 

Empire State Building

New York’ta tepesine çıkıp şehri seyretme imkanı veren 3 binadan biri. Bizim şehri seyretmek için tercihimiz burası oldu.

Empire State Building , New York’da bir gökdelen. Bina, Manhattan, Fifth Avenue’de 33. ve 34. caddelerin arasında yer alır 1 Mayıs 1931 tarihinde, o güne kadar Dünya’nın en yüksek binası olan Chrysler Building’in bu unvanını elinden almıştır. Bina 102 katlı olup, 1576 merdiven basamağına sahiptir.

     

Yüksekliği 381 m, anten ile beraber 443,2 m’dir. World Trade Center (Dünya Ticaret Merkezi) binasının 1972 tarihindeki açılışına kadar Dünya’nın en yüksek binası olarak kalmıştır. 11 Eylül 2001 tarihindeki terör saldırıları sonucu World Trade Center binaları yıkılınca, New York’un en uzun binası unvanını geri almıştır. Şu anda, anten yüksekliği ile 527 m olan Chicago’daki Sears Kulesi’nden sonra ABD’nin en yüksek ikinci binası olan Empire State Building, Dünya’da da tek başına yükselen en yüksek üçüncü yapıdır. Genelde uzun kuyruklar oluyormuş ama bizim şansımıza fazla kalabalık değildi. Hiçbir özel muamele görmeden sıraya girerek bekledik. Belki öne çağıran bir yetkili olur dedik ama nafile. Sıramız gelince biletimizi alıp (herhangi bir indirim de yoktu) asansöre yöneldik. Hızlı bir çıkış yaparken tavanda bulunan ekrandan binanın inşaat aşamalarını izledik.

Açık bir havada binadan,(şansımıza hava açıktı) 80 mil mesafedeki beş ABD eyaletine bakılabilir. Bunlar, New York, New Jersey, Pensilvanya, Connecticut ve Massachusetts’dir.. Bugüne kadar binayı 117 milyon kişi ziyaret etmiş diyorlar. Hatta binanın tüm kira gelirlerinden fazla geliri buradan elde ediyorlarmış. Biliyor işini bu Amerikalılar. Binanın 86. Ve 102. Katlarında seyir imkânları bulunmakta. Ama bizler için 86.kat uygun 102 katta duvarlar yüksek olduğundan uygun değil. Ayrıca 86 kattaki seyir dürbünlerinin seviyeleri tekerlekli sandalye seviyesine indirilmiş durumda. Bina Amerika engelli yasasına tam uyumlu. Gözlem katına çıkışlar sabah 08:00’de başlıyor, en son bilet satışı gece 11:15’de ve gözlem katı gece yarısı kapatılıyor

Empire State Building’in inşaatı sadece 18 ayda bitirilmiş olup, bina New York’ta çekilen bazı filmlere ilham kaynağı olmuştur. Mesela King Kong’un bu binaya tırmanışını unutmamız mümkün değil.

Yetişkinler için bilet 12,50$,  Engelliler için indirim yok.

 

Chrysler Binası

New York silüetine imzasını atmış bir bina. Dünyada tamamı tuğla ile inşa edilmiş en uzun bina olan Chrysler Binası, tamamlanma tarihi olan 1930 yılında 319 metre ile dünyanın en uzun binası unvanını da almıştı.Çağdaş mimarların gözünde New York’un en iyi binalarından biri olarak görülmekte. Yanından geçip seyretmekle yetindik.

 

Grand Central Terminal

Grand Central Terminali  Midtown Manhattan bölgesinde yer alan bir gar binasıdır. Bina 42. Cadde ile Park Avenue arasında yer almaktadır.

     

Grand Central Terminali halen tren platformu sayısı itibariyle dünyanın en büyük tren garı binasıdır.Toplamda 48 tren peronu ve 75 ayrı tren ray hattı mevcuttur. Burası da bir çok filmden aşına olduğumuz bir mekan.(Zaten bu şehir bir film platosu gibi) Engelliye uygun ve tuvalet mevcut. Bilhassa içindeki saat ile de ün yapmıştır.

 

Ground Zero ( World Trade Center)

11 Eylül 2001 tarihine kadar, New York’a gelen turistlerin Downtown Manhattan gezisi, World Trade Center (Dünya Ticaret Merkezi)’nin ikiz kulelerini görmek üzere bu noktadan başlarmış. Binlerce kişinin hayatını kaybettiği terör saldırısından sonra, bir zamanlar kulelerin yer aldığı bu bölgeye artık Ground Zero (Sıfır Noktası) denilmekte ve hâlâ turistlerin ilgi odağı olma özelliğini korumakta.

Terör saldırısından sonra yıkılan kulelerin yerine ölenlerin anısına bir Anıt dikildi. Bizler şehre yüksekten bakmayı Empire State Building yana kullandığımızdan binaya girmedik. Etrafında dolaştık. Ölenlerin anısına yapılan ve etrafında ölenlerin isimlerin bulunduğu anıtsal havuzun yanında gezdik ve resimler çektik. Ağır bir hüzün hakim. Rahatça gezilebilecek düzlükte.

     

Binaya çıkmak isterseniz diye aldığım bilgiyi paylaşayım. Gözlem 100 kattan yapılıyormuş. Görüş alanı tüm binayı saran, 360 derecelik bir bakış açısı sağlıyormuş Tuvaletler 100’üncü katta bulunmaktaymış Giriş 12-dolar ve engelli indirimi yok.

Bu arada hemen yakınında yer alan aşağıda resimde de görülen ilginç yapı bir alış veriş merkezi ve istasyon binası.

Westfield Word Trade Center muhteşem bir mimari eser. Amerikalılar AVM yaparsa böyle yapar denilecek bir yapı. Çatısı ile de dikkat çeken yapıda genelde lüks mağazaların yer almaktadır. Bunun yanında kafeler, lokantalarda bulunmakta.

   

 

Harlem

Hollywood filmlerinden aşina olduğumuz Harlem, genelde New York’un sorunlu bir bölgesi olarak tanınır. Hala ekonomik olarak en yoksul yerdir. Central parkın kuzeyinden 110 th Str.ten başlar ve 178 th str.’e kadar uzanır.Son zamanlarda yapılan pek çok olumlu değişiklik, bölgenin bu özelliğini biraz da olsa değiştirmiş. Suç oranı yüksek, çoğunlukla Afrika kökenli ABD’lilerin yaşadığı bir bölgedir. Bizde park gezimiz sırasında parka yakın bölgesinde bir tur atmakla yetindik. Fazla bir özelliği yok, gezilmesi şart değil.

     

 

Little Italy

   

Chinatown’la komşu olan Little Italy, Amerika’nın küçük İtalya’sı. İtalyanların yemek konusundaki ünü, Atlantik Okyanusu’nun bu tarafına da yayılmış. Bu mahallede bol soslu bir spagetti ve bir kadeh ev yapımı şarap tadabilir ve ünlü İtalyan markalarının ürünlerini satın alabilirsiniz.

      

Mahalle düz bir yerde yer almakta ve gezinti için uygun. Oraya gittiğimizde karnımız tok olduğundan yemek yemedik ama güzel bir İtalyan dondurmasının tadına baktık.

 

Metropolitan Museum of Art

Museum Mile bölgesi müzelerinden biri olan Metropolitan Museum of Art kısaca “ Met” olarak bilinir. 1870 yılında Avrupa’daki benzerleriyle boy ölçüşebilmesi için kurulan müze, batı dünyasının en kapsamlı koleksiyonlarından birine sahip. Yaklaşık 2 milyon metrekare. Müzede 3 milyondan fazla eser bulunmakta ve 250 salonuyla müze, bunun sadece dörtte birini sergiliyormuş.

Müze, ABD’de en çok ziyaret edilen ve dünyada ise üçüncü sırada ziyaret edilen müze, tekerlekli sandalye kullanıcıları için tam olarak erişilebilir durumdadır. Asansörler ve erişilebilir tuvaletler bina boyunca yer alıyor.

  

Giriş ücretli ama biz gişedeki kızın yardımı ile 3 kişi 20 dolar bağış yaparak girdik. Sizde bu konuda girişim yapın. Müze öyle bir günde gezilecek gibi değil. Biz sadece 3 saat gezebildik. Ama gördüğüm müzeler arasında ilk 3’de yer alır. Daha geniş bir zamanda bol bol gezmeyi hayal ederek müzeden ayrıldık.

     

 

NYC Rockefeller Center

1930’larda John D. Rockefeller tarafından kurulmuş, dünyanın tek bir kişiye ait olan, en büyük iş ve eğlence kompleksi olan Rockefeller Center’daki binalarda 30’dan fazla restoran, özel mağazalar ve bir de buz pateni pisti olduğunu öğrendim.

Merkezi Manhattan’ın baş köşesini , 5 ve 6. caddeler arasında ; 47 th Str.den 52 th Str.’e kadar yaklaşık 9 hektar alan kaplar.Bu kompleksteki tüm binalar bir postanenin yer aldığı , pek çok mağaza ve restoranla dolu yer altı geçitleriyle birbirine bağlı durumdadır

Rockefeller’ın üstüne çıkıp New York manzarası da izlenebiliyor. Bu gözlem noktasına Top of the Rock deniliyor ve ücreti tam 27 $ , indirimli 17 $ .

Rockefeller Bölgesinde yürümeye devam ederken 5th Avenue St. Patricks Katedralinin karşı tarafında Atlas Heykelini göreceksiniz. Burası da New York açısından önemli bir yapı. Atlas Heykeli antik Yunan tanrısını betimlemektedir.

İçine girmeden adını çok duyduğumuz binayı dışarıdan seyretmekle yetindik. New York’ta gezerken mutlaka karşınıza çıkacaktır.

 

Özgürlük Heykeli

 

Özgür New York’un ve ABD’nin sembolü sayılan Özgürlük Anıtı, Fransa’nın Amerika’ya bir armağanı. 1886’dan beri ‘Yeni Dünya’ya gelen göçmenleri karşılayan Anıt, turistlerin de ilgi odağı.

Anıt, Fransa’da yapımı 10 yıl süren ve tamamlandıktan sonra parçalara ayrılıp  Amerika’ya taşınmış ve burada 1886’da tekrar birleştirilerek ulusal bir anıt hâline gelmiş.46 m. yükseklikteki heykel Frederic Auguste Bartholdi tasarımlıdır.

Günümüzde New York’a gelen her turistin ziyaret etmek istediği Anıt’ı gezmek için öncelikle Battery Park’a gelmeniz gerekiyor. Alacağınız bir biletle her iki adayı da gezebilirsiniz. Burada da bir indirim söz konusu değil. Sırada öne alınmakta yok. Anıt’ın içini gezmek için sınırlı sayıda tura izin verilmekteymiş. Anıt’ın içini görmek istiyorsanız biletlerinizi önceden almanızda fayda var. Biz almadığımızdan içini gezemedik.

Adaya geldiğinizde Anıt’ı gezmek için haritada görüldüğü gibi heykelin etrafında bir tur atmanız gerekiyor.Hem heykeli bol bol görebilir hem buradan New York Limanı manzarasını izleyebilirsiniz ama biraz uzaklara baktığınızda muhteşem bir Manhattan ve Brooklyn manzarasına şahit olursunuz. Heykelinin güzelliğini ve tarihi bol bol yaşayın. Gezi alanı düz ve engelliye uygun, engelli tuvaletlide mevcut. Teknelerde tekerlekli sandalyeye uygun, içerisinde özel yer bulunmakta. Yani rahatça gidip rahatça gezebilirsiniz. Mutlaka gidin.

Ayrıca lobide bulunan, Anıt’ın yapılışıyla, tarihiyle ilgili sergiyi de gezebilirsiniz. Bu arada biz şampiyonluğumuzu atkımız ile burada da kutladık.

 

Radio City Music Hall

Manhattan’da bulunan Radio City Music Hall bir eğlence mekanı ve konser salonu. 1932 yılında açılan Radyo Şehir tarihi boyunca farklı zamanlarda sayısız eylemler, Grammy Ödülleri, NFL Taslak ve ev sahipliği yapmıştır. İçine girmeden etrafında dolaşıp binayı dıştan görüntüledik.

 

St. Patricks Cathedral

     

Aziz Patrik Katedral’i 1858 – 74 yıllarında inşa edildiğinde bölgenin en yüksek binası imiş. Bu şehirdeki binalarda  mutlaka bu özellik bulunmakta. ( 103 m. ).Günümüzde etrafı cam kaplı yüksek binalarla , Rockefeller Center’e ait gökdelen ve çevre binaları yanında küçücük kalmaktadır.New York başpiskoposluğunun merkeziymiş. Tekerlekli sandalyeye uygun bir bina. Görülmesi gerekir.

 

Times Square (Times Meydanı)

Hiç şüphesiz dünyanın en ünlü meydanlarından biri. New York’unda tartışmasız en önemli yeri. Öğrendiğimize göre eskiden sevimsiz ve iç karartıcı bir meydanken günümüzde Times Meydanı, Manhattan’ın en canlı ve eğlence dolu yeri olmuş. Şık görünümlü ofisler, oteller , gösteri merkezleri,dükkan ve restoranlar ile her daim hareketlidir.Bol bol bulunan ışıklı reklam panoları ile burada geçe olduğunu bile anlamıyorsunuz, her yer aydınlık. Mutlaka geçe gidin. Theater District (Tiyatro Bölgesi) ise; 42nd Street’ten 53rd Street’e kadar 6th ve 8th Avenue arasında kalan bölgedir diyebiliriz. Bugün Broadway olarak bildiğimiz en ünlü bölüm ise 42nd Street’tir. Bu civarda birbirinden ünlü tiyatrolar bulunmaktadır.

     

Alan milyonlarca ışık, yüzlerce pano ve reklam alanları ile çevrili. Gezen ve yer yer merdivenlerde oturan , kalabalık insan seli .Dükkanlar mağazalar geç saatlere kadar açık. Tekerlekli sandalyeye uygun bir alan.

Meşhur kırmızı merdivenlerine çıkmamız mümkün değil ama seyretmek bile ilginç.

 

United Nations Birleşmiş Milletler

Birleşmiş Milletler Genel Merkezi New York Şehri’nde Birleşmiş Milletler’e ait bir kompleks.Çok tanıdık bir bina. 1952’de kompleks inşasının bitmesinden beri Birleşmiş Milletlerin resmî karargâhı olarak fonksiyon göstermişte.. Manhattan’ın Turtle Bay mahallesinde, East River’a bakan bir alanda bulunur

2. Dünya Savaşı’ndan sonra uluslararası barışı sağlamak için kurulmuş Birleşmiş Milletlere ait binalar da Midtown Manhattan’ın önemli yapılarındandır. Genel sekreterlik, cam-mermer karışımı olan yüksek binada çalışır. Genel Kurul ise toplantılarını iç bükey bir terası olan, alçak binada yapar. Toplantı olmadığı günlerde binanın içinde düzenlenen turlara katılabilirsiniz.Tur ücreti : tam 16 $ , indirimli 9 -11 $.Biz katılmadık sadece binayı izlemek ve hatıra fotoğrafı çektirmekle  yetindik.

 

Wall Street

Battery Park’tan yürüme mesafesinde bulunan Wall Street, Manhattan’ın en ünlü sokaklarından biridir. Çoğu ziyaretçi burayı biraz karanlık ve kasvetli bulabilir, çünkü çok yüksek binaların olduğu bu bölgede sokaklar çok dardır.

Artık sembolik bir anlamı olsa da, 1653 senesinde New York’un Hollandalı valisi Peter Stuyvesant, kolonicileri İngilizlerden korumak için bu bölgeye bir duvar yaptırmış. Bu duvar yıkılalı çok olmuş ama sokağa adını veren de yine bu duvar olmuş. Yollar parke olduğundan sandalye için hareket güç olabiliyor.

Asıl ilgi alanı caddenin diğer tarafında yer alan Borsa binasıdır. Borsayla ilgili olmasanız bile Broad Street No.8- 18’de bulunan New York Borsası’nın (New York Stock Exchange)binasını görmelisiniz. 11 Eylül’e kadar bu binada halka açık bir galeri ve ziyaretçi merkezi varmış ama artık kapalı.

      

Ayrıca New York’un Finans Merkezi’nin ve Wall Street’in sembolü hâline gelmiş bronz Wall Street Boğa’sıyla ve karşısında ona kafa tutan küçük kız heykeliyle de bir fotoğraf çektirmeden dönmeyin.

 

 

5th avenue

New York’ta 5th avenue yani 5. bulvar dünyanın en ünlü, en lüks alışveriş caddelerinden birisi. Adanın en kuzeyinden Harlem bölgesinden başlar ve Central park’ın hemen doğu kenarını izleyerek güneye , Washington Square Park alanına kadar boylu boyunca uzanır.Ünlü markalar bu bulvar ve burayı kesen caddelerde sıralanmıştır.Apple Store , 767 5th Avenue – New York, NY adresinde ilginç ve cam dizaynı ile yeni ve büyük mağazasında yerini almıştır. Bulvarın en şatafatlı bölgesi ;40 ve 59th Str.- caddeler arasıdır..

5. caddenin doğusunda yer alan ve kuzey & güney yönü ile devam eden diğer ünlü bulvarda ; Madison Ave ve onunda doğusunda bulunan Park ave bulvarları bulunmaktadır.

 

Broadway 

5. caddeden ayrılıp, sanatın merkezi, dünyanın en önemli sanatçıların doğduğu, tiyatroların, sahne sanatlarının, şovların beşiği Broadway bölgesine ilerliyoruz. Dünyanın en büyük gösteri merkezleri bu bölgede yer alıyor. Özellikle akşam görülmeye değer. Işıkların büyüsüne kapılıp hayallere dalıyoruz. Rahatlıkla gezilebilecek ve görülmesi gereken bir bölge.

 

Flat Iron

Ülkenin ilk gökdeleni olan Flatiron Binasını görüp  fotoğrafını çekmekle yetiniyoruz. Oldukça enterasan bir bina. Gelmişken mutlaka görülmeli. Broadway ve 5th avenue kesiştiğinde ilginç mimari bir yapı. New York’un önemli ikonik binalarından biri. Halen İş merkezi olarak kullanılıyormuş.

 

Union Square

Broadway’den 4 Ave. vede E 14th Str. ile E 18th Str. arasında kalan alandır.1839 yılında açılmış , 1872 de yeniden tasarlanmış alan kent için tarihte toplumsal olaylara sahne olmuştur.1882 de ilk işçi bayramına ev sahipliği yapmış.George Washington, Abraham Lincoln, Mohandas Gandi, ve Marquis de Lafayette gibi ünlülerin heykelleri yer alan park’ta popüler Greenmarket bulunur.Haftanın 4 günü sebze meyve vs. tarzında semt pazarın bulunduğu alandır.

 


Başta da yazdığım gibi “New York’u tek bir ziyarette fethetmek imkansızdır” sözüne hak vererek 7 günlük seyahatimizde bu kadar yer görebildik. Değişik lokantalarda değişik yemekler yedik. Ama aklımızda olup gidemediğimiz yerleri kısmet olursa başka bir tarihe bırakarak şehirden ayrıldık. Uzun uçak seyahati ve bilhassa otellerin pahalılığı olumsuz yönleri olsa da gene de bir daha da gitmek istediğimiz şehir. Tekerlekli sandalye sizi engellemesin, sıkıntı çekmeyeceğiniz bir şehir. İmkanınız varsa çekinmeden gidin.

 

About Levent KARAGÖZ

Leave a Reply